18 Ekim 2020 Pazar

GENELDEKİ MUHALEFET: İZMİR SUİKASTI VE DAVALARI. BÖLÜM 2

 GENELDEKİ MUHALEFET: İZMİR SUİKASTI VE DAVALARI.  BÖLÜM 2 


Cumhuriyetin Kuruluşunda, İktidar Kavgası, Şeyh Said İsyanı, İzmir suikastı,harf inkılabı,Takrir-i Sükun kanunu,Ziya Hurşit,Gürcü Yusuf,Çopur Hilmi, Giritli Şevki,İstiklal Mahkemesi,Ankara Suikasti,İzmir Davaları,Ankara Davaları,

İZMİR DAVALARI
 
    İstiklal Mahkemesi, zanlılardan toplanan malumat üzerine, 26 Haziran 1926'da davayı görmeye başladı.31 

Mahkeme tarafından yayınlanan bir tebliğe göre, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde elliden fazla insan yakalanıp dava için İzmir'e gönderilmişti.32 
Tutuklananların tam listesini, yalnızca bir ABD konsolosluk raporundan öğrenebiliriz.33 
   TCF Kastamonu temsilcisi Halit Bey, mahkemenin kendisini bağımsız bir mebusla karıştırmasından ötürü tutuklanmaktan kurtulmuştu.34 

Tutuklananlar arasında, TCF'nin BMM'de faal olan muhtelif üyeleri de vardı. 
Bu haliyle onların kanuni dokunulmazlıkları olduğundan, ancak suçüstü (en flagrant delit) yakalanırlarsa ya da meclisin kararıyla tutuklanabilirlerdi. 
Bazı mebusların "suçsuz oldukları" şeklindeki mahkeme hükmünden de aşikar oluğu gibi, bu anayasal hakkın açıkça ihlal edildiğini biliyoruz. 

Oysa şayet "suçüstü" durumda yakalanmış olsalardı, tanım gereği beraat etmeleri imkansızdı. Zanlılardan biri olan Rauf Bey (Orbay), hatıratında bu noktanın kuvvetle altını çizer.35 

    Dava, 26 Haziran'da, savcının iddianamesiyle başladı. Savcılık makamının dayanak noktası, bu başarısız suikast girişiminin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in hayatına kasteden basit bir eylem olmadığı idi. Tam aksine, bu yeni rejime karşı girişilmiş bir teşebbüstü ve dolayısıyla cezası ölümdü. Savcı, aşağıdaki şahısların cumhurbaşkanının hayatına kastetmekten yargılanmalarını ve Türk Ceza Kanunu'nun 55 ve 57. Maddelerine göre cezalandırılmalarını talep etti.36 Savcının, cumhurbaşkanının hayatına karşı bir tertip içinde olunduğunu ispatlaması görevi kolaydı, çünkü suikastçılardan Ziya Hurşit gibi bazıları, hazırlanan tertibi hemen itiraf etmişlerdi.37 

   Asıl zor olan kısım, en azından davanın gözlemcileri için, tertibin aslında hükümeti devirmeyi hedeflediğini ve birçok TCF ve sabık İTC mensubunun 
doğrudan işin içinde olduğunu, hiçbir haklı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlamaktı. Savcı, böyle bir bağlantı kurmakta, zanlılardan bazılarının ifadelerine dayandı. Örneğin Ziya Hurşit 12 Temmuz 1926'da, şehre geldiğinde Mustafa Kemal'i öldürmek üzere Laz İsmail ve Gürcü Yusufla birlikte İzmir'e gittiğini kabul etti. Mahkeme baş hakimi Ali Bey tertibe bulaşan başkalarının da olup olmadığını (çünkü böylesine muazzam bir işin alhndan dört beş kişi kalkamazdı) sorduğunda, Ziya Hurşit tertibi bilen başka sadece iki kişinin, Şükrü Bey ile Abdülkadir Bey'in olduğu cevabını verdi. Esasında, suikastın başlangıçta Ankara'da yapılması ve Mustafa Kemal'in yanı sıra kabine üyelerinin de öldürülmesi planlanmış, ancak 
daha sonra Şükrü Bey, çok riskli ve başarısızlığa yakın olduğunu söyleyerek bu plana itiraz etmişti. Ziya Hurşit, suikastı, Büyük Millet Meclisi'ne reisicumhur ve bakanlar da hazırken, bomba atarak gerçekleştirmeyi planladığını kabul etti.38 Bununla da kalmayıp yetkililere, Şükrü Bey'in planı yürütmesi için kendisine önceden 400 Türk Lirası ile birkaç revolver verdiğini de anlattı. Ziya Hurşit'in ağabeyi, Ordu Mebusu Faik Bey, plandan haberdar olduğunda, kardeşini sert bir biçimde azarlamıştı. 

   Ankara Suikastı tertibi, Rauf Bey'in de kulağına çalınmış ve Rauf Bey, eğer böyle bir plandan vazgeçmeyecek olursa, Ziya Hurşit'i ele vermekle tehdit etmişti. 

Bir zamanlar Mustafa Kemal'in gayet yakını ve muhalefetin ileri gelenlerinden biri olan Rauf Bey'in, daha sonra olayı yetkililere haber vermediği için on yıl hapse mahkum edilmesi kayda değerdir. 

   Sonunda, Ankara tertibi boşa çıkınca, planı yürürlüğe sokup ardından dışarı kaçmak için en emniyetli yerin İzmir olduğuna karar verildi.39 

    Muhalefetle tertip arasında bir bağ kurmak isteyen İstiklal Mahkemesi hakimi ve savcısı, Ziya Hurşit'e olaydaki TCF ve Kazım Karabekir parmağını 
sordular. Ziya Hurşit böyle bir parmağı kesinlikle yalanladı. Savcının elinde, Ziya Hurşit'in onlara tertibe TCF'nin de taraftar olduğunu söylediğine dair, 
Laz İsmail ve Çopur Hilmi Bey'in yazılı ifadeleri vardı. Ancak Ziya Hurşit bu bilginin doğruluğunu bizzat reddetti; böylelikle, savcılık birinci el bir ithamdan yoksun kalmış oldu.40 

İddia makamının elindeki kanıt, "[Mustafa Kemal] suikastının, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının bir toplantısında gizlice kararlaştırıldığını ve Büyük Millet Meclisi Başkanı Kazım Paşa ile Mareşal Fevzi Paşa'nın tertipten bilgisi olduğunu" söyleyen Sarı Edip Efe'nin ifadesine dayanıyordu 41 Sarı Edip Efe, ifadesine nihai planın Fevzi (Çakmak) Paşa'yı cumhurreisliğine seçmek olduğunu da eklemişti. Sarı Edip Efe'nin ifadesi çeşitli nedenlerden önemlidir. Savcılığa, doğruluğu kanıtlanmasa da, TCF mensuplarını suçlama mantığını sunan odur. Kazım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay) ve Refet (Bele) gibi, hepsi de çetin ceviz hükümet muhalifi olan önemli TCF mensupları, onun ifadesine dayanılarak, devlete karşı işlenmiş ve ölüm cezası verilebilecek bir suçla itham edildiler. Ancak suçlamanın büyük bir gediği vardı. Şöyle ki, Sarı Edip Efe ithamlarını Ziya 
Hurşit'ten de aldığı malumata dayandırıyordu.42 Oysa bu malumatın kaynağı olduğu iddia edilen Ziya Hurşit, işin içine herhangi bir şekilde TCF liderlerinin de karıştığını tekrar tekrar reddetmişti.43 
Zanlılardan biri olan, Ziya Hurşit'in kardeşi Faik Bey, mahkemede, TCF liderlerinin İzmir suikastından haberleri olmasa bile, evvelki Ankara tertibinden muhakkak bilgilerinin olduğunu söyledi.44 Faik Bey, olaydan otuz yıl sonra tertiple ilgili düşüncelerini yayınladığında, "Milletvekilliğinden ayrılışımdan [1927'deki] yıllarca sonra, çok mevsuk bir membadan şu hakikati öğrendim: Terakkiperver Fırkanın umumi heyeti ile idare heyeti ve parti grubu gibi uzuvlarından başka, İstanbul'da daha yüksek [gizli] bir heyet varmış. 

Bu da olsa olsa İttihat ve Terakki topluluğundan başka bir şey değildir. ... Meğer bu heyetin verdiği karar ve gizli talimata göre hareket edilirmiş,"45 diyecekti. Haftalık Dün ve Bugün dergisi,46 Faik (Günday) Bey'in iddialarına misilleme olarak, 21 Eylül 1956'da, böyle bir bilgiyi yıllar sonra ifşa etmenin arkasında yatan emelleri sorgulayan bir cevap yayınladı. Kazım Karabekir ise mahkemeye verdiği ifadede, tertibe herhangi bir şekilde karıştığını reddetti. Ayrıca, hükümeti de muhalefeti bir kalemde ve toptan susturmaya girişmekle alenen eleştirdi. Savunması, Şeyh Said İsyanı dolayısıyla suçlanan birkaç TCF mensubunun partiyi bağlamadığı yönündeydi ve önceki savunmanın bir benzeriydi. Taklib-i hükümete (hükümeti devirmeye) gelince, Kazım Karabekir, meclisteki 15'i aşmayan vekiliyle 
TCF cüssesindeki bir siyasi partinin nasıl olup da hükümeti devirebileceğini sordu. Ordunun yardımı olmadan, bu ülkede hiçbir hükümetin devrilemeyeceğini 
de ekledi.47 Mahkeme başkanı Ali Bey, Kazım Karabekir'i "Benim kanaatim, memleketin bu gibi [muhali.. fırkalara tahammülü yoktur," diye azarlayınca, Kazım Karabekir, cevap olarak sadece "Ben aksi kanaatteyim. Memleket müdriktir," demekle yetindi.48 

   Ali Bey'in sorgulamada izlediği yol, mahkemenin, siyasi muhalefeti sırf var olduğu için de cezalandırmayı amaçladığı inancını pekiştirir. 

Savcı, 30 Haziran 1926'da başlangıç dava dilekçesine bir zeyilname ekledi ve böylece davanın çapını, TCF ve İTC ileri gelenlerine yönelttiği suçlamalara ince bir ayar vererek genişletti. 26 Haziran 1926 tarihli ilk iddianamesinde, TCF mensuplarının halen sorguya çekildiklerinin, resmi ithamların da beklemede olduğunun sinyalini veren savcı, zeyil namede ise şu TCF ileri gelenlerine ismen değiniyordu: Cafer Tayyar, Ali Fuat, Refet, Kazım Karabekir ve Rüştü Paşalar ile Sabit, Halis Turgut, İhsan, İsmail Canbulat ve Münir Hüsrev Beyler. Savcı, ayrıca TCF'nin, hükümete zorla el koymak üzere eski İTC mensuplarından meydana gelen gizli bir komite ile ittifak yaptığını da iddia ediyordu. Zeyil name, mahkeme den aşağıdaki İTC mensuplarını cezalandırması talebiyle son buluyordu: Faik (Ziya Hurşit'in kardeşi), Cavit (sabık İTC hükümetleri Maliye Bakanı), Necati (sabık Erzurum mebusu), Hilmi (sabık Ardahan mebusu) ve Kara Kemal (firari) Beyler. İstenen ceza idamdı.49 

Buradaki önemli hususlar şunlardır. Savcılık, bu isimleri, Ziya Hurşit'in mahkemede verdiği söylenen ifadelere dayanarak davaya dahil ettiğini iddia etmişti. Oysa eldeki mahkeme tutanaklarına dayanarak, Ziya Hurşit'in İTC liderlerine karşı böyle ithamlarda bulunduğunu söylemek mümkün değildir.50 

Dahası, elimizde asıl zeyil name ile, mahkemece Kazım Karabekir'e verilen zeyil namenin birer nüshası bulunmaktadır. 


DİPNOTLAR;

31 Mahkeme, Başhakim Ali (Çetinkaya), Savcı Necip Ali (Küçüka) ve üyeler Kılıç Ali, Ali (Zırh) ve Reşit Galip'ten oluşuyordu. Bu isimlerin hepsi de, Mustafa Kemal'in yakın arkadaşlarıdır. 
32 Kocahanoğlu, 171; New York Times gazetesi, 20 Haziran 1926'da, TCF'yle geçmişi bulunan 40'tan  fazla kişinin tutuklandığını bildiriyordu. Bkz. s. 22. 
33 867.001/K31/14. Karşılaştırılabilecek bir başka listenin yokluğuna karşılık, bu liste güvenilir gözükmektedir. Tutuklananların isimleri ve meslekleri şöyledir: "Arif Bey, emekli albay ve Eskişehir mebusu; Ali Fuad Paşa, Emekli general ve Ankara mebusu; Abeddin Bey, Saruhan mebusu; Bekir Sami Bey, Tokat mebusu; Bahaeddin, ihtiyat Zabiti; Şahin Çavuştu (?). Edib Bey'e ait bir çiflikte çalışır; Cemal Paşa, emekli general ve eski Mersin mebusu; Canbulat Bey, eski Dahiliye Nazırı, eski İsveç sefiri, eski İstanbul belediye başkanı ve İstanbul sefiri; Cavit Paşa (Bey?), eski Maliye Nazırı; Cafer Tayyar Bey (Paşa), eski Maliye Nazırı(?) ve Edirne mebusu; (Sarı Efe) Edib Bey. Emekli jandarma binbaşı; Faik Bey, Ordu mebusu; Feridun Fikri Bey, Dersim mebusu; Fazıl (Faik) Bey, Ziya Hurşit'in kardeşlerinden biri; Gürcü Yusuf; Giritli Şevki Bey; Hafız Mehmed, eski Trabzon mebusu; Hüseyin Avni Bey, eski Erzurum mebusu; Halis Turgut, eski Sivas mebusu; Hüseyin Rıza, eski Lazistan mebuslarından birinin kayınbiraderi; Hilmi Bey, eski Ardahan mebusu; Halet Bey, Erzurum mebusu; Ihsan Bey, Ergani mebusu; İdris, Karşıyaka'da (Cordelio) bahçıvan;  Kezini Bey, Trabzon mebusu; Kazım Karabekir Paşa, emekli general ve İstanbul mebusu; Kamil Efendi,   Afyonkarahisar mebusu; Kara Vasıf Bey, İstanbul mebusu; Laz İsmail; Latif, katip; Muhtar Bey, Trabzon mebusu; Mustafa Şevket, dişçi; Mustafa, Hüseyin Rıza'nın yoldaşlarından; Mehmed Keleş, İstanbul'da  kayıkçı; Muammer Bey. eski Sivas valisi; Necati Bey, eski Lazistan mebusu; Necati Bey, eski Erzurum mebusu; Necati Bey, Bursa mebusu; Refet Osman Nuri, Bursa mebusu; Refet Paşa, emekli general ve emekli İstanbul mebusu; Rahmi Bey, Trabzon mebusu; Rüştü Paşa, emekli general ve Erzurum mebusu; Rasim Bey, emekli albay; Şükrü Bey, eski Maarif Nazırı ve İzmit mebusu; Sabit Bey, Erzurum mebusu; Çopur Hilmi; Çolak Selahaddin Bey, emekli bir albay; Torbalı Emin Bey, çiftçi; Vahap, Hafız Mehmed'in kuzeni; Ziya Hurşit, eski Lazistan mebusu; Zeki Bey, Gümüşhane mebusu." 
34 Mahkeme onun yerine yanlışlıkla Erzurum bağımsız milletvekili Casim Bey'i (Duray) tutuklamıştır. Bkz. Kılıç, s. 51 · 52 
35 Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni: Siyasi Hatıralarım, cilt 2 (İstanbul: Emre, 1993); 197-199. 
36 Madde 55 şöyle idi: "Zor kullanarak. Türkiye Cumhuriyet'inin Organik Kanunlarını kısmen ve tamamen değiştirmeye teşebbüs edenler; ve Büyük Millet Meclisi'ni feshetme ya da görevlerini yerine getirmekten alıkoyma yoluna gidenler, ölüm cezasına çartırılır ve infaz edilir. Yukarıda belirtilen cürümleri tahrik edenler de, teşebbüsün gerçekleşmesi halinde infaz edilirler. Eğer cürümler sadece  teşebbüs halinde kalırsa, tahrik eden en az yedi yıllığına hapis cezasına çarptırılır. Heyeti Vekile'yi lağvetmeye veya iş göremez hale getirmeye teşebbüs edenler müebbet hapis cezasına çarptırılır."; Madde 57 şöyleydi "Eğer bir grup insan, Madde 55'te belirtilen cürümleri işlemek üzere topluca bir komplo kurarlarsa, onlann başları, mensupları ve dahi tahrikçileri infaz edilir." Samuel W. Honaker'n 
raporundan tercüme edildiği şekliyle, 867.00/K31/14, s. 60. 
37 Duruşmada bazı yabancı gazeteciler de vardı, bunlardan The Times gazetesi muhabiri, Ziya Hurşit'in, ifadesinde, sorumluluk alma konusunda cesur davranmakla kalmayıp, komplodaki rolünü abarttığını da belirtir. The Times, "The Turkish Plot" 29 June 1926, p. 15 .. 
38 Mumcu, 39; ayrıca 867.00/K31/14, p. 13. 
39 Bursa'nın da tertip için alternatif bir mahal olabileceği düşünülmüştü. 
40 The Times, Age. 
41 867.00/KJ1/14, s. 17. 
42 Kocahanoğlu, 231. 
43 Mumcu, 14. 
44 Age .. s. 245-46. Kazım Karabekir böylesi bir suçlamayı kesin olarak reddetmiştir; Kılıç. s. 122-23. 
45 Faik Hurşit Günday kısmı, günlük Dünya gazetesinde, 3 -13 Eylül tarihleri arasında yayınlandı, Kocahanoğlu'nda zikredildiği şekliyle. s. 166-67. 
46 Sümer Kılıç'ta zikredildiği gibi. s. 239 -63, Açıkça belirtilmese de makalenin Feridun Kandemir tarafından kaleme alındığı açıktır. 
47 Kılıç. 121-22; Kocahanoğlu. 300. 
48 "Kocahanoğlu. 306. 
49 Kocahanoglu, s. 276; Kılıç, s. 102-103-Kocahanoglu, metni kısaltmış gibi durur. Öte yandan Kılıç metnin tamamını, hem Latin harfleriyle, hem de orijinal Arap harfleriyle sunar. 
50 Okura şunu hatırlatmakta fayda var: Ankara duruşmalarından farklı olarak. lzmir'deki duruşmaların tamamı yayınlanmış değildir. Dönemin günlük gazetelerinden, hatıratlardan ve ABD konsolosluk raporlarından yararlanan ikincil kaynaklar olarak mevcuttur. Bunlarda da bu tür bilgi pek yoktur. 



***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder