Milli Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milli Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2020 Perşembe

Dış Politikamız ve Suriye

Dış Politikamız ve Suriye






Agah Oktay GÜNER
agahoktayguner@hotmail.com
15 Ağustos 2011 Pazartesi 

Dış politika, hanımların iğne oyası gibi çok dikkat isteyen ince bir iştir. 

Bu cümleyi fevkalade tecrübeli, dikkatli bir diplomattan dinlemiştim. Devletlerin dış politikası devlet olarak varlıklarını korumak, güçlendirmek, yakın ve uzak düşmanlarına karşı tedbirler geliştirmek esaslarına dayanır. Dış politika, devletin geçmiş tecrübelerinin ışığında geleceği görmek ve jeopolitik şartlara uygun olarak tedbir almak sanatıdır.Türkiye Cumhuriyeti gibi büyük bir devletin  “Dış politikası” da büyük olmak zorundadır. En az elli yıl, yüz yıl, sonrası düşünülmelidir.İşte bu düşünce sağlamlığı ile Gazi Paşa, “Yurtta sulh, cihanda sulh” demiştir. 16 yıl savaşmış bir milletin yaralarını sarmak için uygun bir sulh dönemine ihtiyacı vardır. Bu sağlanmış, Sadabat Paktı, Balkan Paktı ile, ağır ağır ittifaklara girilmiştir. Komşularımızın, insanlık ayıbı savaş suçları bile nisyâna (unutulmaya) terk edilmiştir. Yaklaşan İkinci Dünya Savaşına karşı tedbirler alınmıştır. Gazi Paşa iyi yetişmiş bir kurmaydı. Çevresinde daima seviyeli insanlar bulundurur, onların fikirlerini alırdı. Durmak bilmeyen bir araştırma coşkusuyla okurdu. Dünyayı dikkatlice takip etmek Gazi ve ekibinin vazgeçilmez işiydi. Dış politikanın çok partili sisteme geçtikten sonra şaşmayan ayarı “Milli Politika” olmasıdır. İktidar ve işbirliği yaptığı muhalefetin tek ses olması devletimizi daima güçlü kılmıştır. Bu hükümet döneminde ne yazık ki bu güzel gelenekler terk edildi.Bu terk ağır ağır tek adam siyasetine döndü. Başbakan,  “Bizi bütün komşularımızla problemli hale getirmişler, biz sıfır sorunlu dış ilişkiler geliştireceğiz”  dedi. Bu yolda vizelerin kaldırılması ile işe girişildi. Nitekim, Suriye ile bu hükümet döneminde ilişkiler fevkalade geliştirildi. Vize kaldırıldı. Sınır ticareti hızla büyüdü, ortak şirketler kuruldu.Ancak, Okyanus ötesinden düğmeye basıldı. Suriye’de sokak hareketleri başladı. Ne yazık ki, “Büyük Orta Doğu Projesi” nin sahipleri ABD, İngiltere ve İsrail, aynı zamanda dünya haber  ajanslarının  da işleyişine ve haber üretme, yayma politikasına hakimdir. Dünyayı şartlandırmak ve Suriye yönetimini kötülemek için haber ajanslarıyla her şey yapıldı. Hükümetlerin görevi milli menfaatleri takip etmektir. ABD’nin hücum birliği olmak, her zaman bizim aleyhimizedir. ABD gider, dünkü vatan coğrafyamızın, güzel parçası, emperyalist güçlerin bizden kopardığı Suriye kalır. İşin aslı nedir? Suriye’nin İsrail’e yakın deniz sularında fevkalade zengin, 45 milyar dolarlık bir rezervi olan doğal gaz yatakları  tespit edilmiştir. İsrail hem bu büyük serveti  kullanmak  hem de şu an kapalı olan Kerkük-Hayfa  boru hattıyla  Irak petrolünü   dünyaya pazarlamak istiyor.  Doğu Suriye’de kurulacak “Batı Kürdistan”, Kuzey Irak’taki “ Doğu Kürdistan” la birlikte hayallerindeki Türkiye’den koparacakları parça ile  “Büyük Kürdistan” ı kurdukları zaman üç büyük parçanın birlikteliğinden doğacak devlet bir kara devleti olacaktır. Türkiye, İran ve Suriye’nin böyle bir devleti yaşatmak istememeleri  tabii netice olacaktır. Bu hayali devletin karalar içinde kalması onu doğarken öldürecektir. Denize açılması elzem olan bu devletin tek “Deniz çıkış yolu” Kuzey Suriye’dir. İşte Suriye’deki karışıklıkların sebebi budur. İsrail ve ABD’ye hükmeden gücün, Orta Doğu’yu köle yapmak yolundaki  “ insansız ve insafsız” düzen kurma amacıyla uyguladığı zalim siyaset görülmelidir. Türkiye niye bu işe bulaştırılıyor?Komşularla sıfır problem diyorlardı.  Evet her yer problem yumağına boğuldu. Plânsız programsız, ABD’den alınan talimatlarla yürütülen dış politika duvara tosladı. Yarınlarımızı tehlikeye atacak oyunlara zaman ayıramayız. Hele İngiliz basınının iltifatlarına değer vermek, inanmak intihar etmektir. Türkiye’yi Suriye’yle savaşa sokmak aynı zamanda İran’la harbe sürmektir. İran ve Suriye arasındaki Savunma ve İşbirliği anlaşması sebebiyle bu kaçınılmaz olacaktır. Dikkatli olmak zamanıdır.  “Olgun devlet adamını sevindirmek isterseniz eleştiriniz. Basit bir hükümet adamını sevindirmek isterseniz övünüz”  sözü hep gözümüzün önünde olmalıdır. Batı felsefesinin zirvelerinden Nietzsche, “Seni övdükleri sürece kendi yolunda gittiğini sanma sakın! Başkasının yolunda gidiyorsun.” diyor!..

Hükümetin, sorumluların kendi gerçeklerimiz doğrultusunda basiretli, kararlı, uydu olmayan, muhalefeti de kucaklamış bir dış politika  uygulamasına geçmelerinin tam zamanıdır. Bize yakışan yâd ellerin borazancısı olmak değildir. 
Bu coğrafyanın efendi milletine, kimse uşaklığı layık göremez .  


Kaynak Yeniçağ: 
Dış politikamız ve Suriye 
Agah Oktay GÜNER 

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/dis-politikamiz-ve-suriye-19388yy.htm


***

28 Kasım 2015 Cumartesi

Iran ve Suriye Meselesinde Milli Politika ve Stratejinin Gerçekleri




Iran ve Suriye Meselesinde Milli Politika ve Stratejinin Gerçekleri


Fehim Guler 
01 Mart 2012, ANKARA

Dogru gibi gorunen yanlis olan konular... Yanlis gorunen ama dogru konular hep olmustur.  Zira ekin dedigimiz yetisme kulturu herhes icin farklidir.  Kendi dusunce kaliplariniz icinde goremediginiz konulari da kabullenemez ve karsi yorum uretirsiniz.  Uzmanlik alanlarindaki insanlar ve bilim adamlari dahi uyusamazlar ve kosut mekleri ile sinerji yaratamazlar.

Turkiye, komsularini TEHDIT Degerlendirmesi adi altinda kategorize etmeyi savsaklayamaz.  IRAN, Islam rejimi ile Turkiye'ye rejim ihrac etmeye calisan bir ulkedir.  Karmasik demografik yapisi ile ayakta kalmasini Sii ummet devlet olmasina borcludur.  Simdilerde Turkiye'de benzer ilkelerin egemenligindeki yonetimle bagdasan yonleri oldugu catisan yonleri de olmaktadir.  Bu durumda Turkiye basitce dusunerek Batinin Iran'a ambargosu ve Israil ve/veya ABD'nin hava ve deniz harekati karakterli Savasina alkis tutmasi gerekmektedir. 

Suriye, Iran rejimi ile eksen olusturan ve Hamas ile birlikte Ortadoguda Sii Hilalinin en onemli ayagi ulke durumundadir.  PKK Teror Orgutune yataklik yaptigi ve devlet destekli terorun dunyadaki ender orneklerinden biri olan devlet modeli olmustur.  Bu durumda yine basitce dusunerek Turkiye'nin Suriye'ye karsi icra edilecek bir Savasa destek vermesinin isabetli olacagi gercegine ulasabilirsiniz.  

Dunya konjonkturu, NATO ve ABD'nin kuresel hegemonyalarini tesis etmek icin SANGHAY Orgutu ile catisma alanlari olan Ortadogu, Kuzey Afrika ve Alt Kita Bolgelerinin arayuzey olusturdugu istikrarsizlik ve krizlerle karsi karsiyadir.  Bu anlamda yukarida aciklanan TR MILLI POLITIKASI'nin dogrulari ile Uluslararasi Politik mucadele dogrularinin ne olcude benzestigi, ortustugu ve kosut ozellikler tasidiginin saglamasinin yapilmasi gerekmektedir.  

Gelinen gercek odur ki hicbir olgu ne Demokrasi getirmek ugrunadir ne de Insan Haklarinin Korunmasi ugrunadir.  Ugruna masraflar yapilan isler, savaslar ve Ayaklanmalar dengelerin hep Hegemon Guclerin lehine olmasi icindir.  Turkiye, Anglo-Sakson ustunlugunun ruzgarini arkasina alarak az enerji ve kaynak tuketerek cevresinde istikrarli ve refah seviyesi yukselen komsu ulkelrle mi, yoksa fakirlik ve safalet mengenlerinden kurtulamamis zayif despot ulkelerle mi daha guvenli bolgeler yaratilacaginin cevabini bulmalidir.  Iran'in Islam ve Seriata dayali duzeninin devrilmesi,  Suriye'nin anti demokratik baskici despot yonetiminin degismesi Turkiye'nin milli cikarlarina uygun oldugu kabul edilmeli dir.  Yoksa salt din, Islam, Kuran yapraklari ve Muaviye soylemleriyle arguman gelistirip Milli Politika ve Milli Stratejimizin yanlis olduguna kamuyu inandirma cabalari akim kalmaya mahkumdur.  

Turkiye, Turkiye icin ve Turk Milleti icin ulusal cikarlarina uygun milli stratejisini gelistirme ve politik kararlarini da bunlari destekleyecek sekilde vermelidir.  Ancak bu milli strateji yabanci basinda yeraldigi sekliyle, Birlesmis Milletler himayesinde NATO 'nun sevk ve idaresinde yapilacak Barisi Tesis Etme Harekati adiyla Turkiye'yi one ittiren stratejilere sebep de olmamlidir.  Yapacaksa Suriye'ye Komsu Olmayan Suriye 'nin Dostlari Koalisyonu ile bu isler yapilsin.  Turkiye, boyle bir savasin aktif aktoru olma yerine bunu kolaylastirici, lojistik ve insani yardim harekati yonleriyle destekleyici ve zorunlu olarak  hava ve deniz harekati icin hava sahasini ve karasularini tahsisten ote icinde olmamalidir.  

Kuresel guclerle ortak hedefler mi yoksa karsi kuresel guc eksenleriyle isbirligi mi?  Hangisinde daha cok zarara ugrayacaginizin sorusunu sorarak Sinasi'nin Zoraki Evlilik Tiyatrosunda aktor olmaya soyunacak, rolunuzu de iyi oynayacaksiniz.  Rolunu oynayamayan aktorun yerine baska aktorler arandigi ve bulundugu zaman da bagirip tepinmeyeceksiniz.  Sizin sabriniz oldugu kadar is ortaklarinizin da bir sabri vardir.  

Saygilarimla...
Fehim GULER



.