3 Kasım 2017 Cuma

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ HAKKINDA, BÖLÜM 16

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ HAKKINDA, BÖLÜM 16



BEŞİNCİ BÖLÜM 

 PKK'NIN SON DÖNEM SİYASALLAŞMA FAALİYETLERİ 

PKK terör örgütü faaliyetlerine başladığı 1984'den günümüze kadar yürütmüş olduğu silahlı faaliyetlerini zaman zaman siyasallaşma girişimleri ile 
birlikte sürdürmüş, Öcalan'ın yakalanması sonrasında olağanüstü 7. kongresini yapmış ve bu kongre kararları uyarınca, silahlı faaliyetlerini durdurarak örgütsel 
faaliyetlerini siyasal alanda sürdürme kararı almıştır261. 

Öcalan 15 Şubat 1999 tarihinde yakalandıktan sonra yargılama aşamasında kamuoyuna Demokratik Cumhuriyet ve Barış Projesi adıyla siyasal 
mücadelenin esas alındığını ve terör örgütünün yeni stratejisini açıklamış ve örgütü siyasal alana kaydırma çabalarını başlatmıştır. Bu strateji değişikliği ile 
beraber örgüt siyasal alana kayma faaliyetlerine hız vermiştir. Sözde ateşkesin ilanı ile birlikte Kürtlerin temsilcisi olan bir Kürt Partisi olarak faaliyetlerini 
devam ettirmeye çalışacaklardır. 

Nitekim Diyarbakır Belediye Başkanı seçilen Feridun Çelik göreve başlar başlamaz yayınladığı Belediye Bülteninde şu ifadeleri kullanmıştır: Sonucu 
önceden belli olmakla birlikte, nihayetinde yaşadıklarımız yine de seçimdi. Seçim döneminin engelleme ve zorluklarını bir yana bırakmak istiyorum. Yaşayanlar 
biliyor, deşmenin anlamı yok.....Çok canlı siyasal ilişkilerden süzülerek gelen bir geleneğin belediyelerdeki temsilcileri olduğumuzu göz ardı etmeden kentimizi de kendimizi de birlikte yönetiyoruz yöneteceğiz. diyerek siyasallaşma faaliyetlerine HADEP'li belediyelerin de katkılarının olacağını bir şekilde beyan etmiştir.262. 

Bir taraftan barış mesajları veren örgütün, diğer taraftan eleman temini ve bunlara siyasi- askeri eğitim verme çalışmalarını da devam ettirdiği 

Kuzey Irak'taki kamplarda askeri ve siyasi eğitimler kesintisiz bir şekilde devam ederken sözde silah bırakma ve barış tezlerinin gerçekleştirilmesi oyununun bir parçası olarak silahlı bir grubun, Türkiye'ye gelerek teslim olmalarını Öcalan bizzat kendisi talimatlandırmıştır. Örgüt de onun talimatları doğrultusunda Demokrasi Grubu adıyla 1 Ekim 1999 tarihinde 8 örgüt mensubuyla birlikte Ali Sapan, Kuzey Irak'dan Türkiye'ye giriş yaptılar. 

Aynı amaç için 29 Ekim 1999'da 8 örgüt militanıyla birlikte Haydar Ergül de Viyana'dan gelerek, güvenlik güçlerine teslim olmuşlardır264. Ancak halen yine 
de en az 5000 kadar silahlı terörist ülke dışındaki kamplarda eğitimlerini devam ettirmektedirler. Bu birliklerin Türkiye'ye karşı bir tehdit unsuru olarak 
muhafaza edilmekte olduğu da aşikardır. 

Öcalan bu sürece katkı sağlaması amacıyla da siyasallaşma konusunda önemli gördüğü hususları ve gerekli stratejileri taraftarlarına aktarabilmek 
amacıyla yargılanma aşamasında yaptığı açıklamaları da kapsayan Kürt Sorununda Demokratik Çözüm adlı kitabı yayınladı. Bu kitap daha önce Kürdistan Devriminin Yolu diye adlandırılan örgüt manifestosunun yerini aldı. Öcalan bu kitabında özetle şu görüşlere yer vermiştir265: 

.....Silahlı mücadele geçerliliğini kaybetmiş yerini siyasal mücadele almıştır....Kürt sorununda bağımsızlık yerine Türkiye'nin üniter yapısı içinde Kürt kimliği yasalarla tanınmalıdır... Kürt kimliği ve Kültürünün gelişmesi için eğitim ve iletişim sağlanmalıdır.... Siyasal alanda Kürt kimliğini temsil edecek yasal partilere izin verilmelidir.... 

Yukarıda özetlenerek verilen A.Öcalan'ın bu görüşleri, kendisini destekleyenler tarafından her vesile ile gündeme getirilmekte ve tatbik sahasına geçirilme ye çalışılmaktadır. Öcalan'ın yakalanmasından ve İmralı'da hapsedilmesinden sonraki süreç içerisinde bölücü örgüt, özellikle siyasallaşma faaliyetlerine büyük bir ağırlık vermiştir. 

PKK terör örgütü tarafından sürdürülen siyasallaşma faaliyetleri üç safhada incelenebilir. 

      Birinci safha, 1990 yılına kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde Yunanistan gibi bazı ülkelerin gizili destekleri hariç olmak üzere batıda bölücü 
örgüt desteğinin daha çok kişiler veya siyasi açıdan marjinal grup ve çevrelerce sınırlı olduğu görülmektedir. 

     İkinci safha, Körfez kriziyle başlayan ve 1995 yılına kadar devam eden dönemdir. Bu dönemde Yunanistan ve Suriye gibi ülkeler bölücü örgüte verdikleri gizli desteği arttırmışlardır. Bir çok Avrupa ülkesinin milli çıkarlarına hizmet eden hükümet dışı kuruluşlar bölücü örgüt ile açık bir şekilde ilişkilerini 
geliştirmişler. Hatta değişik ülkelerden üst düzey bürokrat ve milletvekilleri de dahil olmak üzere bir çok kimsenin bölücü örgüt ile direkt veya dolaylı ilişki 
kurduğu gözlenmiştir. 

     Üçüncü safha ise sözde Kürt Parlamentosunun kurulduğu, Med TV'nin yayına başladığı dönem olup, bu dönemde bölücü örgüt bir yandan faaliyetlerini 
artırmış diğer yandan oluşturduğu Kürt Parlamentosu ile hükümetler düzeyinde olmasa da çeşitli ülkelerde yerel yönetimler, bazı komisyonlar, parlamenterler, 
müsteşarlıklar ve diğer alt düzey resmi görevliler ile ilişki kurulmaya çalışılmıştır. 

Siyasallaşma aşamasında PKK Terör örgütünün faaliyetlerini gerçekleştirmek için aşağıdaki gelişme stratejisini takip ettiğini söylemek mümkündür. 

1. Terör örgütü PKK'nın ülkelerindeki faaliyetlerine insan ve azınlık hakları, kültürel haklara saygı ilkesinden yaklaşan Batılı ülkelerin bu konudaki 
hoşgörüleri devam etmekte olup, propaganda ile eylem kabiliyetlerini desteklemek maksadıyla Avrupa'da sahte politik kurumlar teşkil etmeye çalışmışlardır. 

2. Sosyo-kültürel dernekler ve sözde dayanışma merkezleri şeklinde kamufle edilen örgütler; PKK'nın cephe örgütü olan ERNK tarafından yönetilip, 
yönlendirilmiştir. Örgütler PKK'nın geleceği için gerekli olan politik moral ve çok yüksek miktardaki finansı sağlamaktadırlar. Bugün Avrupa'da her türlü dernek 
ve merkezlerin sayısı yüzlerle ifade edilmektedir. 

3. Bölücü terör örgütü son zamanlarda özellikle Avrupa'dan aldığı siyasi destekten cesaretlenerek, 1996 yılını "Uluslararası alanlarda siyasi atılım ve 
PKK'ya yasallık kazandırma" yılı olarak kabul etmiştir. Bu amaca ulaşmak için o tarihten günümüze kadar Uluslararası kuruluşlar PKK'nın siyasallaşma 
çalışmalarına destek vermişlerdir. 

4. Bölücü terör örgütü tarafından uluslararası platformda PKK adının yarattığı olumsuz etkinin giderilmesi ve örgüte yasallık kazandırılması amacıyla hayata geçirilen "Sözde Sürgün Parlamentosu" terör örgütünün siyasal kimliğe bürünmesinde önemli bir gelişmeyi oluşturmaktadır. Özellikle bu sözde 
parlamentonun Avrupa ülkelerinden gördüğü destek bu önemi daha da artırmıştır. Adı geçen bu sözde parlamento her seferinde farklı bir ülkede 
toplanarak Türkiye ile toplantının yapıldığı ülke arasındaki siyasi-sosyal ve ekonomik ilişkilerin bozulmasını amaçlamıştır. Nitekim bu toplantılardan birinin 
yapıldığı İtalya ile Türkiye arasında yaşanan gelişmeler buna bir örnek teşkil eder. 

