4 Aralık 2018 Salı

29 Nisan 1960’da Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Adım Adım 27 Mayısa BÖLÜM 3

29 Nisan 1960’da Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Adım Adım 27 Mayısa  BÖLÜM 3



29 NİSAN 1960 GÜNÜNÜ BİR DE ALPASLAN IŞIKLI HOCAMIZIN SATIRLARINDAN ÖĞRENELİM 6: 

6 Alpaslan Işıklı hocamın, bu sayıdaki yazısında bu olay çok daha genişçe anlatılmaktadır. Serdar Şahinkaya. 
7 Alpaslan Işıklı (2002) Gün Doğmadan. s.31–32 


İnek Bayramının Kırmızı Boyası ve 27 Mayıs 

(…) 

Sıkıyönetim emrindeki atlı birlikler gençleri kuşatma altına aldı. Gençlerin dağılacağı yoktu. Bu arada, iç yüzünü benden başka çok az kişinin bildiği ilginç bir olayı anlatmadan geçmemem gerekir diye düşünüyorum. 

SBF'nin ünlü bir İnek Bayramı vardır. İnek Bayramı, her yılın sonunda öğrencilerin mizah ustalığının sergilendiği birkaç günlük bir eğlence ve özeleştiri ortamı oluşturur. O yılki İnek Bayramı için alınan kırmızı boyalar, bambaşka ve hiç tahmin edilemeyecek bir işlev gördüler. Fakültenin etrafı atlı birlikler tarafından kuşatılınca, bu boyaları kullanarak geniş karton kâğıtlara “ya hürriyet, ya ölüm!” yazarak fakülte binasının caddeden görünen duvarlarına astık. 
Aceleyle ve özentisiz yazıldığı için, boyalar, yer yer akıp damlamış, uzaktan bakıldığında kanla yazılmış görüntüsü veriyordu. Bu yazının, bizim maksadımızı çok aşan sonuçları oldu. 

27 Mayıs'ın ardından Altan ve Örsan Öymen'in hazırlayıp yayınladıkları bir yazı dizisinde, SBF öğrencilerinin, Fakültelerinin duvarına kanlarıyla “ya hürriyet, ya ölüm” yazdıkları anlatıldı. 
Bundan kısa bir süre sonra aynı haber, ünlü Amerikan dergisi Time'da da yer aldı. Kuşkusuz, Fakülte binasına doğru ateş açılmış, duvarlar delik deşik edilmişti. Ancak, kaçarken kolunu bacağını inciten arkadaşlarımızın dışında yaralanan olmamıştı. 

Bu haberi okuyunca, farkında olmadan Amerikalıları da işletmişiz diye düşündüğümüz oldu. Ancak, aradan geçen zaman boyunca olaylar üzerinde düşündükçe, kimin kimi nasıl işlettiği konusunda farklı bir takım boyutlar ortaya çıkmaya başladı. Acaba, 27 Mayıs'ın Amerika ile bağlantılı bazı dış boyutları var mıydı?7 


* * * 

FEHMİ YAVUZ HOCA’NIN ANILARI İLE GELİŞMELERİ İZLEMEYİ  SÜRDÜRÜYORUZ: 

29 Nisan‘ı izleyen günlerde, binanın cephesindeki kurşunlamadan ötürü kırılan camları, çerçeveleri, binanın içindeki kurşunlanan yerleri, kan lekelerini vs. görmek için gelenlerin sayısı durmadan artıyordu. Partililer, Parlamenterler, dostlar Dekanlığa kadar gelip geçmiş olsun dileklerinde bulundular. Ankara‘ya kısa bir süre için uğrayanlar bile, olay yerine geliyor, ağızdan bilgi alıyordu. Bunların çarpıcı özelliği duyduklarını, gördüklerini, Kanlı Cuma deyiminin ne 
anlama geldiğini yurdun dört bucağına yaymak olmuştur. 

Namık Paşa 30 Nisan sabahı hiç o değilden, Fakülteye uğradı. Kendisini ve yanındakileri Dekanlık odasına aldık. Çay kahve ikram ettik. Ben, bir gün önce olup bitenlere değinmemek için çaba gösteriyordum. Sıkıyönetim Komutanı'nın bir yerde 3–5 dakikadan fazla kalamayacağını düşünerek: 

— Paşam siz Kore 'ye de gitmiştiniz değil mi? dedim. 

Paşa Kore anılarından, kendine göre seçmeler yapmaya başladı. 

Bir kaç dakika geçmeden, bir subay içeriye girdi ve Paşa'ya, Gazi Eğitim Enstitüsü yöresinde güvenlik kuvvetleri ile öğrencilerin çatıştığı haberini verdi. Paşa ve yanındakiler ayrılıp gitti. 

30 Nisan günü, üniversitenin, bir ay süre ile tatil edildiği, öğrenci yurtlarının kapatıldığı ve yurtlarda barınan öğrencilerinin memleketlerine gitmelerinin kararlaştırıldığı haberi geldi.(*) 

(*) O dönemin son sınıf öğrencilerinden Utku Acun‘un Dekan Fehmi Yavuz Hocaya yazdığı satırlarda dönemin 
atmosferi çok güzel özetleniyor. Bakınız: Ek: 1 ve Dekanın öğrenciye yanıtı için de Bakınız Ek: 2. 

İktidarı kuşatan bunalım çemberi durmadan yoğunlaşıyor, daralıyor ve kırılmaz boyutlara ulaşıyordu. 

1960 Mayıs.ında olup bitenler arasından, Üniversiteleri ve de Fakültemizi ilgilendiren olaylardan şu örnekleri vermek isterim: 


Kaynak: www.editorler.org. Erişim tarihi: 26 Mayıs 2010 

1 Mayıs‘ta, Menderes bir radyo konuşmasında Fakültemizden .Siyasal Bilgiler Okulu. diye söz etmiştir. 
Hükumeti protesto için düzenlenen 555 K gösterisi; 5’inci ayın 5’inci günü saat 5’te Kızılay Meydanı. 

   5 Mayıs bilindiği gibi 555 K. günüdür. (Beşinci ayın, beşinci günü, saat beşte Kızılay‘da yapılacak büyük mitinge çağrı parolası) onbinlerce Ankaralının, öğrencinin, öğretim üyesinin, birkaç dakika içinde toplanıverdiği bu mitingde öğretim üyelerimizden, öğrencilerimizden gözaltına alınanlar olmuştur. Aynı gün Hukuk Fakültesi‘nde, önceden düzenlenmiş ve davetiyeleri gönderilmiş olan, NATO Genel Sekreteri Spaak‘ın konferansı yapılamamıştır. 

5 Mayıs‘ta bir Japon Profesörüne onursal doktora verilmesi töreni vardı. Tören Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi konferans salonunda yapılacaktı. Tören Rektörlüğün bir odasında 10 – 15 kişinin katılmasıyla yapıldı. Yaşlı Japon Profesör kendisi gelememiş yine Profesör olan oğlunu göndermiş. Babasının Dr. diplomasını alırken, Japon Profesör yaptığı konuşmayı şu sözlerle bitirdi: 

— Bu Görkemli töreni bütün ayrıntılarıyla babama anlatacağım. 

11 Mayıs'ta, Ankara'da bulunan bir grup Fransız Kaymakamı ile SBF‘de bir toplantı yapılması önceden planlanmıştı. SBF‘nin duvarlarındaki, pencere ve kapılarındaki kurşun izlerini, içerdeki kan lekelerini misafirlere göstermemek için, toplantı Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde yapıldı. 

11 Mayıs akşamı Rektör vekili evime telefon ederek şunları söyledi: 

-Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı bana telefon etti.. Sıkıyönetimin sözlü emri varmış. Hemen yarın SBF‘ deki 29 Nisan'dan kalma bütün izleri kaldırmak üzere harekete geçeceksiniz. Rektör vekili ile aramızda şöyle bir konuşma oldu. 

Ben: 

— Yazılı emir versinler, O 

— Onları kapatmak istemiyor musunuz? Ben, 

— Yazılı emir geldikten sonra düşünürüz. O, 

— Siz bilirsiniz, ben, 

— İyi geceler. 

Profesörler Kurulu9, 29 Nisan'da olup bitenleri saptayarak, Üniversite Senatosu‘na bildirme kararı almıştı. Bu amaçla kurulan komisyonun hazırladığı rapor, kurulda oybirliğiyle kabul edildi. Senato, yöntem tartışmaları yapmış raporu ele almamıştır. 

9 Aynı Profesörler Kurulu 27 Mayıs‘tan bir süre sonra toplanarak dekanlıktan ayrılan ve İmar İskân Bakanı olan Fehmi Yavuz Hocaya “Gükran borçlarını” bir teşekkür yazısı ile iletiyordu. Bakınız; Ek: 3 


4 CÜ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder