Erol Başaran Bural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erol Başaran Bural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2020 Cuma

Türkiye’nin 2019 Yılında Terörizmle Mücadelesi: Sınır Ötesinden Pençe Vuruşu

Türkiye’nin 2019 Yılında Terörizmle Mücadelesi: Sınır Ötesinden Pençe Vuruşu





Yazan  
Erol Başaran Bural 
31 Aralık 2019

Yayınlandığı Kategori
Terörizm ve Terörizmle Mücadele
Türkiye’nin 2019 Yılında Terörizmle Mücadelesi

2019 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve kolluk kuvvetleri; PKK, IŞİD, FETÖ ve DHKP-C terör örgütleri başta olmak üzere yurt içi ve sınır ötesinde terörle mücadeleye aralıksız devam etmiştir.

Bu dönem içerisinde; yurt içinde kırsal alanda PKK ile mücadeleye devam edilirken eş zamanlı olarak yerleşim yerlerinde ve sınır ötesinde terör örgütlerine yönelik çok sayıda operasyon gerçekleştirilmiştir.

Barış Pınarı Harekâtı

Suriye’deki PKK terör örgütü varlığına yönelik olarak, 9 Ekim 2019 tarihinde Barış Pınarı Harekâtı başlatılmıştır. Barış Pınarı Harekâtının amacı; Suriye kuzeyinde teşkil edilmeye çalışılan PKK devletçiğine engel olmak üzere bu bölgedeki koridoru parçalamak, Türkiye’ye yakın bölgelerde konuşlu PKK terör örgütü unsurlarını temizlemek, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturmak, oluşturulacak güvenli bölgeye Türkiye’de bulunan geçici koruma altındaki Suriyelileri yerleştirmek, M4 karayolunu kontrol altına alarak PKK’nın ikmal faaliyetlerine engel olmak şeklinde ifade edilmiştir.

Barış Pınarı Harekât Alanı

Suriye kuzeyinde Resulayn ve Tel Abyad ilçeleri arasında başlatılan operasyon, 17 Ekim 2019 tarihinde ABD ile varılan mutabakat neticesinde 120 saat süre için durdurulmuştur. 13 maddelik mutabakata göre PKK terör örgütünün operasyon bölgesinden güneye çekileceği, çekilme tamamlanmazsa operasyonun devam edeceği kararına varılmıştır. 120 saatlik aranın tamamlanmasına kısa süre kala Soçi’de, 22 Aralık 2019’da Rusya ile varılan mutabakat neticesinde ise; Tel Rıfat ve Münbiç'teki PKK/YPG'li teröristlerin, silahlarıyla beraber bu bölgenin dışına çıkarılacağı 23 Ekim’den itibaren 150 saat içinde PKK/YPG'nin harekat bölgesinde sınırdan 30 kilometrenin dışına çıkarılacağı, 150 saatin sonunda Barış Pınarı Harekât alanı sınırlarının batısı ve doğusunda, 10 kilometre derinlikte Türk-Rus ortak devriyelerinin başlayacağı hususları karara bağlanmıştır.[1]
Barış Pınarı Harekâtı süresince PKK terör örgütünün sınır illerimize yönelik 700’e yakın havan ve roket saldırıları sonucunda 18 vatandaşımız şehit olurken çok sayıda mülk zarar görmüştür. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre harekatta 16 askerimiz şehit olmuş, 168 askerimiz ise yaralanmış, Suriye Milli Ordusu’ndan 224 asker şehit olmuş, 692 asker yaralanmış, 900’ün üzerinde terörist etkisiz hale getirilmiştir.[2] 31 Ekim 2019 itibarıyla 4 bin 219 kilometrekare alan içindeki 558 yerleşim biriminin ele geçirildiği ifade edilmiştir.

Pençe Operasyonları

2018 yılı Mart ayından itibaren hemen hemen Afrin’e yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı ile eş zamanlı olarak, Hakkâri/Şemdinli ilçesinin hemen güneyinde ve Irak’ın kuzeyinde yer alan, PKK terör örgütünün barınma alanlarından Hakurk’a yönelik operasyon başlatılmıştır. “Kararlılık” adı verilen bu operasyon ile sınır ötesinden önleyici tedbirler kapsamında;
Hudut güvenliğinin sağlanması,
PKK terör örgütünün söz konusu bölgedeki barınma alanlarının imha edilmesi,
Teröristlerin Irak kuzeyinden ülkemize girişinin engellenmesi,
Türkiye içindeki terör örgütü mensupları ile Irak kuzeyindekilerin irtibatının kesilmesi,
Bölgenin terör örgütü mensuplarından tamamen temizlenmesi amaçlanmıştır.

Pençe Operasyonu Harekât Bölgesi

2018 yılında başlatılan Kararlılık Harekâtı, 2019 yılında genişletilerek Pençe Harekâtına dönüştürülmüştür. TSK’nın Irak kuzeyinde 27 Mayıs 2019’da başlattığı Pençe Harekâtı terörizmle mücadelenin sınır ötesinden başlatılması maksadıyla icra edilen önleyici stratejisini bu bölge için yeniden gündeme getirmiştir. Pençe-1 Harekâtı 27 Mayıs'ta Hakurk’a yönelik olarak Kararlılık harekatının devamı şeklinde başlatılırken, 12 Temmuz 2019 tarihinde Pençe-2 harekâtı Hakurk’tan güneye doğru genişletilen bölgede başlatılmıştır. 23 Ağustos 2019’da ise Irak’ın kuzeyinde PKK’nın Irak’ın kuzeyinde bir başka yuvalanma alanı olan Sinat-Haftanin bölgesinde Pençe-3 Operasyonunun başlatıldığı açıklanmıştır. Operasyon, hudut güvenliğini daha uygun arazi kesimlerinden ve ileriden sağlamak maksadıyla icra edilmiştir.[3]
Pençe harekâtı kapsamında 174 teröristin etkisiz hale getirildiği, 398 mağara ve deponun imha edildiği, 356 mayın ve EYP’nin tespit edilerek etkisiz hale getirildiği, 5.3 ton amonyum nitrat ele geçirildiği, yakın bir tarihte ise Hakurk bölgesinde SA-18 hava savunma füzesi ele geçirildiği MSB tarafından düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında belirtilmiştir.[4]

Kıran Operasyonları

2019 yılında yurt dışında Irak ve Suriye kuzeyine operasyonlar devam ederken, eş zamanlı olarak yurt içinde Kıran serisi operasyonlar başlatıldı. Jandarma Genel Komutanlığına bağlı jandarma komando, Jandarma Özel Harekât ve güvenlik korucuları ile Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Polis Özel Harekât birliklerince;
Yurt içinde bölücü terör örgütü PKK’nın kış üslenmesi hazırlıklarını bertaraf etmek,
Hareket kabiliyeti daralan terörist grupları etkisiz hale getirmek,
Teröristlerin bölgeler arası geçişlerini engelleyerek takviye almalarını önlemek
PKK terör örgütünün yurt içi hareket kabiliyetini kısıtlamak,
Alan hakimiyetini tesis etmek ve/veya pekiştirmek olduğu değerlendirilmektedir.

Kıran operasyonları kapsamında;

17 Ağustos 2019’da Kavaklı bölgesi merkez olmak üzere, Hakkâri-Van-Şırnak ara hattını kapsayacak şekilde Kıran-1,
27 Ağustos'ta Bagok ve Mava alanları merkez olmak üzere Mardin-Batman-Şırnak ara hattında Kıran-2,
21 Eylül'de Herekol ve Bestler Dereler bölgesi merkez olmak üzere Siirt ve Şırnak ara hattında Kıran-3,
24 Eylül'de Çemçe-Madur bölgesi merkez olmak üzere Kars-Ağrı-Iğdır ara hattında Kıran-4,
8 Kasım'da Şenyayla bölgesi merkez olmak üzere Diyarbakır-Bingöl-Muş ara hattında Kıran-5,
13 Kasım’da Van, Hakkâri ve Şırnak kırsalındaki Faraşin bölgesinde Kıran-6[5],
24 Kasım’da Tunceli'de, Munzur Vadisi'nde Kıran-7[6],
11 Aralık 2019’da Bitlis ve Siirt kırsalında Kıran-8[7],
20 Aralık 2019 tarihinde Şırnak’ta Kıran-9 Cudi Dağı, Hakkari’de Kıran-10 Kazan Vadisi[8],
21 Aralık 2019’da ise Kıran-11 Narko-Terör Operasyonu başlatılmıştır.[9] Kıran operasyonları çerçevesinde de şu ana kadar 121 terörist etkisiz hale getirilmiş, 229 mağara ve sığınak imha edilmiştir.

SİHA Kullanımı

2016 yılından itibaren Türkiye’nin PKK ile mücadelede askeri kuvvet kullanımı, istihbarata dayalı, nokta hedeflerine yönelik, yurtiçi ve yurtdışını kapsayan, güvenliğin sınır ötesinden alındığı yeni bir konsepte evrilmiştir.
Bu yıldan itibaren TSK ve İçişleri Bakanlığı envanterindeki İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Araçlarının (SİHA) nitelik ve niceliklerindeki artış, yeni nesil taarruz helikopterlerinin kullanılmaya başlanması yeni konseptin yapı taşını oluşturmuştur. İçişleri Bakanlığı terörden arananlar listesinin[10] incelenmesi neticesinde söz konusu listeden; kırmızı kategoriden 12, mavi kategoriden 9, yeşil kategoriden 24, turuncu kategoriden 21 ve gri kategoriden 171 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiği görülmektedir. 2018 yılında 101 sözde üst düzey teröristin etkisiz hale getirildiği bilinmektedir.[11] Son iki yıllık veriler karşılaştırıldığında etkisiz hale getirilen PKK terör örgütü lider kadro sayısında yaklaşık %70’lik bir artış görülmektedir.
Ayrıca SİHA’lar kullanılarak gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde 2019 yılında 363, bugüne dek toplam 1.144 PKK terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiği açıklanmıştır.[12]

PKK ile Mücadelede İkna Yöntemi

PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında terör örgütüne katılanların aileleriyle görüşülmüş, bu şahısların terör örgütünden ayrılmalarını sağlamak üzere aileler vasıtasıyla ikna metodunun kullanılmasıdır. Yapılan resmî açıklamalara göre[13] son üç yıldır 5.500’ün üzerinde aile ile görüşülmüş, 2019 yılında[14] 260, son üç yılda ise 800’e yakın terör örgütü mensubu bu faaliyetler neticesinde güvenlik güçlerine teslim olmuştur.

IŞİD Terör Örgütüyle Mücadele

Açık kaynaklardan derlenen bilgiler çerçevesinde 2019 yılında yurtiçinde düzenlenen operasyonlar neticesinde 1.939 IŞİD mensubu gözaltına alınmıştır (Grafik 1).



Grafik 1. 2019 Yılı IŞİD Terör Örgütü Gözaltı Miktarı

Bir yandan PKK terör örgütüyle, diğer yandan irili ufaklı çok sayıda aşırı sol eğilimli terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye IŞİD terör örgütünü etkisiz hale getirmek ve eylem kapasitesini sonlandırmak üzere operasyonlarını da devam ettirmektedir. Bununla birlikte, Suriye ve Irak’ta silahlı kapasitesi sınırlandırılmış olan IŞİD terör örgütü Türkiye’ye yönelik tehdit olma vasfını korumaya devam etmektedir.

IŞİD terör örgütüne yönelik operasyonlarda ele geçirilen terör örgütü mensuplarının sayısı önemli olmakla birlikte, ülkemizin hangi şehirlerinde bu operasyonların yoğunlaştığı da (Grafik 2) ayrıca önem arz etmektedir. Terör örgütü IŞİD’e yönelik olarak düzenlenen operasyonlardan medyaya yansıyanların analizi neticesinde; Adana, İzmir, Samsun, Bursa, Şanlıurfa, Osmaniye ve Mersin illerinde düzenlenen operasyon miktarlarının ön plana çıktığı görülebilmektedir.


Grafik 2. 2019 Yılı İllere Göre IŞİD Terör Örgütü Operasyon Miktarları
Açık kaynaklara yansıyan haberler analiz edildiğinde, Türk vatandaşlarının yanı sıra çok sayıda yabancı uyruklunun IŞİD operasyonları neticesinde gözaltına alındığı/tutuklandığı da göze çarpmaktadır. IŞİD operasyonlarında gözaltına alınan yabancı uyrukluların büyük kısmını Suriye ve Iraklılar oluştururken, az sayıda da olsa; Fas, Mısır, Endonezya, Filistin, Cezayir, Fransa, Hollanda, Ürdün, Lübnan, Danimarka, Birleşik Arap Emirlikleri ve Gürcistan vatandaşlarının da bulunduğu görülmektedir.

Türkiye’deki IŞİD tehdidine yönelik bir diğer tespit ise düzenlenen operasyonlarda IŞİD mensuplarının ülkemizde kurulu dernek ve vakıflarla ilişkileri olmasıdır. Operasyonlarla ilgili açık kaynak haberlerine yansıyan bilgilere göre, legal görünüm altında illegal faaliyetleri organize eden IŞİD terör örgütü mensuplarının bu yerlerde;

Terör örgütüne eleman kazandırmak maksadıyla ders ve sohbetler düzenledikleri,
Örgütün propagandasını yaptıkları,
Suriye’de çatışma bölgelerine gidip-gelmek üzere planlama yaptıkları, 
Çatışma bölgesinden gelen veya gidecek elemanların ihtiyaçlarını karşıladıkları,
Örgüte eleman temin etmek amacıyla çalışmalar yaptıkları,
Örgüt üyelerinin ailelerine yardım topladıkları,
IŞİD terör örgütü adına haraç topladıkları anlaşılmaktadır.

Yıl içerisinde IŞİD’le mücadele kapsamında dikkat çekici bir diğer husus da haziran ayı içerisinde Mersin-Anamur’da terör örgütüne ait beş adet sığınak ve deponun ele geçirilerek imha edilmesine ilişkin olarak karşımıza çıkmaktadır.  Anamur’da düzenlenen operasyon neticesinde çok sayıda yaşam malzemesinin yanı sıra uyku tulumları ve sırt çantaları ele geçirilmiş, olayla ilgili zanlıların kırsal alanda faaliyet yürütmeye çalıştıkları ve eylem arayışında oldukları belirlenmiş, sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 14'ü tutuklanmış, 5'i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. IŞİD terör örgütüne ait depo, sığınak ve barınakların tespitine ilişkin dikkat çekici hususlardan ilki belki de ilk kez IŞİD’in depo ve sığınaklarının arazide bulunmuş olmasıdır. İkinci husus ise bu depoların Mersin-Anamur kırsalında ele geçirilmesidir.

Hatırlanacağı gibi IŞİD terör örgütü eski lideri Ebubekir el Bağdadi 29 Nisan 2019’da bir video yayımlamış, Bağdadi elindeki "Türkiye Vilayeti" yazan bir dosya dikkatleri çekmiştir.  Bağdadi’nin videosunun yayımlanmasının üzerinden yaklaşık iki ay geçtikten sonra bu kez Türkçe konuşan 5 örgüt mensubunun örgüt lideri Bağdadi’ye bağlılıklarını tazeledikleri görüntü kaydı basına yansımış, konuşan terörist Türkiye’yi tehdit etmiştir. Türkiye’ye yönelik IŞİD tehdidinin açıklandığı bu günlerin arkasından örgüte ait sığınak ve barınakların bulunması, örgütün kırsal alanda eğitim ve eylem yapma niyetini ortaya koymaktadır.

FETÖ ile Mücadele

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), Türkiye için en önemli güvenlik sorunlarının başında gelmektedir. Şüphesiz her terör örgütü Türkiye için tehdittir ancak FETÖ’nün güvenlik, sosyo-ekonomik, sosyo-politik, sosyo-psikolojik öğeleri içinde barındırması, ezoterik kült bir yapısı olması, üyelerinin kendilerini terör örgütüne adama seviyeleri, takiye yaparak kripto elemanlar olarak uyuyan hücrelere dönüşmeleri, kendi çıkarları için diğer tüm terör örgütler ya da yabancı istihbarat örgütleri ile işbirliği yapabilmeleri ve kısaca amaca ulaşmak için her yolu mubah saymalarından dolayı en büyük ve önemli tehlike olduğunu söylemek mümkündür.

FETÖ, Türkiye açısından arz ettiği tehdidin yanında aynı zamanda bölgesel ve küresel etkileriyle birlikte uluslararası barışı ve güvenliği tehdit edecek potansiyele sahip devletlerarası ilişkileri etkileyen “Yeni Nesil Bir Terör Örgütüdür”. Zira FETÖ, uluslararası alanda faaliyet halinde olan diğer terör örgütlerinin radikalleşme süreçlerinden ciddi farklılık göstermektedir; 30 yılı aşkın bir zaman diliminde radikalleşme süreci olan FETÖ yapısı modern kültist radikalleşmenin, günümüzdeki en son, en kanlı ve en küresel yapısını oluşturmaktadır[15].

FETÖ ile mücadele kapsamında 15 Temmuz 2016’dan bugüne 2019 yılı Kasım ayına kadar 261 bin 700 kişinin gözaltına alınmış, bunlardan 91 bin 287'si tutuklanmıştır[16]. FETÖ ile mücadelede başlatılan soruşturmalar neticesinde 15 Temmuz 2016'dan bugüne kadar TSK’dan 3 bin 559'u 2019'da olmak üzere toplam 18 bin 630 personel ihraç edilmiş, 356'sı 2019 yılında olmak üzere toplam 982 emekli personelin rütbeleri geri alınmıştır. 5 bin 846 personel hakkında ise adli ve idari süreç devam etmektedir.[17]

2019 yılında FETÖ ile mücadelede yaşanan bir diğer gelişme de FETÖ mensuplarının yurtdışında yakalanarak Türkiye’ye getirilmesidir. Bu kapsamda 30 Ağustos 2019’da FETÖ’nün Malezya sorumlusu[18], 19 Ekim 2019’da ise FETÖ’nün Meksika sorumlusu[19] MİT operasyonuyla Türkiye’ye getirilmiştir.
2019 yılında FETÖ ile mücadele kapsamında yaşanan önemli bir diğer gelişme ise örgütün finansal kaynaklarıyla mücadelesinde görülmüştür. Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ’nün Türkiye’ye yasa dışı yollardan para sokmak için “Hawala” olarak bilinen bir sistemi kullandığını deşifre etmiş, bu sistemi kullanarak ülke içerisine sokulan yüklü miktardaki paranın döviz büroları üzerinden belli bir komisyon karşılığında illerde örgüt mensuplarına ulaştırıldığını belirlemiş, şüphelilerin Hawala sistemini kullanarak 13 milyon 744 bin 197 dolar, 2 milyon 135 bin 634 Avro ve 12 milyon 628 bin 530 lira tutarında işlem yapıldığını tespit etmiştir. Haklarında gözaltı kararı verilen 79 şüpheli arasındaki 7 kişinin döviz bürolarında çalışan kişiler oldukları belirtilmiştir.[20]

2019 Yılında PKK Terör Örgütüyle Mücadelenin Analizi

PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında 2019 yılına ilişkin veriler,[21] teröristle mücadele harekâtının kış aylarında da aralıksız devam ettirilmesi, terör örgütünün barınma alanlarının İHA’lar tarafından kesintisiz şekilde gözetlenmesi/kontrol altında tutulması alan hakimiyetini sağlanması neticesinde, PKK’nın eylem ve hareket kabiliyetinin yurt içinde büyük ölçüde sınırlandırdığına işaret etmektedir.

Teröristle mücadeleye iştirak eden TSK ve kolluk kuvvetleri 2019 yılında terör örgütünün yurt içindeki barınma alanlarına yönelik operasyonlarını sürdürerek, terör örgütü elemanlarının lojistik ve barınma maksadıyla kullandıkları sığınak ve mağaraları tespit etmiş bu alanları kullanılamaz hale getirmişlerdir. MSB tarafından düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında aktarılan bilgilere göre[22] 2019 yılı içerisinde toplam 1.852 sığınak, mağara ve depo imha edilmiştir.  

Aynı basın bilgilendirme toplantısı bilgilerine göre; 2018 yılı içerisinde düzenlenen teröristle mücadele harekâtı kapsamında; toplamda çeşitli çap ve markalarda 1.015 silahın ele geçirildiği görülmektedir. (Grafik 3) Ele geçirilen silahlar cinslerine göre incelendiğinde dikkat çeken hususun, ABD tarafından PKK/PYD terör örgütüne aktarılan tanksavar füzelerindeki artış olduğu görülmektedir. Bu füzelerden 2016 yılında bir adet, 2017 yılında 11 adet, 2018 yılında 30 adet ele geçirilirken, 2019 yılında bu sayının 69’a yükseldiği görülmektedir. Yıl içerisinde ayrıca; 1.066 EYP imha edilirken, 420.000 hafif silah mühimmatı, 174 mayın, 3.329 kilo patlayıcı madde ile 45 ton amonyum nitrat ele geçirilmiştir.



Grafik 3 - 2018 Yılında PKK Terör Örgütünden Ele Geçirilen Silahlar

PKK terör örgütüne yönelik olarak 2019 yılında TSK ve kolluk kuvvetleri 31’i büyük, 119’u orta çaplı olmak üzere toplam 150 operasyon düzenlemiş, operasyonlarda 1789 terörist etkisiz hale getirilmiştir.  Etkisiz hale getirilen terör örgütü mensuplarından 255’ini terör örgütünden kaçarak güvenlik güçlerine teslim olanlar oluşturmaktadır.[23] Barış Pınarı Harekâtı süresince etkisiz hale getirilen 900, Pençe Harekâtı kapsamında etkisiz hale getirilen 174 teröristle birlikte 2019 yılında toplam 2.863 terörist etkisiz hale getirilmiştir.
Yurt içindeki terörist sayısı 2017’de 2 bin 475-2 bin 780 civarında iken bu sayı yüzde 69 azalışla 2018’de 755-876 aralığına, 2019’da ise 500’ün altında kadar düşmüştür.

Örgüte katılım son 30 yılın en düşük seviyesine ulaşmış ve 2018 yılında örgüte katılan kişi sayısı 95’e kadar gerilerken, (2017 yılında PKK terör örgütüne katılım sayısı[24] 117) 2019’da bu sayı 100’e yakın bir seviyede ortaya çıkmıştır.     
Açık kaynaklardan derlenen bilgilere göre 2019’e ilişkin şehit ve yaralı durumu incelendiğinde, yıl içerisinde 71 askerimizin şehit olduğu (Grafik 4), 259 askerimizin yaralandığı, 4 güvenlik korucumuzun şehit olduğu 9 güvenlik korucumuzun yaralandığı, 3 polisimizin şehit olduğu 8 polisimizin yaralandığı, 26 vatandaşımızın şehit olduğu 50 vatandaşımızın yaralandığı sonucuna ulaşılmaktadır.  



Grafik 4 -  2016, 2017, 2018 ve 2019 Yıllarında Şehit Yaralı TSK Personel Durumu

 Ayrıca 2019 yılı içerisinde düzenlenen narko terör operasyonları neticesinde; 43 milyon kök keneviri ele geçirilmiştir.[25]

Halkların Birleşik Devrim Hareketi Terör Örgütü

 Irak kuzeyinden Türkiye’ye geçiş yolları kontrol altına alınan PKK terör örgütü terör eylemlerini gerçekleştirmek üzere kendisine yeni yollar, yeni alanlar aramaktadır. Terör örgütü PKK bu maksatla Türkiye’deki irili ufaklı diğer örgütlerle iş birliği yapmakta, yurt içinde özellikle şehir merkezlerinde kendisine yeni ortaklar bulmaya çalışmaktadır.

Türkiye’de kamuoyu tarafından pek de bilinmeyen Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) Türkiye’de terör eylemleri gerçekleştirmek isteyen bazı komünist ve Marksist-Leninist silahlı örgütlerin ortak eylem yapma kararının ardından birleşerek 12 Mart 2016’da kurdukları bir terör oluşumu olarak dikkat çekmektedir. Kuruluş bildirgesi PKK terör örgütü elebaşlarından Duran Kalkan tarafından okunan HBDH, kendi söylemleriyle “emperyalizm, kapitalizm, şovenizm, faşizm ve ırkçılık gibi fikirlere karşı mücadele edeceğini açıklayarak, bu amaçla eylemler yapacağını” bildirerek terör sahnesindeki yerini almıştır.
HBDH, PKK çatısı altında adı altında; Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP), Maoist Komünist Partisi (MKP), Devrimci Karargâh, Devrimci Komünarlar Partisi (DKP), Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği (MLSPB), Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB) ve Türkiye Komünist Emek Partisi/ Leninist (TKEP-L) isimli terör örgütlerinden meydana gelmektedir.
2019 yılı içerisinde HBDH tarafından üstlenilen özellikle sabotaj türü eylemler bilinmektedir. Her ne kadar sayıca diğer terör örgütlerine göre daha küçük gruplardan oluşsa da PKK terör örgütünün himayesi altında kurulmuş olması HBDH isimli terör oluşumunu birincil derecede tehdit haline getirmeye yetmektedir.

PKK ile iş birliği içerisinde HBDH’nin bölücü örgütün teknik kapasitesinden faydalandığı, daha önceki yıllarda erişemeyecekleri silah sistemlerini bu iş birliği sayesinde elde etmeleri HBDH’nin kapasitesini artırmaktadır. Suriye’de IŞİD terör örgütüyle mücadele adı altında PKK/PYD ile de aynı saflarda yer alan HBDH altındaki terör örgütleri, bu ülkeyi adeta bir laboratuvar alanı olarak kullanarak yeni taktik ve teknikler öğrenmekte, eylem tecrübesi elde etmektedir. Ortak amaçları Türkiye’ye zarar vermek olan HBDH çatısı altındaki terör örgütleri PKK terör örgütü korumasında kapasite kazanmakta, PKK terör örgütü de artık diğer terör örgütlerine vekalet vererek alan genişletmektedir.

Sonuç ve Değerlendirme

IŞİD terör örgütüyle mücadele çerçevesinde, eldeki sayısal veriler, yıl içerisinde düzenlenen operasyonlar, operasyonlarda ele geçirilen malzemeler, operasyonların düzenlendiği coğrafi alanlar göz önünde bulundurularak;
Türkiye’ye IŞİD terör örgütü tehdidinin halen varlığını sürdürdüğü,
Irak ve Suriye’de görünürlüğü azalan IŞİD terör örgütünün Türkiye’de eylem yapma fırsatı kolladığını, Dernek-vakıf benzeri yasal görünümlü oluşumlar üzerinden propaganda, eleman temini, finansman sağlama faaliyetlerini sürdürdüğü, Yalnızca büyükşehir kapsamındaki illerimizde değil aynı zamanda dikkatleri çekmeyeceğini düşündüğü nispeten daha küçük illerde örgütlenme çabası içerisinde olabileceği, Kırsal ve dağlık bölgelerde tıpkı PKK terör örgütü gibi barınma alanları oluşturma ve bu bölgelerde eğitim yapma gayretlerini artırmış olabileceği, PKK terör örgütünün ülke içerisinde minimize edilmesiyle eş zamanlı olarak sahneye çıkarak terör eylemlerini artırabileceği, PKK terör örgütüyle iş birliğini artırabileceği değerlendirilmektedir.

IŞİD’le mücadele çerçevesinde;

IŞİD terör örgütünün şehir yapılanmasının temizlenmesine yönelik devam eden operasyonlara ağırlık verilmesinin, Yerleşim yerlerinde özellikle geçici koruma altındaki Suriyelilere yardım görünümü altında kurulan dernek ve vakıflar üzerindeki kontrolün artırılmasının, Kırsal alanda yuvalanmaya çalışan IŞİD teröristlerine yönelik tedbirlerin artırılmasının, Örgüt propagandası yaparak radikalleşmeye neden olan IŞİD terör örgütü yayınlarının sonlandırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

HBDH isimli terör yapılanması içerisinde yer alan değişik örgütlerin sosyal medya üzerinden yayımladığı mesajlar incelendiğinde, önümüzdeki dönemlerde bu örgütlerin; gençlere yönelik propaganda ve elaman temin sürecine hız verecekleri, PKK terör örgütünün cezaevleri ve sokak eylemlerine katılım sağlayacakları, Türkiye içerisinde örgütlenme çabalarını artıracakları öngörülmektedir.

Hem kapasite olarak hem de eylem sayısı olarak her ne kadar HBDH’nin gücü şu an için önemsenmeyecek boyutta imiş gibi görünse de PKK terör örgütü ile mücadele ederken bileşenleri ve destekçileri ile mücadele göz ardı edilmemeli, bu yapılanmaya karşı daha fazla önlem alınmalıdır. IŞİD terör örgütüyle mücadele bahanesiyle çoğunlukla Suriye’de faaliyet gösteren terör yapılanmasına karşı istihbarat gayretleri artırılmalı, lise ve üniversite gençliği içerisinde yayılmalarına ve ideolojik olarak yerleşmelerine izin verilmemeli, Türkiye’deki hücre yapılanmalarına yönelik operasyonlar artırılmalıdır.
2019 yılı içerisinde PKK terör örgütü ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar ve elde edilen neticeler değerlendirildiğinde, terör örgütüne ilişkin istihbarat faaliyetlerinin ve bu faaliyetlerin etkinliğinin eskiye nazaran arttığını söylemek mümkün görünüyor.

Sınır ötesinde düzenlenen Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Kararlılık ve Pençe Harekâtlarıyla eş zamanlı icra edilen hava harekâtları ile terör örgütü mensuplarının sınırlarımızdan içeri girmesi, sınır ötesindeki barınma alanlarında hareket etmeleri önlenmiş, terör örgütü mensupları yurtiçine giremeden bulundukları yerde yani kaynaklarında imha edilerek, terör örgütüne sınır ötesinden pençe vuruşu yapılmıştır.

Sonuç olarak; 2019 yılında teröristle mücadelenin etkin bir şekilde yürütüldüğü, TSK ve kolluk kuvvetlerinin birçok terör örgütüne karşı eş zamanlı olarak büyük başarılar elde ettiği değerlendirilmektedir. Sahada güvenlik alanında kazanılan başarılar terörizmle mücadelenin diğer boyutlarına da yansıtılmalı, 2020 yılından itibaren terörün psikolojik, sosyo-kültürel, ideolojik boyutlarıyla mücadele kapsamında daha fazla çalışma yapılmalı, yurt içinde PKK terör örgütüne desteğin azaldığı değerlendirilen bu dönemden istifade ile terör örgütünün arkasında bulmak isteyeceği halk desteğinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik sosyo-ekonomik eylem planları hazırlanmalıdır.

TSK verileri kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, PKK terör örgütünün EYP saldırılarının büyük oranda önüne geçildiği, binlerce EYP’nin ele geçirilerek imha edildiği, EYP ile birlikte çok sayıda LPG tüpünün de PKK sığınak ve barınaklarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Terör örgütünün EYP yapımında kullandığı amonyum nitrat içerikli gübrelerin dağıtımına / satışına getirilen kısıtlamalar ve kontroller LPG tüpleri içinde alınmalı, LPG tüplerinin dağıtımı ve satışını kontrol altında bulunduracak bir düzenlemeye gidilmelidir.
Terörizmle mücadele çok boyutlu bir yaklaşımla ele alındığında lider kadrolara yönelik düzenlenen operasyonların bu yaklaşımın önemli bir parçası olduğu görülüyor. Lider kadro operasyonları neticesinde;

Terör örgütünün terör eylemleri planlama ve icra yetenekleri ile hareket kabiliyetinin kısıtlandığı,
Terör örgütü sözde liderlerinin yerlerini gizledikleri, iletişim vasıtalarını kullanamadıkları,
Terör örgütünün bilgi/veri akışının sekteye uğradığı,
Terör örgütünün hiyerarşik yapısının bozulabileceği,
İmha edilenin yerine yeni sorumlu bulunana kadar örgütten kopmaların yaşanabileceği,
Terör örgütü mensuplarının moral seviyesinin düşeceği düşünülmektedir.
Lider kadroya yönelik operasyonların başarının daha yukarılara taşınabilmesi için PKK terör örgütünün sözde üst düzey sorumlularına yönelik operasyonlar artırılarak devam ettirilmeli, tıpkı FETÖ mensuplarına olduğu gibi PKK terör örgütü mensuplarına yönelik lider kadro operasyonları Avrupa’ya taşınmalıdır.
2019 yılı içerisinde gerçekleştirilen bir yıllık terörizmle mücadele operasyonları değerlendirilirken, bu mücadelede önemli görevler alan TSK mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin yıl içerisinde ne tür zorluklar yaşadıklarını, kahramanlıklarını, fedakârlıklarını da düşünmeden geçmemek gerekiyor… Bu vesile ile terörle mücadelede şehit olan tüm asker, polis, güvenlik korucusu ve vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum…

KAYNAKÇA;

[1] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-tarihi-zirve-sonrasi-cumhurbaskani-erdogan-ve-putinden-ortak-aciklama-41356342
[2] https://www.diplomatikstrateji.com/baris-pinari-harekati-son-durum-haritasi/
[3] https://www.cnnturk.com/turkiye/son-dakika-pence-3-harekati-basladi.
[4] https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/msb-2019da-150-teror-operasyonu-yapildi/1685339
[5] https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/kiran-operasyonlarinda-116-terorist-etkisiz-hale getirildi/1643650
[6] https://www.trthaber.com/haber/turkiye/kiran-7-operasyonu-basladi-442626.html.
[7] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/kiran-8-basladi-41400869.
[8] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-haberi-kiran-9-cudi-dagi-ve-kiran-10-kazan-vadisi-operasyonu-basladi-41401877
[9] https://www.sabah.com.tr/galeri/turkiye/kiran-11-operasyonu-basladi-1260-personel-katiliyor.
[10] http://www.terorarananlar.pol.tr/Sayfalar/default.aspx
[11] https://www.cnnturk.com/turkiye/suleyman-soylu-artik-sinirlarimizdan-kus-ucurtmayacagiz
[12] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-bakan-soylu-kiran-operasyonlarinda-121-terorist-etkisiz-hale-getirildi-41378134
[13] https://www.haberler.com/icisleri-bakani-suleyman-soylu-3-yildir-600-e-12663223-haberi.
[14] https://www.icisleri.gov.tr/teror-orgutunde-cozulme-devam-ediyor-12
[15] Polis Akademisi Başkanlığı. (2018). Uluslararası bir tehdit olarak FETÖ. Polis Akademisi Yayınları: 67 Rapor No: 20. 5. ISBN: 978-605-4619-95-5.
[16] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-bakan-soylu-kiran-operasyonlarinda-121-terorist-etkisiz-hale-getirildi-41378134.
[17] https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/12/27/milli-savunma-bakanliginda-bilgilendirme-toplantisi
[18] https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/feto-nun-malezya-sorumlusu-mit-operasyonuyla-turkiye-ye-getirildi/1569017
[19] https://www.yenisafak.com/gundem/fetonun-meksika-imami-osman-karaca-mit-tarafindan-yakalanarak-turkiyeye-getirildi-3510954
[20] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/1703085/turkiyeye-yasa-disi-para-transferine-baskin.html
[21] 01 Ocak-24 Aralık 2018 tarihleri arasında İçişleri Bakanlığı, TSK ve MSB tarafından yapılan resmi açıklamalar ve açık kaynaklarda yer alan haberlerden derlenmiştir.
[22] https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/12/27/milli-savunma-bakanliginda-bilgilendirme-toplantisi
[23] https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/12/27/milli-savunma-bakanliginda-bilgilendirme-toplantisi
[24]http://aa.com.tr/tr/politika/icisleri-bakani-soylu-15-temmuz-2016-tarihinden-itibaren-47-bin-523-kisi-tutuklandi/1007102
[25] https://www.aa.com.tr/tr/politika/icisleri-bakani-soylu-narko-teror-kapsaminda-bu-yil-43-milyon-kok-kenevir-yakaladik/168713

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/terorizm-ve-terorizmle-mucadele/turkiye-nin-2019-yilinda-terorizmle-mucadelesi-sinir-otesinden-pence-vurusu

***

26 Aralık 2018 Çarşamba

PYD ve PKK İlişkisini Anla(ta)mamak

PYD ve PKK İlişkisini Anla(ta)mamak


16 Mayıs 2017
PKK terör örgütünün kuruluş mantığını araştıranlar terör örgütünün temel hedeflerini iyi bilirler. Terör örgütünün kuruluş manifestosundan düzenlediği konferanslara, çeşitli vasıtalarla basına verdiği açıklamalardan terörist başı Öcalan’ın konuşmalarına kadar, terör örgütü PKK ile ilgili okuduğumuz hemen her dokümanda örgütün nihai hedefinin bölgede bir Kürt devleti kurmak olduğu açıkça görülüyor. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgeleri ele geçirerek, bu dört bölgenin birleştirilmesiyle sözde Kürdistan’ın oluşturulmak istendiğini sağır sultan bile biliyor artık, ancak bu gerçeği görmek istemeyen çıkar çevreleri dün olduğu gibi bugün de mevcut.
Teröristbaşının 25 Aralık 2001’de avukatlarıyla yaptığı görüşmede; “Dört ülke için önermiştim. İran’da demokratik İslam esprisi ile olmalı. PKK, Irak’ta yaşamalı, Güney PKK biçiminde olabilir. Suriye’de Demokratik Birlik Partisi. Artık ayrıntıya girmeyeceğim. Çünkü bunları savunmamda ayrıntılı verdim. Ama esprisi şu: Her ülkenin demokratik birlik amaçlarına bağlı bir partileşme, ittifaklaşma, cepheleşme önerdim. Ülkelerin birliğinin demokratik aracı. Bunları biraz özümsemek gerekiyor” tanımlaması, PYD terör örgütünü oluşturulması için önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.
Nisan 2002’de gerçekleştirilen KADEK’in 1’inci Kongresinde, Türkiye’nin yanı sıra Irak, İran ve Suriye’de PKK’ya bağlı örgütlenmelerin kurulması kararı alınıyor. Kararda, “... Suriye Demokratik Birlik Hareketi’ni veya partisini ortaya çıkartarak, onu önümüzdeki dönemde hareketimizin örgütsel yapısı olarak görüp gerekli desteği vermelidir” deniliyor. Böylelikle Öcalan’ın “Suriye’de Demokratik Birlik Partisi’nin kurulması” talimatı sonrasında PYD, 17 Ekim 2003’te “Partiya Yekitiya Demokratik” adıyla kuruluşunu ilan ediyor.[1]
Bu dönemde teröristbaşı Kürdistan Topluluklar Birliğinin (KCK) kurulması için gerekli adımları atıyor. Mart 2005’te hazırlanan KCK Sözleşmesi, sözde yasama organı KONGRA-GEL (Kürdistan Halk Meclisi) Genel Kurulunun 25 Mayıs 2007 tarihli oturumunda kabul ediliyor. Sözleşme PKK terör örgütünün Önderlik (Öcalan’ın) felsefe ve ideolojisinin hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu ifade ederken, KCK sistemi içindeki bütün unsur­ların ise PKK terör örgütünün ideolojik ve ahlaki ölçülerini esas almakla yükümlü olduğunu vurguluyor.[2]
KCK’nın örgütlenme şeması incelendiğinde terör örgütünün dört ülke toprağında PKK, PÇDK, PYD ve PJAK adı altında örgütlendiği ve örgütlerin tek bir çatı altında terörist başına bağlı olarak faaliyet gösterdiğini görmemek için adeta kör olmak gerekiyor.
PYD’nin silahlı kanadı olan Halk Savunma Birlikleri (YPG) de tıpkı PKK terör örgütü ve KCK gibi taban örgütlenmesine dayalı, piramit şeklinde yükselen, her konuda komiteler kurulmasını öngören, güçlendirilmiş yerel yönetimlere dayanan, kendi savunma birliklerini de kurmayı öneren, sözde “demokratik özerklik” modelini savunuyor.[3]
PKK/PYD, 2011 yılında Suriye’de başlayan ayaklanmalardan yararlanmak için Esad rejimiyle birlikte hareket etmeye başlıyor. Ocak 2014 tarihinde Cezire, Ayn el-Arap ve Afrin bölgelerini sözde kanton olarak ilan ediyor.  PYD sözde kantonlarıyla Türkiye’de uygulamak üzere alt yapısını oluşturduğu öz yönetim modelini hayata geçiriyor. DAEŞ terör örgütünün Suriye’deki faaliyetlerinden de yararlanmayı bilerek başta ABD olmak üzere birçok batılı ülkeye karşı kendisini DAEŞ’la mücadele eden bir demokratik ve seküler bir yapı olarak göstermeyi başarıyor.
Ardından Ekim 2015’te büyük kısmını PKK terör örgütünün Suriye’deki kolu YPG’nin oluşturduğu “Suriye Demokratik Güçleri (SDG)” kuruluyor. YPG, YPJ ile Süryani Askeri Konseyi, Burkan El Fırat, Suwar El Reqa, Şems El Şemal, Lîwa El Selçuki, El Cezire Tugayları gibi gruplar ortak basın açıklamasıyla birleştiklerini duyuruyor.[4]SDG’nin kurulmasıyla nüfusun büyük çoğunluğunu Arapların oluşturduğu bölgelerin PYD tarafından daha rahat bir şekilde yönetilmesi sağlanmaya çalışılıyor.
PKK terör örgütü ile PYD arasındaki organik ve fikri ilişki, her iki terör örgütünün belgeleri incelendiğinde açık bir şekilde anlaşılıyor. Her ikisinin de sözde önderinin teröristbaşı olduğu açıkça görülüyor. Basında da yer aldığı şekilde istihbarat birimlerinin çalışmalarına göre, PKK terör örgütünün 1.500 kadar teröristi Irak’tan Suriye’ye kaydırarak PYD terör örgütünün çekirdek kadrosunu oluşturdukları biliniyor.
PYD’nin ele geçirdiği bütün bölgelerde teröristbaşının posterleri boy boy yer alıyor. PKK terör örgütü simgeleri ile PYD’nin simgeleri hep kol kola resimleniyor. 1986’da Şırnak’ta etkisiz hale getirilen Mahsum Korkmaz isimli teröristin heykeli Ayn El Arap’a dikiliyor.[5]
PKK ve PYD terör örgütleri ilişkisi sadece simge ve sembollerin ortak kullanılmasıyla kalmıyor. Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi tarafından Aralık 2016 tarafından yapılan “Ölüler Yalan Söylemez” başlıklı çalışma[6], PYD ve PKK terör örgütlerinin tek bir örgüt çatısı altında aynı merkezden yönetildiklerini gözler önüne seriyor. Yapılan araştırmada 2001 ve 2015 yılları arasında etkisiz hale getirilen ve açık kaynaklarda yer alan 2.096 terör örgütü mensubunun doğum yerlerine göre analizi yapılıyor. Araştırma aslında etkisiz hale getirilenlerin hepsinin PKK terör örgütü mensubu olduğunu belirtiyor. PKK’nın aynı kadroyu kimi zaman Suriye’de kimi zaman Irak’ta kimi zaman İran’da kullandığını gösteren terör örgütünün oyununu ifşa ediyor. Suriye’de PYD-YPG saflarında bulunan teröristlerin çoğunluğunun büyük ölçüde Türkiye, Irak ve İran’dan gelen PKK’lılar olduğu da belirtiliyor. Bu teröristlerin yüzde 16’sının Türkiye’den geldiği bilgisi veriliyor. Suriye’de öldürülen PYD-YPG’lilerin yüzde 35’inin Suriye dışından gelen teröristler olduğu da kaydediliyor[7]. PYD’nin aslında PKK terör örgütünün ta kendisi olduğu bu çalışma sayesinde somut verilerle ortaya konuluyor.
Suriye kökenli Bahoz Erdalkod adlı Fehman Hüseyin ve Sofi Nurettin kod adlı Nurettin Halef Al Muhammed isimli PKK terör örgütü mensuplarının çatışmaların ilk gününden itibaren YPG bölgesinde olduğu ve hatta sınır bölgemizdeki PKK terör eylemlerini de yönlendirdikleri biliniyor.
PKK terör örgütü ve PYD bağlantısını özetlemeye çalışan yukarıdaki örnekler elbette bunlarla sınırlı değil. Daha sayılabilecek birçok bağlantı ispatı söz konusu ve devletimizin birçok biriminde bu bilgiler mevcut. Sadece burada sıralanan örnekler bile ABD’nin PKK terör örgütü PYD bağlantısını görmesi için yeterli. Savunma gücü olarak dünyanın en büyük ordusuna sahip, bölgede çok sayıda askeri unsuru ve istihbarat elemanı bulunan ABD bizim bildiklerimizi bilmiyor mu? Elbette ki biliyor, PYD’yi çok iyi tanıyor ancak şu andaki çıkarları gereği bilmezden ve anlamazdan geliyor. Şu anda ABD aklı stratejik olarak değil taktik açıdan çalışıyor, çünkü zihinlerinde sadece DAEŞ terör örgütünün ortadan kaldırılması hususu yer alıyor. Türkiye gibi NATO ülkesi bir ülkeyi karşısına almayı dahi göze alarak PYD’yi silahlandırma ve PYD ile ortaklık kurma yoluna gidiyor.
Burada sorulması gereken soru şu. Diyelim ki ABD, PKK ve PYD ilişkisini ve organik bağını bilmiyor. Acaba bu bağlantıyı biz mi anlatamadık? Bildiğimiz kadarı ile başta Dışişleri Bakanlığımız olmak üzere devletin çeşitli kurum ve kuruluşları her fırsatta ABD’li yetkililere bu bağlantıyı anlattılar ve anlatmaya da devam ediyorlar. Devletin en üst seviyesinde Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız dâhil olmak üzere tüm yetkililer ABD’li muhataplarına konuyu defalarca dile getirdiler ve getiriyorlar.  O zaman buradan şu sonuç çıkıyor ki ABD devlet aklı şu anda PKK ve PYD terör örgütü bağlantısını anlamak istemiyor ve PYD’yi bir terör örgütünden öte DAEŞ terör örgütüyle mücadele eden silahlı bir unsur olarak görüyor. ABD’li yetkililerin söylemlerinden PYD’yi taktik bir araç olarak kullandıkları anlaşılıyor. Ancak gerideki stratejik akıl bu bölgede butik bir Kürt devleti kurulmasına destek veriyor.
PKK/PYD ise ABD’nin Suriye’de DAEŞ’le mücadele politikasına hizmet ederek küresel bir gücün desteğini arkasına alarak, Suriye kuzeyinde oluşturduğu kanton hatları boyunca bir devletçik oluşturmak istiyor. Bu amaç doğrultusunda çocuk savaşçıları kullanmaktan, demografik yapıyı değiştirmek için kendisinden olmayanları göç etmeye zorlamaya kadar savaş suçları işlemekten çekinmiyor. Ekim 2015 tarihli Uluslararası Af Örgütü Amnesty International raporu[8] PYD’nin bölgede gerçekleştirdiği savaş suçlarını bir bir ortaya koyuyor. Trajik bir ironi olarak, “Anti Emperyalist PKK terör örgütü” günümüzde koruma kalkanı olarak Suriye’de ABD bayrağını kullanıyor. PYD terör örgütü kendisini ABD’nin kara gücü olarak DAEŞ ile mücadelenin ana yapısı haline getirmeye çalışırken, aynı zamanda kendi çıkarlarını da en üst seviyeye çıkarıyor.
Bütün gerçekler bir arada değerlendirildiğinde ABD’nin PKK ile mücadelede yanınızdayız ancak PYD’yi terör örgütü olarak görmüyoruz açıklamaları da oldukça çocukça bir diplomasi kandırmacası gibi görünüyor. Bunun da ötesinde Türkiye’yi ikna edebilmek adına PKK ile mücadelede istihbarat desteğinin artırılacağı gibi kozlar öne sürmek de açıkçası çok komik gözüküyor. PYD=PKK olduğuna göre kendisine destek verdiği PYD ile ilgili istihbarat paylaşımını mı artıracaklar? Ayrıca bugüne dek ABD’nin istihbarat paylaşımı veriyoruz diyerek parlattığı desteğin insansız hava araçları görüntü izlemesinin ötesine geçmediğini de terörle mücadelede görev yapan profesyoneller çok iyi bilmektedirler. Buradan çıkan sonuç acaba ABD’nin PKK ile mücadelemize destek için daha fazla İHA tahsisi midir?
Diğer bir açıklamada Türkiye sınırının güvencesinin ABD olduğu üzerinedir. Türkiye 1984 yılından bugüne PKK terörü ile mücadele etmektedir ve sınır güvenliği için başka bir ülkenin yardımına ihtiyaç duymamıştır ve duymayacaktır. Bu söylemle ABD, PYD’li teröristlerin ABD silah ve teçhizatıyla Türkiye topraklarına girmeyeceği taahhüdünü vermeye çalışmakta ise de bunun gerçeği yansıtmadığını kendisi de çok iyi bilmektedir. Dünya var olduğu sürece ABD Suriye’de PYD ile birlikte kalmaya mı niyetlendi acaba ki böyle bir konuda güven vermeye çalışıyor.
ABD tarafından son bir haftada öne sürülen başka bir argüman ise PKK/PYD’nin Rakka operasyonunun ardından bölgeyi terk edeceği ve yönetimin Araplara bırakılacağı yönünde. Yani PKK/PYD ABD ile birlikte en ön saflarda Rakka’ya yürüyecek hem de en ön saflarda ancak sonra geri dönecekler. Peki neden ölecek ki YPG’liler? Bunun karşılığında bir beklentileri olmaması ne kadar gerçekçi? Yoksa senaryo şu şekilde olmasın? Biz sizi (PYD’yi) destekleyelim, siz önden gidin, bir kısmınız ölsün ancak ABD askerleri ölmesin, dönüşünüzde Suriye kuzeyinde daha sağlam oturun, bir küçük devlet kurun, hatta Türkiye ile aranıza birkaç da ABD askeri koyalım ki Türkiye size dokunmasın…
Sonuç olarak; ABD PYD’nin bir terör örgütü olduğunu anlamak istemiyor. ABD’nin bu tutumu Trump yönetimi döneminde de değişecekmiş gibi görünmüyor. Ancak, her olaydan olduğu gibi bu yaşananlardan da alınması gereken dersler var. Bunlardan en önemlisi ulusal ve uluslararası kamuoyunu şekillendirmeyi ve lobicilik faaliyetlerini bir düzene sokmamız gerektiği. Henüz PYD’nin adının dahi bilinmediği dönemlerden itibaren, kamu diplomasisi, stratejik iletişim, bilgi harekâtı unsurlarının kullanılarak özellikle uluslararası kamuoyu şekillendirilmeliydi ki PYD’yi tüm ülkeler terör örgütü olarak görsün ve kabul etsin.
Bu arada tam da Cumhurbaşkanımızın ABD ziyareti öncesi bu konuda İçişleri Bakanlığınca atılan olumlu bir gelişme basına yansıyor.[9] İçişleri Bakanlığı tarafından PKK/KCK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD-YPG’ye ilişkin tespitlerin yer aldığı 62 sayfalık kitapçık hazırlanıyor. Kitapta YPG terör örgütünün Türkiye’ye yönelik faaliyetleri başta olmak üzere, YPG içerisinde faaliyet gösteren PKK/KCK mensubu teröristler ile PKK ve YPG militanlarının bağlantısına ilişkin örnekler yer alıyor. İçeriği oldukça etkili ve yabancı dilde hazırlanmış olsa da bu bilgilendirme için oldukça geç kalındığı aşikâr. Tabi ki gelecekte üretilecek argümanlar için temel oluşturmak açısından oldukça yararlı bir doküman olabilir ancak daha erken davranılmalıydı.
Biz sadece ikili resmi görüşme ve toplantılarda yabancı muhataplarımıza terörizmle ilgili derdimizi anlatmaya çalışırken kamuoyu bilgilendirmesi ve lobicilik faaliyetlerinde sanki biraz geride kaldık.

[1]http://m.milliyet.com.tr/yazarlar/tolga-sardan/iste-pkk-pyd-iliskisi-2193527 (Son erişim tarihi: 12.05.2017)
[2]Vakkas Bilgin, (2014),  PKK/KCK’nın Bağımsızlık Hedefi, Çözüm Süreci ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı, BİLGESAM Analiz, No:1163
[3]Ayşe Karabat, (2013), Suriye Savaşları, İstanbul: Timaş Yayınları, s. 256
[4]http://www.milliyet.com.tr/-demokratik-suriye-gucleri-ni-ilan-gundem-2132545 (Son erişim tarihi: 12.05.2017)
[5]http://www.sozcu.com.tr/2017/dunya/son-dakika-iste-pydypgnin-teror-orgutu-pkk-ile-baglantisini-ortaya-koyan-kanit-1762855/(Son erişim tarihi: 12.05.2017)
[6]Andrew Self ve Jared Ferris, (2016), Dead man Tell No Lies: Using Killed in Action Data to Expose The PKK’s Regional Shell Game, Ankara: ISSN 1307-9190
[7]http://www.hurriyet.com.tr/oluler-yalan-soylemez-40321654 (Son erişim tarihi: 12.05.2017)
[8]Amnesty International, (2015), We Had Nowhereelse To Go Forced Displacement Anddemolitions In Northern Syria, London: Index: MDE 24/2503/2015
[9]http://www.milliyet.com.tr/icisleri-bakanligi-ndan-pyd-ypg-analizinin-ankara-yerelhaber-2042612/  (Son erişim tarihi: 15.05.2017)


***

4 Kasım 2018 Pazar

ABD Stratejik İletişiminin Çöküşü PKK/PYD Üzerinden Yalanlar

ABD Stratejik İletişiminin Çöküşü PKK/PYD Üzerinden Yalanlar 


Erol Başaran Bural 
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü                           
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi
19 Ocak 2018 Cuma

ABD Stratejik İletişiminin Çöküşü: PKK/PYD Üzerinden Yalanlar  

ABD’nin yoğunlukla son bir yıldır sahada kendisine destek veren “ Kara gücü ” 
PKK/PYD terör örgütü ile ilişkileri ve bu ilişkilerin uluslararası alana 
yansıması kapsamında yürüttüğü “Stratejik İletişim” politikaları, bu kapsamda 
kamuoyu ile paylaşılan mesajlar, konuyla ilgilenen kamuoyuyla birlikte aktör 
devletlerde de zihin karmaşıklığı yaratıyor.

ABD’nin Suriye ve özelinde PKK/PYD üzerinden yürüttüğü stratejik iletişimin 
yarattığı kriz niteliğindeki kargaşa son dönemlerde de artış gösteriyor. Bu 
yöndeki ilk arızanın geçtiğimiz yılın Mayıs ayında başladığını söylemek mümkün. 
Hatırlanacağı üzere o tarihlerde PKK/PYD’nin silahlandırılması ve bölgede 
dengeleri değiştirebilecek bir güç haline gelebileceği yönünde özellikle Türkiye 
tarafından yapılan eleştirilere cevaben ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve 
Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Jonathan Cohen,  ABD’nin PYD ile olan ilişkisinin “ Geçici ” ve “ Taktiksel ” olduğunu söylemişti.[i] 

Rakka’nın IŞİD terör örgütünden temizlenmesi için devam eden operasyonlar döneminde yapılan bu açıklamanın, yani PKK/PYD terör örgütü ile ABD ilişkilerinin, IŞİD tehdidine yönelik, geçici ve taktiksel olduğu söylemi son dönemde yapılan açıklamalar ile örtüşmüyor.

Aralık 2017 sonunda, bir basın toplantısı düzenleyen ABD’nin IŞİD terör örgütüyle mücadele özel temsilcisi Brett McGurk, “PKK/PYD ile çalışmaya devam edeceklerini tekrarlayarak”[ii], 

  Aslında ABD ile PKK/PYD’nin geçici bir ilişki içinde olmadığını ima ettiği anlaşılıyor. Yakın bir tarihte ise, ABD’nin yakındoğu politikalarından sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield, Senato Dış İlişkiler Komitesinde yaptığı konuşmasında, ABD’nin Suriye’deki askeri varlığını; bölgedeki İran etkisine karşı koymak ve Suriye kuzeyindeki müttefikleri yani PKK/PYD’yi korumak amacıyla süresiz olarak sürdüreceğini belirterek[iii], 

PKK/PYD ile “taktiksel” ortaklığı, geçici olmaktan çıkarıp “stratejik” boyuta taşıdıklarını anlatmaya çalışıyor.

ABD söylemlerinin tutarsızlığı ve ABD’nin stratejik iletişiminin bir çöküşe 
doğru gittiği, ABD Başkanı Donald J. Trump’ın, PKK/PYD terör örgütüne 
verilen/verilecek silah yardımları konusunda yaptığı resmi açıklamalarda da en 
bariz biçimde kendisini gösteriyor. Hatırlanacağı üzere 2017 yılı Kasım ayının 
sonunda, Cumhurbaşkanımız ile ABD Başkanı Trump’ın resmi telefon görüşmesinin ardından bir açıklama yapan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu; ABD’nin YPG’ye vermiş olduğu silahlarla ilgili olarak; “Sayın Cumhurbaşkanımız, bu rahatsızlığını bir kez daha Sayın Trump’a iletmiştir. Sayın Trump da net bir şekilde talimat verdiğini, bundan sonra YPG’ye silah verilmeyeceğini, esasen bu saçmalığa daha önceden son verilmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir.”  ifadelerini kullanmıştı.[iv]

Yapılan bu açıklamanın ardından, ulusal kamuoyunda ABD’nin PKK/PYD terör 
örgütünün silahlı kanadı YPG’ye silah vermeyeceği yönünde oluşan algı, çok kısa 
bir süre içerisinde Beyaz Saray ve ABD Savunma Bakanlığınca yapılan müteakip 
açıklamalar neticesinde değişmişti. Beyaz Saray, telefon görüşmesinden sonra yayımladığı açıklamada[v];

“Geçmişteki politikalarımızla tutarlı bir şekilde Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı; Suriye’de sahadaki ortaklarımıza sağlanan 
askeri yardım konusunda yapılacak düzenlemeler ve Rakka’da biten savaşın 
ardından IŞİD’in bir daha geri dönmemesi için istikrar safhasına geçiş 
konularında da bilgilendirdi.” denilmişti. Söz konusu açıklamada yer alan askeri 
yardım konusunda yapılacak “düzenlemeler” ifadesi, PKK/PYD terör örgütüne silah yardımının kesilip kesilmeyeceğine ilişkin zihinlerde büyük karışıklık yaratmıştı.

27 Kasım 2017’de, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Ortadoğu Masası sözcüsü Eric Pahon; “Kürt ortaklarımıza sağladığımız askeri yardımı, IŞİD’in yenilmesi için askeri gereklilikler ve IŞİD’in geri dönmemesi için gerçekleştirilecek istikrar 
gayretleri çerçevesinde gözden geçiriyoruz”[vi] İfadesini kullanarak, PKK/PYD’ye silah yardımı konusunun Başkan Trump’ın dediği gibi bir telefon görüşmesiyle sonlandırılamayacağını bir anlamda belirtmiş olmuştu.

ABD ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en yetkili iki ismi arasında geçen bu 
resmi telefon görüşmesinde, ABD Başkanı tarafından PKK/PYD terör örgütüne silah yardımlarının “saçmalık” olarak nitelendirilmesi, bu yardımların bir an önce 
bitirilmesi için derhal talimat verdiğini açıklamasına rağmen ABD ne PKK/PYD’ye 
silah yardımını sona erdirmiş ne de terör örgütüne eğitim vermekten vazgeçmiştir.

Son örnek ise Türkiye’nin Afrin’de bulunan PKK terör örgütü varlığına yönelik 
düzenleyeceği muhtemel harekâtın yeniden gündeme geldiği ve bu yönde 
hazırlıkların son aşamaya yaklaştığı günlere denk geldi. 14 Ocak 2018 tarihinde 
Reuters haber ajansına düşen bir haberde[vii]; 

Koalisyon Güçleri Halkla  İlişkiler Ofisinin Reuters’a gönderdiği elektronik postayla ABD’nin PKK/PYD terör örgütü mensuplarından 30.000 kişilik “sınır güvenlik gücü” (Border Security Force) kuracağı belirtildi. ABD’nin PKK/PYD’ye verdiği silah ve eğitim desteği bilinmesine rağmen, terör örgütünden bir sınır gücü yaratılması ve bu gücün Türkiye- Suriye sınırında konuşlandırılacak olması kamuoyunda büyük tepkilere neden oldu. Türkiye, Rusya ve Suriye’den gelen tepkilerin hemen ardından ABD Dışişleri Bakanı Tillerson; “Türkiye’ye bir açıklama borcumuz var. 

Bu, tamamen yanlış resmedilmiş ve yanlış tanımlanmış bir durum ve bazı kişiler 
yanlış konuşmuş. Herhangi bir sınır güvenlik gücü kurmuyoruz”[viii]  
Şeklinde bir açıklama yapmak zorunda kaldı. 

PKK/PYD terör örgütünden teşkil edilecek bir sözde sınır birliğinin isimlendirmesi ne yönelik yüksek perdeden tepkilere karşı olarak da, tıpkı PKK/PYD’nin isminin Suriye Demokratik Güçleri olarak değiştirilmesi gibi, sınır güvenlik gücünün isminin de “istikrar sağlama gücüne” veya “alan kontrol gücüne” dönüştürüldüğü[ix] 

Pentagon sözcüsü tarafından yapılan bir açıklama ile duyuruldu.

Stratejik İletişim ve Prensipler

ABD’nin Suriye’de PKK/PYD temelinde yürüttüğü stratejik iletişim uygulamalarına değinmeden önce stratejik iletişim kavramına değinmekte fayda var. Geleneksel anlamda strateji; önceden belirlenmiş hedeflere en uygun yöntem ve vasıtalarla, en etkin ve en çabuk şekilde ulaşma sanatı olarak tanımlanırken, iletişim ise; bir kaynaktan bilgi içeren bir mesajın bir kanal vasıtası ile alıcıya aktarılması süreci olarak tanımlanıyor. Her iki kelimenin birleşimi olan stratejik iletişim; uzun vadeli stratejik hedeflere ulaşmayı kolaylaştırmak maksadıyla belirlenmiş mesajların en uygun yer ve zamanda, en uygun vasıta ile en güçlü etkiyi yaratacak ve en senkronize şekilde sürekli bir şekilde ilgili (veya hedeflenen) kamuoyu ile paylaşılması ve ilgili kamuoyunun etkilenmesi şeklinde ifade ediliyor.[x]

Birden fazla tanımı bulunan stratejik iletişimin; “Politikaların, çıkarların ve 
uzun vadeli hedeflerin desteklenmesi maksadıyla, kamusal eylemlerin ve 
mesajların oluşturulması, uygulanması, değerlendirilmesi ve tekemmül 
ettirilmesini içeren; askeri, ekonomik, siyasi ve kültürel gayretlerin hepsini 
koordine eden bir süreç” olduğu belirtiliyor.[xi]

Stratejik iletişimle ilgili akademik çalışmalar incelendiğinde, stratejik 
iletişimin; devletlerin kamuoyu ile iletişime geçmek maksadıyla kullandıkları 
halkla ilişkiler, kamu diplomasisi gibi disiplinlerin ve bu disiplinleri 
kullanan devlet kurumlarının, ortak bir vizyon çerçevesinde uyumlu-tutarlı 
olarak çalışmasını sağlayan, düzenleyici bir koordinasyon mekanizması olduğu 
sonucuna ulaşılıyor.[xii]

ABD’nin zihinleri karıştıran stratejik iletişim uygulamalarına geçmeden, çok 
kısaca stratejik iletişimin uygulamaya dönük prensiplerine de kısaca göz atmakta fayda var. Etkin bir stratejik iletişim için; hedef kitlenin tespiti ve 
anlaşılması, koordinasyon, eylem-söylem uyumu, esneklik ve önleyici iletişim 
gibi bazı prensiplerin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Hedef kitlenin tespiti ve anlaşılması prensibi; stratejik iletişim planı 
çerçevesinde kimlere hitap edileceğini, hitap edilen kamuoyunun özelliklerini ve 
beklentilerini anlamayı; hedef kitlelerin kültürünün, sembollere / simgelere 
verdikleri önemin, hassasiyet gösterdikleri olguların ve inanç değerlerinin 
araştırılarak ortaya konulmasını ifade ediyor.

Stratejik iletişim prensipleri içerisinde belki de en önemlisi olarak sayılabilecek koordinasyon, devlet kurumlarının kendi aralarında iletişim planı çerçevesinde; kimin, hangi mesajı, hangi iletişim aracı ile vereceği, mesajlarda kullanılacak ana temaları ve terminolojiyi koordinesini gerektiriyor. Koordinasyon prensibiyle; farklı birimlerden çıkan farklı mesajların birbiriyle ve ana politikalarla uyumu sağlanıyor.[xiii]

Stratejik iletişim kapsamında, eylem-söylem uyumu prensibi; söylediğini yapmak, yaptığını söylemek anlamına geliyor. Esneklik ve önleyici iletişim prensibi ise; acil durumlara kısa sürede müdahale edilebilmesini, ana temalardan ve iletişim planından sapmayacak şekilde değişebilecek koşullara süratle uyum sağlayabilmeyi, önleyici iletişim ile gelecekte meydana gelebileceği düşünülen olaylara ilişkin önceden bilgilendirme yaparak olumlu bir algı yaratmayı gerektiriyor.

ABD’nin Stratejik İletişim Politikaları Çöküyor mu?

Belirtmeye çalışılan tanımlar ve prensipler çerçevesinde ABD’nin Suriye’ye 
yönelik politikaları kapsamında, PKK/PYD terör örgütüne ilişkin stratejik 
iletişiminin çökmek üzere olduğunu söylemek mümkün. Yazının ilk kısımlarında 
verilen örnekler üzerinden bir değerlendirme yapalım.  

IŞİD terör örgütünün Suriye’de varlığı hemen hemen minimum seviyeye getirildiği halde, ABD’nin hem bölgedeki güç dengesini korumak hem de İran’ın coğrafyadaki etkinliğini kırabilmek adına Suriye’de uzun yıllar varlık göstermeye, bu varlığını da PKK/PYD üzerinden sürdürmeye devam edeceği tüm kamuoyu tarafından açıkça görülüyor. Suriye kuzeyi ve doğusunda IŞİD’le mücadeleyi PKK/PYD terör örgütü ile yürüten ABD’nin, belirtilen hedeflerine ulaşması için PKK/PYD’yi “geçici ortak” konumundan “kalıcı ortak” pozisyonuna soktuğu anlaşılabiliyor. Tüm gelişmeler ve söylemler bir arada değerlendirildiğinde, geçen yıl ABD tarafından yapılan “geçici” ve “taktiksel” söyleminin gerçeği yansıtmadığı, aksine ABD PKK/PYD ilişkisinin “kalıcı” ve “stratejik” olduğu anlaşılıyor. 

Denilebilir ki, Suriye’deki gelişmeler ve çatışmaların seyrine göre ABD stratejik iletişim planını revize ederek, söylemlerini de değiştiriyor. Bu söylem, stratejik iletişim uygulamalarının esnekliğine uyumlu olmakla birlikte, 11.000 km öteden gelen bir devletin bu bölgede değişik amaçlarla iş tuttuğu ve kendisine göre “en güvenilir ortağı” ile kurduğu ilişki düzeyini çok kısa zaman dilimlerinde değiştirmesi ve sürekli olarak yeniden isimlendirmesi, stratejik seviyede uygulanan iletişimin ruhuna aykırı düşüyor.

İkinci örnekte de belirtilen şekilde; ABD ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en 
yetkili iki ismi arasında geçen resmi telefon görüşmesinde ABD Başkanı 
tarafından PKK/PYD terör örgütüne silah yardımlarının “saçmalık” olarak 
nitelendirilmesi, bu yardımların bir an önce bitirilmesi için derhal talimat 
verdiğini açıklamasına rağmen ABD’nin ne PKK/PYD’ye silah yardımını sona 
erdirdiğini, ne de terör örgütüne eğitim vermekten vazgeçtiğini görüyoruz. 
Üstüne üstlük ABD, PKK/PYD’ye 2017 yılında 430 milyon dolarlık yardım miktarını 2018 yılında 500 milyon dolara çıkartarak[xiv], bırakın sona erdirmeyi “yardım saçmalığını” artırarak PKK/PYD konusundaki iletişim facialarına bir yenisini eklemiş oluyor. ABD Başkanının resmi görüşmede yaptığı bir açıklamanın gerçeği yansıtmadığının kendisine bağlı bakanlık sözcülerince yalanlanması da cabası. Yine prensiplerin de belirtmeye çalışıldığı şekilde, bu söylem ve uygulamalar stratejik iletişimin “eylem-söylem” uyumu prensibine de aykırı düşüyor. Yani ABD Başkanı PKK/PYD’ye silah yardımının bitmesi gerektiğini, yanında bulunan yetkililere derhal emir vereceği ve bu işi bitireceği söylemini kullanmasına rağmen, silah yardımı bitmiyor, aksine artarak devam ediyor, söylemler eyleme yansımıyor.

Son örnek ise ABD tarafından PKK/PYD terör örgütüne verilen silah, teçhizat ve 
eğitim yardımının sonucunda kurulacağı açıklanan “sınır güvenlik gücü” ile 
ilgili. Halkla İlişkiler Ofisi tarafından açıklanan sınır güvenlik gücü, aradan 
daha 24 saat geçmeden ABD Dışişleri Bakanı Tillerson tarafından yalanlanıyor. 
İşin ilginç tarafı Tillerson açıklamasında “tamamen yanlış resmedilmiş ve yanlış 
tanımlanmış bir durum ve bazı kişiler yanlış konuşmuş” diyerek ABD stratejik 
iletişimin çöktüğünü kamuoyuna da ilan ediyor. ABD Dışişleri Bakanının 
konuşmasından; ABD bakanlıklarının politikalarıyla uyumsuz bir şekilde, 
bakanlıklarla koordine edilmeden yapılan bir açıklama olduğunu anlıyoruz ki, bu 
tam bir iletişim faciası. Sözde sınır güvenlik gücünün isminin “istikrar sağlama 
gücüne” veya “alan kontrol gücüne” değiştirileceğini açıklamak da ABD için başka bir iletişim manevrası ancak Türkiye kamuoyunun algısını değiştirmeye yetecek bir açıklama değil.


Sonuç

Sonuç olarak Trump yönetiminin iş başına gelmesiyle birlikte ABD’nin hem kendi kamuoyu hem de uluslararası kamuoyu nezdinde büyük iletişim kazaları yaşadığını söylemek, Suriye ve özelinde PKK/PYD terör örgütü kapsamında oluşturdukları stratejik iletişim planının ise çöktüğünü söylemek mümkün. Stratejik iletişimin diğer iletişim modellerine göre daha şeffaf, daha proaktif bir iletişim modeli olması gerekirken, ABD tarafından kullanılan stratejik iletişim yönteminin;

-           Kitlelerin mevcut algılarını ABD’ye göre olumsuz yönde değiştiren, 

-           Şeffaf olması gerekirken, kamu oylarını gizli ajandalarının 
bulunduğuna daha fazla inandıran, 

-           Proaktiflikten çok, başta Türkiye olmak üzere bölgedeki aktör 
devletlerden aldığı tepkilere göre anlık değişen, 

-           Uzun vadeli programlar uygulamak yerine kısa vadede değişkenlik 
gösteren ve inandırıcılıktan uzak, 

-           Stratejik iletişimden uzak propagandaya yakın bir yöntem olduğu 
sonucuna varılabiliyor.   

ABD’nin politikaları Türkiye’yi nasıl etkiler diye soracak olursak hemen cevabını verelim: “Bundan sonra hiç etkilemez”.

Türkiye için önemli olan nedir?

Türkiye için önemli olan; ABD’nin PKK/PYD terör örgütü ile geçici ya da kalıcı, 
taktiksel ya da stratejik bir ilişki içerisinde olması değil, kendisini 
Türkiye’nin müttefiki olarak tanımlayan ABD’nin tüm uyarılara rağmen Türkiye’ye büyük zararlar veren bir terör örgütü ile ortaklık kurmasıdır.

Türkiye için önemli olan; ABD’nin PKK/PYD’ye silah vermesi, verdiği silahları 
IŞİD’le mücadele sona erince geri toplayacağını açıklaması değil, ABD’nin bir 
gün Türkiye’ye döneceğini bilerek bu silahları PKK/PYD terör örgütüne vermiş 
olmasıdır.

Türkiye için önemli olan; ABD’nin PKK/PYD terör örgütü mensuplarından oluşan bir “sınır güvenlik gücü” ya da “istikrar sağlama gücü” veya “alan kontrol gücü” 
kurması değil, Türkiye’de 40.000’den fazla insanımızın hayatını kaybetmesine 
neden olan bir terör örgütüne ABD’nin silah vermesi ve onun hamiliğini yapması, devlet başkanı seviyesinde yalanlar söyleyerek Türkiye’yi oyalamaya 
çalışmasıdır.

Söylemleri değişse de Türkiye; ABD’nin PKK/PYD politikalarının değişmediğinin, 
bundan sonra da değişmeyeceğinin, ABD’nin nihai hedefinin bölgede bir PKK 
devletçiği kurarak bu gücü İran ve Türkiye’ye karşı kullanmak olduğunun 
farkındadır.

KAYNAKÇALAR;

[i]https://www.ntv.com.tr/dunya/abdden-pyd-aciklamasi-iliskimiz-gecici-vetaktiksel,Rthnu7Ww7ESBfoYDUe_LNg

[ii]https://www.sabah.com.tr/gundem/2017/12/22/abd-teror-orgutuyle-calismaya-devam-edecek

[iii]http://medyascope.tv/2018/01/12/abd-disisleri-bakan-yardimcisi-sdgyi-korumak-ve-iranin-etkisini-kirmak-icin-suriyede-suresiz-olarak-kalacagiz/

[iv]http://aa.com.tr/tr/turkiye/disisleri-bakani-cavusoglu-trump-ypgye-silah-verilmeyecegini-soyledi/977789

[v]https://tr.usembassy.gov/readout-president-donald-j-trump-call-president-recep-tayyip-erdogan-241117e
(Son Erişim Tarihi: 25 Kasım 2017)

[vi]https://www.reuters.com/article/us-usa-trump-turkey-pentagon/pentagon-says-reviewing-adjustments-to-arms-for-syrian-kurds-idUSKBN1DR2ECy
(Son Erişim Tarihi: 01 Aralık 2017)

[vii]https://www.reuters.com/article/us-mideast-crisis-syria-sdf/u-s-led-coalition-helps-to-build-new-syrian-force-angering-turkey-idUSKBN1F30OA

[viii]https://tr.sputniknews.com/turkiye/201801181031858395-abd-turkiye-suriye-sinir-gucu/

[ix]http://aa.com.tr/tr/dunya/pentagon-suriyede-egittigi-guce-istikrar-gucu-diyecek/1034995

[x]Metin Gürcan, (2012), “Stratejik İletişim Modeli ve Güvenlik Alanına 
Uygulanabilirliği”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Sayı:15, Sf.100

[xi]Office of the Under Secretary of Defense for ,Acquisition, Technology and 
Logistics,Defense Scince Board, (2008), “Task Force on Strategic Communication”, 
Washington: Sf.1-6

[xii]Rıza Güler, (2017), “Güç ve İkna Sanatı: Stratejik İletişim”, Ankara: 
İhtimal Dergisi Yayınevi, s.257

[xiii]Rıza Güler, a.g.e., sf.270

[xiv]http://www.21yyte.org/tr/arastirma/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/2017/12/04/8761/pkkpydye-silah-yardimi-sacmaligi



Uzman Hakkında
Erol Başaran Bural
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi
erolbural@gmail.com

Uzmanın Diğer Yazıları

  İdlib’de Silahsızlandırılmış Bölge ve Silahsızlan(dır)ma-Tasfiye-Entegrasyon 
  İdlib'te Yaklaşan Felaket 
  İdlib Senaryoları 
  PKK Terörünün Kuluçka Makinası: Kandil 
  Taliban’dan IŞİD’e: Afganistan ve Terör Sorunu 
  ABD’nin Nükleer Anlaşmadan Çekilme Kararı ve Sonrası 
  Suriye’ye Atılan “Savaş Baltaları” ve Propaganda 
  Suriye İç Savaşında Pandoranın Kutusu: İdlib 
  Afrin’e Uzanan Zeytin Dalı 
  ABD Stratejik İletişiminin Çöküşü: PKK/PYD Üzerinden Yalanlar 
  İdlib Açmazı 
  İran Krizi PKK’nın İştahını Kabartıyor 
  Türkiye’nin 2017 Yılında Terörle Mücadele Stratejisi: Önleyici Kolluk ve 
  Kesintisiz Mücadele 
  PKK/PYD’ye Silah Yardımı Saçmalığı  
  Türkiye’ye Yönelik Terör Tehdidi: IŞİD’in Emni’leri  
  Neden Şemdinli? 
  IŞİD’in Yeni Modus Operandisi 
  İdlib’de Riskler ve Tehditler: Malhama ve İngimasi 
  Terörizmle Mücadelede Kamuoyu ile İletişim Yönetimi Nasıl Olmalı? 
  Uluslararası Toplum IŞİD’e Odaklanırken, Boko Haram Vahşeti Artıyor 
  IŞİD'den En Çok Türkiye Zarar Görüyor 
  IKBY’nin Bağımsızlık Referandumu, PKK Terör Örgütü ve Gerçekler 
  IŞİD Yalnız Kurtlarını Uyandırmaya mı Çalışıyor? 
  Terörizmle Mücadelede Terör Örgütü Lider Kadrolarına Yönelik Operasyonlar 
  PKK Terör Örgütünün Kitle İkna Silahları ve Propaganda Yöntemleri 
  Avrupa Birliği Terörizm Durumu ve Eğilimi Raporunda PKK Terör Örgütü 
  PKK/PYD’nin Yabancı Teröristleri 
  Terörizmi Küresel Alana Yaymak: Filipinler’de DAEŞ Varlığı 
  Brüksel'deki NATO Zirvesi ve Uluslararası Terörizmle Mücadele 
  Manchester’da Terör Saldırısı: DAEŞ’in Yalnız Kurtları ya da Uyuyan Hücrelerimi? 
  PYD ve PKK İlişkisini Anla(ta)mamak 
  Terör Örgütleri ve Propaganda: DAEŞ Terör Örgütü Örnek Olay İncelemesi 


***