21 Haziran 2017 Çarşamba

Kuzey Irak, Dâhili ve Harici Bedhahlar BÖLÜM 2


Kuzey Irak, Dâhili ve Harici Bedhahlar 
BÖLÜM 2


Yedikleri kaba pisleyenler!..

Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de Kerkük'ün bir Türk kenti olmadığını iddia edip, kaderini de Iraklıların belirleyeceğini söyleyenlerden. Zebari, “Kerkük'le ilgili anayasa tarafından belirlenen prosedür var.




Bu desteklenmelidir” diye konuşuyor.

Bunu söyleyen kim? Mesut Barzani'nin dayı oğlu. Londra'nın kenar mahallelerinde KDP temsilciliği yaparken her gün istihbarat teşkilatına gidip
tekmil verirdi. Dünün peşmergesi, şimdi ABD işgal ordularıyla birlikte her coğrafyayı hayali Kürdistan'a katıyor, istediği sınırları çiziyor. Karşı gelenleri
de kurşuna dizdiriyor.

Türkiye'de de kimse, bu açıklamalara cevap vermiyor, vermek isteyen de gerçekleri bilmiyor.

Bugün gidin Telafer'e acaba kaç Kürt görürsünüz? Gidin Kerkük'e, girin şehir merkezine, ilk gördüğünüz insana “Kardeş saat kaç” diye sorun bakalım hangi dilde cevap alacaksınız? Aynı şekilde Teze, Tuz, Karatepe, Mendeli ve Kılarbat gibi ilçelerde yaşayanların büyük çoğunluğu Türktür.

Masum Kürt halkını hiçbir şekilde temsil etmeyen ve onları da tüm komşu ve akrabalarıyla karşı karşıya getiren, ABD'nin postal yalayıcısı, İsrail'in
hizmetkârı Barzani ve Talabani yönetimleri utanmadan Kerkük'te Aralık 2007'de yapılması plânlanan referandumu meşru gösteriyor. Yapılan tüm anlaşmaları tanımayarak Kerkük'e binlerce peşmergesini sokan Kürt liderler, önce Türkmenleri pasifize ettiler. Ardından dağlardan getirdikleri yüz binlerce Kürt aileyi, İsrail'in de kredi vermesiyle Kerkük'ün varoşlarına yerleştirdiler.

Kerkük'ün Arap semtlerinden biri olan Havize'de Barzani'nin 27 milyon dolar para dağıt-tığı ve bu paraların karşılığında semtteki Türkmenlerin kovulmasını istediği ortaya çıktı. Kasım 2006'da gerçekleşen bu olay sonrasında 60 kadar Türkmen aile tehditlere boyun eğdi ve semti terk etmek zorunda kaldı. Direnen bir Türkmen herkesin gözü önünde kurşuna dizildi. Yetmedi, Kerkük'e bağlı ilçelerdeki meclislere baskı ve parayla Kürdistan'a bağlanma kararı aldırttılar. Her türlü alt yapı Türkiye'nin AKP tarafından yönetildiği bu dönemde hazırlandı son vuruş olarak referandum bekleniyor.

Kürtlere ait bir mezar taşının bile bulunma-dığı Kerkük için “Türk değildir” diyerek, Türk bayrağı yakarak meydan okuyanların hiçbir şey olmamış gibi pişkince Türkiye'ye gelmeleri ve ardı arkası kesilmeyen isteklerde bulunmaları çok düşündürücüdür.

Görünen o ki, Kürdistan ilân edilecek olursa, ITC lideri Dr. Sadettin Ergeç dahil tüm Türkmen liderlerini hapse atacaklar, direnenleri de öldürecekler.
Tükiye'nin sessiz kalarak destek verdiği Barzani ve Talabani Türkmen azınlığı uzun yıllar susturmak için bu radikal uygulamayı yapacaktır.

Barzani ve Talabani`yi göndersinler...

Gün geçmiyor ki, Kuzey Irak`tan çatlak bir ses gelmesin. Irak Kürt Bölgesi Yönetiminin Dış Bölgeler Sorumlusu Muhammed İhsan adlı peşmerge, Kerkük`le ilgili tek taraflı olarak uygulamaya koymaya hazırlandıkları yeni senaryo çerçevesinde çarpıcı bir iddiada bulundu: "Bazı Türkmenler dışarıdan destek alıyor bu yüzden onların burada yerleri olmayacak bu durumda onların gidip Ankara ve İstanbul`a yerleşmeleri gerekecek."

Mesut Barzani`nin sözcülüğünü yapanlar çok yakında "Ankara ayağını denk al, seni de cezalandırırız..." şeklinde açıklama yaparlarsa şaşırmamak gerekir.

Son dönemde ABD'nin iyice şımarttığı Kürtler, uşaklıktan başka hiçbir bağları olmayan işgalci ABD`nin desteğinde, hem Ortadoğu halklarına hem de islam dünyasına ihanet içinde. Şimdi de Kürdistan hayalinin önündeki en büyük engel olan ve bir türlü kontrol altına alamadıkları Türkmenleri soydaşları ve komşuları olan Türkiye`den hükümetin engelleyemediği güçlerden destek almalarına tahammül edemiyorlar. Edemedikleri gibi ardı arkası kesilmeyen düşmanca açıklamaları yapıyorlar.

KDP adına açıklama yaptırılan Muhammed İhsan ve onun gibi düşünenlere sormak lâzım. “Saddam zulmünden kaçan 500 bin Kürt`e kucak
açıp 2 yıl sınırları içinde yiyip içiren, giydiren, doktorunu veren, ardından da 15 yıldır para, silah ve eğitim veren Türk milletine ve devletine cevabınız bu mu? “

Irak`ta yasalar karşısında 4 milyondan fazla Türkmenden düne kadar hiçbir farkı olmayan Kürtler, birdenbire ABD desteği ve silah zoruyla istediği Türkmeni
öldürüp, istediğini hapse atıp, istediğini evinden kovarken, şimdi de kendisine direnen Türkmenleri Ankara ve İstanbul`a gönderebileceğini mi sanıyor?

Kürt halkına en büyük düşman bin yıldır birlikte yaşayan Sünni`yi Şii`ye, Arap`ı Kürde, Türkmene kırdıran ABD ve İsrail`in tetikçiliğini yapanlardır.
Bunların başıda da çocuk katili Apo, yeni Saddam Barzani ve Rafsancani`nin "Politik Fahişe", Kürt halkının " Cash 67" ( 67 model hain) adını
verdiği, silah zoruyla bir Arap devletine Cumhurbaşkanı olabilecek kadar pişkin Kürt lider Talabani bulunmaktadır.

Abdullah Gül " Irak`ta iç savaş olursa Kürtleri biz koruruz " dedi.
TBMM`den kimse rahatsız olmadı. Gül`ün ve bakanlığının bugüne kadar ki politikaları belli; bir tek "Türkmenlerin canı cehenneme..." demedikleri kalmıştır.

Kısacası durum, işbirlikçi Kürt sözcünün iddia ettiği gibi değildir. Türkiye Türkmenlere verdiği desteğin on mislini Kürtlere vermiştir ve vermeye
devam ediyor. Dolayısıyla bölgeden birileri sürülecekse; Türkiye`den en çok desteği Barzani ve Talabani aldığına göre Ankara ve İstanbul`a
önce Barzani ve Talabani sürülmelidir.




Yasayla Türkmenlere belden aşağı nasıl vuruldu? 


Kamuoyunu kandırmaya yönelik boş vaatlerle güzel gelecek hayali yaratmaya
ve bu şekilde emperyalist plânlarını gerçekleştirmeye çalışan iç ve dış mihrakların açık açık yürüttükleri faaliyetler, milletimizde infial uyandırmaktadır.

Dış baskıların sonucu, azınlık vakıflarına tatmin olacakları tüm olanaklar gece yarıları çıkartılan yasalarla sağlanırken, 16 Ocak 2004 tarihli hükümet kararı 
ile alelacele Vakıflar Kanunu'nda “T.C'deki vakıflar, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına tahsis edilen ödeneklerle desteklenemezler.”
şeklinde getirilen hükümle, zaten sınırlı sayıdaki birkaç “Milli” vakfımız bu tür gelirlerden de mahrum bırakıldı. Hizmet etme kapasiteleri zayıflatıldı
hatta ortadan kaldırıldı.

Peki bu yasayı çıkartma ihtiyacı neden doğdu ve bu yasa hangi vakıfların işlerini zorlaştırıyor. Hemen sayalım. Başta Türkmeneli İşbirliği ve Kalkınma
Vakfı, Anadolu Vakfı ve Kızılay. Bunlar sadece devletten aldığı desteği hizmete dönüştürüyor. Kızılay için önemli değil çünkü bağışlarla ayakta duruyor.
Türkmenlere para akışını engellemek demek Türkiye'nin ve Türkmenlerin Irak'ta güçlü olmasını, kültürel ve sosyal olarak örgütlenmesini açıkça 
engellemek demektir.

Hükümet, Genelkurmay'ın çabaları sonucu Türkmeneli İşbirliği Vakfı'ndan son dakikada elini çekmek zorunda kaldı ama yasanın ardından
Ankara'daki Türkmeneli işbirliği Vakfı'na bir baskın düzenlendi ve bütün hesapları incelemeye alındı. Müfettişler hesaplarda bir şey bulamayınca
utanmadan Türkmen Cephesi lideri Dr. Sadettin Ergeç'in Ankara'ya geldiğinde neden geceliği 200 dolar olan Hilton'da kaldığını sorguladı.

Hükümetin, Türkmen liderin ucuz ve kalitesiz bir otelde kalması gerektiği anlayışı açıkça bel altı vuruştur. Bu hesapları inceleyen
müfettişler bile utanç içindeydiler. Çünkü bu onların gerçek düşüncesi değildi. Ama aldıkları emirler gereği bu soruları sormak zorundaydılar..
Bu yasaların neden çıkartıldığı ve kime hizmet ettiği ortadadır. Anadolu Vakfı da Dış Türklere büyük hizmetler götüren diğer bir vakıftır. Bu yasa ile
başta Balkan Türkleri olmak üzere Türkiye'nin yardım ettiği tüm Türkler ve akrabalarımız kendilerini yok etmek isteyenlerin kucağına bilinçli olarak itilmiştir.

Hükümet Kerkük'e dönen ve orada yerleşmeye çalışan ailelere verilen 500 doları da bu yasayla birlikte sonlandırmıştır. Oysa, ABD ve İsrail Kürt ailelerin Kerkük'e gidip yerleşmeleri için milyon dolarlar akıtıyorlar. Oysa Türkmenlere verilen 500 dolar bile rahatsızlık yaratıyor.
Sistemli bir biçimde Ortadoğu'da Türkiye ve Türklerin çıkarları görmezden geliniyor ve özellikle Türkiye düşmanlarının  önü açılıyor. 

< AKP hükümeti Genelkurmay'ın çabaları sonucu Türkmeneli İşbirliği Vakfı'ndan son dakikada elini çekmek zorunda kaldı ama yasanın ardından Ankara'daki Türkmeneli işbirliği Vakfı'na bir baskın düzenledi ve bütün hesaplarını incelemeye aldı. >



Bu arada bir garabete daha dikkat çekmek isterim. Türkiye'ye kin kusan ve Türk bayrağı yakan, PKK destekçisi Barzani aşireti'nin Türkiye'de 
faaliyet gösteren 170'ten fazla şirketi var. Bu paravan şirketler Türkiye'yi sömürmek için kullanılıyor ve hükümet bu şirketlerin tamamını biliyor. 
TSK geçmiş dönemde bu şirketleri tek tek ortaya çıkartmış ve kurdukları çarkı kırmıştı. O dönemde bu şirketleri ortaya çıkartma kararlılığı büyük panik yaşatmıştı. 

ABD ve Barzani, siyasetteki uzantılarını harekete geçirip bu şirketlerin TSK'nın değerli uzmanları tarafından tek tek ortaya çıkartılıp ayıklanması sürecini 
durdurmuştu.
Halen bu şirketler Türkiye'ye vergi bile ödemeden devletin kanını emmeye devam ediyor.
Bazı vatanseverler, muhalefet ve sivil toplum örgütleri de bilgi sahibi olmadıklarından ve konuya yeterli önemi vermediklerinden seyretmekten
öteye gidemiyorlar. Hükümet bu yanlı uygulamasıyla “Haysiyetli Devlet” ilkesini ayaklar altına almıştır!..
İçimiz dışımız Türkiye'de cirit atan Barzani ve ABD çıkarlarına hizmet edenlerle doldu. Biraz dikkatli incelerseniz, partilerin içlerinde milletin harekete
geçmesini engellemek ve beyinleri sulandırmak amacıyla iki ileri bir geri yöntemiyle açıklamalar yapmak olağan hale gelmiştir.
Gelişmiş ülkeler global faaliyetlerini, devletçe el altından desteklenen ve genellikle gizli servislerince yönetilen sivil toplum örgütlerini kullanarak yü-
rütmekte ve emellerini, insanî görevler misyonu yüklü görünen, güdümlü ve organize bu nevi kuruluşlardan istifadeyle gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

3 CÜ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR.,


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder