kabahatinden büyük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kabahatinden büyük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2019 Pazar

Emniyet’in Özrü kabahatinden büyük!


Emniyet’in Özrü kabahatinden büyük!


Mustafa Mutlu ,
mmutlu@gazetevatan.com

28 OCAK 2011 KÖŞE YAZARLARI YAZILARI.,


Günlerdir İkinci Ergenekon Davası’nın sanıklarından Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin başına gelenleri yazıyorum...
“Ergenekon Terör Örgütü’nün talimatıyla Hizb-ut Tahrir örgütüne sızmak”le suçlanan bu Teğmen’in telefonunu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde kimin ya 
da kimlerin yasa dışı bir şekilde açtığını...
Rehber bölümüne aralarında Hizb-ut Tahrir üyelerinin de bulunduğu 139 kişiye ait telefon numaralarını neden yerleştirdiklerini soruyorum...
İstanbul Emniyeti, nihayet lütfetti ve dün bir açıklama yaptı.
Aslında buna açıklama değil, “durum kurtarmaya çalışma” demek daha doğru ya, neyse...
Açıklamanın detayını haber sayfalarımızdan okursunuz. Ben özetleyeyim:

1) Teğmen hakkındaki suçlamalar; şüphelinin bizzat yaptığı ve tape edilmiş telefon görüşmeleri, yapılan aramalarda elde edilen fiziki ve dijital dokümanlar 
ile Hizb-ut Tahrir örgüt üyeliğinden haklarında dava açılan Kurtça Bektaş ve Süleyman Solmaz’ın ifadelerine dayandırılmış...
2) Aralarında Hizb-ut Tahrir örgütüne üye bazı kişilerin de bulunduğu 139 kişiye ait telefonlar Hizb-ut Tahrir davası sanığı Mahmut Oğuz Kazancı’nın 
telefonundan Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin rehberine yanlışlıkla yüklenmiş...
3) Teğmen Çelebi’ye ait telefonun, 19 Eylül 2008 günü kısa bir süre için açık kalması hadisesi ise sanıktan elde edilen telefonun hafızasındaki bilgilerin 
teknik personel tarafından kopyalanması esnasında gerçekleşmiş... Kopyalama esnasında telefon yaklaşık 2 dakika açık kalmış... Bu da rutin bir işlemmiş 
ve diğer tüm şüphelilerin telefonlarına da uygulanmaktaymış...

***
Hani bir laf vardır ya, “Özrü kabahatinden büyük” diye... Bu açıklama, bu söze “cuk” diye oturuyor!

Neden mi? 

1) Raporlara göre telefon, bilirkişiye teslim edilmeden, yani polisin elindeyken açılmış... Çünkü kopyalama yapılıyormuş! Oysa bu kopyalamanın, telefona 
el konulduğu sırada yapılmış ve tutanağın bir örneğinin de sanığa ya da avukatına verilmiş olması gerekirdi. Ama Emniyet bunu yapmadığı gibi; askeri inzibat tarafından kendisine kapalı bir zarf içinde teslim edilen teğmenin telefonunu, bilirkişiye teslim etmeden önce açtıklarını itiraf ediyor. 
Üstelik bunun “rutin bir işlem” olduğunu, tüm şüphelilerin telefonlarına da uygulandığını altını çize çize anlatıyor!

Yani, “Biz bu suçu zaten durmadan işliyoruz” diyerek, büyük bir skandala imza atıyor!

2) Madem Emniyet’in elinde Teğmen Mehmet Ali Çelebi aleyhine yeterli delil var, o zaman bir telefona “yanlışlıkla” yerleştirilen “139 kişilik kayıt”, neden mahkeme dosyasına konuldu? Yanlış olduğu bilinen bu bilgilerden, neden medet umuldu?

3) Gelelim; 139 kişinin telefon numaralarının, Teğmen’in rehberine yüklenmesi ne... Doğrusu ben hâlâ bir sanığın telefonundaki bilgilerin, başka bir sanığın rehberine yüklenmesinin nasıl bir “teknik yanlışlık”tan kaynaklandığını anlayabilmiş değilim...

İşi; “kılı kırk yarmak ve titiz çalışmak” olan polis, böylesine büyük bir yanlışı nasıl yapabilir?

***

Kısacası... Emniyet’in açıklaması kesinlikle tatmin edici değil!
İstanbul’un Sayın Emniyet Müdürü’ne hatırlatmak isterim:
Yasalarımız, sanık ve şüphelilerin tüm haklarını sizin ve personelinizin namusuna emanet etmiştir.

Bunun bilincinde olduğunuza...

Ve teşkilat içine sızabilecek “kötü niyetli ‘başka’ örgüt mensuplarına” karşı da uyanık durduğunuza tüm kalbimle inanmak istiyorum...

***

GÜNÜN SORUSU

Başbakan’ın dün Erzurum’da “elit öğrenci temsilcileri”yle buluştuğu saatlerde, İstanbul’daki gösterici öğrenciler yine dayak yedi ve gözaltına alındı... 

Sorum Başbakan’a:

Aleyhinize yapılan protesto gösterilerine katılım için de 24 yaş sınırı getirmeyi düşünüyor musunuz?

***
Türkiye’nin en büyük sorununa çözüm, seçimden sonra geliyormuş!
Başkanlık tartışmasını yeniden gündeme getiren Başbakan Erdoğan’ın, Ankara’da yeni bir “Cumhurbaşkanlığı Köşkü” ya da “Başkanlık Sarayı” yaptırmak için harekete geçtiği iddia ediliyor...

İddiayı gündeme getiren odatv.com’a göre; Başkanlık Sarayı’nın projesi, Fransa ve ABD’deki başkanlık sarayları incelendikten sonra çizilmiş...

Hatta Ankara’daki arazi alternatifleri bile belirlenmiş...

Bu yeni binayı da; asıl işi yoksul halkı ev sahibi yapmak olan Toplu Konut İdaresi’nin yapması düşünülüyormuş...

Projenin hayata geçirilmesi için ilk kazma ise önümüzdeki genel seçimlerden sonra vurulacakmış...

***

Tabii ya... İşte, Türkiye’nin en büyük sorunu... 

Dikelim Sarayı, olsun bitsin! 

***