2 Nisan 2020 Perşembe

ANDIMIZ

ANDIMIZ

Suay Karaman.

Henüz büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e karşı açık açık söz söyleyemeyenler, Atatürk’ün devrimci kadrolarını eleştirmektedirler. Bu eleştirilerden sık sık İsmet İnönü payını almaktadır. Siyasi iktidarın temsilcileri daha önce Adalet eski Bakanı Mahmut Esat Bozkurt için çok ağır sözlerle, hakarete varan açıklamalarda bulunmuşlardı.

Bu kez başbakan, partisinin grup toplantısında “Andımız metninin yazarı tartışmalı bir isim olan doktor Reşit Galip'ti. Andımız'ın yazarı, Türkçe ezan zulmünün mimarlarından, Türkçe ezan metninin yazarlarındandı” dedi.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Atatürk’ün yanında yer alan kadrolar için “tartışmalı bir isim” denemez. Bunu diyenler kendi yolsuzluklarının hesabını verememektedirler.  Sayın başbakan için, İstanbul Anakent Belediye Başkanlığı yaptığı döneme ilişkin TBMM Başkanlığı’na ulaşan fezlekelerde “görevi ihmal, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrakta ve kayıtlarında sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” suçlamaları yer almaktadır. Kendi tartışmalı durumlarını unutturmak için, sürekli cumhuriyetin kuruluş dönemine saldırmayı moda haline getirenler, hukukun kendilerine de gerekeceğinin farkında mıdırlar?



Ulusal Andımızda ki “Türk” kelimesinden rahatsızlık duyan emperyalizmin maşaları, yakın bir gelecekte İstiklal Marşımızdan da rahatsızlık duyacaklardır. Çünkü bu insanlar ulusal olan herşeyi yıkmakla görevlendirilmişlerdir. Kısa süren Milli Eğitim Bakanlığı zamanında çok büyük eserler bırakan Reşit Galip için “Türkçe ezan zulmünün mimarlarından, Türkçe ezan metninin yazarlarındandı” demek, halkı anlamadığı dilde ibadete zorlayarak, sürekli uyutup, oy deposu haline getirme mantığının dışa vurumudur.

Ülkeler ibadetlerini kendi resmi dilleri ile yaparken, ülkemizde Arapça’yı kutsal ilan ederek, anlaşılamayan bir dilde ibadet etmek, yıllardır süren karanlığı devam ettirmek anlamına gelmektedir. Reşit Galip doğru olanı yapmış ve ezan kendi dilimizde Türkçe okunmuştur. Ancak karanlıktan beslenen Demokrat Parti iktidarı, 16 Haziran 1950 tarihinde yine Arapça’ya dönüş yapmıştır. Bugün esas zulüm, insanları anlamadığı ve anlamını bilmeden sadece ezberleyerek Arapça ibadete zorlamaktır.

Ulusal Andımızın her kelimesinden rahatsızlık duyarak, andımızı kaldıran siyasi iktidarın önde gelenlerinin asıl amaçları, ulusal bütünlüğümüzü parçalamak ve İslam ümmetinin bir parçası haline getirmektir. Bunun için dinsel anlam taşıyan kıyafetleri ilkokullara kadar yaygınlaştırmak amacındadırlar. Türban takmayı özgürlük sanan sığ kafalar ise bu olanlara sessiz kalmaktadır, sadece seyretmektedir.

Türklükten gocunanlar, Araplara ve Arapça’ya sığınmaktadır. Ulusallıktan kaçınanlar, emperyalizme meze olmaktadır. Laiklikle derdi olanlar, ortaçağın karanlığını istemektedirler. Aydınlıktan korkanlar, Mustafa Kemal Atatürk’e düşmandırlar. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, Anadolu toprakları Mustafa Kemal’in özgürlük ateşiyle aydınlanmaya devam edecektir.

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder