Prof.Dr. Erol MANİSALI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Prof.Dr. Erol MANİSALI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2016 Cumartesi

Halkın Ortak Coşkusu,






Halkın Ortak Coşkusu,



EROL MANİSALI
Nisan 2002 - Sayı: 44 


Türkiye-AB tartışmasında gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. 

• Türkiye-AB ilişkileri uzun yıllardan beri " kapalı devre " yürütülmekteydi. Mecliste, hükumetler de, sendikalarda tartışılmıyordu. Halkımız ne olup bittiğinin farkında değildi.

• Medya tarafından halka genellikle " Yanlış ve eksik bilgi " veriliyordu. Siyasiler oy hesabı içinde, "doğruyu söyleme cesaretini gösteremiyorlardı." 

•Meseyi görüp de gerçekleri halka duyurmak isteyen uzmanların ve aydınların sesleri "özellikle kısılıyordu" Halkın gerçekleri görmesi engellenmekteydi. Türkiye'nin "demokrasiye evet sömürüye hayır" politikasına girmesi engelleniyordu. 

•İlişkiler sadece " Kopenhag Kriterlerine odaklanmış ", bu ölçülere uyulunca AB'nin Türkiye'yi tam üye yapacağı yalanı söyleniyordu. Bazı siyasilerin, bazı bürokratların, bazı büyük sermaye çevrelerinin bölücülerin İslamı siyasallaştırmak isteyenlerin bu yalanın sürdürülmesinde kendilerine göre hesapları vardı. 

Bu çevrelerin " Etrafına " bazı yazarlar ve öğretim görevleri çöreklenmişlerdir. Belgeli tanımı ile, " Brüksel temsilcilerine fena halde ihtiyacı olanlar da " bilinen isimlerdir...



http://mudafaai-hukuk.com.tr/arsiv/nisan02_03.html

12 Kasım 2015 Perşembe

ORTADOĞU’DA NELER OLUYOR?



ORTADOĞU’DA NELER OLUYOR?



Prof.Dr. Erol MANİSALI
4 Şubat 2013 - Cumhuriyet


- Libya’da Kaddafi linç edildi, geriye eskisini aratmayacak bir kaos hâkim oldu.
- Mısır’da Müslüman Kardeşler ve ordu egemenliğinde karma bir totaliter rejim kuruldu.
- Tunus’un yarını belli değil.
- Esad’ı ve rejimini devirmek isteyenler Suriye’yi hallaç pamuğu gibi savuruyorlar.
- S. Arabistan ve Katar uslu çocuklar olarak istenenleri yerine getiriyorlar.
- Lübnan her zaman olduğu gibi Ortadoğu’nun bir aynası gibi dalgalı kaoslarını yaşamakta.
- Kuzey Irak’ta ise operasyon çoktan tamamlandı.
Petrol, gaz, Müslümanlık, Hıristiyanlık, tarikat çatışmaları iç içe geçmiş durumda; kısacası Ortadoğu yeniden yapılandırma sürecini yaşamakta. Hem de bedeli Ortadoğu insanının kanı pahasına.
Irak-İran savaşı dahil o günden bu yana Ortadoğu’da ölen Arapları, İranlıları, Türkleri, Kürtleri, Hıristiyanları toplasanız inanılmaz sayılar ortaya çıkıyor.
Bugün de Ortadoğu’da sıcak savaşlar ve iç çatışmalar var gücüyle sürüyor. İşin kötüsü, bu savaşların sona ereceğine ve ölümlerin duracağına dair görünürde hiçbir belirti yok.

Demokrasi mi?

- Bugün Mısır’da ve Libya’da demokrasiyi konuşan, tartışan var mı? ABD mi, AB mi, Çin ya da Rusya mı? Yoksa Hindistan mı?
- S. Arabistan’da, Katar’da, Bahreyn’de demokrasiye geçilsin diyen bir Allah’ın kulunu duydunuz mu?
- Arap Baharı’nın bir paravan olduğunu söylemeye başlayanlar ne kadar ileri gidebiliyorlar?
- İsrail’in Suriye’ye son saldırısı nasıl bir tepki aldı?
- Halkın dediği olsun demek yetmiyor; başkaldıranlar faşizmi de, nasyonalizmi de, El Kaideleri de getirmedi mi? Bunlar da kendilerine göre halk hareketleriydi. Ancak hedefte ne demokrasi ne de çağdaş küresel değerler vardı. Baskıcı ve insanlık dışı rejimler geldi.
Demokrasinin gelişmesini engelleyecek yeniden yapılanmalar sonucunu doğurdu ve doğurmakta.
- İşi somuta indirgeyip nesnel öğeleri açık açık söylememiz gerekir.
Neler mi?
- Çağdaş demokrasinin öğelerini hedef almamız kaçınılmaz olur. Toplumsal özgürlükler, insan hakları, kadın erkek eşitliğinden başlayarak ardını getirmemiz gerekir.
- Gücün demokratik paylaşımından gelirin adil dağılımına kadar tek tek hedefleri ortaya koymak zorunlu hale gelir.
- Katılımcı demokrasinin ne olduğunu, ne olmadığını anlatmak zorundayız.

- Bilim, akıl, vicdan ve ahlak zemininde bulunmamız kaçınılmaz hale gelir.

Kapalı Çarşı’da 45 yıllık dostum Nik’in çayını içiyordum; yaptığı nadir yapraklara işlettiği hat sanatının örneklerini gösteriyordu.
Birinde eski Türkçe bir yazı vardı; Erol Hoca ne yazıyor, biliyor musun dedi. Yazı şuymuş: “Bir saat adaletle yönetmek, bir yıl ibadet etmekten daha makbuldür”. Ve bu söz Hz. Muhammet’e aitmiş.
Ortadoğu’da olan bitenleri düşündüm; bu coğrafyadan gelen son semavi dinin peygamberinin dediğiyle yaşanan zıtlıklar şaşırtıcıdır.
Acaba şaşırtanlar kim diye sormak gerekiyor. Bugün yaşanan kaos bir kader olmamalı, insanlar ve insanlık adına...

4 Şubat 2013 - Cumhuriyet

http://www.mudafaai-hukuk.com.tr/test/index.php


..