25 Ocak 2020 Cumartesi

Tek Başına Kalan Türkiye’ye Ağır Eleştiriler…

Tek Başına Kalan Türkiye’ye Ağır Eleştiriler…



Kenan Akın,

Sözde, “Arap Baharı”nın son trajedisinde, tek başına kalan ve şimdi de yolsuzluk iddialarıyla sarsılan Türkiye’ye gerek politik gerek medyatik ağır dış eleştiriler yağıyor.

Özellikle; ABD, Rusya, Avrupa Birliği ve İran’dan gelen uyarıların yanı sıra şimdi de dış basın oklarını Ankara’ya doğru fırlatıyor.

Gerçekten de, kabinesinde geniş bir değişiklik yapmasına rağmen Başbakan Erdoğan’ın başının daha çok ağrıması bekleniyor.
Türkiye’yi bir kriz içine sokan iç ve dış sorunlar, tabii ki beraberinde baskılar da getiriyor.

Sadece, ABD ve İran medyasından verilecek örnekler ile Financial Times gazetesinin iddiaları bile Türkiye’nin içinde bulunduğu krizi anlatmaya yetiyor. 
ABD medyası, siyasi kriz, ekonomiyi olumsuz yönde etkilediği yorumunda bulunuyor.

Amerika’nın Sesi, “ Siyasi kriz Türk ekonomisini olumsuz etkiler mi? ” sorusunu başlığa çıkardığı haber analizinde “ Yolsuzluk skandalı borsada dalgalanmalara yol açarken Türk Lirası, Dolar ve Euro karşısında geçtiğimiz günlerde rekor düzeyde düştü” diyor. 

Amerika’nın Sesi, “Yargının hükümete karşı başlattığı yolsuzluk soruşturması, ülke tarihinde şimdiye kadar görülen en geniş çaplı soruşturmalardan biri olarak anılıyor” değerlendirmesinde bulunuyor Dış gözlemciler; hükümetin geleceğinin, yargıyla arasındaki savaş kadar ekonomik duruma da bağlı olduğuna dikkatleri çekerken şu yorumu yapıyor: 

“Mart ayında yerel seçimler yapılacak. Başbakan Erdoğan’ın bu seçimleri hükümetiyle ilgili bir referanduma dönüştürmesi bekleniyor.” 

İran medyasından ise, Türkiye’ye sert eleştiriler yağmaya devam ediyor.
PressTV’nin, Suriye hükümetinin BM Güvenlik Konseyi’ne Türkiye’ye karşı harekete geçmesi çağrısını “anlaşılır ve haklı” olarak niteleyerek bu girişime tam destek veren bir analiz yayınlaması dikkatleri çekiyor. 

Press TV’nin, Esad yönetiminin BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu ve Türkiye ve başka ülkelerin “Şam’a karşı faaliyet gösteren militanları” destekleyerek “BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ettiği” yönündeki iddiayı içeren mektubuna ilişkin bir analizde ABD’deki Institute for Historical Review direktörü Mark Weber’in Şam’ın girişimine arka çıkan, Türkiye’ye sert eleştirilere yer veren değerlendirmesini de yansıtıyor. 

Dünyaca ünlü Financial Times gazetesi’nin iddiaları, doğrudan doğruya Başbakan’ı itham ediyor. 

Financial Times gazetesi, “Türkiye’deki soruşturma inşaatla siyaset arasında bağ kurdu” başlıklı makalede Türkiye’de başlatılan yolsuzluk soruşturmasının ardından inşaat firmalarıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki bağın mercek altına alındığını öne sürüyor.

Daniel Dombey ve Piotr Zalewski’nin kaleme aldığı makale Başbakan Erdoğan’ın “İstanbul’a dünyanın en büyük havalimanlarından birini inşa etme planına” odaklandığını belirtirken, şöyle devam ediyor: 

“Başbakan Erdoğan, destekçilerine yaptığı bir konuşmada ’Bu müteşebbisler, üçüncü havalimanını yapacak onlar, bakın onları da çağırıyorlar. Niye? Üçüncü havalimanını yapamasınlar diye. Ben şimdi bu tür art niyetli olan savcılara sesleniyorum. Sizin vatanseverliğiniz nerede?’ diye sesleniyor.” 
Gazete şu iddialara da yer veriyor:

“Erdoğan’ın konuşması, tıpkı yolsuzluk soruşturmasının kendisi gibi on yıllık iktidarı sırasında siyasetle inşaatın ne kadar birbirlerine dolandığını gösteriyor.
17 Aralık’ta yolsuzluk iddialarıyla yapılan ilk dizi tutuklamanın ardından hükümet yüzlerce polisin görev yerlerini değiştirip savcılar ve hakimler üzerindeki kontrolünü artırmaya girişince soruşturma karman çorman bir hale geldi.
Ama hükümetin engellediği soruşturmanın ikinci etabı, hükümetin gittikçe daha da fazla ilgilendiği inşaat sektörünün ihalelere fesat karıştığı iddialarına odaklanmaya hazırlanıyordu.” 

Açıkça görünüyor ki, başta Başbakan olmak üzere AKP iktidarı dolayısıyla Türkiye, büyük bir eleştiri, uyarı hatta itham tepkisiyle karşı karşıya bulunuyor.
Krizin önce dondurulması sonra da tamamen çözülmesi için, Erdoğan’ın bazı katı davranışlardan ve kararlardan acilen vaz geçmesi gerekiyor.

Her şeyden önce, yargı mekanizmasının sağlıklı bir şekilde ve güven altında işlemesinin temini icap ediyor.


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder