22 Haziran 2017 Perşembe

Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası, KERKÜK TELAFER KERKÜK..BÖLÜM 4


        Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası, 
KERKÜK  TELAFER  KERKÜK..BÖLÜM 4


VII. Kuzey Irak: Kürdistan-Türkiye'nin Cevabı-Ezici ve Kucaklayıcı Diplomasi

Türkiye'nin gücünü özel kuvvetleri değil, maliye müfettişleri, gümrük muhafaza
 elemanları ve televizyonları temsil etmelidir.
Türkiye'nin K. Irak'a yönelik izlemesi gereken politika bir cümlede ifade
edilmek gerekir ise “K. Irak'ın, Irak'ın bütünlüğü içinde kalması ve
Türkiye ile samimi dostluğa zorlanması” şeklinde ifade edilebilir. Bu ise
Türkiye'nin K. Irak'a yönelik Türk politikalarını PKK endeksli olmaktan
çıkarıp, daha geniş bir algılama ile bakmasına bağlıdır. Daha açık bir ifade ile
K. Irak'ta PKK olsa da olmasa da Türkiye'ye düşmanca davranan bir siyasal
akım Türkiye için tehdit olacaktır.
Ancak bu tehdidin ortadan kaldırılması Türkiye'nin tek askeri eksenli
değil, nihai olarak ve sırası ile “ezici ve kucaklayıcı diplomasi” şeklinde
tanımlanabilecek çok boyutlu politikalar izlemesine bağlıdır. Amerikan
askeri varlığının ve politik desteğinin de ABD'nin Irak'tan çekilmesinden
sonra da bu bölgede kalarak, Kürt siyasi varlığına destek olacağı/olabileceği
göz önünde tutulur ise Türkiye'nin saldırgan ve yayılmacı politikalar izleyen
bir K. Irak'a karşı etkili önlemler almasının gereği bir kez daha açığa
çıkacaktır.
Barzani'nin Türkiye'ye karşı yıkıcı faaliyetler gösteren bir tehdit unsuru
olmasını engellemek için uyuşturucu kaçakçılığının ikinci Afganistan'ı olma
yolundaki bu coğrafyaya yönelik olarak çok yönlü, “ezici diplomasinin”
bütün unsurlarını barındıran bir politik uygulama demeti geliştirmelidir.

Bu politikanın temel unsurları yedi boyutlu güç uygulaması olarak,

a) Ekonomik,
b) Kültürel,
c) Politik,
d) İstihbarati,
e) Anti-terörist önlemler,
f) Diplomatik,
g) Askeri olmalıdır.

Askeri baskı ve müdahale son seçenek olmalı, üzerinde çok konuşulmamalı, kaçınılmaz olduğu zaman tereddüt etmeden sonuç alacak şekilde uygulanmalı dır. Bütün bunlar yapılırken, Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Irak politikasının
“Kürt düşmanlığı veya sadece Kürt devleti karşıtlığı” olmadığı çok iyi anlatılmalıdır. Hedef alınması gereken 1990'lı yıllar boyunca Ankara'dan aldıkları hayatî desteğe rağmen nankör davranan Türkiye düşmanı yöneticilerdir. Bu yöneticilere Türkiye düşmanlığının kendilerine ne kadar pahalıya mal olacağı öğretilmelidir. Halka yönelik politikanın temelini ise işbirliği, dostluk
ve kardeşlik oluşturmalıdır.

VII.1. Ekonomik Önlemler

Türkiye'nin K. Irak üzerindeki en önemli doğrudan etki/baskı
aracı Türk ordusu değil, Türk ekonomisidir. Bundan dolayı, K. Irak'a
yapılacak bir harekât askeri değil, ekonomik olmalıdır. Ankara, PKK'nın
Türkiye içindeki varlığından Bağdat'ı sorumlu tutacağını bildirmeli ve K.
Irak'taki PKK kamplarının kapatılması için Irak hükümetine bir nota vermelidir.

< Askeri baskı ve müdahale son seçenek olmalı, üzerinde çok konuşulmamalı, kaçınılmaz olduğu zaman tereddüt etmeden sonuç alacak şekilde uygulanmalı dır. Bütün bunlar yapılırken, Türkiye Cumhuriyeti K. Irak politikasının “Kürt düşmanlığı veya sadece Kürt devleti karşıtlığı” olmadığı çok iyi anlatılmalıdır. >

Bunu takiben,

a)Habur sınır kapısı tamamen kapatılmalıdır.

b)Irak yurttaşlarının Türkiye içinde faaliyet göstermeleri engellenmeli,
mal varlıkları dondurulmalıdır. Mersin-Gaziantep-Diyarbakır-Habur hattında
Kürt devletinin ekonomik alt yapısını oluşturan hat kesilmelidir.

c)K. Irak'a yönelik ambargodan zarar görecek olan Türk firmalarının
zararları tazmin edilmeli, kendilerine yeni iş alanları çok hızlı bir şekilde
yaratılmalıdır. Böylece iş dünyamızın zarar görmesi engellenmelidir. K. Irak
piyasasının % 80'ini oluşturan Türk mallarının ihracı durdurulmalı, K.
Irak'ta Türk firmalarının verdiği temsilcilikler iptal edilmelidir.

d)Kerkük-Ceyhan petrol boru hattının Kerkük'te her türlü anti-demokratik gelişmeye tepki olarak kapatılacağı duyurulmalıdır.27

e)K. Irak ile yapılan her türlü sınır ticareti en etkili önlemler alınarak
durdurulmalıdır.

f)KDP'nin açılmasını engellediği Ali Rıza Efendi sınır kapısı derhal açılmalıdır
ve kullanımı gelişmelere bağlı kılınmalıdır.

g)Orta ve güney Irak ile ticaret için Şanlıurfa'da bulunan Suriye-Türkiye
sınırındaki Akçakale sınır kapısı kullanılmadır.

Türkiye'nin atacağı bu adımlar Barzani ve Talabani ikilisini en önemli
gelir kaynaklarından mahrum bırakacaktır. Bu ikili Türkiye içinde yaygın bir
ticaret-mafya ağı kurmuşlardır. İkilinin sahip oldukları şirket sayısı 173'dür.
Mersin Serbest Ticaret Bölgesi içinde Barzani'ye ait yedi şirket Türk
vatandaşı Kürt işadamları ile ortak 30 şirketle birlikte çalışmaktadır. K.
Irak'ın içki, sigara, çay, şeker ve pirinç bütün temel ihtiyaçları Mersin Serbest
Ticaret Bölgesi üzerinden Barzani şirketlerinin denetiminde gerçekleşiyor.
Habur ile irtibat Mardin/Kızıltepe'deki “Halepçe” adlı irtibat büroları
üzerinden sağlanmaktadır.

Mersin Serbest Ticaret Bölgesinde faaliyet yapan Barzani ve Talabani
şirketleri Türkiye'ye hiç vergi vermedikleri gibi Habur'dan K. Irak'a giren
mallar sınırı aşarak kaçak şekilde Türkiye'ye sokulmakta ve Türk ekonomisine
zarar vermektedir. Mersin'den Habur'a gelen Barzani ailesine bağlı/mallarını taşıyan tırlar Habur sınır kapısında hiç bekletilmeden karşı tarafa geçmektedir.28

Habur sınır kapısının kapatılmasının Türk ekonomisine vereceği zarar
ekonominin büyüklüğü içinde göz ardı edilebilecek ölçülerdedir. 
Barzani ve Talabani'ye ve K. Irak ekonomisine vereceği zarar ise bu ikili için tahammülün ötesindedir. Barzani ve Talabani'nin Türkiye içinde oluşturduğu
Mersin Serbest Ticaret Bölgesi merkezli ticaret-kaçakçılık şebekesinin çö-
kertilmesi devleşme girişimine “stratejik darbe” olacaktır.

Yabancı ve Türk basınında çıkan haberlere göre halen 314 Türk
firması K. Irak'ta 1 milyar ABD Dolarına varan iş anlaşması imzalamıştır.29  Barzani'nin Türkiye'den dolaylı yollardan aldığı vergilerin yıllık toplamı ise 156.6 milyon ABD Dolarına ulaşmaktadır.30

Uluslar arası toplum ve özellikle çifte standarda dayalı yargılamalarda bulunan Avrupa Birliği ise teröre karşı bir silah olarak ekonomik yaptırıma söyleyecek bir şey bulamayacaktır. K. Irak'a yönelik ambargo kaçınılmaz olarak bu bölgedeki istikrarı da olumsuz etkileyecektir.

ABD, KDP ve KYB, PKK'nın K. Irak'taki varlığı konusundaki politikalarını tekrar değerlendirmek zorunda kalacaklardır. Özetle Türkiye, artık K. Irak'taki oluşuma karşı en etkili a-racının özel kuvvetler değil, Maliye Bakan-lığı müfettişleri olduğunu anlamak zorundadır.

VII.2. Kültürel Önlemler

Kültürel önlemlerin özünü Barzanici şovenizmin K. Irak'tan Güneydoğu Anadolu'ya yönelik pankürdist bütünleşme çabalarını etkisiz kılarak, K.
Irak halkını Kürt'ü, Türkmen'i, Arap'ı ile Türk kültürüne yakınlaştıracak bir
stratejinin uygulanması oluşturmaktadır. Bu yaklaşım orta ve uzun vadede
Barzaniciliğin düşmanca politikalarını etkisizleştirecek, dostluk zeminini
güçlendirecektir.31

Öncelikle K. Irak'ın demokratik-modern kültüre eklemlenmesi sağlanmalı,
Barzaniciliğin temsil ettiği feodal-köylü kültür zemini zayıflatılmalıdır.
Popüler kültür alanında mutlak bir üstünlük sağlanmalıdır. Bunun için Türk
devlet ve özel televizyonları ile radyolarının Bağdat'a kadar uzanan alanda
uydu anten olmadan izlenmesi sağlanmalıdır. Türk sanatçılarının K. Irak'ta 
gerçekleştireceği programların önü açılmalıdır.

< Türkiye, artık Kuzey Irak'taki oluşuma karşı en etkili aracının özel kuvvetler değil, Maliye Bakanlığı müfettişleri olduğunu anlamak zorundadır. >


Kürtçe'nin her iki lehçesinde, Arapça ve Türkmence Türk film, dizi ve
sanat yaşamını da ele alan magazin dergilerinin çıkarılması desteklenmelidir.
K. Irak'ta KDP ve KYB'nin denetimi dışındaki (İran destekliler hariç) her
türlü demokratik televizyon, radyo, gazete ve dergi yayıncılığı etnik kökenine
bakılmadan malî olarak desteklenmelidir. Türk dizilerinin ve filmlerinin
Kürtçe ve Arapça alt yazı ile Kürt ve Arap televizyonlarında yayını sağ-lanmalıdır.

Türkiye'nin televizyon, radyo kurmak konusunda “olağan üstü” gelişmiş bir yeteneği vardır.

Türkiye, KDP'nin televizyonunu, PKK denetimindeki o dönemde adı Med-TV olan kanal ile mücadele etmek adına kendi elleri ile kurmuştur.

Keza, 1999 yılında KDP'nin Kanada'ya kadar uzanan alanda yayın yapan FM radyosu Türkiye tarafından temin edilmiş ve kurulmuştur.

Kültürel bütünleşme aynı zamanda yaşam tarzı yakınlaşmasıdır. Barza-niciliğin feodalizmmilitarizm karışımı şekilsel olarak “maoist tektip köylü komünizmi” benzeri peşmerge ha-yat tarzı dayatmasının dünya ve Türkiye'ye açılma sonrasında varlığını çok uzun sürdürme şansı yoktur.

VII.3. Politik Önlemler

K. Irak'taki siyasal gelişmelere Türkiye'nin seyirci kalması mümkün değildir. Aksine Türkiye bu bölgedeki siyasal gelişmelere yönlendirici olabilecek
şekilde müdahale etmelidir. K. Irak'taki siyasal gruplar, KDP, KYB ve
Irak Türkmen Cephesi'nden ibaret değildir. İran'a yakın olan Kürdistan
İslam Partisi'nin yanında, Barzani ve Talabani'ye muhalefet eden birçok aşiret,
grup ve parti bulunmaktadır.

Türkiye, Irak Türkmen Cephesi, Türkmen Milliyetçi Hareketi, diğer
Türkmen parti ve sivil toplum örgütleri dışındaki (KDP ve KYB hariç) Kürt
ve Arap parti ve grupları ile de başarılı ve etkili temaslar kurmalıdır. 

K. Irak'ta KDP ve KYB'nin akraba/aşiret kayırıcılığına dayanan peşmerge
faşizmine karşı, terörizme karşı tavır alan partilerin, demokrasi ve demokratik güçlerin her açıdan desteklenmesi gerekmektedir. 

PKK'nın faaliyetlerinin 2007 İlkbaharında devam etmesi duru-munda KDP ve KYB'nin 33 Türkiye'deki büroları kapatılmalı, personeli sınır dışı edilmelidir.

< Barzani ciliğin feodalizm militarizm karışımı şekilsel olarak “ maoist tek tip köylü komünizmi” benzeri peşmerge hayat tarzı dayatmasının dünya ve Türkiye'ye açılma sonrasında varlığını çok uzun sürdürme şansı yoktur. >

Bu doğrultuda geçmiş dönemlerde Türk güvenlik bürokrasisi tarafından
siyasî otoriteye yapılan teklif ve değerlendirmeler ne yazık ki, üst kademeler tarafından yeterince anlaşılama-mıştır. Bir kısım çok ciddî öneri ise bürokrasinin kanallarından siyasî otoriteye ulaşma imkânı dahi bulamadan ortadan kaldırılmıştır.

VII.4. İstihbarati Önlemler

Türk askeri istihbaratı 1990'lı yıllar boyunca K. Irak'ta etkili bir şekilde örgütlenmiştir. Bu örgütlenmenin temel hedefi PKK olmuştur.
ABD'nin Irak'a yerleşmesinden sonra Türk  askeri istihbaratı Irak'ta ağır bir baskı altına girmiştir.
Önümüzdeki süreçte istihbarat yapılanmasının  hedef ve kapsamı genişletilerek yeniden yapılanması gerekmektedir. Yeni yapılanmada hedef sadece PKK olmaktan çıkmalı ve Bağdat'a kadar uzanan alanda, Orta Doğu'daki gelişmeleri algılama yeteneği gelişmiş, çok geniş ve etkili bir stratejik istihbarat yapılanması oluşturulmalıdır.

VII.5. Anti-Terörist Önlemler

< Türkiye, Irak Türkmen Cephesi, Türkmen Milliyetçi Hareketi, diğer Türkmen parti ve sivil toplum örgütleri dışındaki (KDP ve KYB hariç) Kürt ve Arap parti ve grupları ile de başarılı ve etkili temaslar kurmalıdır. >

K. Irak'ın bundan sonra da Türkiye'ye yönelik terörist saldırıları besleyeceği
görülmek-tedir. Türkiye'nin bu saldırıları sınırdan başlayan pasif önlemlerle
sona erdirmesinin mümkün olmadığı ortaya çıkmıştır. PKK ile KDP ve KYB arasındaki personel akışkanlı-ğı ve işbirliğinin diğer unsurları da göz önüne alındığında Türkiye'nin ülke bütünlüğü-nü, yurttaşlarının can ve mal varlığını korumak için gereken önlemleri sınır ötesinden başlayarak alması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Anti-terörist mücadele sürecinde Türkiye doğrudan ve yandaşı Kürt,
Arap ve Türkmen unsurların kamu düzenini ortadan kaldıran etkin eylemler
ile Barzani-Talabani ikilisini terörü desteklemekten vazgeçmeye ikna etmelidir.
Bu ikili Türkiye'ye yönelik saldırgan tavırların bedelinin yüksek oldu-
ğunu ve gecikmesizin ödendiğini görmelidirler.

VII.6.Diplomatik Önlemler

K. Irak'ta federal Irak'ın bir parçası olarak oluşan fakat yayılmacı bir
bağımsızlık programı izleyen Barzani-Talabani yapılanmasının bölge barışı
için oluşturdukları tehdit çok etkili bir şekilde dünya kamuoyunun gündemine
getirilmelidir. Bunun için ABD, Arap Dünyası ve Avrupa Birliği
ülkelerinde özel ve etkili bir çalışma geliştirilmesi şarttır.




Bu meselenin sadece Türkiye'nin endişeleri ile ilgili olmadığı, bu konuda
izlenecek yanlış bir siyasetin dünya petrol rezervleri üzerindeki bir bölgenin
geleceğini belirsizliği sürüklemek olduğu gösterilmelidir. Diplomatik alanda
Suriye, İran, Ürdün, Lübnan ve Suudi Arabistan'ı içine alacak şekilde bölge
ülkeleri ile bölgesel istikrarın temini için düzenli temas mekanizmaları kurulmalıdır.

Diplomatik önlemlerin odak noktası Irak'ın toprak bütünlüğünü korumaya,
bunun gerçekleşmemesi durumunda ise K. Irak'ın tekrar Irak ile birleşmesini
sağlamaya yönelik olmalıdır. Bölgesel dinamikler, bölge istikrarının sağlanması için kullanılmalıdır.

VII.7. Askeri Önlemler

“Savaş, Millet için hayatî derecede Zarurî olmadıkça Cinayettir.”
 M. K. Atatürk


Türkiye'nin K. Irak'a karşı alması gereken en son önlem çok fazla dile
getirilmemesi gereken ancak getirildiği zaman da uygulanması kaçınılmaz
olan askeri harekâttır. Askeri harekât, diğer milli güç unsurlarının ürettiği
yöntemlerin uygulanmasında büyük hatalar yapılır, diğer yöntemler
uygulanmaz veya uygulanmasına rağmen gereken başarı elde edilmez ise
kaçınılmaz hale gelir.

K. Irak'ta yabancı destekle hazırlanan peşmerge güçleri ne kadar askeri
malzeme desteği alsalar da Türk Silahlı Kuvvetleri karşısında konvansiyonel
bir savaşta herhangi bir direnme şansına sahip değildir. TSK'nın bölgeye
girmesi durumunda en büyük direniş KDP'li peşmergeler ve PKK'lılar tarafından
gelecektir. KYB'li peşmerge direnci gelişmelere göre doğru ortaya
çıkacaktır. İslamcı Kürtçü yapılanmaların Türk askeri harekâtına tavrı
Tahran'ın politikalarına bağlı olarak şekillenecektir.34 

Tahran, büyük ihtimal ile amacı bölgeyi ilhak olmayan, bağımsız Kürdistan sürecini engelleyen bir Türk müdahalesine karşı tavır almayacaktır. KDP ve KYB'ye muhalif olmayan Kürt aşiretleri tarafsız kalabilirler. Türkmenler, Araplar, Yezidiler ise Türk askeri harekâtını destekleyeceklerdir. İran, Suriye, Irak ve Türkiye arasına sıkışmış bölgenin varlığını sürdürmesi, askeri bir iddia ve direnç
temelinde gerçekleşemez.

ABD'nin Irak'tan çekilerek, K. Irak'ta kuracağı askeri üslerle bu bölgenin yaşamasını sağlaması ve bir Türk askeri harekâtını engellemesi iddiası da ancak Türkiye'nin “İskenderun-Habur” ve “İncirlik-Kerkük” hatlarını açık tutmasına bağlıdır ve bu korumanın dahi uzun sürmesi beklenmemelidir.
Bush Yönetiminden sonra gelecek bir Amerikan Yönetimi Irak'tan
bıkmış Amerikan halkına rağmen Amerikan askerlerini K. Irak'ta tutmak
konusunda büyük bir isteklilik göstermeyecektir. Öte yandan K. Irak'ta
Musul-Kerkük koridorunda Amerikan üsleri olsa da olmasa da 2007 yılında
yapılacak Kerkük referandumu sonrasında Kerkük'te başlayacak bir KürtTürkmen-Arap iç savaşı Türkiye'nin kaçınılmaz askeri müdahalesini davet
edecektir.
Bu noktada yabancı dış işleri bakanlıkları, genelkurmaylar ve istihbarat

Türkiye'nin 2007 senesi içinde K. Irak'a ve Kerkük'e yönelik bir askeri
operasyonunun farklı şartları ve farklı boyutları olabilir. Müdahalenin şart
ve boyutları ne olur ise olsun, yapılacak askeri müdahalelerin siyasî hedefi
açık şekilde tanımlanmalıdır. Örneğin Kerkük'te Türkiye'nin itirazlarına
rağmen yapılan bir referandum sonrasında Türkmenlere yönelik bir katliam
Türkiye'nin askeri müdahalesini davet edecektir. Ancak Türkiye, askeri
müdahale sonrasında da hangi politik durumu oluşturacağı bilmelidir.

< Türkiye'nin 2007 senesi içinde K. Irak'a ve Kerkük'e yönelik bir askeri operasyonunun farklı şartları ve farklı boyutları olabilir.
Müdahalenin şart ve boyutları ne olur ise olsun, yapılacak askeri müdahalelerin siyasi hedefi açık şekilde tanımlanmalıdır. >

Şimdi Ankara hangi şartlarda ve kapsamda ve değişen politik koşullara göre değişik politik hedeflerle K. Irak'a müdahale etmek zorunda kalabilir, onu inceleyelim.

a) PKK, K. Irak'tan ilkbahar ile birlikte Türkiye içine saldırılarını ve terör eylemlerini artırır.

Türkiye, Washington ve Bağdat'ı uyardıktan sonra K. Irak'ta PKK hedeflerine yönelik olarak savaş uçakları ve savaş helikopterleri ile desteklenmiş
bir hava operasyonu düzenler. Böyle bir operasyonun politik olarak etkili sonuç doğurma şansı azdır. Askeri olarak başarılı sonuç ise daha küçük bir ihtimaldir. PKK kamplarına yapılacak hava ve zırhlı birlik destekli kara ortak operasyonu bir başka ihtimaldir. Ya da hava operasyonu özel kuvvet ve komando birliklerinin
akıncı operasyonları ile desteklenebilir.

b) Referandumdan sonra Kerkük'te veya bir başka bölgede Türkmenlere yönelik bir katliamın başlaması durumunda Türkiye müdahale edecektir. Bu durumda Türkiye ya önce BM Güvenlik Konseyi'ni göreve çağırır sonra önce havadan sonra karadan müdahale eder ya da durumun aciliyetine binaen doğrudan kara ve havadan doğrudan Barzani ve Talabani güçlerini hedef alarak K. Irak'a girecektir.

c) Referandum öncesi veya sonrasında çıkacak bir iç savaş üzerine Türkiye
K. Irak'a geniş kapsamlı olarak bütün imkân ve yeteneklerini kullanarak
askeri olarak müdahale edecektir.

d) Türkiye, bağımsız Kürt devletinin kurulmasını “savaş sebebi” sayacağını
ilân edecek ve bağımsız Kürt devletinin ilânı üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri K. Irak'a girecektir. Ancak bağımsız Kürdistan'ın Irak'ın geri kalanından bir anlaşma sonucunda ayrılması, ABD ve AB ülkelerinin bu ülkenin bağımsızlığını kabul etmesi durumunda K. Irak'ın işgal edilmesi politik olarak zorlaşacaktır.

Bağımsızlığını ilân eden K. Irak'ı askeri anlamda işgal kolaydır. Ancak böyle bir işgalin politik hedefi ne olabilir? İşgal edilen bölgeyi Bağdat'taki güce devretmek mi? Bağdat'ta bunuyapabilecek, yapmak isteyecek bir güç olacak mı? Bunu öngörmek zordur. ABD'nin Irak'ta varlığının süreceği düşünülür ise durum daha da karışık hale gelecektir.

c ve d şıklarının oluşturacağı siyasal vasat çerçevesinde Türk askeri müdahalesi nin hedefi, Irak'ın toprak bütünlüğünü korumak olmayabilir.

Böyle bir durumda Türkiye ve Ortadoğu için en kabul edilebilir çözüm Musul Vilâyetinin(Süleymaniye, Dohuk, Erbil, Kerkük ve Musul illerinden oluşmaktadır) bir Kürt ve Türkmen devleti olarak ikiye bölünmesidir. Türk askeri
müdahalesi uzun süreli bir iç çatışmanın içine çekilmeden, İran ve Suriye'nin müdahalesine imkân vermeden “iki devletçiği doğuran bir sezaryan” olmalıdır. ABD, ancak böyle bir şekilde bağımsız Kürt devletini kabul edeceğini anlamalıdır.
Türkmeneli devleti Kürt devletini Türkiye için tehdit olmaktan çıkaracaktır.

5 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder