25 Kasım 2019 Pazartesi

Küresel Bilgi Ekonomisi ve Stratejik Aktivizm: Uluslararası Eğilimler ve Türkiye Tecrübesi, BÖLÜM 3

Küresel Bilgi Ekonomisi ve Stratejik Aktivizm: Uluslararası Eğilimler ve Türkiye Tecrübesi, BÖLÜM 3




5. Bilgi Ekonomisine Geçişte Stratejik Liderlik ve Türkiye 

    Çalışmanın başlangıcından itibaren ortaya konulan ekonomik küreselleşme dinamikleri, stratejik aktivizm örnekleri ve kamunun teknolojik kalkınmaya vizyoner önderlik etmesi açılarından Türkiye tecrübesi nereye oturmaktadır? Bu bölümde kısaca bu soruya cevap aranmaya çalışılacaktır. Tarihsel bir perspektiften bakılacak olursa Türkiye’nin cumhuriyet dönemi ekonomi politiği, birinci ve ikinci sanayi devrimlerini iç sosyopolitik çalkantılarının girdabında kaçıran genç bir ulus devletin hızlı sosyoekonomik kalkınma yoluyla ‘muasır medeniyetler seviyesi”ne ulaşma çabasının kısmen başarılı oluş öyküsü olarak okunabilir. Ancak cumhuriyet tarihi boyunca küresel sistemin sağladığı elverişli konjöktürel şartlarda dönemsel olarak yakalanan sosyoekonomik kalkınma ve yapısal değişim dalgaları birbiri ardına yaşanan ekonomik krizler ve bu krizlerin tetiklediği sosyopolitik travmalar tarafından kesintiye uğratılmıştır. Sonuç olarak 1930’lu, 50’li, 60’lı ve 80’li yıllarda dönemsel olarak yakalanan ekonomik büyüme, uzun soluklu, istikrarlı ve sürdürülebilir bir kalkınma ve sosyoekonomik dönüşüm projesini besleyememiştir. Bu bağlamda, cumhuriyet dönemindeki ortalama gelişme performansının da, gelişmişlik seviyesi Türkiye’ye yakın kimi ülkelerin katettikleri me-safeler ve ülkenin potansiyeli göz önüne alındığında pek tatmin edici olmadığı söylenebilir. Bu bağlamda, Türkiye’deki devlet yapısının ulusal çıkar grupları ve uluslararası baskı odaklarının etkileri karşısında özerk sosyoekonomik gelişim stratejileri oluşturup uygulayabilme noktasında geleneksel olarak son derece yumuşak ve düşük kapasiteli; siyasi rejimi ve ideolojik öncelikleri ilgilendiren konularda ise demokratik sosyopolitik talepleri tereddütsüz reddedecek derecede sert bir karakter sergilediği görülmektedir. 

Bu durum Heper ve Keyman’ı (1999) “iki-yüzlü” (double-faced) bir siyasi mekanizma tanımlaması yapmaya yönlendirmiştir ki kalkınma ve 
demokratikleşme alanlarındaki pek çok tarihsel deneyim bu tanımlamayı haklı çıkarmaktadır.  

    Sosyoekonomik alanlarda stratejik liderlik kapasitesi düşük siya-si/bürokratik aktörler tarafından 1980 sonrasında küresel ekonomik sistemle kontrolsüz ve 
kurumsal altyapı yönünden hazırlıksız bir şekilde başlatılan entegrasyon süreci, bir taraftan Türk ekonomisini küresel sermaye ile ihracat üzerinden entegre 
olmaya sevk ederken diğer taraftan erken finansal liberalleşme yoluyla uluslararası finansal krizlere ve spekülatif ataklara karşı dirençsiz bir ekonomik yapıyı ortaya çıkarmıştır. Gerek uluslararası ekonomik kuruluşlardan gelen baskılar gerekse yerel siyasi aktörlerin bu baskılara paralel kısa vadeli politik amaçları doğrultusunda hızlandırılan ekonomik liberalizasyon sürecinin devletin ekonomik yönetişim kapasitesi ve denetim kabiliyetini arttırıcı adımlarla tamamlanamaması ciddi bir ekonomi-politik zaaf alanı oluşturmuştur. Ancak politika formülasyonu, uygulaması ve denetimi alanlarında gerekli yasal ve kurumsal düzenlemelerle yerleştirilemeyen yönetişim mimarisinin ve bunun yokluğunda kemikleşen popülist dağıtım ağlarının bedeli 1994, 2000 ve 2001 yıllarında sosyoekonomik dengeleri ciddi hasara uğratan üç finansal ve makroekonomik kriz ile ödenmiştir.

   Gelinen noktada, 1980’lerde el yordamıyla ve reel yönetim altyapısı oluşturulmadan başlatılan hızlı liberalizasyon ve deregülasyon adımlarının 1990’lı yıllarda gecikmeli olarak devam eden re-regülasyon süreci ile 2002 sonrasında kurumlaşıp yönetişim mimarisi ve kurumsal özerklik alanlarının netleştirilmesi ile görece sağlıklı bir platforma oturtulduğu görülmektedir. Bağımsız bir Merkez Bankası, finansal ve reel sektörlerde konumları idari olarak güçlendirilen özerk denetleme kurulları ve özenle sürdürülen mali disiplinin de katkılarıyla yeni bir öngörülebilirlik ortamına kavuşan Türk ekonomisinin küresel finansal dalgalanmalara karşı dirençli olmasına yeterli bir yasal/kurumsal yönetişim altyapısı ile desteklenen rekabetçi bir dina-mizm kazanma yolunda olduğu konusunda genel bir uzlaşma bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, cumhuriyet dönemi boyunca sürdü-rülebilir kalkınma dönemlerini sekteye uğratan ve makroekonomik istikrar ortamını dinamitleyen ekonomik ve idari yapısal faktörlerin çoğu gerek uluslararası ekonomik kuruluşların baskıları, gerekse ulusal siyasi aktörlerin kararlı adımları sayesinde ortadan kaldırılmış bulunmaktadır. Dünya ekonomisinde ABD merkezli mortgage sistemindeki problemlerin tetiklediği küresel ekonomik kriz dinamiklerinin derinleştiği 2007-2008 yıllarına kadar geçen dönemde Cumhuriyet tarihinde ilk defa olmak üzere arka arkaya 25 çeyrekte pozitif büyüme ivmesinin yakalanabilmiş olması Türkiye’nin sürdürülebilir makroekonomik istikrar ve küresel rekabet gerekleri doğrultusunda yapısal dönüşüm sürecini taşıyabilecek bir özel ve yönetimsel altyapıya kavuşmuş olduğunun bir göstergesi olarak okunabilir.

   Küresel ekonomi politiğe çevresel bir aktörden ziyade başat ve etkin bir bilgi ekonomisi şeklinde entegre olma hedefinin orta ve uzun vadede gerçekleşmesi  sağlam bir siyasi irade, kamuda kurumsal dirayet ve yüksek yönetişim kapasitesi, özel sektörde ise uzun soluklu yatırım vizyonu ve üretkenlik faktörlerinin kalkınma odaklı bir devlet-toplum bütünleşmesinde eritilmesine bağlıdır. Uluslararası rekabet gücünün arttırılması ile sosyal adaletin yerleştirilmesini vazgeçilmez hedefler olarak belirleyen bir “stratejik-aktif devlet” in ise bu sosyo politik ve ekonomik bütünlüğün merkezinde etkin bir koordinatör olarak bulunması şarttır. 

   Son dönemde çok yönlü yapısal reformlar ve görece iyi yönetişim ortamında makroekonomik istikrarı yakalayıp sürdürülebilir büyüme hedefine yoğunlaşan 
Türkiye’nin çok yönlü sosyoekonomik kalkınma arayışları bağlamında ileri teknoloji politikalarında kamu aktörleri tarafından oynanabilecek potansiyel stratejik rolün mevcut kurumsal yapılar reform edilerek ya da yeni kurumsal mimariler kanalıyla değerlendirilmesi hayati önemdedir. 

   Önceki bölümlerde OECD ülkelerindeki stratejik aktivizm örnekleri üzerinden yapılan analiz sanayileşmiş ülkelerin ulusal refah artışını sürdürülebilir kılmak ve 
küresel rekabet güçlerini arttırabilmek için ileri teknolojilerin yoğun biçimde kullanıldığı yeni ekonomik sektörlerde farklı politika araçları ve mekanizmalar 
üzerinden nasıl sıkı bir yarış içine girmiş bulunduklarını ortaya koymuştu. Türkiye’nin gelişmişlik seviyesindeki ülkelerin de mutlak surette küresel yönetişim mimarisinin oluşturduğu engellere takılmadan bu alanlarda küresel rekabete aktif olarak katılmaları gerekmektedir. 

Ancak hiç şüphe yok ki, bilgi ekonomisi olma iddiasını seslendiren bir ülkenin gerek ekonomik yapısını küresel ticaret, finans ve yatırım ağları ile kontrollü 
biçimde entegre etmesi, gerekse siyasal sistemi içinde ‘açık toplum’ olma yolunda somut adımlar atarak liberal demokratik bir rejimi hayata geçirmesi bu 
iddianın gerçekleştirilebilmesinin temel şartlardan biridir. Siyaset bilimi litera-türündeki klasik ve lineer modernleşme teorilerinin indirgemeci nitelikleri bilinmekle birlikte, bir ülkede özellikle bilgi teknolojisine yatırım yapılarak kaliteli/iyi eğitilmiş insan potansiyeline dayalı bir sosyoekonomik kalkınma stratejisi yerleştirilmek isteniyorsa bunun en temel ön şartı, makul bir seviyede siyasal istikrarın ve özgürlüklerin sağlanmış olmasıdır. Bitmek bilmeyen siyasi ve sosyoekonomik krizlerle boğuşan ülkelerde gerek bilginin üretimi gerekse paylaşımı ve etkin kullanımı noktasında ciddi sıkıntılar yaşanması olağandır. Siyasi istikrarın demokratik-çoğulcu bir ortamda sağlanması ise toplumsal enerji ve üretkenlik katsayısını arttırarak özellikle modern bilginin üretimi noktasında bireysel ve kurumsal katma değerlerin arttırılmasına olumlu katkıda bulunacaktır (Ünay 2003: 187). 

    Söylem düzleminde “bilgi ekonomisi”nden söz etmek elbette ki kolay ve son dönemlerde gerek kamu gerekse özel sektör aktörleri arasında oldukça popüler 
hale gelmiş bir eğilimdir. Nitekim Devlet Planlama Teşkilatı tarafından AB’nin mali dönemine tekabül etmek üzere 2007-2013 yılları için hazırlanan Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda küresel ekonomide rekabetin yoğunlaştığı, belirsizliklerin ve kırılganlıkların arttığı, değişimin çok boyutlu bir nitelik kazandığı bir ortamda “İstikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye” hedefi bir büyük ideal olarak ortaya konmuştur (DPT 2006). Ancak planın tamamı incelendiğinde bilgi toplumuna geçiş de dâhil olmak üzere ortaya konan hedeflerinin çoğunun iddialı olduğu, niteliklerinin ve başarılmaları için kullanılacak araçların ve finansman kaynaklarının net olarak tanımlanmadığı bir temenniler bütününden öteye gidemedikleri görülmektedir. Zaten piyasa eksenli politikaların ağırlık kazandığı son yıllarda kalkınma planlarının vizyon belirleyici ve özel sektörü yönlendirici belgeler olmaktan giderek uzaklaşarak cari gelişmeleri özetleyip tahminleri çerçeveleyen akademik belgeler halini aldıkları bilinmektedir. Bu bağlamda önceki bölümlerde sözünü ettiğimiz stratejik teknoloji politikalarının özel sektör ve sivil toplum paydaşlarıyla birlikte bir “kapsamlı ulusal stratejik çerçeve” içerisinde uygulanması modernize edilmiş ve sorumlulukları daraltılmış bir “Teknolojik Planlama Mimarisi”ni gerektirecektir. 

Bu mimari, Ar-ge ve ileri teknoloji politikaları ile ilgili görev ve sorumlulukları bulunan tüm kamu kuruluşlarının bir mikro kozmoz’u ile özel sektör aktörleri ve 
sivil paydaşların stratejik ve uzun soluklu işbirliklerini gerektirmektedir.

   Bilgi ekonomisine geçiş gibi sosyoekonomik yapıda köklü ve yapısal dönüşümleri gerektiren kritik süreçlerin etkin ve istikrarlı bir siya-sal/kurumsal altyapı, aktif devlet-özel sektör-sivil toplum işbirliği ve şiddetle ihtiyacı hissedilen maddi/finansal kaynaklar olmadan gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir. 
Özellikle risk sermayesi yönetimi, kamu alımlarının stratejik kullanımı ve uluslararası proje takipçiliği gibi son dönemin önemli stratejik araçlarının ciddi 
miktarlarda kamu finansmanı gerektirdiği ve Türkiye gibi ülkelerde bir taraftan IMF ve AB gibi kurumsal çıpalarla devam eden müzakere süreçlerinin diğer 
taraftan da popülist dağıtım geleneğine alışkın yerel sosyopolitik ağların kamu kaynaklarının stratejik ve etkin biçimde kullanımını zorlaştırıcı etkenler 
olarak öne çıktıkları yadsınamaz bir gerçektir. Ancak neoliberal ideolojik önyargılardan kaçınılıp popülist tuzaklara düşülmesini önleyici kurumsal kontrol 
mekanizmaları oluşturulduğu taktirde katma değer üretimi yüksek teknoloji odaklı ve uzun vadeli bir kalkınma stratejisinin zengin genç insan gücü potansiyeli de kullanılarak hayata geçirilebilmesi her zaman mümkündür. Türkiye’nin yarım asırlık ekonomik planlama tecrübesinin günümüz şartları ve OECD örnekleri incelenerek daha dar kapsamlı ve odaklaşmış biçimde yeniden yapılandırılması, doğrudan yabancı yatırımlar ve yerel sermayenin üretken, katma değeri ve yerli girdi miktarı yüksek net döviz kazandıran sektörlere yönlendirilmesi; ulusal bir ‘bilgi toplumuna geçiş’ ve Ar-ge stratejisinin oluşturulması; yüksek öğretim-sanayi işbirliğinin arttırılması ve bu doğrultudaki sivil toplum inisiyatiflerinin desteklenmesi gibi alanlarda kamunun stratejik liderliğine 21. yüzyılda geçmiş yüzyıllara göre çok daha fazla ihtiyaç olacaktır.  

   6. Sonuç

Bu çalışmada küreselleşme yazınında ulus devletin sosyoekonomik kalkınma ve sınaî-teknolojik dönüşüm süreçlerinde oynayabileceği rol üzerinde yapılan temel 
tartışmalardan yola çıkılmış ve DTÖ ticaret rejimi bağlamında küresel yönetişim mimarisinin kamusal stratejik aktivizm girişimlerine etkisi incelenmiştir. 
Biyoteknoloji, nanoteknoloji, iletişim ve bilişim sektörleri gibi “bilgi ekonomisi” ya da yeni ekonominin başlıca operasyonel alanları olarak görülen sektörler 
bağlamında OECD hükümetlerinin sanayi-teknoloji yönetişimi, risk sermayesi sağlanması, kamu alımları ve proje takipçiliği ile stratejik ihracat politikaları 
aracılığıyla ulusal girişimcilerini destekleyebilmek adına attıkları adımlara dikkat çekilmiştir. İncelenen tekno-ticaret politikalarının küreselleşme yazınında 
neoliberal eğilimli yazarlarca vurgulanan “marjinalleşme” süreçlerinden ziyade ulusal otoritelerin belli politika önceliklerine yoğunlaşarak daha dar kapsamlı, 
seçici, rafine ve sonuç alıcı müdahale formlarını tercih ettikleri vurgulanmıştır. 
    Ardından küresel yönetişim mimarisini bir taraftan belirlerken diğer taraftan ortaya koydukları liberal ticaret prensiplerini çiğneyen stratejik girişimlerde 
bulunan sanayileşmiş ülkelerden farklı olarak bu olanakların çoğuna sahip olmayan gelişmekte olan ülkelerin bilgi ekonomisine geçiş noktasında tecrübe ettikleri sıkıntılara dikkat çekilmiş ve bu ülkelerin çok daha proaktif girişimlere ve kurumsal mekanizmalara ihtiyaçları olduğuna işaret edilmiştir. 
Bu bağlamda Türkiye gibi belli bir sanayi-teknoloji altyapısına sahip gelişmekte olan ülkeler için “stratejik-aktif devlet” kavramsallaştırması geliştirilerek 
ekonomik diplomasi, geleneksel uluslararası ilişkiler, yerel eksenli sosyoekonomik kalkınma politikaları ve tekno-ticaret politikaları merkezinde stratejik aktivizme odaklanacak böyle bir siyasi tipolojinin Türkiye özelinde taşıması gereken özellikler ortaya konulmuştur.              

Kaynakça

Amsden, A. (1999) “Industrialization under the New WTO Law”, High-Level Round Table on Trade and Development, UNCTAD TD(X)/RT, 1-7 Aralık 1999, Bangkok.
Amsden, A. ve Chu, W. (2003) Beyond Late Development, Cambridge, MA: MIT Press.
Busch, M.L. (1999) Trade Warriors, Cambridge University Press.
Cerny, P.G. (1990) The Changing Architecture of Politics: Structure, Agency, and the Future of the State, Londra: Sage. 
Cerny, P.G. (1995) “Globalization and the Changing Logic of Collective Action”, International Organization, cilt: 49, no: 4, 39–64.
Cerny, P.G. (1997) “Paradoxes of the Competition State: The Dynamics of Politi-cal Globalization”, Government and Opposition, cilt: 32, no: 2, 251-274. 
Cerny, P.G. (2000)“Political Globalization and the Competition State”, Stubbs, R. ve Underhill, G. R. der. Political Economy and the Changing Global Order içinde, Oxford: Oxford University Press. 
Castells, M. (2002) “The Global Economy”, Held, D. ve McGrew, A. der. The Global Transformations Reader içinde, Cambridge: Polity. 
Chang, H. J. (1994) The Political Economy of Industrial Policy, Londra: Macmil-lan.
Chang, H. J. (2002) Kicking Away the Ladder, London: Anthem Press.
Dicken, P. (1992) Global Shift: The Internationalization of Economic Activity, Londra: Paul Chapman. 
Dicken, P. (2002) “A New Geo-economy”, Held, D. ve McGrew, A. (der.) The Global Transformations Reader içinde, Cambridge: Polity.
DOC (ABD Ticaret Bakanlığı) (2000) Technology Administration, International Science and Technology: Policies, Programs and Investments, www.technology.gov/Reports/itsw/SciTech2000 Contents.pdf
DOC (ABD Ticaret Bakanlığı) (2002) “Report to the United States Congress: The 2002 National Export Strategy”, Washington DC: Trade Promotion Coordinat-ing Committee.
DTI (İngiltere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı) (2004) Science & Innovation Invest-ment Framework 2004–2014, July, London.
Elsner, W. ve Groenewegen, J. der. (2000) Industrial Policies After 2000, London: Kluwer Academic.
Heritier, A. (1999) Policy-Making and Diversity in Europe, Cambridge: Cam-bridge University Press.
DPT (2006) Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı (2007-2013), DPT: Ankara.
Dünya Bankası (1997) World Development Report 1997: The State in a Changing World, New York: Oxford University Press.
Erkan, H. (1994) Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme, Ankara: İş Bankası Yayın-ları.  
Held, D. vd. (1999) Global Transformations: Politics, Economics and Culture, Cambridge: Polity.  
Heper, M. ve Keyman, F. (1999) “Double-Faced State: Political Patronage and the Consolidation of Democracy in Turkey,”, Kedourie, S. (der.) Turkey Before and After Atatürk: Internal and External Affairs içinde, Londra: Frank Cass.
Hiranuma, T. (2002) “Six Strategies for Greater Competitiveness”, Ministry of Economy, Trade and Industry, 41st OECD Ministerial Council, 15 May 2002, Tokyo.
Hirschman, A. (1958) The Strategy of Economic Development, New Haven: Yale University Press.
Hirst, P. ve Thompson, G. (2000) Globalization in Question: The International Economy and Possibilities of Governance, Cambridge: Polity. 
Johnson, C. (1982) MITI and The Japanese Miracle: The Growth of Industrial Pol-icy, 1925-75, Stanford: Stanford University Press.
Lehrer, M. (2000) “Has Germany Finally Fixed its High-tech Problem? The Recent Boom in German Technology-based Entrepreneurship”, California Management Review, cilt: 42, no:4, 89–107.
Levi-Faur, D. ve Jordana, J. (der.) (2003) The Politics of Regulation, London: Ed-ward Elgar.
Lewis, G. (1997) Friction-Free Economy: Marketing Strategies for a Wired World, New York: Harper Business.  
Masi, P.D., Estevao, M., Kodres, L. (2001) “Who has a New Economy”, Finance and Development, cilt: 38, no:2, Haziran 2001.
Mosley, L. (2001) “Room to Move: International Financial Markets and National Welfare States”, International Organization, cilt: 54, ss.737–73.
Mytelka, L. K. (2000) “Local Systems of Innovation in a Globalized World Econ-omy”, Industry and Innovation, cilt: 7, no: 1, Haziran.
OECD (2002) “Science, Technology and Industry Scoreboard 2001 – Towards a Knowledge-based economy”, Paris: OECD.
Pekkanen, S. M. (2003) Picking Winners? From Technology Catch-up to the Space Race in Japan, Stanford, CA: Stanford University Press.
Schaede, U. ve Grimes W. (der) (2003) Japan’s Managed Globalization, New York: M.E. Sharpe.
Swank, D. (2002) Global Capital, Political Institutions and Policy Change in De-veloped Welfare States, Cambridge: Cambridge University Press.
Porter, M. (1986) Competition in Global Industries, Cambridge, MA: Harvard Business School Press.
Porter, M (1990) The Competitive Advantage of Nations, London: Macmillan. 
Ruggie, J. G. (1982) “International Regimes, Transactions and Change: Embedded Liberalism in the Post-war Economic Order”, International Organization, cilt: 36. 
Ruggie, J. G. (1993) “Territoriality and Beyond”, International Organization, cilt: 41. 
Soyak, A. (2002) “Küreselleşme, Teknoloji Politikası, Türkiye: Sınaî Mülkiyet Hakları ve Ar-Ge Destekleri Üzerine bir Değerlendirme”, Küreselleşme: İktisadi Yönelimler ve Sosyopolitik Karşıtlıklar içinde, İstanbul: Om Yayınları, 115-117. 
Strange, S. (1996) The Retreat of the State: The Diffusion of Power in the World Economy, Cambridge: Cambridge University Press. 
Ünay, S. (2003) “Exploring Turkey’s Trajectory Towards Global Capitalism: On the Golden Road to Prosperity or the Tightrope to Semi-Peripheral Incorpora-tion?”, Köhler, G. and Chaves, E. J. (der.) Globalization: Critical Perspectives içinde, New York: Nova.
Ünay, S. (2006) Neoliberal Globalization and Institutional Reform: The Political Economy of Development Planning in Turkey, New York: Nova. 
Väyrynen, R. (1998) “Global Interdependence or the European Fortress? Technol-ogy Policies in Perspective”,  Research Policy, cilt: 27, no:4, 1–11.
Wade, R. (1990) Governing the Market: Economic Theory and the Role of Gov-ernment in East Asian Industrialization, Princeton, NJ: Princeton University Press.
Wade, R. (2003) “What Development Strategies are Viable for Developing Coun-tries Today? The World Trade Organization and the Shrinkage of ‘Development Space’”, Review of International Political Economy, cilt: 10, no: 4, ss.621–44.
Weiss, L. (1998) The Myth of the Powerless State, Cambridge: Polity.
Weiss, L. (2003) ‘Bringing Domestic Institutions Back In’, in L.Weiss (ed.) States in the Global Economy, Cambridge: Cambridge University Press.
Weiss, L. vd. (2004) How to Kill a Country, Sydney: Allen & Unwin.
Weiss, L. ve Thurbon, E. (2006) “The Business of Buying American: Government Procurement as Trade Strategy in the United States’, Review of International Political Economy, cilt: 13, no:5, 701–724.
Williamson, A. (2000) “What should the World Bank think about the Washington Consensus?”, The World Bank Research Observer, cilt:15, no:2, Ağustos 2000. 
Zysman, J. (1983) Governments, Markets and Growth: Financial Systems and the Politics of Industrial Change, Oxford: Martin Robertson.  
Zysman, J. ve Tyson, L.  der. (1983) American Industry in International Competi-tion, Ithaca, NY: Cornell University Press.


DİPNOTLAR;

 1  Yrd.Doç. Dr., TC Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA); Ba-lıkesir Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü.
 2  Kamuda işletme yönetimini çağrıştıran bu yaklaşımın ilk örneklerinden biri için ‘yönetimi yeniden keşfetmek’ ya da ‘yeni kamu yönetimi’ perspektiflerini yansıtan çalışmalara bakı-labilir; örneğin Osborne ve Gaebler (1992). 
 3  Japon kalkınmacı devletinin mimarisi ve hızlı sanayileşmede kamunun oynadığı rol hakkında Chalmers Johnson’un ünlü eseri MITI and Japanese Industrialization (1982) ve John Zysman’ın Fransa hakkındaki analizine (1983) bakılabilir. 
 4  Avrupa entegrasyonu ve ulusal stratejiler için bkz. Heritier (1999) ve Levi-Faur, Jordana (2003); finansal piyasalar için bkz. Mosley (2001) ve sosyal reform politikaları için bkz. Swank (2002).  
 5  Buna koşut olarak DTÖ rejiminin geç sanayileşen ülkelerin kalkınma hareketlerini zorlaş-tıran engeller çıkarmasına dair bir analiz için bkz. Wade 2003. 
 6  1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren, özellikle Doğu Asya ülkelerinin proaktif politika rejimleriyle başardıkları yüksek kalkınma performanslarının da etkisiyle  Bretton Woods ku-ruluşlarında devletin sosyoekonomik rolünü önemseyen nüanslı bir neoliberal yaklaşımın yansıması olarak “etkin devlet” tanımlaması  kullanılmıştır, ancak bu modelleme denemesi burada tasvir ettiğimiz stratejik aktivizm vizyonuna yaklaşmaktan çok uzaktır. Dönemin Dünya Bankası başkanı Wolfensohn’un şu ifadeleri “piyasa ideolojik” neoliberal pozisyon-dan geri adım atıldığını gösterse de, OECD ülkelerindeki stratejik aktivizm realitelerinin oldukça gerisinde kalmaktadır: “Gelişme, özel sektör ve bireylerin çabalarını kolaylaştırıp des-tekleyen ve eksikliklerini tamamlayarak katalizör görevi gören  ‘etkin’ bir devlet gerektirir. Devlet liderliğinde gelişme dönemi elbette ki kapanmıştır, ancak devletsiz gelişmenin mümkün olmadığı da anlaşılmıştır”  (Dünya Bankası, 1997: iii). “Stratejik-aktif devlet” kavram-sallaştırması özel girişimcilerin eksikliklerini tamamlamaktan çok daha kapsamlı bir sosyo ekonomik,  diplomatik ve jeostratejik bir dönüşüm vizyonunu gerektirmektedir
7  Örneğin hegemonik bir güç olarak ABD ve bu ülke tarafından domine edilen uluslararası sermaye ile ekonomik kuruluşlarla kurulan ilişki biçimlerinin gelişmekte olan ülkelerin ulu-sal kalkınma tecrübelerinin seyri üzerinde tarihsel bir etki icra ettiği bilinmektedir. Soğuk savaş ortamında Japonya ve kimi Doğu Asya  ülkelerinin ABD’nin dış politika, askeri-jeostratejik öncelikler ve küresel ekonomi politik dengeler bağlamında sağladığı destekler sayesinde hızlı kalkınma  ivmesi yakaladıkları görülmüştür. Ancak büyük güçlerin ateşleyici etkisi bir yana, bu kalkınma projelerinin sürdürülebilir başarısı son tahlilde ulusal karar alıcıların vizyon derinliğine ve kamu-özel sektör sinerjisinin dinamizmine bağlıdır. 
8   Davutoğlu (2001) “kapsamlı stratejik perspektif” tanımlamasını uluslararası ilişkilerde sos-yoekonomik politikalar ile dış politika ve askeri-jeostratejik 
konumlanmaların tamamlayıcı ilişkilerine dikkat çekmek için kullanmaktadır. 
Bu kavramsallaştırma bu çalışmada bir politik ekonomi çerçevesi içinde dış 
politika ve güvenlik politikalarının sosyoekonomik değişimi destekleme mekanizmaları olarak gereğine işaret etmek amacıyla kullanılmıştır.


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder