5 Mart 2019 Salı

Doğu Akdeniz Zengin Hidrokarbon Kaynakları Anlaşmazlık Bölgeleri Olan Doğal gaz Rezervleri BÖLÜM 1

Doğu Akdeniz Zengin Hidrokarbon Kaynakları Anlaşmazlık Bölgeleri Olan Doğal gaz Rezervleri BÖLÜM 1





Doğu Akdeniz Zengin Hidrokarbon Kaynakları Anlaşmazlık Bölgeleri Olan Doğalgaz Rezervleri 
ve Petrol Yatakları Sahaları 
Ahmet Cangüzel Taner 
Fizik Yüksek Mühendisi 
Fizik Mühendisleri Odası 
(canguzel.taner@gmail.com) 


    Akdeniz’in doğusunda bulunan ülkelerarası siyasi anlaşmazlıklar bir türlü 
çözüme kavuşturulamamaktadır. Filistin ile İsrail ve Güney Kıbrıs Rum 
Toplumu ile de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti birlikte barış ortamı sağlamak 
için ciddi adımlar atamamaktadır. Diğer taraftan, Suriye’de mülteci akını 
sayesinde komşu ülkeleri de olumsuz etkileyen acımasız iç savaş ortamı ve 
Lübnan’da ise siyasi istikrarsızlık tüm hızı ile sürmektedir. Ancak, Doğu 
Akdeniz’de keşfedilen zengin gaz ve petrol rezervleri bazı politik atmosferlerin 
durulması açısından bir ümit ışığı da doğurmaktadır. Örneğin, Kıbrıs’ın 
güneyindeki gazın sıvı doğalgaz (Liquid Natural Gas – LNG) halinde Avrupa’ya 
pazarlanması maliyeti çok yükseklere tırmanmaktadır. Ayrıca, Girit Adası 
üzerinden İtalya’ya kadar Akdeniz boyunca döşenecek doğalgaz boru hatları 
ekonomik açıdan uygun kabul edilmemektedir. Kıbrıs ’dan Avrupa’ya doğalgaz 
naklinin en kârlı ve kazançlı seçeneğinin Türkiye’den geçecek gaz boru hatları 
olduğu bariz biçimde ortaya çıkmaktadır. İşte bir bakıma söz konusu gerçek 
doğrultusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 
iki toplumun hakkaniyetine dayalı barış müzakereleri sürecini yeniden 
başlatmıştır. Bu yazıda Doğu Akdeniz’de önemli petrol ve gaz kaynakları 
değerlendirilmesi bağlamında devam eden ciddi politik sorunlar ele alınmaktadır. 

    Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin yönetimleri açık deniz zengin hidrokarbon gaz ve petrol kaynakları olup olmadığı konusuna dair halklarını yanıltıyorlar mı sorusu sıkça sorgulanmaktadır. Örneğin Lübnan, söz konusu doğalgaz yatakları kazançlarından sağlanacak gelirler sayesinde kurulacak olan hızlı tren vasıtasıyla Beyrut’un trafik tıkanıklığı problemine çözüm yolu bulacağını umut etmektedir. Etrafı denizlerle çevrili Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ise görkemli bir sıvılaştırılmış doğalgaz (Liquefied Natural Gas – LNG) projesi yürürlüğe koyarak çok büyük LNG kompleksi kurmayı planlamaktadır. Ülkenin güneyinde Vasilikos limanına dev LNG tesisi inşaatı gündemdedir. Kurulacak LNG terminali ile 2020 yılına kadar Avrupa ve Asya ülkelerine LNG ihracatları başlatılması öngörülmektedir. Böylece, Güney Kıbrıs Rum Hükümeti karşı karşıya bulunduğu ekonomik sıkıntıları, mali problemleri ve finansal zorlukları aşacağını beklemektedir. Kıbrıs Adasının güneyindeki gaz rezervleri 96 trilyon kübik feet olarak tahmin edilmektedir. Bununla beraber çoğu petrol uzmanları, ortaya atılan doğalgaz rezervleri miktarlarını uçuk rakamlar olduğunu kabul etmektedir. İsrail bile ileri ve yenilikçi açık deniz doğalgaz teknolojileri kanalıyla keşfettiği gaz yataklarından yapılacak çok büyük doğalgaz ihracatının ancak 2020 
yılından sonra başlayabileceğini varsaymaktadır. 



Kaynak: The Economist 

Doğu Akdeniz doğalgaz kaynakları ve petrol rezervleri projelerinin sağlıklı gelişimi ve ilerlemesinden kuşku duyanların asıl kaygısı da bölgesel işbirliği yetersizliği, kifayetsizliği ve ülkelerarası uzun yıllara dayalı çeşitli anlaşmazlıklardan kaynaklanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırma Ajansı (United States Geological Survey – UNGS), Türkiye’nin güneyinden Filistin Gazze Şeridi kıyılarına kadar olan yörede 122 trilyon kübik feet doğalgaz rezervi bulunduğunu tahmin etmektedir. Doğu Akdeniz Filistin Gazze Şeridi kıyısı uzunluğu 41 kilometredir. Söz konusu Doğu Akdeniz gaz yatakları Irak doğalgaz kaynakları ile mukayese edilebilir düzeyde sayılmaktadır. Bununla beraber Lübnan Geçici Hükümeti, yabancı petrol şirketlerinin doğalgaz sondaj çalışmalarına başlayabilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yerine getirilmesi konusunda otorite boşluğu yaşamaktadır. Bu bağlamda duyurulan petrol ve gaz sondajları ihaleleri defalarca ertelenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin arabuluculuğu ile yürütülen Lübnan ve İsrail deniz hududu ihtilafı ise ağır aksak ilerlemektedir. Diğer taraftan, tüm şiddeti ile süregelen Suriye iç savaşı da büyük petrol şirketlerinin bölgede yatırım yapmalarına engel teşkil etmektedir. Mevzu bahis nedenlerden dolayı Lübnan kıyısı açıklarında petrol ve doğalgaz sondaj çalışmaları henüz başlatılamamıştır. Ayrıca, Kıbrıs açıklarında keşfedilen gaz ve petrol yatakları hidrokarbonlar rezerv potansiyeli ile miktarlarının da abartılı olduğu ileri sürülmektedir. İsrail’e ait Delek Drilling ve 
Avner Oil adlı iki adet petrol ve gaz rezervleri arama şirketi tarafından Kıbrıs’ın 
Aphrodite sahasında tespit edilen gaz kaynaklarının yaklaşık 4.1 trilyon kübik feet düzeyinde bulunduğu iddia edilmektedir. Tahmin edilen gaz miktarı ise ancak uzun vadede iç talebi karşılayabilecektir. Bununla beraber İtalya’nın Eni ve Fransa’nın Total petrol şirketleri de bölgede daha fazla doğalgaz kaynağı olabileceğini olası görmektedir. Yeteri miktarda ve kapasitede doğalgaz yatağı olmaması halinde Kıbrıs sıvı gaz (Liquid Natural Gas – LNG) ihracat tesisi yatırımı ve girişimi dışarıdan özellikle de İsrail’in Leviathan sahasından ithal edilecek doğalgaza bağımlı kalacaktır. 

Her halükarda Kıbrıs Türk ve Rum kesimi de ikisi birlikte yörede hak talep etmektedir. Öte yandan İsrail, on yıl önce Gazze Şeridi açıklarında British Gas BG tarafından keşfedilen Gaza Marine sahasının Filistinlilerce işletilmesine karşı çıkmaktadır. Doğu Akdeniz’de sadece 35 trilyon kübik feet ‘lik İsrail gaz rezervleri varlığı doğrulanmıştır. Amerikan Enerji Şirketi Noble, İsrail’in %45 elektrik arzının 2014 yılında üretime geçen Tamar doğalgaz sahası kanalıyla sağlandığını açıklamaktadır. Ancak, batıdaki çok daha geniş Leviathan gaz sahası gelişimi ise yavaş devam etmektedir. Devlete ait doğal kaynaklarının yabancı şirketlere satışı ile ilgili kamuoyu tepkisinden çekinen İsrail Hükümeti, bahse konu doğalgaz sahası çalışmalarını geciktirmektedir. Doğu Akdeniz gaz yatakları hakkında pek çok farklı sorun da ortada durmaktadır. Küresel doğalgaz fiyatları yüksekliğinden mustarip Asya ülkeleri güvenlik gerekçeleri yüzünden İsrail LNG gazının gemiler ile Süveyş Kanalı yoluyla Uzak Doğu’ya taşınmasına karşı çıkmaktadır. Türkiye Doğu Akdeniz ülkeleri içinde global ekonomik büyüme hızları yüksek ülkeler arasında geleceği umutlu küresel gaz pazarı olarak 
görülmektedir. Küresel büyüme hızı süratle artan Türkiye açısından global doğalgaz ithalatı önem taşımaktadır. İşte bu bakımdan değerlendirilmesi halinde zengin doğalgaz rezervleri ve kaynaklarına yakınlığı nedeniyle Türkiye, İsrail için küresel gaz ihracatı bağlamında önde gelen global doğalgaz marketi kabul edilmektedir. Dubai’de faaliyet gösteren Manaar Energy danışmanlık firmasının patronu Robin Mills, Türkiye ve İsrail arasında Doğu Akdeniz tabanına kurulacak doğalgaz boru hattı kanalıyla gaz naklinin LNG ihracat terminali inşasına kıyasla çok daha ekonomik olacağını hesaplamaktadır. Ayrıca, Türkiye’de doğalgaz fiyatlarının oldukça yüksek oluşu ve İsrail Türkiye gaz boru hattı ön yatırım maliyetleri düşüklüğü de söz konusu projeyi cazip kılmaktadır. Ancak, İsrail Türkiye doğalgaz boru hattı projesinin anlaşmazlık bölgeleri olan ya Kıbrıs karasuları ve uluslararası sulardan ya da daha rizikolu Lübnan ve Suriye karasularından geçmesi gerekmektedir. Üçüncü sayfadaki haritada Doğu Akdeniz gaz rezervleri gösterilmektedir. Gaz rezervleri saptanan Doğu Akdeniz doğalgaz sahaları bordo renkli, olası gaz yatakları anlaşmazlık bölgeleri ise mavi 
renkli işaret edilmektedir. 

2 Cİ BÖLÜMLE DEVAM EDECEKTİR.,

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder