13 Şubat 2018 Salı

ATATÜRK DÖNEMİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ KURULTAYLARINDA, KADIN ALGISI BÖLÜM 1

ATATÜRK DÖNEMİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ KURULTAYLARINDA, NİZAM NAMELERİNDE VE PROGRAMLARINDA KADIN ALGISI,  BÖLÜM 1

Beral Alacı* 

*Dr.; Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. 
(beralalaci@hotmail.com) 
(Bu makale 2014 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’ne sunulan “Cumhuriyet Halk Partisi ve Kadın (1923-1980)” isimli doktora tezinden uyarlanmıştır.) 

Özet; 

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasi partisi olarak Türk siyasi hayatındaki yerini almış, tarihi boyunca birçok ilke de imza atmıştır. 
Kadınların ilk kez bu partide siyasi hayata katılımı da bu ilklerden biri olmuştur. Siyasi hakların yeni kanunlar çerçevesinde şekillendirildiği günlerde ülkenin 
tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi kapılarını kadınlara açmıştır. Kadınlar önceleri parti içi alt kademelerde çalışmışlar, daha sonraki yıllarda ise 
milletvekili olarak CHP çatısı altında görev almışlardır. Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi kurultayları, nizamname ve programları, “kadın” konusunun tartışıldığı, kadınların parti içindeki varlıklarının fikren ve cismen görüldüğü yerler olması açısından ayrı önem taşırlar. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında 1927, 1931, 1935 tarihli kurultaylar yapılmıştır. Bu kurultaylar sürecinde yayınlanan nizamname ve programlarda partinin genel yapısını yansıtan yazılı kaynaklar olmuştur. Bu çalışma ile Atatürk’ün önderliğinde toplanan Cumhuriyet Halk Partisi kurultaylarında, nizamname ve programlarında “kadın” algısı arşiv belgeleri, gazeteler ve araştırma eserler ışığında değerlendirilecektir. 

Anahtar Sözcükler: Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi, Kadın, Kurultay. 

Giriş; 

Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisinde kuruluşundan itibaren çeşitli gruplar yer almıştır.1 Hatta bunlardan bazıları “fırka” adı altında çalışmalar da yapmışlardır.2 
Bu bakımdan esas itibarıyla Meclis’in birinci dönemi bir “karma kurul” niteliğindedir.3 
Düşünceleri, amaçları, arayışları, siyasal ve toplumsal kökenleri farklı farklı olan kişiler vatanlarını ve haklarını korumak için Misak-ı Milli ve Müdafaa-i Hukuk etrafında birleşmişlerdir. Ancak zaman ile gelişen olaylar bu farklı zihniyetlerin Meclis içerisinde çetin tartışmalar yaşamasına neden olmuş, gruplaşmalar ortaya çıkmıştır.4 
Tüm fikri farklılıklara rağmen meclisin ilk günlerinde birlikte hareket etmeyi kolaylaştıran heyecan milletvekillerinin birbirini daha iyi tanımaya başlaması 
ile yavaş yavaş dağılmıştır.5 

Bu durumun doğal sonucu olarak fikri ayrılıklar da kendini göstermeye başlar.6 
Ve nihayetinde, Mayıs 1921’de “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu” 7, Aralık 1921’den itibaren de muhalif II. Grup meydana getirilir.8 
Gruplara ayrılan, sert tartışmalar yaşanılan Meclis’te, imzalanacak olan barış antlaşmasının benimsetilmesinin güçlüğü ve yapılması planlanan devrimler için bu karmaşık ortamın uygun olmadığı açıkça görülmüştür. Bu sebeple Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler savaşın bitmesi ile birlikte BMM’nin bu ilk döneminin ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin görevini tamamladığı düşüncesi ile hareket etmişlerdir. Savaş sonrası dönemin şekillenmesi için, Meclis’in seçimler ile yenilenmesine, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun ise yeni isim ve programla bir fırka boyutuna taşınmasına karar verilmiştir.9 
Yapılan tüm çalışmaların10 ve 1 Ağustos 192311 tarihli seçimlerin ardından, 9 Eylül 1923 tarihinde “Halk Fırkası” daha önceden belirtildiği üzere kurulur.12

Ülkede siyasi anlamda pek çok gelişme yaşanırken kadın hakları anlamında da bazı çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Zaten sanayi öncesi toplum özelliklerinin terk edilerek modern topluma geçiş aşamasında, 19. Yüzyıl Osmanlı toplumunda, pek çok alanda olduğu gibi “kadın” ve hakları alanında da çelişkiler ve yeniliklerle dolu bir süreç yaşanmıştır.13 Konuya dair çalışmaların siyasi alana yansıtılması için 1908’deki II. Meşrutiyet süreci beklenilmek zorunda kalınmıştır. Bu dönemde ardı ardına yaşanan savaşlar kadının toplumdaki yerinin belirlenmesi noktasında etkili olmuştur.14 Savaşların sona erdiği yeni bir devletin ortaya çıktığı, 1923 yılına gelindiğinde, kadın siyasi haklarına dair tüm yaşananların “cumhuriyet” hamuru içerisinde yoğrulmasına başlanılacaktır. 
Bu noktada siyaset ile kadını buluşturan en önemli siyasi alan, dönemin tek siyasi partisi olması sebebiyle “Cumhuriyet Halk Partisi” olmuştur. 

Bu çalışmada, Atatürk döneminde kadınların siyasi hak kazanımları sürecinin CHP bünyesinde nasıl ele alındığı, algılandığı, düzenlenen kongreler, hazırlanan nizamname ve programlar üzerinden incelenmiştir. 

1. Atatürk Dönemi CHP Kurultaylarında Kadın 

1.1.CHP’nin İlk Kurultayı: Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919) 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin resmen kurulduğu tarih 9 Eylül 1923 olmasına rağmen partinin kökeni, daha sonradan partinin ilk kurultayı olarak kabul edilecek olan Sivas Kongresi’ne kadar gitmektedir.15 Sivas’ta 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan kongrede16 milli kararlar alınmış, Erzurum Kongresi’nde oluşturulan “Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-i Milliye” adını taşıyan cemiyet tüm yurdu temsil eder hale getirilerek adı “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” olarak değiştirilmiştir.17 Her ne kadar cemiyetin, particilik faaliyetinde bulunmayacağı yayınlanan bildirinin dokuzuncu maddesinde belirtilse de ve cemiyet dönemin şartları içerisinde sadece milli mücadele maksadı çerçevesinde çalışmalar yapsa da ilerleyen günlerde koşullar bu cemiyetin önce tüm vatanı temsil eder bir nitelik kazanmasına, sonrasında da adım adım bir siyasi parti yapısına taşınmasına neden olmuştur.18 

Bu sebeple de Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk kurultayı, henüz parti kurulmadan Anadolu’nun işgali sırasında toplanan Sivas Kongresi olarak kabul edilmiştir.19 
Sivas Kongresi’nde yurdun dört bir yanından gelen Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri temsilcilerinin tek bir çatı altında birleşmeleri ile oluşan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nin temeli sayılması kongrenin de partinin ilk kongresi kabul edilmesi sonucunu doğurmuştur.20 

4 –11 Eylül 1919 tarihinde Sivas’ta toplanan kongrede Anadolu’nun işgal altındaki durumu etrafında şekillenen görüşmeler sırasında kadınların konumunu belirlemek CHP-kadın ilişkisi bağlamında çok erken bir saptamadır. Örneğin Sivas Kongresi’nde söz alan Halide Edip Hanım ile Cumhuriyet Halk Partisi’ni 
ilişkilendirmek 1919 Anadolu’su için pek de mantıklı değildir. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk kongresi kabul edilen bir kongrede üstelik de olağanüstü bir hal yaşanırken bir kadına söz vermek gibi kadınlara değer verildiğini gösteren bir adım, ilerleyen günlerde şekillenecek parti içerisinde kadınların yer almasına çok da olumsuz bakılmadığının sinyalleri olarak yorumlanabilir. Bu noktada 
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk kongresi olarak kabul edilen Sivas Kongresi’ndeki “kadın” varlığı Atatürk Devrimi ile yoğrulduğunda siyasi hayatta kadınların var olmasının somut belirtilerinden biri olarak nitelendirilebilir. 

1.2.CHP’nin II. Kurultayı (15-23 Ekim 1927) 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin ikinci kurultayı ise 15-23 Ekim 1927 tarihinde gerçekleşmiştir.21 1923-1927 süreci, Cumhuriyet’in ilanı, Hilafetin kaldırılması gibi önemli siyasal devrimlerin yanı sıra pek çok sosyal, hukuksal devrimin de uygulandığı bir dönemdir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu ikinci kurultayına damgasını vuran olay hiç şüphesiz Mustafa Kemal Paşa’nın “yakın geçmişle 
hesaplaşma”22 niteliğindeki Nutuk’u okuması olacaktır.23 19 Mayıs 1919 tarihinden 1927 yılına kadar bizzat devrimi yapan Mustafa Kemal Paşa’nın kaleminden olayların anlatıldığı Nutuk’ta ve kurultay genelinde CHP ve kadın ilişkisi noktasında birebir bir bilgi olay bulunmamaktadır. 

“Devrimi pekiştirici”24 nitelikte yeni kararlar alınacak olan 1927 tarihli Cumhuriyet Halk Fırkası Nizamnamesi’nin görüşüldüğü sırada 8. maddede yer alan 18 yaşını aşmamış, suça karışmamış “her Türk vatandaş”ın Türk kültürünü ve fırkanın bütün ilkelerini kabul etmesi halinde fırkaya üye olabileceğine dair maddeye ilişkin Çankırı Mebusu Talat Bey, “Her Türk vatandaş sözünden maksut olan yalnız Türkler midir, anasır-ı saire buna dâhil midir, kadınlar dâhil midir?” sorularını yöneltmiştir.25 Sorulara Tekirdağ Mebusu Celal Nuri Bey ve CHF Katib-i Umumisi Saffet Bey “Teşkilat-ı Esasiye’de mukayyıddır” cevabını vermişlerdir. Teşkilat-ı Esasiye’nin 10.maddesinde “On sekiz yaşını ikmal eden her erkek Türk mebusan intihabına iştirak etmek hakkını haizdir”26 şeklinde yer alan hükmün parti nizamnamesi için de geçerli olduğu gerekçesi ile Çankırı Mebusu Talat Bey’in sorusu geçiştirilmiş, derinlemesine ele alınmamıştır.27 Kongre sonunda kararlaştırılan nizamname de “her Türk vatandaşı” hali ile basılmıştır.28 

1.3. CHP’nin III. Kurultayı (10-18 Mayıs 1931) 

10-18 Mayıs 1931 tarihinde toplanan Cumhuriyet Halk Partisi III. Kurultay açık açık “kadın” mevzusunun konu edildiği ilk CHP kurultayıdır denilebilir.29 10 Mayıs 1931 tarihinde yapılan ilk toplantıda Kurultayı Umumi Reis Mustafa Kemal Paşa kısa bir açılış konuşması ile başlatmış, ardından Başvekil İsmet Paşa “Umumi Riyaset Beyannamesi”ni okuyarak, iç ve dış siyaset, eğitim, sağlık ve 
toplumsal politika, iktisat ve imar konularında açıklamalarda bulunmuştur.30 Kadınların siyasi hayattaki varlıklarına da değinen İnönü’nün konuşmasının “Dâhili Siyaset” ile ilgili kısmında, Fırka’nın belediye seçimlerine kadın ve erkek tüm vatandaşların katılmasını sağlayarak büyük bir başarı kazandığını belirtmiştir. 31 Toplumsal konulara değindiği kısımda da “kadının içtimai hayatta layık olduğu haklı ve yüksek mevkii alması geçen devrede esaslı olarak yerleşmiş tir” sözleri ile kadının toplumsal hayatta yer alması konusunda gelinen noktayı vurgulamıştır.32 

Nitekim bu konuşmaya paralel olarak III. CHF Kurultay sonucunda kabul edilen programda kadınların milletvekilliği ile ilgili haklarının tanınacağına dair söz verilmektedir.33 Kadın konusunun geçmesine rağmen gazetelerde yer alan kurultay fotoğraflarında kadının olmaması, kurultay sonunda açıklanan görevlendirmelerde parti yönetimi saflarında kadın ismine rastlanmaması henüz 
uygulama açısından kadının parti içerisinde tam olarak yerleşemediğini göstermektedir. 

1.4. CHP’nin IV. Kurultayı (09-16 Mayıs 1935) 

Kadın isimlerinin sık sık parti listelerinde geçtiği kurultay 1935 yılındaki CHF 4. Büyük Kongresi’nde olacaktır. 1934 tarihinde milletvekili seçme ve seçilme yetkisini de alan kadınlar 1935 yılının ilk aylarında artık CHF ile ilgili pek çok haberde yer almaya başlamıştır.34 

Dördüncü Büyük Kurultay toplanmadan bir gün önce Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Kâtibi Recep Peker Ankara Radyosu’nda verdiği konferansta partinin kurultayda görüşülecek olan yeni programında “hakda ve vazifede kadın ve erkeği bir” tuttuğundan bahsetmiş, böylece Türk ulusunun “sınıf telakkisi gibi cins farkını da tanımayan müsavi haklı, müsavi onurlu yurttaşlardan 
kurulmuş bir yüce halk yığını halini” aldığını belirtmiştir.35 

Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Dördüncü Büyük Kongresi 9 Mayıs 1935 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamutay Salonu’nda toplanmıştır.36 Kadınlara milletvekili seçme seçilme hakkının verilmesinin ardından toplanan CHF’nin Dördüncü Kurultayı’nın kamuoyunda en dikkat çeken noktalarından biri şüphesiz kadınlar olmuştur. CHF içerisinde yer almaya başlayan kadınların Büyük Millet Meclisi’ne dâhil olmaları hem CHF hem de Türkiye Cumhuriyeti için bir ilktir. CHF Büyük Kurultayı için de kadınların katılımı noktasında bir ilk yaşanmıştır. Kurultay’da seçilen 17 kadın milletvekilinin yanı sıra kadın vilayet temsilcileri de yer almıştır. Örneğin Ankara’dan Bayan Lahika, Niğde’den Bayan Naciye Osman, Zonguldak’tan Bayan Kaniye Kurultay’a katılan kadın mümessillerden bazıları olmuştur.37 Kurultay’a katılacak olan CHF’li kadınlar Ankara’da toplanırlarken diğer illerde de kurultay öncesi faaliyetler olarak nitelendirilebilecek olan çalışmalar, kutlamalar yapılmış, çeşitli konferanslar verilmiştir. Antalya, Eskişehir, Çanakkale, Şebinkarahisar, İzmit, Adana, İstanbul gibi illerde yapılan kutlamalarda halk kadın-erkek kalabalıklar halinde parti binalarının etrafında toplanmışlar, verilen konferansları dinlemişlerdir.38 Bu çalışmalarda da kadınların görev aldıkları görülmektedir. Örneğin, İstanbul’da Fatih’te konferans verenlerden birisi de ilerleyen yıllarda CHF’den milletvekili seçilecek olan Hasene Ilgaz’dır.39 

Tüm hazırlıkların ardından 9 Mayıs 1935 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Dördüncü Büyük Kongresi açılır.40 İlk gün yapılan Kurultay toplantısında iki 
asbaşkan ve dört sekreter seçilmiştir. Kurultay Asbaşkanlıklarına Abdülhalik Renda ve Saffet Arıkan, sekreterliklere de Etem Kadri, İbrahim Akıncı, Naşit Uluğ’un yanı sıra bir de kadın milletvekili Fakihe Öymen belirlenmiştir. Ayrıca Dilek Layiha Encümeni’nde Samsun milletvekili Meliha Ulaş 41, 
Hesap Komisyonu’nda da Bayan Onaran görevlendirilmiştir.42 Bayan Onaran’ın imzasına ayrıca Kurultay zabıtlarındaki “Dördüncü Kurultayın Program ve Nizamnamesi Hakkında Program ve Nizamname Encümeni Mazbatası” altında da rastlanmaktadır.43 

Kurultay görüşmeleri sırasında söz alan kadınlar arasında en dikkat çeken konuşma Aksaray Delegesi Naciye Osman tarafından yapılmıştır. CHP Dördüncü Büyük Kurultayı’nın 14 Mayıs 1935 tarihindeki dördüncü toplantısında Nizamname müzakereleri sırasında söz alan Naciye Osman, Türk kadınının parti içinde alması gereken rolü de içeren ve partinin eksiklerini belirten çarpıcı bir 
konuşma yapmıştır.44 CHP’yi köylü kadının köylü yavrunun yardımına koşmamakla eleştiren Naciye Osman, memleketi Aksaray’a az gazete 
geldiği, radyo kullanımının az olduğu ve bu nedenlerle de yeniliklerden bihaber olduklarını belirtmiştir. Bu sıkıntıları anlatmak istediğinde ise etrafındakilerden muhalefet -hatta eşinden şiddet- gördüğünü söylemiş ve kendisini yönlendirdikleri Recep Peker’den de çekindiğini açıklamıştır. Naciye Osman, Halkevi’ndeki sıkıntılardan, çocukların eğitim alamamasından, tarih bilmenin 
faydalarından bahsettiği uzun bir konuşma yapmıştır. Sağlık alanında hastalıklara karşı önlem alınması ile ilgili söylediği “ana bir çocuk kaybederse Türklük bir kale kaybeder” sözleri ise savaş sonrası ayağa kalkan ulusal bilincin yansıması olmuştur.45 

Naciye Osman’ın yaptığı gibi eleştiriler içeren bir konuşmaya izin verilmesi, kurultay görevlileri arasında kadınların da yer alması kadınlara verilen siyasi hakların kullanılması noktasında Cumhuriyet Halk Fırkası idarecilerinin samimi olduğunu gösterir niteliktedir. Bu samimi tavrın da etkisi ile Kadınlar Birliği CHF’nin Dördüncü Büyük Kongresi’nin yapıldığı günlerde kendini feshettiğini açıklamıştır. Kadınlar Birliği yöneticileri kadınlara tüm siyasi hakların verildiğini belirterek birliğe gerek kalmadığı yönünde fikir birliğine varmışlardır. Konuya Kadınlar Birliği Başkanı Latife Bekir “…Kadın haklarının gerek siyasal kısmında gerekse medeni kısmında tam olarak verilmesini ve kadınlığın tekâmül ettiğini görerek büyük bir kıvanç duyuyorum. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda bütün bu hakların verilmesi dolayısıyla artık bir Kadın Birliği’nin mevcudiyetine yer kalmamıştır”46sözleri ile açıklama getirmiştir. Bu konuşmanın ardından reye sunulan teklif kabul edilmiş, Kadınlar Birliği’nin kapatılmasına karar verilmiştir. Birliğin eşyalarının Halk Fırkası’na verilmesi basında partiye duyulan minnettin bir anlamda göstergesi olarak kabul edilmiştir.47 Ancak birçok araştırmacı feshedilme kararının CHP’nin isteği ile alındığını belirtmiş, birlik ile ilgili eski birlik başkanı Nezihe Muhiddin’in görevden ayrılma sürecinde yaşananlar ile kafalarda oluşan soru işaretleri birliğin kapatılma kararı ile daha da artmıştır.48 

Öte yandan çalışmalarına devam eden CHF Dördüncü Kurultayı’nda kadınları ilgilendiren önemli konular masaya yatırılmakta, tartışılmaktadır. 
Bu konulardan bir tanesi de peçe ve çarşaf konusunda olmuştur.49 Dilek Komisyonu’nun hazırladığı raporda peçe ve çarşafdan duyulan rahatsızlık yer 
almakta, peçe ve çarşafı kaldırmak için izlenecek yollardan bahsedilmektedir. Konunun çözümü iki soru çerçevesinde ele alınmıştır: 
“Kadınlarımızın kendi zevklerine, kocalarının ve babalarının sosyallik zihnindeki ilerlemesine mi bırakmalıdır? Yoksa merkezin küçük bir hareketi ile şurada burada kadınlığımızın yüz karası gibi görünen onlar çıkarılmalı mıdır?” Bu noktada birçok kişi tarafından peçenin kanun ile yasak edilmesi fikri savunulmasına rağmen, “bütün komisyon ve parti hüküm kurumlarının kestirme bir hareketi ile yani hiçbir kanun yapmadan” konunun halledilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.50 

Dilek Komisyonu’ndan çıkan bu raporun ardından, Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Us peçe ve çarşafın kanunla kaldırılmasına “Erkek için de, kadın için de tek bir kanun maddesi lazım: Umumi yerlerde gizli kapalı dolaşılamaz. (…) Biz inkılâpçı değil miyiz? Bu işi bir hamleyle kesip atmalıyız” sözleri ile yaklaşmıştır.51 

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada komisyonun raporunda yer alan sözlere katıldığını belirtmiştir52, ardından da Hakkı Tarık Us konunun kanun ile düzenlenmesine dair teklifinin reye koyulmasını istemediğini 
söylemiş ve konu kapanmıştır.53 Ancak bu durum karşısında Kurultay’a Niğde’den katılan Bayan Naciye Osman, seçimler sırasında çarşaflı bir kadının üç kez oy kullandığına şahit olduğunu, Kurultay’a gelirken hemşerilerine çarşaf ve peçenin kaldırılmasının kanunlaştırılması için çalışacağına dair söz verdiğini söyleyerek itirazda bulunmuştur. Ancak bu muhalefete rağmen konunun 
kanunlaştırılmasına lüzum görülmemiştir. Bunun üzerine Niğde temsilcisi kadın üye Kurultay’da istifa ettiğini belirterek salonu terk etmiştir.54 Yaşanan olay kadınların topluluk içinde hak talep etme noktasında ne kadar ilerlediğini de gösteren bir örnek olmuştur. 

16 Mayıs 1935 tarihinde CHF 4. Kurultay’ı kapanmıştır.55 Bu kurultay Cumhuriyet Halk Fırkası içindeki kadın varlığının resmi bir 
toplantıdaki ilk yansımasıdır. Gerek görevlendirmeler sırasındaki etkinlikleri, gerek yapılan konuşmalar sırasındaki söz almaları açısından bakıldığında kadınların, CHF içinde olması gerektiği için var olan unsur olmaktan çok ötede, parti için çalışan, faydalı bir rolü olduğu görülmüştür. Bu noktada erkeklerle eşit haklara sahip olan kadınların toplum hayatındaki her alanda kendisini açıkça ifade edebilmesi yolunda kanuni olarak artık hiçbir bağlayıcı şart kalmamıştır. Kadınlara serbestîsini veren kanunların kullanımı, yine kadınların ve etrafındaki kişilerin kafalarındaki bağlayıcı inançların aşılabilmesi ölçüsünde gerçekleşecek tir. 

2. Atatürk Dönemi CHP Nizamnamelerinde Ve Programlarında Kadın 

Halk Fırkası’nın kuruluşunun ardından Halk Fırkası azaları tarafından kabul edilen ilk nizamname 9 Eylül 1339 (1923) tarihlidir.56 Nizamnamenin üçüncü maddesinde “Halk Fırkası’na her Türk ve hariçten gelip Türk tabiiyet ve harsını kabul eden her fert dâhil olabilir” cümlesi yer almıştır.57 Bu madde ile partiye girmek için cinsiyet ayrımına vurgu yapılmamış, o dönemde bu durum konu 
edilmemiştir. Ancak 1927 yılına gelindiğinde CHF’nın İkinci Büyük Kongresi zabıtlarında konunun ele alınıp tartışıldığı görülmektedir. 

CHF’nın İkinci Büyük Kurultayı’nın toplandığı 15-23 Ekim 1927 tarihlerinde, 1927 tarihli Cumhuriyet Halk Fırkası Nizamnamesi’nin görüşüldüğü sırada 8. maddede yer alan 18 yaşını aşmamış, suça karışmamış “her Türk vatandaş”ın Türk kültürünü ve fırkanın bütün ilkelerini kabul etmesi halinde fırkaya üye olabileceğine dair maddenin kadınları da kapsayıp kapsamadığı konusu tartışılmıştır. Kurultay sonunda kararlaştırılan nizamname de madde “her Türk vatandaşı” sözleri ile basılmıştır.58 

Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Üçüncü Kongresi’nde görüşülen parti programı, Büyük Kongre’nin üçüncü dördüncü günü olan 13–14 Mayıs 1931 tarihli toplantılarda kabul edilmiştir. Ancak henüz görüşmeler başlamadan basında, 10 Mayıs 1931 tarihinde “Hazırlanan programda kadınlara da intihab hakkı var” başlığı altında verilen parti programında kadınlara siyasi hak verildiği ve bunun 
devamının da geleceğine dair satırlar yer almıştır.59 

10–18 Mayıs 1931 tarihinde toplanan CHP III. Kongresi’nde60 kabul edilen CHP Programı’nda kadınlar ile ilgili “…Fırkamız vatandaşların siyasi hakları noktasında cinsiyet farkı gözetmez. Bilakis Türk milletinin yüksek ve derin tarihinde içtimai hayatını her noktadan birliğe istinat ettirmiş olduğunu bilen Fırkamız kadınlarımızın, belediye intihabında olduğu gibi, mebus intihabında da siyasi haklarını kullanmaları için lazımgelen müsait zemini hazırlamayı bir vazife addeder. Fırka ancak bu takdirde tarihi ve şerefli hayatımızı yeni şeraite uygun simasile ihya etmiş olacağına kanidir”61 sözleri yer almıştır. 

CHF programındaki bu satırlarda yer alan “müsait zemini hazırlama” görevinin CHF’nin vazifesi olarak addedilmesi, totaliterleşen bir tarz olarak görülmüş, “bunu da kadınlar değil biz (CHF) yaparız” tutumunun yinelenmesi olarak kabul edilmiştir.62 CHF 
Programı’nda kadınlara milletvekili olma hakkının tanınacağına dair sözün yer alması Türk Kadınlar Birliği tarafından takdirle karşılanmıştır. Türk Kadınlar Birliği’nce kaleme alınan teşekkür telgrafı gönderilmiştir.63 

CHF’nın Üçüncü Kongresi’nde kabul edilen programda kadınlar ile ilgili sadece siyasi hayata dair maddelerin yanı sıra, toplum hayatı ve işçiler ile ilgili maddelerde de kadınlar unutulmamıştır. 1931 CHF Programı’nın Altıncı kısmında yer alan “İçtimai Hayat ve Umumi Sıhhat” adlı başlık altında Türk toplum yapısında ailenin önemi vurgulandıktan sonra, “Fırka çocuk hayatile 
sureti mahsusada alakadardır. Doğum evlerinin artırılmasına çalışılacaktır. Amele mıntıkalarında kadın işçilerin çalıştıkları esnada çocuklarına bakacak müesseseler yaptırılmasına ve bunların artırılmasına” çalışılacağına dair sözler ile ana-çocuk sağlığı ve işçi kadınların haklarına ilişkin yapılanlar ve yapılacaklar belirtilmiştir.64 

Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında toplanan son CHF kurultayı olan Dördüncü Cumhuriyet Halk Fırkası Kurultayı 9–16 Mayıs 1935 tarihinde toplanmıştır.65 Bu Kurultay’ın da program taslağı ve programında kadınlar ile ilgili olarak hemen hemen aynı maddeler yer almakla birlikte önemli gelişmeler de bulunmaktadır. 8 Mayıs 1935 günü CHP Genel Kâtibi Recep Peker verdiği konferansta yeni programın esaslarını anlatmıştır. “Yeni parti programı hakta ve vazifede kadın ve erkeği bir tutuyor” cümlesi ile başlayan konuşmasında Recep Peker, partinin demokrasi anlayışını kadın erkek eşitliğine dayanan, yurttaş zekâsının beslenip açılmasına imkân tanıyan sözleri ile betimlemiştir.66 Recep Peker’in program ve tüzük tasarısı ile ilgili yaptığı konuşmasının ardından 10 Mayıs 1935’de açılan kongrede bu tasarılar görüşülmüş67 ve kabul edilmiştir. 

Program Taslağı’nda “Kamusal Haklar” başlığı altında yer alan “Parti yurddaşlara hak ve ödev vermekte kadın-erkek ayırmaz” 68 cümlesi “Kadın-Erkek Eşitliği” yan başlığı ile programda aynen yer almıştır.69 Yine program taslağında yer alan ve Program’da da kabul edilmiş hali ile bulunan kadınlar ile ilgili bölüm 6. Kısım’dadır. “Sosyal ve Kamusal Sıhhat” başlığı altında yer alan satırlarda Türk 
toplumunda ailenin önemine, doğum oranının artırılması için alınacak tedbirlere, ana-çocuk sağlığı hususundaki hassasiyete, kadın işçi ve çocuklar için sağlık ve sosyal bakımdan yapılacak hizmetlere vurgu yapılmıştır.70 

CHP Dördüncü Kurultayı’nda yenilenen CHP Tüzüğü’nde birebir kadınlar ile ilgili vurgu olmamakla birlikte partiye kabul olunma şartları içerisinde 1927 yılındaki CHF İkinci Kongresi’nde konu edilmiş olan “Her Türk vatandaş” tabiri kullanılmıştır. “Her Türk vatandaşı” tabirinin içine artık 1934 yılındaki değişikliklerle kadınlar da dâhil edilmiştir.71 İntihabı Mebusan Kanunun 5, 11, 16, 23, 58 inci maddelerindeki 18 yaşını bitirenler kaydı 22 yaşını bitirenler şeklinde değiştirilmiş ve bu maddelerdeki “Zükur” kaydı kaldırılarak yerine kadın-erkek sözcükleri konulmuştur. Teşkilat-ı Esasiye’de yapılan değişikliklerle, Madde 10 “yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçmek hakkını haizdir”, Madde 11 ise “Otuz yaşını bitiren kadın erkek her Türk mebus seçilebilir” şekline getirilmiştir.72 

2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder