9 Ocak 2019 Çarşamba

6-7 EYLÜL OLAYLARI, 1955 BÖLÜM 7

6-7 EYLÜL OLAYLARI, 1955  BÖLÜM 7


Bir Trajediye İktidar ve Muhalefet Cephesinden Bakışlar: 


20 Gazeteci - yazar Orhan Karaveli’nin anılarında dikkat çekici bazı ifadeler yer almaktadır. Karaveli, Kıbrıs’ta olayların şiddetlendiği günlerde “Türk Mukavemet 
Teşkilatı”ndan iki gençle tanıştırıldığını ve kendisinin onlara “… Hep Rumların 
haberini geçmekten yoruldum. Sizler niye bir şeyler yapmıyorsunuz Milliyet’te 
haber olacak?... Örneğin bir “bomba” patlatın da gazetede manşet olsun diye üstelediğini ve üzerinden çok geçmeden bu gençlerin General Motors Otomobil acentasına bir bomba yerleştirdiklerinden bahsetmektedir, Karaveli her ne kadar kendisinin haber bombası olduğunda ısrar etse de ortamın hassas olduğu dönemde bunu masumane bir gazetecilik hırsı ile sınırlı görmek güçtür. Bu olay Selanik’teki bombalama hadisesindeki mantığı izah etme bakımından da bazı ipuçlarını sunmaktadır ( 2006: 80-81). 

21 Nathalie Stoyanof diğer kaynaklardan farklı olarak hem İstanbul Ekspres’in hem de Hürriyet’in ikinci baskı yaptığından söz eder (6-7 Eylül 1955 Olayları. Tanıklar – Hatıralar, 2010: 268). Bunun dışında İstanbul Ekspres’in sahibi ve yazı işleri müdürü o güne ilişkin şu bilgileri vermektedirler. 

İstanbul Ekspres Yazı İşleri Müdürü Gökşin Sipahioğlu: “… haberleri ya radyodan ya da Anadolu Ajansı’ndan alıyorduk. Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin hasara uğradığına ilişkin haber her iki kaynaktan da geldi. O dönemde akşam gazeteleri önemli olayları ikinci baskı ile duyururlardı. Ben de gazetenin sahibi Mithat Perin’e sormadan ikinci baskı yapmamıza karar verdim. Saat 14: 30 sularında aradığımız Atina elçiliğimizdeki bir ataşeden de olayı doğrulattık. Haberi sekiz sütunun üzerinden “Atatürk’ün evi bomba ile hasara uğradı” diye verdim. Hakkımda üretilen asılsız haberde güya “Atatürk’ün evi bombalandı” diye manşet attığım yazılıyor hala. Attığımız manşetin altında Yunan hükümetinin, “Bizim bu olaylarla hiçbir ilgimiz yok” resmi tebliğini de koymuştum. Normalde 8-9 bin arası baskı yapıyorduk ama bu olağanüstü durum karşısında tüm teknik şartları da zorlayarak, eski Tan matbaasının rotatiflerini 16.30 gibi döndürmeye başladık ve saat 20.00’ye kadar 20 bin gazete bastık. O saatte müvezzilere teslim edebildik. Bu olay da ne yazık ki çarpıtılmıştır 
günümüzde ve bizim 300 bin gazeteye basıp dağıttığımız yazılıyor hala. 
Bu rakamın yanına yaklaşabilecek bir baskıyı kimse yapamazdı o günlerde. Bugün bile o kadar kısa sürede bu rakama ulaşabilecek teknolojiye sahip değildir çoğu yer. Bu hesabın tutmadığını gören bazı kötü niyetliler de, “iki gün önceden basmaya başladılar gazetesini” palavrasını attılar. O dönemde gazetemizi basacağımız kâğıdı peşin para yatırarak alabiliyordunuz. Biz dediğim sayıda bastığımız gazetenin kâğıdının parasını güç bela denkleştirmiştik (6-7 Eylül 1955 Olayları. Tanıklar – Hatıralar, 2010: 282-283). Mithat Perin: “… Gökşin Sipahioğlu, bana telefon açtı. Böyle böyle bir haber var dedi. İkinci baskı yapalım dedi. Yapmayalım dedim. Hava da kötü, elde kalıyor dedim. Peki dedim. Biraz sonra bayii telefon açtı. Gazetelerin parasını peşin vereceğim dedi… Matbaaya girdiğimde 180 bin basılmıştı bile. Haberim yok. Kâğıt nereden buldunuz dedim. Bulduk dediler. Kâğıdımız çok kısıtlıydı. Anormal 
bir şey olduğunu anladım. Gittim prototipte kâğıdı kestim. Ne yapıyorsunuz dediler. Kâğıdı kestim ama kalıpları kesmek aklıma gelmedi. Bundan sonra basmayın dedim. Peki dediler. Ben oradan çıktıktan sonra yine bağlamışlar kâğıdı (6-7 Eylül 1955 Olayları. Tanıklar – Hatıralar, 2010: 316).

22 5 Eylül’de toplanan Kıbrıs Türktür Derneği Yönetim Kurulu’nda ortaya konan bilgilere göre, derneğin Türkiye’de kırk beş şubesi bulunuyordu. O günkü toplantıda alınan ilginç karar ise Kıbrıs Türktür sloganını bir marş haline getirilmesinin görüşülüp benimsenmiştir (Birgit, 2012: 194). 

23 Birgit, beyannamenin nasıl oluşturulduğunu şu sözlerle anlatır: “…Türkiye Milli Talebe Federasyonu Başkanı Hüsamettin Öztürk telefon etti ve Kıbrıs Türktür Derneği olarak bir bildiri hazırlamamız için federasyonda toplanılacağını söyledi. Bildiriyi ben kaleme aldım. Olayı anlatan, çirkinliğini öne çıkartan bildiride vatandaşlardan sakin olmaları, tahrike kapılmamaları ama saflarını da sıklaştırmaları isteniliyordu. Akşam saatlerinde kentin çeşitli yerlerinden küçük gösteri gruplarının “Kıbrıs Türktür” sloganlarını söyleyerek ellerinde Türk bayraklarıyla toplandıkları haberleri gelmeye başladı (195-196). 

24 Bir kaynakta Menderes’in başlangıçta Kıbrıs için bir dizi protesto eylemleri düzenlenmesine sıcak baktığı hatta Kıbrıs Türktür Cemiyeti’ni bu amaçla himaye ettiği söylenmektedir (Demir, 2007: 59-60). 

25 Olayın zamanlamasının manidar olduğuna ilişkin şu bilgi yer almaktadır: “... Olayların gerçekleşme zamanı dikkat çekicidir. Bir yanda Londra’da Kıbrıs görüşmeleri devam ederken, diğer tarafta dünya medyası İstanbul’dadır. Dünyanın ve Cumhurbaşkanı Bayar, Başvekil Menderes, İçişleri Bakanı Namık Gedik ile Emniyet Genel Müdürü Ethem Yetkiner’in İstanbul’da bulunduğu bir anda olaylar meydana geldi” (Demir, 2007: 59-60).

26 Olaylardan bir süre önce gayri Müslimlere ait ev ve işyerlerinin fişlendikleri ileri sürülmüştür. Buna göre olayların başlamasından birkaç hafta önce ilgili mahallelerin muhtarlarından ev ve işyerlerinin adresleri istenmişti. Fransız Konsolosluğu’nun bir raporuna göre, daha 2. Dünya Savaşı sırasında, özel bir birlik tarafından herhangi bir çatışma durumunda daha kolay “nötralize” edilmelerini sağlamak amacıyla gayrimüslim azınlıkların adresleri kaydedilmişti. Raporda ayaklanmalar sırasında bu bilgilerin kullanılmış olması olasılığına da yer veriliyordu. Ayaklanmalardan kısa bir süre önce gece bekçileri bazı sakinlerden duvarlardaki ev ve işyeri numaralarını belirginleştirmelerini istedi. Yine gayrimüslimlere ait bazı ev ve işyerleri ise, bir haç figürü, GMR ( Gayri Müslim Rum) gibi kısaltmalar ya da “Türk değil”, “Türk” gibi tanımlamalarla işaretlendi (aktaran Güven, 2005: 16).

27 Türklerin olaylar esnasında azınlıkları korumaya çalıştığı vakalar olduğu kadar, komşu veya tanıdıkları gayrimüslimlerin oturdukları yerleri göstererek saldırganların işini kolaylaştırdıkları da olmuştur (aktaran Güven, 2005: 24). 

28 Emniyetin pasif tutumuna karşın ordu sayesinde de daha kötü hadiselerin yaşanmasının önüne geçildiği ifade edilmiştir (Aydemir, 2000: 184-185; Bağcı, 1990: 11).

29 Benzer yöndeki bilgi bir başka kaynakta şu şekilde ortaya konmaktadır: “Emniyet memurları iki haftadan beri herhangi bir hadiseyi önlemek tedbiri aldıkları halde hadise vukuunda nasıl hareket edeceklerini neler yapabileceklerine silah kullanıp kullanmayacaklarına dair emir almadıklarından şaşırıp kaldıklarını anlatıyorlarmış. Hatta bir kısım emniyet mensupları da müzaheret gösterir durum almışlar ve “şunu yapın bunu yapmayın” gibi konuşmalar yapmışlar. Halka adeta yardımcı olmuşlardır” (6-7 Eylül Olayları. Fotoğraflar-Belgeler Arşivi, 2005: 292).

30 Olaylara duyarsız kalma olarak nitelenen bu hareket, olayların kendi tertibi olmaları ile izah edilmiştir (Dinamo, 1971: 35).

31 Görüldüğü gibi Ankara ilk tebliğde yer almamaktadır. 

32 Olaylardaki zarara ilişkin olarak farklı rakamlar telaffuz edilmesi nedeniyle burada yanıltıcı olmamak için özellikle rakam verilmemiştir. Konuya ilişkin zarar tabloları görmek için bkn: Demirer’den aktaran Ceylan, 1996: 101; Dosdoğru, 1993: 100; Güzel: 1997: 163).

33 O gece yaşanan trajediye ilişkin kişisel hikâyeler için bakınız 6-7 Eylül 1955 Olayları. Tanıklar-Hatıralar, 2010.

34 Yalçın yazısının devamında ise, böylesi bir ortamda komünistliğin rahatlıkla gelişebileceğine işaret etmiş ve bu kitlenin patlamaya hazır bomba gibi durdukça komünistlerin elinde de daima koz olacağını vurgulamış, bu sorunun reçetesi olarak da zenginliğe karşı olan şikâyetleri hafifletmek (anormal gelişme ve servet birikimi) olduğunu belirtmiştir (“En Tehlikeli Cephe”, Ayın Tarihi, 14 Eylül 1955: 98). Bu noktada şunu ifade etmek gerekir Yalçın’da da döneme hâkim olan “komünist” algısı ziyadesiyle içselleştirilmiştir. Yazar, DP’nin yürüttüğü “başarısız” ekonomik politikaların “istenmeyen unsurların” yani komünizmin destek bulmasına yol açması endişesiyle yazısını kaleme almıştır. 

35 Bu noktada şu da ilginç bir ayrıntıdır. Toker anılarında hükümetin emniyet güçlerini müdahale etme hususunda olayın ilk zamanlarında harekete geçirmediği bilgisini yineler ve göstericilerin tepkisinin “DP politikalarının eleştirisine” döndüğünde tedbir alınması yoluna gidildiğini ileri sürer (144-145). Bu yorum yukarıda da sözünü ettiğimiz emniyet güçlerinin hareketlerine ilişkin soru işaretlerine bir cevap olabilmesi açısından önem taşımaktadır. 

36 DP döneminde başlatılan komünist toplamaları için bakınız Eroğul, 1998: 106. 

37 Hasan İzzettin Dinamo, Kemal Tahir’in eşi Semiha’nın DP organı olan Son Havadis’te fıkra yazarlığı yapan Vala Nurettin’den getirdiği sıkıyönetim komutanı Nurettin Aknoz’un Harbiye’de tutuklu bulunan elli iki kişiye ne yapacakları yönündeki soruya “ İstanbul’u yıktıran o heriflerdir. Hepsine müstahak oldukları cezayı verdireceğim. On onbeşini sallandıracağım geri kalanını da yirmişer, otuzar yılla zindanda çürüteceğim” cevabını verdiği haberinin, Harbiye zindanlarında buz gibi estiğini ifade etmektedir (38). Hulusi Dosdoğru da o dönemlerde morallerini çok bozan ve hapisten kurtulamayacakları düşüncesine yol açan olayların başında dışarıdan gelen yakalanan çapulculara kendilerini kışkırtanın komünistler olduğu yönünde Nurettin Aknoz Paşanın baskı yaptığı ve olayların “esas” kışkırtıcılarının kahvelerde, meyhanelerde, çarşılarda, pazarlarda bu işlerin komünistlerin başının altından çıktığı yalanına çevrelerini inandırmaya çalıştıkları haberlerinin geldiğini anlatmaktadır (49-50). 

38 8 Eylül 1955 tarihli Cumhuriyet’te, “Kıbrıs İçin” başlıklı yazıda; hükümetin Kıbrıs davasında başarılı olmak üzere olduğu bir anda çıkan hadiselerde komünist parmağı olduğu belirtilmekte, bu tahrikçi grupların halkın hislerini istismar ederek, gösterileri başka yollara sürükledikleri ifade edilmektedir. Tahrikçileri yabancı menfaatlere hizmet eden kimseler olarak niteleyen yazar, bu kimselerin amaçlarını da Türk milli menfaatlerine kastetmek, Türkiye’yi dış ülkeler önünde zor durumda ve yalnız bırakmak olarak işaret etmektedir (Ayın Tarihi, 187). “Efendiliğimize Yakışmayan Hareketler” başlıklı, 9 Eylül 1955 tarihli Tercüman’da, gençliğin gösterileri bardağı taşıran son damla olarak haklı bir infiali şeklinde ele alınmakta, gelişen diğer olayları ise, haklı bir infialin içine vatanperverlik hislerini istismar eden ve bir kısım halk tabakasının bilgisizliğinden ve şuursuzluğundan istifade edilerek evvelden hazırlanmış 
ve milli menfaatlerine kasteden gizli bir tertibin karışması olarak görmektedir 
(Ayın Tarihi, 84-85). 11 Eylül 1955 tarihli Milliyet’te çıkan “Türk Milletinin 6 Eylül Vakasıyla Alakası Yoktur” başlıklı yazıda, olaylar “haklı bir protestonun kızılla” tarafından istismarı olarak ele alınmaktadır (Ayın Tarihi, 87). Aynı gün Milliyet’te çıkan bir başka yazıda da olaylar aynı şekillerde tanımlanmakta, komünizmin bu olayda parmağı olduğunun ispatı olarak ferdi mülkiyete, sermayeye ve mabetlere olan hınçlar ispat gösterilmektedir. Yazıda ayrıca hükümete ilham olacak şekilde solculuk “habis”inden kurtulmanın yolu olarak bir “ava” girişilmesi önerilmektedir (Milliyet, “Bugün değilse, hiçbir gün”, Ayın Tarihi, 11 Eylül 1955 : 89). Zafer’de yayınlanan 13 Eylül 1955 tarihli “Dünkü Tarihi Celse” başlıklı yazıda, Başbakanın olayları komünist tahriki olarak nitelediğine ve “usta” düşmanların bu kadar başarılı olmasını ise zeminin tahrike uygun olması olarak izah ettiğine dikkat çekilmektedir (Zafer, 13 Eylül 1955). Hüseyin Cahit Yalçın da aynı gün Ulus’ta, “Başlayan Tahkikat” başlık yazısında olaylar hükümetin açıklamasıyla ve diğer gazetelerle örtüşür biçimde verilmekte, hükümet açıklamalarından biraz daha keskin biçimde emniyet güçlerinin azimli davranmamalarının olayları bu raddeye getirdiğini ifade etmektedir. 
Kafasında soru işareti bırakan durumu ise “istenen” durumlarda müdahalele
rinde başarılı olduğunun deneyimlerle sabit olduğunu belirten Yalçın, bu olaylarda etkisiz kalmasının mutlaka açıklanması gerektiğini ifade etmektedir (Ulus, 13 Eylül 1955). Yalçın’ın sorularına cevap, Yeni İstanbul’un 14 Eylül 1955 tarihinde yayınladığı “Fevkalade Toplantıdaki Konuşmalar” başlıklı yazı ile gelmiştir. Yazıda Başbakan Menderes’in emniyet güçlerinin karşısındaki kitlenin mahiyeti hakkında (haklı bir hareket mi karşısındayız) tereddüde düştüğünü bu nedenle hareketsiz kaldıklarını ifade ettiği aktarılmaktadır (Ayın Tarihi, 95-96). Aynı gün Hürriyet’te Şükrü Kaya tarafından kaleme alınan “Türk Polis ve Zabıtası “ başlıklı yazısında da Başvekilin zabıta ve emniyet güçleri ellerinden geleni yaptılar ifadesinin yüreklere su serptiği yorumu yapılmaktadır (Ayın Tarihi, 96) 29 Eylül 1955 tarihli Cumhuriyet’te yayınlanan Doğan Nadi imzalı “Türk umumi efkârı uyanık olmalıdır” başlıklı yazıda da, yerinde ve haklı bir mitingin maksatlı unsurların fırsat bulmaları ile gölgelendiğini ve asıl gayenin dışına çıkıldığını ifade edilmektedir. Bu olayda saf vatandaşların kötü yollara sürüklendiğini ifade eden Nadi, ekalliyet düşmanlığı yaratmanın bu memlekete yapılacak en kötü şey olduğunu vurgulamakta, bu tarz düşünenlere karşı halkın uyanık olması gerektiğini ifade etmektedir. Asrın temposuna ayak uydurmuş, Türkiye’nin önüne geçmek isteyenlere bunda menfaati olanlara karşı Türk gençliğinin 
yayılma ve yaşama hakkı tanımaması gerektiğini ifade etmektedir(Ayın Tarihi, 105).

39 Sıkıyönetimin basına ilişkin aldığı diğer tedbirler şunlardır: Basın “ağırbaşlı” olduğu müddetçe sansür ya da kapatma gibi sınırlamalara gidilmeyecekti. Gazeteler günde bir defa çıkacak, ilave baskı ve ilanlar yapmayacaklardı. Nato devletleri ve sıkıyönetim ile ilgili yayın yasaktı. Basınca dağıtımına imkân bulunmayan “işitme, tahayyül etme, hissetmeye” dayanan yayınların sıkıyönetimin yayınlarına temas ettiği takdirde sorumluların o günün şartlarına göre kanuni işleme tabi tutulacaklardı (Ayın Tarihi, No: 262: 15- 29). Kararları daha ayrıntılı görmek için bakınız, Topuz, 1996: 110- 112).

40 Dış basında yer alan hükümetin açıklaması ile aynı eksenli olması - örfi idare faktörünün de olmadığı düşünülürse- hayli ilginçtir. 

41 CHP Genel Başkanı İsmet İnönü olaylara ilişkin temkinli bir açıklama yapmıştır. İnönü, 7 Eylül günü İstanbul’da basına verdiği demeçte üzüntüsünü belirtmiş ve gerçeğin ortaya çıkarılması için hükümete yardım edilmesini istemiştir. İnönü konuşmasında olayları “milli bir felaket” olarak yorumlamıştır (Ulus, 8 Eylül 1955). CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek de İzmir’de verdiği bir demeçte, yapılan hareketleri kanunsuz olarak nitelendirmiş ve “bu mahiyetteki taşkın hareketler tarih boyunca edindiğimiz ve hele büyük inkılâplarda kazandığımız yapıcı medeni vasıflarımızla kabili telif değildir” demiştir (Ulus, 9 Eylül 1955). 

42 Kıbrıs Türktür Derneği üyelerinden olan gazeteci Ahmet Emin Yalman ise, “asırlardır benzeri görülmemiş saldırılar” şeklinde tanımladığı 6-7 Eylül olaylarını hükümet ile solcuların ortak yapımı görmüş ve olayların bir Kıbrıslı Rumlara bir gözdağı olarak sağ ve sol cereyanlarını ateşleyerek halkı kudurtmak şeklinde kurgulandığını ve derneğin bütün mensuplarının hatta Anadolu’da bulunan ve merkezin kararları ve hareketleri ile hiçbir ilişiği olmayan temsilci ve muhabirlerin toplatılıp, Harbiye Okulu’nun soğuk bir koğuşunda en kötü şartlar içinde tutuklandığını ve ağır hakaretlere uğratıldığını ifade etmiştir (1648). 

43 Cumhuriyet, “olaylar ile Kıbrıs meselesini birbirinden ayrı tutma” eğilimi göstermiş basında bu tutum hızla kabul görmüştür (aktaran Güven, 2005: 137-138).

44 Yassıada duruşmalarında ve pek çok kaynakta olayın sorumlusu olarak DP iktidarı gösterilmektedir. Hükümetin bu tertibe girişmesinin sebebi olarak da, Türk halkının enosise, Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleştirilmesine ne kadar karşı olduğunu göstermek istenmesi gösterilmiştir (Ahmad, 1996: 67; Bağcı, 1990: 110; Dinamo, 1971: 8-9; Eroğul, 1998, 174-175; Zürcher, 2000: 336). Farklı olarak, Şevket Süreyya Aydemir ise (181), “memleketin üstünde fevkalade ve artık sert müdahaleler gerektirdiği havasını uyandıracak bir rüzgâr estirmek istemiş olabilirler” açıklamasını yapmıştır 

45 Hükümetin olaylar sonrasında halka yaptığı yardımlar sürekli gündemde tutulma yoluyla hükümetin sorumlu davranışlarına dikkat çekilerek, kamuoyu gözünde puan kazandırılmaya çalışılmaktadır. Örneğin 11 Eylül 1955 tarihli Zafer’de, olaylarda zarar görenlere banka ticaret ve sanayi odalarının 600 bin liraya yakın yardım yaptığı ve Başbakanlığın 50 bin, Menderes’in şahsen 5 bin, Kızılay’ın da 100 bin liralık yardım yaptığı belirtiliyordu.

46 Örneğin Cumhurbaşkanı ve Başbakana gönderilen teşekkür telgraflara yer verilmekte idi (11 Eylül 1955). 

47 Zafer haberde, hükümete yönelik eleştirileri göz ardı etmekte, olaylara ilişkin muhalefetin görüşlerine yer vermeyerek, hükümetin tam destek aldığı görüşünü yerleştirmeye çabalamaktadır

48 Zafer’in temkinliliğinin Ulus’ta olmadığını gösteren benzer ifadeler, Şinasi 
N.Berker’in “Dolmuş” adlı köşesinde de yer almaktadır. 

49 Bu haber, bize dönemin teknolojik koşulların göstermesi ve özellikle de İstanbul Ekspres’in kısa zamanda ikinci baskıyı nasıl yapabildiğinin sorgulanmasının önünü açması bakımından örnek teşkil etmektedir. 

50 Haberde belirtilen isimler şunlardır: Faik Muzaffer Amaç, Mustafa Börküce, Asım Bezircioğlu, Veli Dolu, İlhan Berktay, Sami Büyük, Suavi ve Ali Akça.


Kaynakça

Ahmad, Feroz (1996). Demokrasi Sürecinde Türkiye (1945-1980). 2. Basım. Çev.: 
Ahmet Fethi. İstanbul: Hil Yayınları. 
Akşin, Sina (1998). Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi. 3. Basım. Ankara: 
İmaj Yayınevi.
Albayrak, Mustafa (2000). “Türkiye’nin Kıbrıs Politikaları, (1950-1960)”, 
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 46, Cilt: XVI, Internet Adresi: 
http: www. atam. gov.tr / dergi/.../turkiyenin-kibris-politikalari-1950-1960. Erişim Tarihi: 8.01.2015.
Albayrak, Mustafa (2004). Türk Siyasi Tarihinde Demokrat Parti (1946-1960). 
Ankara: Phoenix Yayınevi. 
Altay Şakir ve Veli Keskin (1969). Hukuki ve Sosyal Terimler Sözlüğü. Ankara: 
Bilgi Yayınevi.
6-7 Eylül Olayları. Fotoğraflar-Belgeler, Fahri Çoker Arşivi (2005). 2. Baskı. 
İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 
6-7 Eylül 1955 Olayları. Tanıklar-Hatıralar (2010). (der.) Rıfat N. Bali. İstanbul: 
Libra Kitap. 
Armaoğlu, Fahir (1963). Kıbrıs Meselesi. 1954-59. Türk Hükümeti ve Kamu 
Oyunun Davranışları. Ankara: Sevinç Matbaası.
Aydemir, Şevket Süreyya (2000). İkinci Adam (1950-1964). 3. Cilt. 6. baskı. 
İstanbul: Remzi Kitabevi.
Ayın Tarihi, No: 260, Temmuz 1955.
Ayın Tarihi, No: 261, Ağustos 1955
Ayın Tarihi, No: 262, Eylül 1955.
Babaoğlu, Resul (2012). 6/7 Eylül 1955 Olaylarının Türkiye Rumları Üzerindeki 
Etkileri (1955-1959), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dicle 
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Türkiye 
Cumhuriyeti Tarihi Bilim Dalı, Diyarbakır. 
Bağcı, Hüseyin (1990). Demokrat Parti Dönemi Dış Politikası. 1. Basım. Ankara: 
İmge Kitabevi.
Bağlum, Kemal (1991). Anıpolitik (1945-1960). 1. Basım. Ankara: Bilgi Yayınları.
Binark Mutlu ve Mine Gencel Bek( 2010). Eleştirel Medya Okuryazarlığı. 
Kuramsal Yaklaşımlar ve Uygulamalar. 2. baskı. İstanbul: Kalkedon Yayıncılık. 
Birand, Mehmet Ali, Dündar, Can ve Çaplı, Bülent (1999). Demirkırat. Bir 
Demokrasinin Doğuşu. 8. Baskı. İstanbul: Doğan Yayıncılık. 
Birgit, Orhan ( 2012). Evvel Zaman İçinde. 4. Baskı. İstanbul: Doğan Kitap. 
Bora, Tanıl (2012). “Türk Sağı: Siyasal Düşünce Tarihi Açısından Bir Çerçeve 
Denemesi”. Türk Sağı. Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, (der.) İnci 
Özkan Kerestecioğlu, Güven Gürkan Öztan. İstanbul: İletişim Yayınları. 
Ceylan, Faruk Erhan (1996). The Incidents of September 6-7, 1955. 
Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Boğaziçi Üniversitesi.
Curran, J., M. Gurevitch ve J. Woollacott (1991). “İletişim Araçları Üzerine 
Çalışma: Kuramsal Yaklaşımlar”. Çev.: Meral Özbek. Ankara 
Üniversitesi Basın- Yayın Yüksekokulu, Yıllık, Nermin Abadan –Unat’a 
Armağan, 1989/1990, Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. 
Çavdar, Tevfik (2000). Türkiye’nin Demokrasi Tarihi (1950 -1995 ). 2. Basım. 
Ankara: İmge Yayınları. 
Çelik, Edip (1969). 100 Soruda Türkiye’nin Dış Politika Tarihi - İstanbul: Gerçek 
Yayınevi. 
Demir, Şerif (2007). “Adnan Menderes ve 6-7 Eylül Olayları”. Yakın Dönem 
Türkiye Araştırmaları. (12): 37-63. 
Demirel, Tanel (2011). Türkiye’nin Uzun On Yılı Demokrat Parti İktidarı ve 
27Mayıs Darbesi. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. 
Dinamo, Hasan İzzettin (1971). 6-7 Eylül Kasırgası. May Yayınları. 
Dosdoğru, M.Hulusi (1993). 6/7 Eylül Olayları. 1. Basım. İstanbul: Bağlam 
Yayınları.
Dursun, Çiler ( 2013). İletişim Kuram ve Kritik. 1. Baskı, Ankara: İmge Kitabevi. 
Eroğul, Cem (1998). Demokrat Parti. 3. Basım. Ankara: İmge Yayınevi.
Eroğul, Cem (2003). “Çok Partili Düzenin Kuruluşu: 1945-71.” Geçiş Sürecinde 
Türkiye. (der.) Irvin C. Schick ve E. Ahmet Tonak, 4. Baskı, İstanbul: 
Belge Yayınları. 
Gevgilili, Ali (1987). Yükseliş ve Düşüş. 2. Basım. İstanbul: Bağlam Yayınları.
Güven, Dilek (2005). Cumhuriyet Dönemi Azınlık Politikaları Bağlamında 6-7 
Eylül Olayları. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 
Güzel, Şehmus (1997). Türk Usulü Demokrasi. Ankara: Doruk Yayınevi.
Irkıçatal, Eftal (2012). “İngiliz Belgelerine Göre Kıbrıs Meselesinde ‘Taksim’ 
Fikrinin Ortaya Çıkması ve İngiltere’nin ‘Çifte Self Determinasyon 
Teklifi." History Studies, Prof. Dr. Enver Konukçu Armağanı. 
İnal, M. Ayşe (1996). Haberi Okumak. İstanbul: Temuçin Yayınları. 
Karaveli, Orhan (2006). Görgü Tanığı. Bir Gazetecinin ‘Sıra Dışı’ Anıları. 3. 
Baskı. İstanbul: Pergamon Yayınevi. 
Karakoyunlu, Yılmaz (1992). Güz Sancısı. İstanbul: Simavi Yayınları.
Oral, Fuat Süreyya (1967). Türk Basın Tarihi. Ankara: Yeni Adım Matbaası.
Öztan, Güven Gürkan (2012), “‘Ezeli Düşman’ ile Hesaplaşmak: Türk 
Sağında ‘Moskof’ İmgesi." Türk Sağı. Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, 
(der.) İnci Özkan Kerestecioğlu, Güven Gürkan Öztan. İstanbul: 
İletişim Yayınları. 
Toker, Metin (1991). Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları 1944- 1973 - DP Yokuş 
Aşağı 1954-1957. 3. Basım. Ankara: Bilgi Yayınevi. 
Topuz, Hıfzı (1996). 100 Soruda Başlangıçtan Bugüne Türk Basın Tarihi. 2. Baskı. 
İstanbul: Gerçek Yayınevi.
Topuz, Hıfzı (2003). II. Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi. 2. Basım. 
İstanbul: Remzi Kitabevi. 
Yalman, Ahmet Emin (1997). Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim (1922- 
1971). 2. Cilt. İstanbul: Pera Yayınları.
Yıldırmaz, Sinan ( 2012), “Nefretin ve Korkunun Rengi: 'Kızıl.'" Türk Sağı. 
Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, (der.) İnci Özkan Kerestecioğlu, 
Güven Gürkan Öztan. İstanbul: İletişim Yayınları. 
Emre Kaya : 6-7 Eylül Olaylarının Ulus ve Zafer Gazetelerinde Temsili  113
Zürcher, Erik Jan (2000). Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. 7. Baskı. İstanbul: 
İletişim Yayınları.

Gazeteler 

Ulus’un 6 Eylül 1955- 17 Eylül 1955 tarihleri arasındaki tüm kopyaları; 
Zafer’in 6 Eylül 1955- 30 Eylül 1955 tarihleri arasındaki tüm kopyaları 
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi arşivinden yararlanılarak taranmıştır.


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder