22 Ocak 2016 Cuma

AKP’nin önerdiği yargı, Osmanlı yapısından bile geri



AKP’nin önerdiği yargı, Osmanlı yapısından bile geri




İktidar yandaşlarının, kendi kurumlarına öncelik verilmesini isteyen emekli ve görevdeki kimi savcı ve yargıçların, kimi akademisyenlerin bekledikleri “yargı birliği” yapısı yaşama geçirilme sürecine sokulmuştur. Yalnız ülkenin, devletin değil, dünyanın temeli olan adaletin gerçekleşmesinin birincil koşulu yargının bağımsız, görevlilerinin de yansız olmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Anayasası’nda (1924 tarihli) yargımız “Yargı gücü” başlığı altında düzenlenmiş, bağımsız yargı ve hukuk devleti için Lozan’da büyük uğraşlar verilmişti. Günün koşullarına göre en iyi düzeydeki kurallara ve yöneticilerin hukuka bağlılık, yargıya saygı tutumlarına dayanan gelişmeler 1961 Anayasası ile çağdaş düzeye kavuşturulmuşsa da 1971 değişikliği ve özellikle 1982 Anayasası’yla özgün niteliklerini yitirmiştir. 12 Eylül 2010 halkoylaması sonucu yürürlüğe konulan ve günümüz Başbakanı’nın “kırmızı çizgilerimiz” dediği düzenlemelerle yargı siyasallaşmış, bağımsızlık da, yansızlık da sözde kalmıştır. Bu olumsuz, hatta sakıncalı durumun yakınmaları tüm kanıtlarıyla her gün artarak sürmektedir. Avrupa’nın ve ABD’nin güncel eleştirileri de bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Günümüz Başbakanı’nın çelişkili konuşmaları ilerde kendilerini de güç duruma düşürecek uygulamalardan çekinmeye bağlanabilir. Uzlaşma Komisyonu’nu dağıtmaya çalışan AKP halkoyunu hedeflemiştir.
İktidar kesiminin “Reform-Tek Ülke, tek yargı” diyerek savunduğu sistem karma olmaktan öte karışık sistemdir. Osmanlı yapısındakinden de geridir. Bilgisi yetersiz siyasetçilerin Başkanlık sistemine uyarlı olmasını isteyerek getirdikleri önerinin dayanağı Başkanlık da sakıncalıdır. Bugüne kadar yaptıklarıyla hukuku “ayakbağı” sayan, her organı ele geçirmeye çalışan, partizanlığı sınırsız iktidarın yargı konusunda kötü olan karnesi gelecek için güven vermekten çok uzaktır.
Önerilerinin bağımsızlıkla, yansızlıkla, yararla hiçbir ilgisi yoktur. Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirilmesi, Anayasa değişikliklerini inceleme, yorumlu karar verme, yürürlüğü durdurma yetkilerinin kaldırılması, üye seçiminin Başkan ve Meclis’e bırakılması yargının tam olarak siyasallaşması “Başkan ve iktidar yargısı”nın oluşması demektir. Amaçlanan, iktidar buyruğunda “Güçler birliği”dir. Demokrasiyle bağdaşması olanaksızdır. Mahkemelerin hızlı çalışması, kuralların çağdaş içerikleri kazanması, iyi hukukçu yetiştirilmesi savsaklanıp bir çatı altında Yargıtay ve Danıştay’ı birleştirmek, hukuksuzlukları artıracak, uzmanlık ve deneyim hiçe sayılacaktır. İktidarın diktası ve yargısı kurulacaktır. Yurttaşların güveni iyice sarsılacaktır. İktidar, bindiği dalı kesmektedir.





..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder