Politik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Politik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2016 Cuma

ABD Türkiye'de Neyin Peşinde? G-20'de Obama-Erdoğan Görüşmesi ve Açıklamaların Şifreleri!



ABD Türkiye'de Neyin Peşinde? G-20'de Obama-Erdoğan Görüşmesi ve Açıklamaların Şifreleri!



21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi
17 Kasım 2015 Salı  
Cahit Armağan DİLEK 
tarafından yazıldı.






Erdoğan yönetiminin çok önem verdiği G-20 zirvesi sona erdi. Evet, zirve Türkiye'nin ev sahipliğinde yapıldı; ama Türkiye Cumhuriyeti hükümetini zirvede göremedik ve Türkiye'de sanki iki başlı bir yönetim varmış görüntüsü veren şekilde tamamen CB Erdoğan'ı merkeze alan bir organizasyon şeklinde gerçekleşti. 
 Buradan iç politikaya mesaj verilmesinin de hesaplandığını söylemek hiç de abartı olmayacaktır. CB Erdoğan için en önemli anlar, kuşkusuz ABD Başkanı Obama ile yaptığı görüşmeydi. Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, CB Erdoğan'ın heyete MİT Müsteşarını dahil etmesi demokratik batılı ülkelerde hiç de gördüğümüz bir durum değildi. Aksine istihbarat şeflerinin ülkenin diplomatik ve siyasi ilişkilerde ön planda tutulması, heyetlere dahil edilmesi Ortadoğu Arap ülkelerine mahsus bir şeydi. Bu haliyle verilen mesaj Türkiye açısından hiç de olumlu olmadı.

Obama-Erdoğan ortak basın toplantısına gelince; CB Erdoğan açıklamalarında Obama ile şahsi dostlukları olduğu algısını yaratacak şekilde "dostum Barack Obama" ya da "sevgili Barack" gibi ifadeler kullanmasına karşın Obama, "CB Erdoğan" ifadesini kullandı. CB Erdoğan, ABD ile Türkiye'nin model ortak ve stratejik ortak olduğunu ifade etmesine rağmen Obama bunları duymazdan gelip Türkiye'nin IŞİD karşıtı koalisyonun önemli bir ortağı olduğunu belirtmekle yetindi ve NATO müttefikliğine dikkat çekti. Bu ifadeler, ABD'nin Türkiye ile ilişkileri hangi çerçeveye oturttuğunu göstermesi açısından dikkat çekiciydi ve CB Erdoğan'ın beklentisini boşa çıkarmış oldu. 

Obama: Türkiye-Suriye Sınırının Güçlendirilmesini Konuşuyoruz

Basın toplantısında Obama'nın söylediği bir ifade Türk medyasında yeterince dikkat çekmedi. Obama, IŞİD'in halen kullanma imkanı bulduğu Türkiye-Suriye 
sınırını güçlendirmek için neler yapılması gerektiğini görüştüklerini söylemişti. Aynı gün öğleden sonra Obama'nın ulusal güvenlik danışmanı yardımcısı da açıklamalarında hemen hemen aynı ifadeleri kullandı. G-20 zirvesinden birkaç gün önce aynı ifadeleri Pentagon sözcüsü de kullanmıştı.  

Peki, bu açıklamalar ne anlama geliyor? Amerikan F-15C uçaklarının Türkiye'nin talebi üzerine Türk hava sahasını korumak üzere İncirlik'e gönderilmesinin 
açıklanmasından sonra yapılan bu açıklamalar aslında durumu çok daha kritik bir hale getiriyordu. Obama'nın G-20 zirvesinin son günü yaptığı basın toplantısında IŞİD'e karşı yapılacaklardan bahsederken uçuşa yasak saha, güvenli bölge ve kara harekatını dışlayan ancak yine sınır güvenliğine vurgu yapan açıklaması kuşkusuz Türkiye-Suriye sınırına işaret ediyordu.

G-20 Zirvesi Sürecindeki Diğer Gelişmeler

G-20 zirvesi devam ederken ilginç gelişmeler de basına yansıdı. Pentagon sözcüsü, uçuşa yasak saha-güvenli bölge oluşturulmasının gündemlerinde 
olmadığını açıkladı. Obama da son basın toplantısında uçuşa yasak sahanın neden oluşturulamayacağını net olarak açıkladı. Böylece Erdoğan yönetiminin çok önem verdiği bu konu bir kez daha ABD tarafından yok sayıldı. ABD, Suriye Demokratik Güçlerine ikinci kez silah ve patlayıcı yardımı gönderdiğini açıkladı. Yardımın hedeflendiği gibi Suriye Arap Koalisyonuna ulaştığını iddia etti, tabi halen inanan varsa. Ama bu kez ilkinden farklı olarak havadan değil kara yoluyla ulaştırılmış. Peki bu yardım nereden geçmiş olabilir? Ya Türkiye üzerinden ya da Peşmerge üzerinden. Her iki seçenekte de Suriye’nin kuzeyinde PKK/PYD kontrolündeki bölgeden geçmiş olacaktır. Bu durumda PKK/PYD'nin bu kargodan paylarını almadıklarını söylemek hayatın normal akışına hiç de uygun değildir.

Diğer taraftan Obama'nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı: “ABD'nin PYD/YPG'ye yönelik tavrında değişiklik olmadığını belirterek Türkiye'nin terör 
örgütü dediği bir örgütle işbirliğine devam edeceklerini bir kez daha açıkça beyan etti.” Buna karşılık hiçbir Türk yetkiliden karşı bir cevap gelmemesi de 
dikkat çekicidir.

Bunların dışında Türkiye uzun menzilli hava savunması kapsamında Çin'den almayı öngördüğü ihaleyi iptal ettiğini duyurdu. Böylece Türkiye'nin hava savunması ABD'nin Avrupa'ya kurmakta olduğu (her ne kadar Türkiye kapsama alanı içinde olmasa da kağıt üzerinde ve siyasi söylemlerde kalmak üzere) Füze Kalkanı Projesine emanet edilmiş oldu. Bir diğer gelişme de Dışişleri Bakanı’nın kara harekatıyla ilgili açıklaması oldu. Bakan Türkiye'nin tek başına kara harekatı yapmayacağını söyledi. Halbuki aynı Bakan daha birkaç gün önce IŞİD'e karşı kapsamlı askeri harekatlardan bahsediyordu.

ABD Neyin Peşinde?

G-20 zirvesinin hemen öncesinde ve sürecinde meydana gelen gelişmeler ve yapılan açıklamalar ile IŞİD'le mücadele kapsamında bugüne kadar yaşananlar hep birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşabiliriz: Suriye'deki kriz ve iç savaş kapsamında AKP iktidarının öngörülerinin ve taleplerinin hiçbiri gerçekleşmedi.  
Son olarak uçuşa yasak saha ve güvenli bölge taleplerinin Obama tarafından bir kez daha masa dışında bırakılması bunun son somut örneği oldu. ABD önce IŞİD, sonra Suriye'deki Rus askeri varlığı ile münferit hava sahası ihlallerini bahane göstererek "hatırı sayılır" bir Amerikan askeri varlığını Türkiye'ye 
konuşlandırmaya devam ediyor. Son olarak Türkiye'nin hava sahasının korunması nın  Amerikan savaş uçaklarına emanet edilmesi ABD'nin ele geçirdiği inisiyatifin Türkiye açısından kötü bir tezahürüdür. Çünkü bu bir anlamda egemenliğin devri ya da en azından paylaşılmasıdır.

Bir ilginç gelişme de Çin'den alınacak uzun menzilli füze ihalesinin NATO sistemlerine entegre edilemeyecek olması ve teknoloji transferi yapılamayacak olması nedeniyle iptal edilmesidir. Aslında Çin füzesinin alınmasının gerçekleşmeyeceğini bu işin içinde olan herkes herhalde biliyordu. Çin füzelerinin NATO sistemlerine entegre edilemeyeceğini, bu durumda da kullanımının anlamsız olacağını söylemek için uzman olmaya bile gerek yoktu. 
Halbuki bu yılın başlarında yapılan açıklamalarda Çin'in teknoloji transferi yapacağı ve füzelerin NATO sistemlerine entegre edilmeden kullanılacağı ifade 
edilmişti. Anlaşılan o ki, AKP iktidarı Çin füzesi alımını Batı, özellikle ABD'ye karşı kamuoyunun bilmediği hususlarda bir pazarlık unsuru olarak kullanmaya  çalıştı. Bu pazarlıkta ne oldu da Çin füzesi ihalesi iptal edildi anlaşılır değildir. Belli ki Türkiye bu pazarlıktan bir şey kazanamadı. Çünkü Suriye krizinin başlangıcında Türkiye'ye yerleştirilen 3 ayrı noktadaki Patriot sistemlerinden ikisi alelacele çekildi, İncirlik bölgesini koruyan halen duruyor. Acaba bu yolla Türkiye'ye füze savunmasında yalnız bırakılacağı mesajı mı verildi de Türkiye Çin füzesinden vazgeçmek zorunda kaldı? Çünkü uzun menzilli hava savunma ihalesinin iptal edilmesi de Türkiye'nin hava savunmasını görünürde NATO ama aslında ABD'ye emanet etmesi anlamına gelmektedir.

Bunların yanında perde arkasında yürüyen, belki Türk karar vericilerin de farkına varamadığı bir gelişme, Türkiye-Suriye sınır güvenliği konusunda yaşanıyor. Uçuşa yasak saha ve güvenli bölge seçeneğini gündeme almayan ABD daha IŞİD krizinin ilk günlerinden bu yana dile getirdiği sınır güvenliği konusunu yeniden en üst perdeden yoğun bir şekilde gündeme getirmiş durumdadır. Daha önceleri Türkiye'den IŞİD'in geçişlerini önlemek üzere sınır güvenliği için gerekli tedbirlerin almasını isteyen ABD şimdilerde bu konularda müşterek bir işbirliğinden, Türkiye'ye nasıl destek sağlayacağından bahsetmektedir. Kaygım hava sahasının korunmasında olduğu gibi Amerikan askeri kuvvetlerinin bu sefer karada sınır güvenliği gerekçesiyle Türkiye'de konuşlanmasıdır. Çünkü İncirlik Mutabakatıyla oluşturulan algı buna ortam hazırlamaktadır. Amerikalı yetkililerin açıklamasında açıkça ifade ettikleri gibi IŞİD'l mücadelenin gerektirdiği kadar askeri kuvvet (hatırı sayılır sayıda) Türkiye'ye getirilecek ve IŞİD'le mücadele sona erinceye kadar Türkiye'de kalacaktır. Adı İncirlik olmasına rağmen Amerikaların anladığı sadece hava kuvvetlerinin Türkiye'de konuşlanması değildir, muhtemelen IŞİD'le mücadele için gerekirse kara kuvvetleri, özel kuvvet birlikleri de Türkiye'de konuşlanabilecek tir. Böyle bir askeri yığınaklanma yı sadece IŞİD'le mücadele kapsamında görmek saflık olacaktır.

Haziran ayında Tel Abyad'ın düşmesi üzerine Türkiye'nin Suriye’nin kuzeyine müdahalesinin konuşulduğu bir dönemle hızlı bir adımla İncirlik Mutabakatını 
uygulamaya koyduran ABD, Türkiye'nin müdahale ateşini söndürmüştü. Yine 1 Kasım seçimleri sonrasında Türkiye'nin bu sefer yoğun bir şekilde kara harekatını konuştuğu bir dönemde ABD'nin Türkiye-Suriye sınırını güçlendirmek için destekten bahsetmesi dikkat çekicidir. (Sonrasında AKP iktidarının yavaş yavaş kara harekatının olamayacağına yönelik açıklamaları ise daha da dikkat çekicidir.) 

Yine kaygım o dur ki, AKP iktidarının gel-gitler gösteren açıklamaları ABD'yi kuşkulandırmakta ya da ABD'ye fırsatlar yaratmaktadır. ABD de Suriye’nin 
kuzeyindeki projesini gerçekleştirmek üzere Türkiye'nin güneye doğru sınırı geçmesini kontrol etmek (ve gerektiğinde önlemek) üzere savaş uçaklarından sonra kara kuvvetlerini de Türkiye'de konuşlandırmanın hesabını yapmaktadır. Aynı kaygımın devamı odur ki bu destek Türkiye-Suriye sınırının güçlendirilmesi ile kalmayacak, sınırın Türkiye tarafında hem havadan hem de karadan ABD askerinin kontrol ettiği Türkiye'ye karşı; fakat Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD varlığını korumaya yönelik bir uçuşa yasak saha-tampon bölgeye dönüşmesidir. Bunun bir adım ilerisi de bu bölgenin Türkiye içinde güneydoğuyu kapsayacak şekilde genişlemesidir.

Evet, oyun büyük ve oyun içinde oyun oynanıyor. Bu oyunları çözebilmek ve bozabilmek için acilen Türkiye'nin milli çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımın 
izlenmesi hayatidir. 


Uzman Hakkında
Cahit Armağan DİLEK
Politik-Sosyal-Kültürel Araştırmalar Merkezi
cadilek9011@gmail.com

Uzmanın Diğer Yazıları

  Suriye Sınırında Türk Hava Sahasını Amerikan Savaş Uçakları Koruyacak! Peki Ya T.C. Egemenliği? 
  Türkiye IŞİD'e Karşı Suriye'de Kara Harekatı Yapabilir mi? 
  ABD Türkiye'de Neyin Peşinde? G-20'de Obama-Erdoğan Görüşmesi ve Açıklamaların  Şifreleri! 
  Paris'te IŞİD saldırısı ve Türkiye'yi bekleyen büyük tehdit! 
  İncirlik Mutabakatıyla Türkiye'ye Kaç Amerikan Askeri Gelecek? ABD Kalıcı Mı, Geçici Mi? 
  NATO'nun Türkiye'de ne işi var? 
  AKP İktidarından Suriye'de Büyük Geri Adım ve Keskin U Dönüşü! Şimdi Ne Olacak? 
  PKK'nın Yol Haritası: Ya çözüm süreci kumpasına dönüş ya da iç savaşa giden ayaklanma! 
  Türkiye Gözümüzün Önünde Bölünüp İşgal Edilirken... 
  Suriye'de IŞİD'e Karşı Operasyona Başlayan Türkiye'yi Bekleyen Tehditler 
  İncirlik Mutabakatının Stratejik Sonuçları 
  Suruç Saldırısının Türkiye Açısından Stratejik Sonuçları ve Etkileri 
  ABD'nin Askeri Stratejilerinde Türkiye'nin Yeri 
  AKP'nin Ortadoğu Politikasının İflası: S.Arabistan'ın Büyük Kürdistan Planı ve 
  Suriye'de Kürt Koridoru 
  Çözüm Süreci Sorunu Neden Çözemez? 
  İmralı'da Büyük Kürdistan Kuruluyor 
  Şah Fırat Operasyonunun Türkiye Açısından Stratejik Sonuçları ve Etkileri 
  ABD'nin Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisinin Şifreleri ve Stratejide Türkiye'nin Yeri 
  Çözüm Sürecinde Kelime Oyunları Ve Türkiye Cumhuriyeti'ne Kurulan Tuzak! 
  2015'de Türkiye ve Dünyada Beklenen Kriz ve Çatışmaların Olasılıkları, Etkileri ve Öncelikleri  
  Hükümetin Kamu Düzeni Sağlansından Kastı  
  ABD'nin IŞİD konulu "Harp Oyunu"; IŞİD'le mücadelede neler olacak?  
  ABD Düğmeye Bastı: Batı Kürdistan Kuruluyor, Öcalan Özgür Kalıyor 
  IŞİD tehdidinin "Kazananları" ve "Kaybedenleri" 
  IŞİD Eliyle Irak'ın Yeniden Dizaynı: Kerkük'ten Sonra Musul Barzani'ye Peşkeş Mi Çekiliyor? 
  Türkiye'nin Cumhurbaşkanını Seçmek; Kim Seçilirse Ne Yapar, Hangi Kararları Alır? 
  Başbakan'ın "Terörün Nedeni" Tanımlaması ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler 
  PKK'nın zaferini, Öcalan'ın Özgürlüğünü, Kürdistan'ın kuruluşunu, Türkiye'nin bölünüşünü ilan eden kanun 
  TSK Neden Hedef Alındı ve Nasıl Bertaraf Edildi? 
  Üç Kollu Gemi Halatı ve Yeni MİT Yasası 
  AKP (Erdoğan) - PKK (Öcalan) Barış Anlaşması Son Virajda 
  Türk-Amerikan ilişkilerinde ABD'nin manivelaları; NATO, İncirlik, PKK ve  Cemaat 
  İki Buçuk Savaş Tehdidinden "İki Buçuk Devlet & İki Buçuk Hükümet Tehdidi"ne 
  Dönüşen Türkiye'nin Beka Sorunu 
  Amerikan İstihbaratının 2014 Yılı Küresel Tehdit Değerlendirmesi ve Türkiye'nin Durumu 
  ABD-Romanya Stratejik Ortaklığı; ABD Artık Sürekli Karadeniz'de  
  ABD Enerji Alanında da Süper Güç Oluyor 
  Tokyo 2020; Küresel Güç Dengeleri ve Asya-Pasifik'in Yükselişi 
  Esad'ı Cezalandırmak ve Askeri Operasyonun Sürpriz Etkisi 
  Amerikan Ordusu Suriye’de Askeri Harekâta Hazır mı ve Sürdürebilir mi? 
  ABD Suriye'yi Neden Vurmalı, Neden Vurmamalı?  

***

ABD Düğmeye Bastı: Batı Kürdistan Kuruluyor, Öcalan Özgür Kalıyor



ABD Düğmeye Bastı: Batı Kürdistan Kuruluyor, Öcalan Özgür Kalıyor 


   
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü  
Cahit Armağan DİLEK tarafından yazıldı.
Terörizm ve Terörizmle Mücadele
20 Ekim 2014 Pazartesi



IŞİD'in Irak ve Suriye'de başlattığı işgaller kapsamında Türkiye sınırının hemen dibindeki Suriye'nin Ayn El-Arab (Kobani) kentini Türkiye ve dünya gündeminde 
uzunca süredir en üstte tutanların (PKK/KCK) Büyük Kürdistan'a giden yoldaki beklentileri hayata geçmeye başladı. Özellikle yaklaşık son on gündür meydana 
gelen görüşmeler trafiği ve açıklamalar bunları ortaya koymaktadır. 

Kobani Bahaneli Terör.,

Türkiye'de PKK/KCK/HDP'nin çağrısıyla Kobani'yi savunduğu söylenen PYD / YPG'ye yardımın önün açılması (daha doğrusu sınırda serbest bir koridorun açılarak sorgusuz sualsiz her türlü insan ve malzemenin, silahın geliş - geçiş yapabilmesi) dayatmasıyla Türkiye bir terör dalgasına maruz bırakıldı. Bu terör dalgası hükümetin HDP üzerinden İmralı'daki Öcalan'a ulaşmak zorunda kalmasıyla PKK/KCK/Öcalan cephesi terörle bir şeyler alabileceklerini bir kez daha gördü. 
Ve bunun üzerine Öcalan'dan terörü sona erdirmekle ilgili değil çözüm süreciyle ilgili diyalog ve müzakerenin hızlandırması çağrısı (yani aslında hükümete eğer 
müzakere şartları oluşmazsa yani benim şartlarım değişmezse terör devam eder tehdididir) geldi. Nitekim hükümetin gündeminin en üst konusu Öcalan'ın 
şartlarının iyileştirilmesi oldu.

Bununla eş zamanlı yürüyen diğer konuda yani Türkiye'nin IŞİD'e karşı oluşturulan koalisyona girmesi bağlamında Suriyeli muhaliflerin eğitilip-donatılması projesine PYD/YPG'nin dolayısıyla PKK'nın da alınıp alınmayacağı tartışılmaktaydı. PYD'nin PKK'nın uzantısı olması nedeniyle hem Türkiye hem ABD görünürde tereddüt yaşamış, çelişkili açıklamalar yapmışlardı.

ÖSO Devre Dışı, Suriye'nin Kuzeyinde Esas Muhalif Güç Kürtler 

İşte tam bu sırada hızlı gelişmeler oldu. ABD kararını vermiş ve harekete geçmişti yani düğmeye basmıştı sanki. Önce ABD'nin 2012'den bu yana PYD ile 
dolaylı görüşmeler yapmış olduğu basına sızdı. Sonra bizzat Amerikan Dışişleri Bakanlığı PYD ile bu hafta doğrudan görüşmeye başladıklarını ve hatta Kobani' de istihbarat paylaştıklarını açıkladı. PYD sözcüsü bir adım daha ileri giderek ABD ile Kobani'deki Kürtlere (yani PYD'ye) askeri yardımın nasıl yapılacağını  görüştüklerini açıkladı.

Amerikan Dışişlerinin açıkladığı bu faaliyetlerle hemen hemen aynı zaman diliminde konuyla ilgili başka gelişmeler de oldu. Obama'nın özel temsilci 
sıfatıyla IŞİD stratejisinin koordinatörlük görevine getirdiği (E) Org. John Allen göreviyle ilgili olarak Türkiye dahil bölge ülkelerine yaptığı ziyaret sonrasında değerlendirmelerde bulunmak üzere geçen Çarşamba günü basın toplantısı yaptı. Allen basın toplantısında, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve ılımlı muhaliflerin nasıl bir yapı oluşturacağıyla ilgili sorular üzerine: "ÖSO ile resmi bir koordinasyonumuz yok. Eğiteceğimiz ılımlı muhalifleri ÖSO'nun içine katma gibi düşüncemiz de yok." dedi. Allen, Suriye'de siyasi muhalefeti güçlendirmek için ABD ve koalisyon ortaklarının çalışmakta olduğunu, bu siyasi muhalefetle bağlantılı "güvenilir bir kara kuvvetinin" de oluşturulacağını, ancak bu kuvvetin çok dikkatli incelemelerle seçilerek oluşturulacağını açıkladı. Yani Allen ABD'nin ÖSO'yu devreden çıkaracağını ve yerine başka bir ortak koyacağını açıklıyordu. Allen'in söyledikleri aslında ABD'nin sadece PYD konusunu değil daha geniş yelpazede ve sonuçları Türkiye'deki süreci de etkileyecek şekilde Barzani-Kobani-PYD(PKK) konusuna el attığını gösteriyordu.

ABD-Suriye'nin Kuzeyi-Irak'ın Kuzeyini Görüşüyor

Peki bu güvenilir kara kuvvetinin bel kemiğini kim oluşturacaktı? ABD ne planlıyordu? İşte bunun cevabı da geçen bir hafta on gün içinde Irak'ın 
kuzeyindeki görüşmeler ve toplantılarda saklı. Bunlarla ilgili haberler önce Barzani yönetimine yakın haber sitelerinde daha sonra bölge ve dünya genelindeki haber ajanslarınca yayımlandı. Buna göre;

    - Suriyeli bütün Kürt parti temsilcilerinin (PYD'li Salih Müslüm dahil) Barzani'nin çağrısıyla Dohuk'ta Suriyeli Kürtlerin birliğinin oluşturulmasına 
yönelik  olarak geçen hafta başında toplantılar yaptılar. Bu toplantı ABD'nin yönlendirmesiyle yapılıyordu ve toplantılara Amerikan Dışişleri Bakanlığı 
yetkilileri de katılıyordu. ABD, Suriye'deki Kürtlere yardım etmek için bir şart koymuştu, o da Suriyeli Kürtlerin hepsinin (PYD dahil) tek bir yapı içinde 
birleşmesiydi. (Böylece PYD/YPG'ye verilecek yardım doğrudan verilmemiş olacak ve Türkiye'nin muhtemel tepkileri önlenmiş olacaktı. Esasen PYD/YPG, ABD'nin terör örgütleri listesinde değildi, dolayısıyla kendi iç hukukları açısından bir sıkıntı yoktu; ama Türkiye ile ilişkilerin gerilmesini de istemiyorlardı.) Ve 
toplantının liderliğini de Suriye'nin kuzeyinde PKK öncüğünde oluşturulan kanton yönetimlerine ve PYD/YPG'ye karşı tutum sergilemiş olan Barzani yapıyor, aynı 
Barzani PYD'ye silah yardımı yaptıklarını da açıklıyordu. Buradaki en can alıcı nokta Suriye'nin kuzeyinde Kürtleri bir araya getirme (Suriye Kürdistanı ya da 
Batı Kürdistan) projesinin liderliğinin Barzani'ye verilmesine PYD'den  ve dolayısıyla PKK/KCK/Öcalan cephesinden hiçbir itiraz gelmemiş olmasıdır. Bu 
durum bütün bunların Öcalan'ın ve Kandil'in bilgisi dahilinde gerçekleşmiş olduğunu da göstermektedir.

   - Nitekim bu haberleri veren haber sitelerinde Suriyeli Birlik Kürt Partisi Genel Sekreterine atfen Suriyeli Kürtlerin Ankara’daki ABD Büyükelçisi ile de bir araya geldikleri, görüşmede Rojava’daki Kürtler için potansiyel ABD ve uluslararası destek üzerinde durulduğu da bildiriliyordu. Aynı haberlerde ABD’nin desteğini alabilmeleri için Kürt gruplarının birlikte çalışması gerektiğinin söylendiği, bu maksatla Duhok’ta Suriyeli Kürt gruplar arasında geniş kapsamlı bir toplantı yapıldığı, ayrıca grupların Kürt bölgelerini savunmak için ortak bir güç oluşturulması olasılığını görüştükleri de açıklanıyordu.

    - Bu toplantılarla bağlantılı olarak Salih Müslim'in Erbil ziyaretini müteakip Irak Kürt bölgesi parlamentosu Suriye'deki Kürt kantonlarını resmen tanıdığını 
açıkladı. Aynı karar metninde Barzani yönetimine de anılan kantonları tanıma ve buralara yardım etme çağrısı yapıldı.

Türkiye Bocalıyor 

ABD-Barzani-Kobani (PYD) üçgeninde bu gelişmeler yaşanırken Türkiye'de Kobani bahaneli terör gündemden düşmüş, hükümet İmralı'dan gelen tehditkar mesajlar karşısında Öcalan'ı müzakereye razı etmek için hapishane şartlarını iyileştirme konusuna odaklanmıştı. Bununla beraber her nedense IŞİD saldırıların yoğunlaştığı günlerin aksine ABD'nin Kobani çevresindeki IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırıları artmış, IŞİD'ın ilerleyişi durma eğilimine girmişti. 
Böylece Kobani'ye yardım konusu da gündemde alt sıralara düşmüş, hükümet akil insanlar vasıtasıyla Öcalan'ı ön plana çıkarmaya başlamıştı. Diğer taraftan 
Türkiye'nin yönetiminde en üst makamlarda kafaların karıştığı, bırakın harekete geçmeyi nasıl bir pozisyon alınacağı konusunda da farklı görüşler vardı. 
Başbakan ve yardımcılarından Öcalan'ın şartlarının iyileştirilebileceğinden, PYD ile görüştük bu bir anlamda onları meşru görmedir şeklinde açıklama gelirken; 
Cumhurbaşkanı: "PYD bir terör örgütüdür, Öcalan'ın şartlarında mevcut durumdan daha ileri yapacak bir şey olamaz" şeklinde açıklamalar yapıyordu. Diğer taraftan yine hükümet tarafından çözüm sürecinde PKK/KCK tarafının verilen hiçbir sözü yerine getirmedikleri; ama hükümetin süreçten vazgeçemeyeceği gibi tavizkar açıklamalar geliyordu. Bu yalpalamalar tabii ki hem PKK/KCK hem de bölgede inisiyatifi ele geçirmekte olan ABD tarafından bir zayıflık olarak görülüyor, ön alıcı karar ve uygulamalarla AKP hükümetini de facto durumlarla karşı karşıya bırakma şansı yakalıyorlardı.

ABD Kararını Veriyor

Anlaşılan o ki ABD, IŞİD'in Kobani'ye saldırısının 

(1) Türkiye'deki çözüm sürecini, 

(2) Kobani özelinde PYD/YPG'nin statüsü ya da Suriye'nin kuzeyindeki 

Kürtlerin statüsünü, 

(3) Eğitilecek Suriyeli ılımlı muhalifleri,  


(4) Barzani'nin pozisyonunu, 


(5) Türkiye'nin çözüm süreci, IŞİD, ÖSO, PYD politikalarını hep birden birbirine bağlı ve çakışır hale getirdiğini ve inisiyatif alacak bir ABD'nin, IŞİD eliyle Ortadoğu'yu dizayn etmeye Kürtlerin yaşadığı bölgelerden başlayabileceğini gördü. Liderlik pozisyon almak değil karar verip uygulamaya geçmektir. İşte ABD de bu aşamada liderliğini gösterdi, Kobani merkezli olarak yukarıda belirtilen alanlarda meydana gelen gelişmelerin (kamuoyuna yansımayan perde arkası gizli görüşmeler ve mesaj trafiğinin de olduğunu düşünmeliyiz) son halini değerlendirdi, IŞİD sonrasında öngördüğü güç dengelerine göre kararını verdi ve harekete geçti. Konuyla ilgili diğer aktörlere de ABD'nin bu kararını ve uygulamalarını takip etmek düşüyor.

ABD'ye göre Suriye'nin kuzeyinde IŞİD'le mücadelede Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'na güvenilmezdi. Çünkü ÖSO'nun yapısı uyumlu çalışmıyor, savaşma yetenekleri yok, en önemlisi El Kaide bağlantılı El Nusra cephesiyle alanda çok sık koordinasyonlara girdiği biliniyor. Dolayısıyla Suriye'de ılımlı muhaliflerin bel kemiği olamaz. 

Onun yerine Suriyeli Kürtler en iyi seçenektir. Çünkü komşu ülkelerdeki Kürtler destek alabilecekleri gibi IŞİD'in saldırılarının başladığı Haziran'dan bu yana 
dünya kamuoyunda mağdurluk ve kahramanlıklarıyla(!) öne çıktığından batılı ülkelerden de destek gelecektir. Zaten batılı ülkeler Barzani üzerinden 
Kürtlere yoğun bir askeri destek programı başlatmışlardı. Aslında IŞİD kriziyle birlikte ABD başta olmak üzere batılı ülkelerin öncelikle ve ağırlıkla Barzani yönetimine politik ve askeri destek yağdırmaya başlamaları onların birIŞİD krizi beklentisinde olduklarını ve IŞİD sonrasında Kürtlerin yeni aktör olarak bölgede yer almasına önceden karar verdiklerini de gösterebilir. İki Irak savaşıyla Iraklı Kürtler devlet olma seviyesine getirilmiştir. Şimdi sıra Suriyeli Kürtlerdedir. Türkiye'de ise AKP'nin çözüm süreci politikasıyla Kürtlerin tek temsilcisi konumuna getirilen PKK/KCK vasıtasıyla bu iş zaten yapılmaktadır.

İşte Suriye'nin kuzeyindeki Kürtlerin bir araya getirilmesi de Barzani liderliğinde yapılırsa o desteğin Suriye'nin kuzeyine aktarılması da sağlanabilecektir. Ayrıca Suriyeli Kürtlerin birleşmesi o bölgenin hakim silahlı gücü PYD/YPG'nin de görünürde meşru bir yapının altına girmesini sağlayacağından PKK terör örgütüyle bağlantılı bir gruba da açıkça askeri destek verilmemiş olacaktır. Ayrıca PYD'nin bu şekilde desteklenmiş olması PKK/KCK yapısını da belirli ölçüde rahatlatacaktır. Ne de olsa Suriye'de kendi kolu olan PYD ılımlı muhaliflerin esas silahlı gücü olacak, sonunda bunun politik getirisi de mutlaka olacaktır. Ayrıca PKK tehdit/şantaj/terörle Öcalan'ın vazgeçilmez müzakereci olduğunu, bunun devamı için hapishane şartlarının iyileştirilmesini Türkiye'de hükümetin zaten öncelikli maddesi yapmıştır. PKK/KCK tarafının Öcalan'ın müzakere etme koşullarına kavuşturulmasından kasıtları Öcalan'ın hapishaneden çıkarılmasıdır. Süreci bizzat dizayn eden kişi olarak çözüm sürecinin bu rotaya gittiğini bilen ve hükümetin taleplerini birer birer karşıladığını gören Öcalan da özgür kalacağından emindir, bu sadece zamanlama meselesidir. Dolayısıyla Öcalan açısından şu aşamada Suriye'nin kuzeyindeki birlik oluşumuna Barzani'nin 
liderlik yapmasını sorun etmeye, süreçte hükümetle gereksiz kırılmalar yaratmaya gerek yoktur. Öcalan özgür kaldığında bu konu zaten tekrar ele alınacaktır. 

Diğer taraftan AKP hükümeti de Öcalan'ı fiziki özgürlüğüne daha da yakınlaştıracak yeni tedbirleri (Öcalan'ın istediği herkesle görüşmesi, doğrudan 
kamuoyuna mesaj verebilme vs) hayata geçirecek adımları hızlandırmıştır. Yani hem ABD'nin hem de Öcalan'ın öngörüleri tıkır tıkır işlemektedir.

Sonuç olarak;

ABD Türkiye'nin dış politikasında ve terör örgütleriyle mücadelesinde zig zag çizen, istikrarsız ve kararsız tutumdan da faydalanarak PYD ile resmi görüşmeler başlatıp düğmeye resmen basmıştır. Bu kapsamda Suriye'nin kuzeyinde Kürtleri esas unsur olarak seçmiş, onlara eğer benden yardım istiyorsanız birlik olun mesajı vermiş, şimdilik Barzani'yi de bu işe göz kulak olması için görevlendirmiştir. ABD ayrıca, Suriye ve Irak'ta dış müdahaleyle yapılanı yani Kürtlere yeni topraklar kotarılarak bağımsız bir devlet olmalarının önün açılmasını ne de olsa Türkiye'de AKP iktidarının bilerek veya bilmeyerek izlediği politikalarla kendi elleriyle yaptığını görmektedir. 

Dolayısıyla ABD aldığı karar ve uygulamalarıyla Türkiye'deki süreci de kontrol altına alabilmekte, yönlendirebilmekte, kendi çıkarlarına uygun şekilde ve zaman diliminde gerçekleşmesine etki edebilmektedir.

Obama'nın IŞİD stratejisinin koordinatörü (E) Org. John Allen'in söylediği gibi ABD Suriye'de siyasi-askeri yapısı olan yeni bir ılımlı muhalefet hazırlamaktadır. İşte bu yeni gücün esasını ve liderliğini Suriyeli Kürtler yapacaktır. Bu da Suriye Kürdistanı'nın PKK/KCK cephesinin söylemiyle Batı Kürdistan'ın kurulmasıdır. Yine aynı cephenin Kuzey Kürdistan dediği Türkiye topraklarında ise, Öcalan'ın yönettiği çözüm süreciyle sonuca ulaşılacaktır. 
Onun sonucu da Öcalan'ın özgür kalmasıdır. Öcalan'ın özgür kalması Kuzey Kürdistan'ın kurulması demektir. Parçaların birer birer oluşturulması büyük 
resmi yani Büyük Kürdistan'ın oluşturulmasının önünü açmış olacaktır.  Çünkü sızan İmralı zabıtlarında Öcalan kendisini ziyarete gelenlere: "hükümete 
kendisiyle ilgili hiçbir talepte bulunmadığını, çünkü bu süreç tamamlandığında kendisi dahil herkesin özgür kalacağını" söylemektedir. Yukarıda anlatılan bütün 
gelişmeler de Türkiye'nin bekasına tehdit oluşturan bu sonuçların maalesef gerçekleşeceğinin birer göstergesidir. Bu durum aynı zamanda ABD liderliğindeki batı koalisyonun IŞİD stratejisinin yani IŞİD eliyle bölgeyi dizayn girişiminin ilk somut sonucu olacaktır.

Yorumlar;
  
Akp Bölünebilir / Eren Durmuş / 23 Ekim 2014 - 22:27

  _ Akp içindeki kürt bakan ve m.vekillerinin gönlünü yapma uğruna, memleketi risklerden risklere atma aymazlığı. dış politikada hiç birşey bilmiyorsan, 
     statükoyu korursun. gücün yoksada varmış gibi davranmazsın. blöfle dışilişkiler buraya kadar yürür.



  HAKAN TUĞ / 22 Ekim 2014 - 17:57

  BU DURUDA AKP YE OY VERENLER MUTLU OLSUNLAR. RTE DE BU SÖZDE ÇAPULÇULARIN DEVLETİNE CUMHURBAŞKANI OLSUN. YAKIŞIR DOĞRUSU......

    Dimyat'a Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak / Tuncay NEHİR / 22 Ekim 2014 - 13:19

  Türklerden arındırılmış Kerkük'ün 6 trilyon dolarlık petrolü, AKP yönetimine pay vermeden mi Akdeniz'e, İsrail'e ulaşacak? Sivas'ın Doğusu PKK'ya bedelsiz mi 
verilmiş olacak? Sivas'ın Batısı IŞİD'in yeni oyun alanı mı olacak?




Uzman Hakkında
Cahit Armağan DİLEK
Politik-Sosyal-Kültürel Araştırmalar Merkezi
cadilek9011@gmail.com


Uzmanın Diğer Yazıları

  Suriye Sınırında Türk Hava Sahasını Amerikan Savaş Uçakları Koruyacak! Peki Ya  T.C. Egemenliği? 
  Türkiye IŞİD'e Karşı Suriye'de Kara Harekatı Yapabilir mi? 
  ABD Türkiye'de Neyin Peşinde? G-20'de Obama-Erdoğan Görüşmesi ve Açıklamaların Şifreleri! 
  Paris'te IŞİD saldırısı ve Türkiye'yi bekleyen büyük tehdit! 
  İncirlik Mutabakatıyla Türkiye'ye Kaç Amerikan Askeri Gelecek? ABD Kalıcı Mı, Geçici Mi? 
  NATO'nun Türkiye'de ne işi var? 
  AKP İktidarından Suriye'de Büyük Geri Adım ve Keskin U Dönüşü! Şimdi Ne Olacak? 
  PKK'nın Yol Haritası: Ya çözüm süreci kumpasına dönüş ya da iç savaşa giden ayaklanma! 
  Türkiye Gözümüzün Önünde Bölünüp İşgal Edilirken... 
  Suriye'de IŞİD'e Karşı Operasyona Başlayan Türkiye'yi Bekleyen Tehditler 
  İncirlik Mutabakatının Stratejik Sonuçları 
  Suruç Saldırısının Türkiye Açısından Stratejik Sonuçları ve Etkileri 
  ABD'nin Askeri Stratejilerinde Türkiye'nin Yeri 
  AKP'nin Ortadoğu Politikasının İflası: S.Arabistan'ın Büyük Kürdistan Planı ve Suriye'de Kürt Koridoru 
  Çözüm Süreci Sorunu Neden Çözemez? 
  İmralı'da Büyük Kürdistan Kuruluyor 
  Şah Fırat Operasyonunun Türkiye Açısından Stratejik Sonuçları ve Etkileri 
  ABD'nin Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisinin Şifreleri ve Stratejide Türkiye'nin Yeri 
  Çözüm Sürecinde Kelime Oyunları Ve Türkiye Cumhuriyeti'ne Kurulan Tuzak! 
  2015'de Türkiye ve Dünyada Beklenen Kriz ve Çatışmaların Olasılıkları, Etkileri ve Öncelikleri  
  Hükümetin Kamu Düzeni Sağlansından Kastı  
  ABD'nin IŞİD konulu "Harp Oyunu"; IŞİD'le mücadelede neler olacak?  
  ABD Düğmeye Bastı: Batı Kürdistan Kuruluyor, Öcalan Özgür Kalıyor 
  IŞİD tehdidinin "Kazananları" ve "Kaybedenleri" 
  IŞİD Eliyle Irak'ın Yeniden Dizaynı: Kerkük'ten Sonra Musul Barzani'ye Peşkeş Mi Çekiliyor? 
  Türkiye'nin Cumhurbaşkanını Seçmek; Kim Seçilirse Ne Yapar, Hangi Kararları Alır? 
  Başbakan'ın "Terörün Nedeni" Tanımlaması ve Türkiye'yi Bekleyen Tehlikeler 
  PKK'nın zaferini, Öcalan'ın Özgürlüğünü, Kürdistan'ın kuruluşunu, Türkiye'nin  bölünüşünü ilan eden kanun 
  TSK Neden Hedef Alındı ve Nasıl Bertaraf Edildi? 
  Üç Kollu Gemi Halatı ve Yeni MİT Yasası 
  AKP (Erdoğan) - PKK (Öcalan) Barış Anlaşması Son Virajda 
  Türk-Amerikan ilişkilerinde ABD'nin manivelaları; NATO, İncirlik, PKK ve  Cemaat 
  İki Buçuk Savaş Tehdidinden "İki Buçuk Devlet & İki Buçuk Hükümet Tehdidi"ne  Dönüşen Türkiye'nin Beka Sorunu 
  Amerikan İstihbaratının 2014 Yılı Küresel Tehdit Değerlendirmesi ve  Türkiye'nin Durumu 
  ABD-Romanya Stratejik Ortaklığı; ABD Artık Sürekli Karadeniz'de  
  ABD Enerji Alanında da Süper Güç Oluyor 
  Tokyo 2020; Küresel Güç Dengeleri ve Asya-Pasifik'in Yükselişi 
  Esad'ı Cezalandırmak ve Askeri Operasyonun Sürpriz Etkisi 
  Amerikan Ordusu Suriye’de Askeri Harekâta Hazır mı ve Sürdürebilir mi? 
  ABD Suriye'yi Neden Vurmalı, Neden Vurmamalı?  


***