5. Bölücü terör örgütünün siyasallaşma gayretleri kapsamında PKK propagandasının daha geniş bir kitleye ulaştırılması amacına hizmet etmek için 
hayata geçirilen MED TV, özellikle PKK'nın terörist yüzünü kamufle etmiş ve siyasi yönünü ön plana çıkarmak suretiyle, özellikle batılı ülkelerde bu meselenin yalnızca PKK'nın empoze ettiği şekilde algılanmasına büyük katkı sağlamıştır. MED TV yayınlarıyla yayın kapsamındaki ülkelerin kamuoyu ve medyasının kazanılması amaçlanmakta ve bu yolda uluslararası örgütler etkilenerek siyasi bir destek oluşturulmaya çalışılmaktadır266. 

6. PKK'nın uluslarası platformlardaki girişimleri kapsamında; Avrupa parlamentosu nezdinde Yeşiller ve Sosyalistler aracılığıyla örgütün Avrupa 
parlamentosuna girmesine çalışılmaktadır. Ayrıca Avrupa konseyi nezdinde, Avrupa konseyi Parlementerler meclisinin Türkiye Cumhuriyetine baskı yapması 
amaçlanmaktadır. Buna ilave olarak Avrupa Birliği nezdinde azınlıklarla ilgili maddenin genişletilmesi ve bu yoldan Türkiye Cumhuriyetinin AB'ye üyeliği Kürt 
sorununa endekslenmek istenmektedir. 

7. PKK terör örgütünü Kuzey Irak'ta üçüncü bir güç haline getirme çabaları da siyasal faaliyetler arasında yer almaktadır. Terör örgütü bu bölgedeki 
uyguladığı yönetim ve siyasi otorite ile kendisini Filistin Kurtuluş Örgütü'ne benzer bir hale getirmeye çalışmaktadır. 

8. Bölücü terör örgütünün yurdışındaki faaliyetleri kapsamında yürütülen önemli bir politika da "Ermeni soykırımı" iddiasının "Kürt sorununa" bağlı olarak 
canlandırılması çalışmalarıdır. 

9. PKK'nın yurtdışında sürdürdüğü siyasi faaliyetlerinin amacı yurtiçindeki silahlı terör eylemlerini tamamen siyasi isteklerin kabulünde birer vasıta olarak kabul ettirmektedir. Terör örgütü terörist eylemlerle yılgınlık yaratarak Devleti kendisi ile masaya oturma anlayışıyla eylemlerini sürdürmektedir. 

10. Avrupa kamuoyunda oluşmaya başlayan Kürtlerin siyasi temsilcisinin bölücülük olduğu yolundaki imaj ve siyasi çözüm girişimlerinin terörist 
eylemlerden dolayı etkilenecek olması sebebiyle terör örgütünün 1 Eylül 1998 itibariyle ilan ettiği sözde ateşkes bu manada tamamen siyasi içerikli bir gayret 
olup, bu girişim PKK'nın herhangi bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti'ne muhatap kabul ettirmek suretiyle varlığını meşrulaştırmak amacındadır. 

11. Bölücü Terör Örgütü yurtiçinde kendi yandaşlarına siyasi partiler kurdurtmak sureti ile legal alanda da siyasi faaliyet yürütmektedir. Bu kapsamda HADEP bölücü terör örgütünün güdümünde ve kontrolünde olup terör örgütüne eleman temin etmekte, elemanlarını kuryeler aracılığıyla dağ kadrosuna göndermekte, parti merkezi ve binalarını örgüte katılanlar için propaganda yeri olarak kullanmakta, partinin üst düzey yöneticileri MED TV'nin programlarına 
çıkmak suretiyle devlet aleyhine yaptıkları propagandalarla halk kitleleri üzerinde etkili olmaya çalışmaktadırlar. 

Daha önce de terör örgütü güdümünde kurulan ve benzer faaliyetler yürüten siyasi partiler kapatılmış olmalarına rağmen, siyasi parti konusunda 
ısrarlı olunarak bu partilerin belirli bir konuma getirilmesi ve örgütün partisi haline getirilerek hareketin tamamen siyasileştirilmesi amaçlanmaktadır. 
HADEP'in PKK'nın bir yan kuruluşu olduğunu bizzat Öcalan'ın kendisi de itiraf etmişti267. Bu maddede ele alınan HADEP-PKK ilişkileri açısından ayrıca şunlar 
söylenebilir268. 

I. SON DÖNEM İÇERİSİNDE HADEP TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER 

PKK'nın son dönemdeki kararları doğrultusunda öncelikli olarak siyasi faaliyetlere ağırlık verdiği gözlenmektedir269. Bu çerçevede HADEP'in tüm 
faaliyetleri yeniden gözden geçirilerek siyasal faaliyetlerde etkinliğin üst düzeyde tutulup bölge halkının etki altına alınması ve yönlendirilmesi 
hedeflenmektedir270. 
- Bu faaliyetleri köye dönüş projesi, Kürt Dili, kültürün ve sanatın geliştirilmesine yönelik faaliyetler, toplantı, gösteri ve panel düzenleme faaliyetleri şeklinde 
sıralayabiliriz. Bu etkinlikler çerçevesinde 16 Mart Halepçe katliamı, 21 Mart Nevruz, 1 Eylül Dünya Barış Günü gibi önemli günlerde kitlesel eylemler düzenlemek. Ayrıca kadın ve gençlik kolları faaliyetleri, devletin üst düzey kişileriyle olan kişileri ve uluslararası temasları geliştirmek isteyen terör örgütünün, ulusal ve uluslararası kamuoyunda söz konusu siyasi faaliyetlerini etkinleştirmeyi hedefledikleri değerlendirilmelidir. 

a) HADEP Tarafından Yürütülen Eğitim ve Kültür Faaliyetleri 

- Türkiye'de bölge, alan, mahalle ve semt komisyonları oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kürt dili! Kürt kültürü! gibi toplumsal bilinçlendirme faaliyetlerinin yapılması amaçlanmaktadır. 
- Kürt toplumunun sözde ezilmişliği ile çektiği sıkıntıların sürekli gündeme getirilerek toplum dinamiğinin yüksek tutulması amaçlanmaktadır. 
- Kürt dilinin geliştirilmesi için, kürtçe sözlük yazılması ülkenin en az birkaç yerinde kürtçe dil okulunun açılması. Kürtçenin serbest eğitim dili olarak 
kabul edilmesi amacıyla kamuoyu oluşturma çalışmaları yapılmaktadır. Ayrıca çocukların ve gençlerin eğitimi için kürtçe alfabe, resimli hikayeler, boyama kitabı ve kısa öykü kitapları da yayınlanmaktadır. 

b) Hadep Tarafından Gündeme Getirilen İstekler 

- Öcalan'ın cezasının infaz edilmemesi 
- Kürt kimliğinin kültürünün tanındığı anayasa değişikliği 
- Kürtçe eğitim izninin verilmesi 
- Kürtce yayın yapan TV'lere izin verilmesi 
- Geçici Köy Koruculuğu (GKK) sisteminin lağvedilmesi 
- OHAL'in kaldırılması 
- Parti kapatmalarına son verilmesi 
- Siyasi Düşünce suçlarının kaldırılması 
- Genel af çıkarılması 
- Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) kaldırılması 

Sonuç olarak HADEP hakkında şunlar söylenebilir271. 

PKK'nın legal kimliğine bürünmüş ve PKK'nın siyasallaşma faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürmektedir. HADEP binaları örgütün faaliyetlerini 
organize ettiği, yönlendirdiği ve eğitim merkezi olarak kullandığı merkezler haline dönüşmüştür. HADEP örgütünün yurtdışındaki faaliyetlerini siyasi parti sıfatıyla yürütmektedir. Örgütün ideolojisi ve etnik söylemleri doğrultusunda bilinçlendirme faaliyetlerini yürütmektedir. Yukarıda yer verilen bu görüşleri 
Apo'nun sağ kolu Şemdin Sakık da itiraf etmiştir. Sakık itiraflarında bölgede HADEP'in PKK'nın taşeronu olduğunu söylemiştir272. 

Belirli bölgelerimizde alternatif organizasyonlarla halkla devlet arasındaki bağı kopararak, bu bölge halkını kendi kontrolleri altına almayı  hedeflemek tedirler 273. 

Terör örgtünün siyasallaşma yolundaki bir diğer faaliyeti de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşan faaliyetlerini Kuzey'e ve Batı'ya 
açmak kapsamında aşırı sol örgütlerle işbirliği neticesinde mücadeleyi sözde "Türkiyelileştirme" gayretidir. Terör örgütü bu maksatla aşırı sol örgütlerle 
işbirliği yapmış "Müşterek Devrimci Güçler" adını verdiği gruplarla ırkçı ve bölücü söylemlerine ilave olarak devrimci sloganları da kullanmaya başlamıştır. 
PKK tarafından yürütülen diğer siyasi faaliyetler hakkında da şunlar söylenebilir. 


BU BÖLÜM DİPNOTLARI;

261 2-23 Ocak 2000 tarihinde Kuzey Irak Kandil Dağı Bölgesinde 350-400 militanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Normal şartlarda bu 2002 yılında yapılacakken Öcalan'ın yakalanması ve örgüt içerisindeki olağanüstü durumlardan dolayı olağanüstü 7. kongre bu tarihlerde yapılmıştır. Bu kongrede de yine Öcalan Genel Başkan seçilmiştir. 7. Kongre kararları için bkz 8.01.2000 tarihli Hürriyet gazetesi görülmektedir263. 
262 Bkz. Diyarbakır B. Şehir Bld. Bülteni, Yıl 1, S.1, Ocak-Şubat 2000. HADEP'li Belediye Başkanlarının PKK Terör örgütünü desteklemeleri sebebiyle yargılanmalarına başlanmıştır ve yargı süreci devam etmektedir. HADEP'li belediye başkanlarının PKK ile ilişkileri hakkında ayrıca bkz. 25.04.2000 tarihli Sabah Gazetesi ve 25.04.2000 tarihli Hürriyet Gazetesi. 
263 İçişleri Bakanlığı Emn. Gn. Md. TEMÜH Daire Bşk. Yayını. 
264 Bkz. 2 Ekim ve 30 Ekim tarihli günlük gazeteler. 
265 A. Öcalan, Kürt Sorunununda Demokratik Çözüm, Haziran 1999, İstanbul. 
266 Bkz 19.02.1998 tarihli Türkiye Gazetesi 
267 25.03.2000 tarihli Radikal Gazetesi "PKK elebaşı Öcalan savcılık ve mahkemedeki beyanlarında PKK-HADEP ilişkileri hakkında açıklamada bulunmuş. HADEP'in  kuruluşu sırasında para yardımı yaptıklarını HADEP gençlik ve kadın komisyonlarında yapılan eğitim çalışmalarının PKK görüşüne uygun olduğunu beyan etmiştir. 25.03.2000 tarihli Türkiye Gazetesi. 
268 İçişleri Bakanlığı Emn. Gn. Md. TEMÜH Daire Bşk. PKK Raporu 2000. 
269 Ankara DGM Başsavcısı Talat Şalk tarafından hazırlanan iddianamede HADEP'in silahlı çete ve PKK'nın siyasi kanadı olduğu görüşü benimsendi ve HADEP yöneticilerinin suçu Silahlı çete PKK'nın siyasi kanat yöneticisi olmak, olarak tanımlandı. Bkz. 18.03.1998 tarihli Milliyet Gazetesi. 
270 01.06.1998 tarihli Hürriyet Gazetesi. 
271 HADEP hakkında yukarıda dile getirilen görüşler çeşitli dönemlerde MGK da görüşülmüş ve buna yönelik olarak ciddi tedbirler alınmıştır. Mesela 20.01 2000 tarihli Milliyet gazetesinin haberinden anlaşıldığına göre 25.01.2000-30.01.2000 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan MGK toplantısında HADEP'in son dönem 
 faaliyetlerinin anlatıldığı rapor görüşülmüştür. Bu raporda yukarıda yer verilen HADEP'in faaliyetleri ile ilgili çok ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır. Bkz. 20.01.2000 tarihli Milliyet Gazetesi. 
272 26.04.1998 tarihli Sabah Gazetesi Ayrıca Bkz. 25.04.1998 tarihli Hürriyet Gazetesi. 
273 Abdullah Öcalan Barışa Doğru I. Roma Konuşmaları, Aram Yay. İstanbul. 2000. 

17 CI BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR;



***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder