13 Temmuz 2017 Perşembe

SORULAR & CEVAPLAR ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU BÖLÜM 6

SORULAR & CEVAPLAR  ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU BÖLÜM 6


IV. BİREYSEL BAŞVURUNUN ŞEKLİ ŞARTLARI 

33. Bireysel başvurunun şekil şartları nelerdir? 

Bireysel başvuruların Bireysel Başvuru Formu kullanılarak veya başvuru formunda bulunması gereken bütün bilgileri içeren ve aynı formatta olan bir dilekçeyle yapılması zorunludur. Bu formda istenen bilgiler, tam ve okunaklı bir şekilde doldurulmalı ve başvurucu tarafından imzalanmalıdır. Başvurucunun şayet bir avukatı ya da kanuni temsilcisi varsa form bunlar tarafından imzalanır. 

Form, sadece başvurunun esasına yönelik ve başvurunun karara bağlanmasında zorunlu olan özlü bilgileri içermeli ve toplamda ekleri hariç 10  sayfayı   geçme melidir.  Sayfa sayısı belirtilenden fazla ise başvurucunun ayrıca başvuru formuna açıklamalar kısmının en fazla 10 sayfalık bir özetini eklemesi 
10 sayfalık özetin eklenmemesi bir eksiklik olduğundan verilen süreye rağmen bunun giderilmemesi hâlinde başvurunun reddi kararı verilebilecektir. 
Öte yandan başvuru formuna, dosyanın içeriği gerektirdiği takdirde, İçtüzüğün 59. maddesinde sayılan belgeler ya da onaylı örneklerinin, eklenmesi 
Başvuru formuna ek sunulan belgelerin tarih sırasına göre numaralan-dırılarak, her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklar hâlinde dizi pusulasına bağlanması şarttır. 

Anayasa Mahkemesine gönderilecek bireysel başvuru formunun nasıl doldurulacağına ilişkin açıklamalar başvuru kılavuzunda yer almaktadır. 
Tüm adliyelere ve ceza infaz kurumlarına gönderilen bu kılavuza ayrıca Mahkemenin internet sitesinden de 
(http://www.anayasa.gov.tr/BireyselBasvuru/Formlar_Belgeler/index.html
ulaşılabilmektedir. 

34. Başvuru formu nereden, nasıl temin edilebilir ve nasıl doldurulur? 

Başvuru formu, İçtüzük Ekinde mevcuttur. Bu formun örneği, Anayasa Mahkemesinin internet sitesinde de (www.anayasa.gov.tr) bulunmaktadır. 
Belirtilen yerlerden temin edilen bireysel başvuru formu, elektronik ortamda doldurulduktan sonra bilgisayar çıktısı olarak alınıp imzalanabileceği gibi, formun daktilo ya da el yazısı ile de doldurulabilmesi de mümkündür. 
Başvuru formu el yazısı ile hazırlandığı takdirde yazının okunaklı olmasına özen gösterilmesi önemlidir. Özellikle tarih ve rakamların okunaklı olmamasından 
dolayı hak kayıplarının ortaya çıkabileceği hatırda tutulmalıdır. 

35. Başvurunun mutlaka başvuru formu kullanılarak mı yapılması gerekir? 

Bireysel başvuruların kural olarak başvuru formu kullanılarak yapılması ve bu formda yer alan tüm alanların da eksiksiz bir şekilde usulüne uygun olarak 
doldurulması gerekir. Ancak başvurucuların zorunlu hâllerde başvuru formunda bulunması gereken bütün bilgileri içeren ve aynı formatta olan bir dilekçe ile de 
başvuru yapabilmeleri mümkündür. Başvuruda formun kullanılmaması hataları da beraberinde getirdiğinden bu yönteme ancak istisnai hallerde başvurulması 
önerilir. 

36. Başvuru formu doldurulurken nelere dikkat edilmelidir? 

Başvuru gerçek kişi tarafından yapıldığında başvurucunun başvuru formuna mutlaka T.C. kimlik numarasını, adres ve iletişim bilgilerini eksiksiz olarak yazması gerekir. 
Tüzel kişiler, ilgili mevzuat çerçevesinde temsile yetkili organları vasıtasıyla bireysel başvuru yapabileceğinden başvuru yapılırken, ilgili tüzel kişiliğin ana 
statü çerçevesinde temsil yetkisini gösteren belge de forma eklenmelidir. Özel hukuk tüzel kişiliğini temsile yetkili birden fazla kişi varsa, her biri için kişisel 
bilgilerin yazılması gerekir. Tüzel kişiliği bulunmayan toplulukların doğrudan temsili söz konusu olmadığından, bunlar adına başvuru yapabilmeleri için ya bu 
topluluğu oluşturanların ayrı ayrı başvuru formunu imzalaması ya da bu topluluk taki bireyleri temsile usulünce yetkilendirilmiş bir vekil aracılığıyla başvuru   yapmaları gerekir. 

Ayrıca başvuru avukat aracılığıyla yapılmadığı takdirde, formda vekil bilgilerinin bulunduğu alanlar boş bırakılmalıdır. Bireysel başvuru avukat aracılığıyla 
yapılmadığı hâlde başvuru öncesindeki aşamalarda başvurucuyu temsil eden vekile ait bilgilerin forma yazılmasının yanlış tebligat yapılmasına, gereksiz 
yazışmalara, zaman ve hatta hak kayıplarına neden olabileceği unutulma malıdır. 

Formun “Açıklamalar” bölümünde bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenlerle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere 
ait özlü açıklamalar yapılmalıdır. Burada yalnızca hakkın adının yazılması yeterli olmayıp her bir ihlal iddiası, dayanaklarıyla birlikte ayrı ayrı belirtilmelidir. 

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun temel hakkının ihlaline neden olduğunu iddia ettiği hakka dair vasıflandırmasıyla bağlı olmamakla birlikte, dilekçede 
ihlal iddiasına dayanak kamu gücü işleminin ve ihlal edildiği ileri sürülen temel hakkın belirtilmesi zorunludur. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, bireysel 
başvuruları incelerken Anayasa’yı esas alarak inceleme yaptığından ve AİHS sadece başvuru konusu hakların neler olduğu ve kapsamının belirlenmesinde 
esas alındığından başvurucunun ayrıca AİHS maddelerine atıf yapmasına gerek bulunmamaktadır. 

Formun ilgili bölümünde başvuru konusuna ilişkin tüketilen başvuru yollarına dair gerekli bilgilerin doğru olarak yazılmasına özen gösterilmelidir. 
Başvurucunun, bu konuda tüketilmesi gerekli idari ve yargısal başvuru yolu bulunmadığını ileri sürmesi durumunda, bunun haklı gerekçesini de formda 
belirtmesi gerekir. 
Formun sonuç talepleri kısmında yer verilmesi gereken husus belli bir anayasal hakka yönelik ihlalin tespiti ve bunun ortadan kaldırılması için yapılması 
gerekenlere hükmedilmesi talebidir. Burada başvurucuların genel ve muğlâk ifadelere yer vermemeleri, açık ve somut bir şekilde taleplerini belirtmeleri gerekir. 
Ayrıca başvurucu nihai taleplerini özetledikten sonra başvurusu kapsamında adli yardım, tedbir, duruşma, keşif ve bilirkişi incelemesi, tazminat ve yargılama 
giderlerine hükmedilmesi vb. talepleri varsa bunu da belirtmesi gerekir. 

37. Başvuru formunda ihlal iddiasına konu olayın hukuki vasıflandırmasında hata yapılmasının sonuçları nelerdir? 

Anayasa Mahkemesi kamu işlemi ve temel hak ihlali iddiasına dair başvurucu tarafından yapılan vasıflandırmalar ile bağlı değildir. Maddi vakıalar ve olguları 
değerlendirme ve hukuki yönden vasıflandırma yetkisi Anayasa Mahkemesinin yetkisindedir. Bu nedenle başvurucu tarafından yapılan hukuki vasıflandırma daki hatalar kural olarak herhangi bir hak kaybına neden olmaz. Nitekim Anayasa Mahkemesinin bir kararında başvurucu, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı ile eşitlik ve kanuni hâkim güvencesi ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ancak Mahkeme kendisinin olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmadığının altını çizerek başvurucunun şikâyetlerini sadece mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde ele almıştır (B. No: 2013/1586, 17/9/2013). 

Ancak olayların doğru nitelendirilmesi, iddiaların doğru temellendirilmesi ve başvuru formunda bu konudaki açıklamaların hukuki dayanaklarına yer verilmesi, 
kuşkusuz ihlal iddiasının doğru hukuki vasıflandırılmasıyla mümkündür. Bu tür yanlışların önüne geçilebilmesi için başvuru yapılmadan önce Anayasa ve AİHS 
metinlerinin incelenmesinin yanı sıra Anayasa Mahkemesinin içtihadının da araştırılması ve gerekiyorsa hukuki yardım alınması yararlı olabilecektir. 

38. Mahkemenin incelemesi başvuru formunda ve özellikle de talep sonucunda belirtilen hususlarla sınırlı olarak mı yapılmaktadır? 

Mahkeme başvurucunun hukuki vasıflandırması ile bağlı olmamakla birlikte, başvurucu tarafından iddia edilmeyen konularda değerlendirme yapamaz. 
Mahkemece yapılan inceleme, kural olarak, formda ileri sürülen iddialarve taleple sınırlıdır. Başvurucunun şikâyetçi olduğu kamugücü işlemi ve uğradığı 
zararlara dair açıklama ve taleplerini iyi bir biçimde ortaya koyması bu açıdan önemlidir. 

Mahkemenin incelemesi sonucunda bu konularda başvurucu tarafından iddia edilenlerin ötesinde inceleme yapması ve talepten daha fazlaya hükmetmesi 
beklenmemelidir. 
Örneğin Mahkeme, özgürlük ve güvenlik hakkı ihlali iddiasıyla yapılan başvuruda başvurucunun sonuç taleplerinin temel hak ihlalinin tespiti ve serbest bırakılma 
ile sınırlı olması nedeniyle benzer başvurularda ayrıca başvurucu lehine tazminata da hükmetmesine rağmen bu dosyada tazminata hükmetmemiştir 
(B.No: 2012/521, 2/7/2013). 

39. Başvuru yapılırken ya da başvurunun ilerleyen aşamalarında avukat tutulması zorunlu mudur? 

Mahkeme önünde başvurucuyu kimler temsil edebilir? Bireysel başvuruda ilke olarak başvurunun bizzat başvurucu tarafından yapılması ve yürütülmesi esası 
benimsenmiştir. 
Başvuru yapılırken veya incelemenin ilerleyen aşamalarında avukat tutulması mümkün ise de bu konuda bir zorunluluk bulunmamaktadır. 
Avukat aracılığıyla yapılan başvurularda, buna ilişkin vekâletnamenin başvuru ekinde sunulması şarttır. Sunulan vekâletnamede bireysel başvuru konusunda 
özel yetki bulunması zorunlu değildir. Bu nedenle başvurucuyu genel mahkeme ler de temsil etmiş olan avukatının, önceki tarihli de olsa bu mercilere sunduğu geçerli vekâletname ile bireysel başvuru yapabilmesi mümkündür. 

Başvurunun, kanuni temsilci tarafından da bu konuda başvurucuyu temsile yetkili olduğuna dair belge sunulmak suretiyle yapılabilmesi ve yürütülmesi 
mümkündür. Başvurucunun avukatı ya da kanuni temsilcisi varsa onunla yapılan yazışmalar ya da ona yapılan tebligatlar başvurucuya yapılmış sayılır. 

40. Başvuru formuna hangi belgelerin eklenmesi gerekmektedir? 

Başvuru formuna aşağıdaki belgelerin asılları ya da onaylı örneklerinin eklenmesi gerekmektedir: 

a. Kanuni temsilci veya avukat vasıtasıyla takip edilen başvurularda başvurucuyu temsile yetkili olunduğuna dair belge. 
b. Harcın ödendiğine dair belge. 
c. Nüfus cüzdanı örneği, başvurucu yabancı ise geçerli kimlik belgesi. 
ç. Tüzel kişilerde tüzel kişiliği temsile yetki belgesi. 
d. Nihai karar ya da işlem tebliğ edilmişse tebellüğ belgesi. 
e. Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri. 
f. Tazminat talebi varsa uğranılan zarar ve buna ilişkin belgeler. 
g. Başvuru süresinde yapılamamışsa mazereti ispatlayan belgeler. 

41. Başvuru formuna eklenmesi gerekli belgelere başvurucu erişemiyorsa ne yapmalıdır? 

Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği belgeleri başvuru formu ekinde sunmakla yükümlüdür. Ne var ki, başvurucunun dayandığı belgeler bir resmî 
kurumun elinde bulunuyor ve başvurucu bunları temin için her türlü hukuki girişimlerini yapmasına rağmen bu bilgi ya da belgeler kendisine verilmiyorsa, 
başvurucunun bunlara erişememe nedenlerini delilleri ile birlikte formda belirtmesi gerekmektedir. 

Mahkeme, başvuruyu sonuçlandırmak için belirtilen bilgi ya da belgelerin temin ve incelenmesinin gerekli olduğuna karar verdiği takdirde ilgili kurum ya da 
kuruluştan söz konusu bilgi ve belgeleri resen talep edebilir. 
Başvuruda tespit edilen eksiklerin tamamlanması için yapılan bildirime rağmen bu belgeler süresinde sunulmazsa eksiklik nedeniyle başvurunun reddine karar 
verilir. Başvuru dosyasına sunulması gereken bu belgeye başvurucu elinde olmayan bir nedenle erişememişse bu durumu gerekçe ve delilleriyle Mahkemece verilen 
kesin süre içinde bildirmelidir. Mahkeme ileri sürülen mazereti yerinde bulduğu takdirde bu belgeyi ilgili kişi ya da kurumla yazışma yaparak tamamlama yoluna 
gider. Başvurucu belgeye erişememe nedenini süresinde, gerekçesi ve varsa belgesiyle sunmamışsa başvurusu süresinde eksikliği gidermediği 
gerekçesiyle reddedilebilecektir. 

42. Başvuru ile ilgili koşullarda sonraki aşamalarda herhangi bir değişiklik olması hâlinde başvurucu ne yapmalıdır? 

Başvuru formu ve eklerinde sunulan hususlara ilişkin sonraki aşamalarda değişiklikler ortaya çıktığında ya da tamamen yeni bir durum belirdiğinde başvurucunun bu hususu en kısa sürede Anayasa Mahkemesine yazılı olarak bildirmesi gerekmektedir. Bu konuda çok sık karşılaşılan durumların başında adres değişiklikleri gelmektedir. Başvurucu güncel adresini Mahkemeye bildirmediği takdirde, başvurucu ile yapılan yazışmalar formda kayıtlı adrese yapılmakta ve bu da çeşitli sorunlara neden olabilmektedir. 
Sonradan meydana gelen bu gibi değişikliklerin Anayasa Mahkemesine bildirilmemesinden doğan her türlü sorumluluk başvurucuya aittir. 

43. Başvuruda kimlik gizli tutulabilir mi? 

Mahkemeye yapılan başvuru belgelerinde başvurucunun kimlik bilgilerini gizlemesi mümkün değildir. Bu şekilde yapılan başvurular, başvuru koşullarını 
karşılamadıkları gerekçesiyle kayda dahi alınmayacaktır. 

Ancak, başvurucunun daha sonraki aşamalarda yalnızca kamuya açık olan belgelerde kimliğinin gizli tutulmasını talep edebilme hakkı bulunmaktadır. 
Kimliğinin açıklanmasını istemeyen başvurucunun bunu belirtmesi ve yargılamanın aleniyeti ilkesinin istisnası niteliği taşıyan bu talebinin gerekçesini başvuru formunda bildirmesi gerekir. 
Bu talep başvuruyu karara bağlayacak olan Komisyonlar ya da Bölümlerce değerlendirilecektir. Kimliğin saklı tutulması talepleri ancak istisnai durumlarda ve gerekçesi haklı bulunursa kabul edilecektir. Gerekli görüldüğü takdirde, kamuya açık duruşmalarda, işlemlerde ve belgelerde kimliğin gizlenmesi kararlaştırılabilir. 

Mahkeme kararlarında başvurucunun kimlik bilgilerinden adı, soyadı ve vatandaşlık numarası yer almaktadır. Bölümlerce verilen kararların tümü Mahkemenin internet sitesinde, ilkesel nitelikte olanları ise Resmi Gazete’de yayımlanmaktadır. Bu yayımlarda başvurucunun kişisel verilerinin korunması amacıyla vatandaşlık numarası karar metninden çıkarılmaktadır. 

Komisyonlar ve Bölümlerce incelenen başvurulardaki kimliğin gizli tutulması talepleri ayrıca değerlendirilmekte ve bu talep haklı görüldüğü takdirde gerek 
Resmî Gazete ve gerekse Mahkemenin internet sitesinde yapılan yayımlarda başvurucunun ad ve soyadına da yer verilmemesi kararlaştırılabilmektedir. 
Bu takdirde başvurucunun isminin yalnızca baş harfleri ya da “X”, “Y” , “Z” harfleri kullanılabilmektedir (Örn. B. No: 2013/2355, 7/11/2013). 

44. Başvuru harca tâbi midir? Harç miktarı ne kadardır? 

Bireysel başvuru harca tâbi olup Harçlar Kanunu’na bağlı tarifede belirtilen bireysel başvuru harcının ilgili yerlere yatırılması gerekmektedir. Ancak bireysel 
başvuru harcının, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırıldığı hususu dikkate alınmalıdır 
(2014 yılı için 206.10 TL). 

Başvuru harcı, başvuru sürecinin başlatılması için alındığından, fazla ya da yersiz olarak tahsilât yapılması hâlleri hariç başvuru yapıldıktan sonra harç iadesi 
söz konusu değildir. Bu açıdan başvuru sürecinin ön inceleme, kabul edilebilirlik incelemesi veya esas hakkında incelemede sonuçlanması ya da başvurudan 
feragat edilmesi nedeniyle düşme kararı verilmesinin bir önemi yoktur (B. No: 2012/69, 12/2/2013). 

Başvurucunun söz konusu harcı ödeme gücünün bulunmaması hâlinde adlî yardım talep edebilmesi mümkündür. Bu durumda başvurucu, başvuru formunun son sayfasındaki sonuç talepleri bölümünde durumunu belirterek, buna dayanak gösterdiği belgeleri forma eklemelidir. 

45. Adli yardımdan yararlanma koşulları nelerdir? 

Başvurunun kabul edilemezliğine ya da bir hakkın ihlal edilmediğine karar verilirse, söz konusu harç ve giderlerin ödenmesi gerekir mi? 
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, yargılama ve takip giderlerini karşılamaktankısmen veya tamamen yoksun kimselerin iddia ve savunmalarının açıkça dayanaksız olmaması koşuluyla adli yardımdan yararlandırılmaları mümkündür. Başka bir ifadeyleadli yardımdan yararlanmak için yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunluk ve taleplerin dayanaksız olmaması koşulunun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Adli yardım talebinde bulunan başvurucunun ekonomik durumunun yargılama giderlerini karşılama konusunda yeterliolmadığı konusunda resmi kurumlardan alınmış belgeleri başvuru formunun ekinde sunması gerekmektedir. 

Bu belgeler, Mahkemenin ilgili birimlerince değerlendirilmekte ve UYAP üzerinden başvurucunun taşınır ya da taşınmaz malvarlığı, sosyal güvenlik kapsamında düzenli bir geliri olup olmadığı araştırılmaktadır. Bölümler veya Komisyonlar, adli yardım taleplerini değerlendirirken başvurucunun özellikle bireysel başvuruya konu olayla ilgili diğer yargılama safhalarında adli yardımdan yararlandırılıp yararlandırılmadığını ve bu tür yardımdan yararlandırılmamış olması hâlinde ise geçen süre içinde ekonomik durumunda esaslı bir değişikliğin olup olmadığı gibi konuları dikkate alırlar. Bu nedenle başvurucunun, daha önce adli yardımdan yararlandırılmamış ise, maddi durumundaki esaslı değişikliği belgelendirmiş olması aranır. 

Adli yardımdan yararlandırılmanın ikinci şartı olan başvurunun dayanaksız olmaması hususu ise başvuru formu ve ekleri ile ilişkilendirilmiş olan yargılama 
dosyaları incelenmek suretiyle değerlendirilmektedir. Mahkeme, adli yardıma konu talebin dayanaksız olmamasının, bireysel başvurulara ilişkin 6216 sayılı 
Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen “Mahkemenin açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebileceği”
şeklindeki kuralda belirtilen “açıkça dayanaktan yoksunluktan” farklı bir anlam taşıdığını vurgulamaktadır. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun dayanaksız olması bu kapsamda yapılacak incelemeyle sınırlı bir anlam taşımakta olup, zorunlu olarak adli yardıma konu talebin açıkça dayanaktan yoksun olması sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte, adli yardım talep edilen başvuru konusunun dayanaksız olmamasının, bireysel başvurunun kabul edilebilirliği hususunda belirleyici olmayacağı açıktır (B.No: 2012/1081, 17/9/2013). 

Adli yardım talebiyle yapılan başvurularda, öncelikle başvurucunun adli yardım kapsamında bireysel başvuru harcından geçici olarak muafiyetine karar verilmekte, başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin inceleme bundan sonra yapılmaktadır. Başka bir ifadeyle adli yardım talebinin dayanaksız olup olmadığı, kabul edilebilirlik incelemesinden önce ve bağımsız olarak yapılmaktadır. 

Yapılan incelemede adli yardım talebinin reddine kararverilmişse, başvurucuya 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük hükümleri uyarınca 15 (onbeş) günü aşmamak 
üzere verilenkesin süre içinde eksik olan harcı tamamlaması ihtarını içeren tebligat yapılmaktadır. Bu süre içinde harç usulünce tamamlanmamışsa 
başvuru 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük hükümlerine dayanılarak eksiklik nedeniyle reddedilmektedir. 

Adli yardımdan yararlandırılma kararı verilmesi üzerine başta başvuru harcı olmak üzere tüm yargılama giderleri ertelenir. Nihai kararla birlikte yargılama 
giderleri de hüküm altına alınmaktadır. Kural olarak başvuru reddedildiğinde yargılama giderleri başvurucunun üzerinde bırakılmakta, uygun görülürse en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilebilmektedir. Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama 
giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı anlaşılırsa, hükümde başvurucunun harcı ödemekten kısmen veya tamamen 
muaf tutulmasına karar verilebilmektedir. 

46. Başvuru formunda ya da eklerinde eksiklikler varsa başvuru hakkında ne tür işlem yapılmaktadır? 

Başvuru formu ve eklerinin 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük’te belirlenen esaslara göre eksiksiz doldurulmuş olması gerekir. Bireysel başvurular alındıktan sonra 
bu form ve ekleri Anayasa Mahkemesinin ilgili birimlerince herhangi bir eksiklik bulunup bulunmadığı yönünden incelenir. 
Eksiklik tespit edilmesi hâlinde ise bu hususun tamamlanması veya giderilmesi için başvurucuya ya da varsa avukatına veya kanuni temsilcisine 15 günü 
geçmemek üzere süre verilir. 
Bu süre içinde bildirilen eksikliklerin tamamlanmaması hâlinde başvuru diğer hususlar yönünden incelenmeksizin idari yönden reddedilir. 

Nitekim Mahkemenin bir kararında, ön incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilerek bunların 15 günlük verilen kesin süre içinde tamamlanması gerektiği, aksi takdirde başvurunun idari yönden reddedileceği hususlarını da içeren yazının tebliğine rağmen başvurucu tarafından süresinde söz konusu eksikliklerin tamamlanmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir (B. No: 2012/1087, 25/3/2013). 

V. BİREYSEL BAŞVURUNUN MADDİ ŞARTLARI 

47. Bireysel başvurunun maddi şartları nelerdir? 

Bireysel başvurunun en önemli ve öncelikle üzerinde durulması gereken şartları şunlardır: 

a. Başvurucunun güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilenmesi, 
b. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kanunlarda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının başvurucu tarafından tüketilmesi, 
c. Başvurunun anayasal açıdan ve uğranılan zarar açısından önem taşıması. 

48. Güncel ve kişisel bir hakkın doğrudan etkilenmesi neyi ifade etmektedir? 

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir”. 
Bireysel başvuru yoluna yalnızca bir temel hakkın ihlalinden şahsen mağdur durumda bulunan kişi gidebilecektir. Dolayısıyla bireysel başvuru, soyut bir başvuru veya yurttaş başvurusu (actio popularis) olarak tasarlanmamıştır. Çünkü yurttaş başvurusunda kişiler hakkı ihlal edilsin veya edilmesin bir soyut normun anayasaya aykırılığı iddiasını anayasa mahkemeleri önüne taşıyabilmek tedirler. Bu nitelikteki bir başvuruya ilişkin kararında Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun kamusal bir düzenlemenin soyut biçimdeAnayasa’ya aykırılığının ileri sürülmesini sağlayan biryol olarak düzenlenmediğini açıkça ifade etmiştir (B. No:2012/837, 5/3/2013). 

“Doğrudan etkilenme” kavramı ile temel hak ihlalinin bireysel başvuruya konu olan eylem veya işlem tarafından gerçekleştirilmesi, başka bir karara veya işleme gerek kalmaksızın onun başvuranın bir hakkını etkiliyor olması anlatılmaktadır. Bu prensip gereğince, bir kamu gücü işleminin (örn. genel düzenleyici işlemler) bireyi etkilemesi için başka bir işleme de gerek varsa, temel haklar üzerinde doğrudan etki ve sonuç doğurmadığı için bu kamu işlemine karşı bireysel başvuru yapılamaz. Bu ilkenin uygulanması, başvuru konusu bireysel işlemle doğrudan ilgili olmayan kişilerin başvurularının kabul edilemez bulunarak reddedilmesi sonucunu doğuracaktır. 

Bireysel başvurunun kabulünde itiraz edilen işlemin başvuruda bulunanın temel anayasal haklarından birine zarar vermiş olması “kişisel bir hakkın … etkilenmesi” şartını ifade etmektedir. Bu ilkenin bir sonucu olarak özel hukuk tüzel kişilerinin (dernek, meslek örgütleri vb.) yalnızca tüzel kişiliğe ait hakların ihlal edildiği gerekçesi ile başvuruda bulunabileceği esası getirilmiştir (B. No: 2012/95, 25/12/2012). 

Hak ihlalinin temelinde bulunduğu iddia edilen işlemin başvuru anında mevcut olması, başvuru anında var olan bir tehlikeyi işaret etmesi şartı, “güncel ... 
bir hakkın … etkilenmesi” olarak ifade edilir. Kişiler bu bağlamda kendilerine hiçbir zaman uygulanmamış ve uygulanma ihtimali olmayan işlemleri bireysel 
başvuru konusu edemezler. Bu şart, aynı zamanda Anayasa Mahkemesine, başvurucunun bir hakkının ihlalinin güncelliğini her başvuruda yeniden değerlendirme mecburiyetini de getirmektedir. 

Nitekim Anayasa Mahkemesi, 6360 sayılı Kanun ile bir beldenin tüzel kişiliğinin kaldırılarak köye dönüştürülmesi nedeniyle belde sakininin yaptığı başvuruda 
kişi bakımından yetki bağlamında başvurucunun “güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan” etkilenip etkilenmediğini tartışmıştır. Bu kararda Mahkeme, 
başvurucunun güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilendiğine ilişkin güçlü ve iknaedici gerekçeler ileri sürmeyip yalnızca eğitim, sağlık,ulaşım, çevre gibi 
temel kamu hizmetlerine erişimde sorun yaşayabileceği ihtimalinden bahsettiğini belirlemiştir. 
Mahkeme anılan Kanun’un, başvurucunun belirttiği kamu hizmetlerine erişim ile ilgili bir sonuç meydana getirmediğini, bu kamu hizmetlerinin bir yerleşim 
yerinde belediye kurulmasına bağlı olmaksızın ilgili idari birimlerce ifa edilmeleri gerektiği tespitini yapıp başvurucunungüncel ve kişisel bir hakkının doğrudan 
ihlal edildiğindenbahsetmenin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır (B.No: 2013/469, 16/4/2013). 

Bir başka kararında Mahkeme, mağdur kavramı bağlamında yukarıda belirtilen hususlara ilişkin daha kapsayıcı açıklamalarda bulunmuştur. Mahkemeye göre 
“mağdur” kavramı, AİHM’in özerk kavramlar teorisinden hareketle davada menfaat veya dava ehliyeti kuralları gibi kurallardan bağımsız bir şekilde ve aşırı biçimsellikten uzak bir şekilde yorumlanmalı ve uygulanmalıdır. Ayrıca Mahkeme bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesini yeterli görmemiş, ihlalden doğrudan etkilendiğini göstermesi ve bu hususta Mahkemeyi ikna etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü mahkeme kararından kişisel olarak etkilenmesi mümkün olmadığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (B. No: 2013/1977, 9/1/2014). 

49. İdari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesi neyi ifade etmektedir? 

Temel anayasal haklarından birinin ihlal edildiğini iddia eden herkes, ilk önce bu alanda asıl görevli olan diğer idari ve yargısal mekanizmaları harekete 
geçirecek ve burada bir çözüm bulamaması hâlinde, iddiasını Anayasa Mahkemesi önüne taşıyabilecektir. Bu nedenle kişilere bu yola başvurmadan 
önce ihlale neden olduğunu ileri sürdükleri işlem, eylem ya da ihmal için “kanunda öngörülmüş idarî ve yargısal başvuru yollarının tamamını” tüketmiş olmaları zorunluluğu getirilmiştir. 

Başvuru yollarının, kural olarak başvuru yapılmadan önce ve hukukun öngördüğü usul kurallarına uygun olarak son aşamasına kadar izlenip tüketilmesi gerekir. Çünkü bu süreç içinde başvurunun ileri sürdüğü temel hak ihlalinin ortadan kaldırılabilmesi imkân ve olasılığı mevcuttur. 

Bu nedenle başvuru yollarının tüketilmediği durumlarda başvurunun kabul edilemezliğine karar verilir. Başvuru yolları tam olarak tüketilmeden yapılan bir 
başvurunun, kabul edilebilirlik hususu Anayasa Mahkemesince karara bağlanmadan önce başvuru yolu sonuçlanmış ve bu tarih itibarıyla tüketilmiş olsa bile başvuru tarihindeki durum dikkate alınarak inceleme yapılmakta ve başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezliliğine karar verilmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu içtihadı karşısında ihlal iddiasına konu kamu gücü işlemine karşı etkili ve erişilebilir nitelikteki bütün başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvuruların esasının incelenmeksizin reddedileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği hususunda emin olunduktan sonra yapılmasına özen gösterilmelidir (B. No: 2012/254, 6/2/2014). 

Başvurunun derece mahkemelerinde maddi koşulları taşımaması, başvuruda usul kurallarına uyulmaması ya da usule dair hatalar nedeniyle reddedildiği hâllerde usulünce bir tüketilmeden söz edilemeyecektir. Bu süreçteki usul hataları üst yargı merciince esasa etkili görülmeyerek başvurunun esası incelenmiş ise Mahkemece başvuru yollarının tüketilmiş sayılabilmesi de mümkündür. Anayasa Mahkemesi bir kararında başvuru yollarının tüketilmesi ilkesinin hukuk sisteminde öngörülen usul kurallarına riayet edilmesini gerektirdiğini vurgulamıştır. Çünkü başvuru yollarının tüketilmesi için usule ilişkin koşullara ve sürelere uymak gerekir. Başvurucunun kendi ihmali nedeniyle usul gerekliliklerini yerine getiremediği hâllerde de başvuru, başvuru yolları tüketilmediği için kabul edilemez bulunacaktır (B. No: 2013/7521, 4/12/2013) 

Kuşkusuz insan hakları ihlallerinin önlenmesi, kanunların uygulanması ve Anayasa’nın üstünlüğünün sağlanması öncelikle yasama organı, idare ve diğer yargı mercilerinin görevidir. Zira yasama organı, idare ve olağan yargı mercileri bireysel hak ihlallerinin önlenmesinde daha etkin konumdadırlar. Söz konusu 
şikâyetlerin Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmesinden önce ilgili mercilerin bu ihlalleri gidermeleri beklenmektedir. Örneğin, yurdun bir köşesinde gözaltına 
alınan bir vatandaşa kötü muamele yapılmaması öncelikle oradaki memurun, karakol amirinin, mülki idare amirinin; böyle bir muamele söz konusuysa 
soruşturulması Cumhuriyet savcısının, yargılamanın yapılarak ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması da ilk derece, istinaf ve temyiz mahkeme lerinin görevidir. Bütün bu aşamalardan geçtikten sonra dahi ihlal ve sonuçları ortadan kaldırılamamışsa bireysel başvuru en son, nihai çare olarak devreye girecektir. 

7 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR.,

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder