Gündüz Aktan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gündüz Aktan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2020 Cumartesi

Türk Amerikan İlişkilerinin Geleceği

Türk Amerikan İlişkilerinin Geleceği


01 Şubat 2008





   George Bush iktidarının son 11 ayına girdi… Bush Yönetiminin en önemli kararlarından biri olan Irak’ı işgal etmek, Türk – Amerikan ilişkilerinde çok açık bir yıpranmaya neden oldu. Görevi 2009 yılında devralacak Amerika’nın yeni başkanı ve Türkiye’de yaz ayında yapılan seçimleri kazanarak iktidarını sürdüren Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti, Türk – Amerikan ilişkilerini nasıl idare edecek? Washington’daki Brookings Enstitüsü’nde düzenlenen panelde, bu konu değerlendirildi.
“Bush Yönetiminden Sonra Türk Amerikan İlişkileri” başlıklı panelde, Türkiye’den gelen katılımcılar, Amerikalı dinleyicilere görüşlerini aktardı. Adalet ve Kalkınma Partisi Çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu; Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Milletvekili Gündüz Aktan ve eski Dışişleri Bakanı Emre Gönensay Türk Amerikan ilişkilerini değerlendirdi.
Katılımcılar, Türk Amerikan ilişkilerindeki sorunların Irak Savaşı’yla – özellikle Irak’a kuzeyden cephe açılmasını öngören 1 Mart tezkeresinin reddedilmesiyle başladığını söyledi.
AKP Çankırı Milletvekili Kınıklıoğlu, Irak savaşının, Türkiye’nin değiştiği bir döneme denk geldiğini söyledi. Kınıklıoğlu Türkiye’nin, Irak savaşı çıktığı sırada bölgesel bir güç olmaya çalıştığını ve Amerika’dan farklı çıkarlara sahip olduğunu söyledi. Suat Kınıklıoğlu, Türkiye’de yapısal bir değişimin yaşandığını da belirtti:
Kınıklıoğlu, “Türkiye, artık, Amerikalıların gelip, Genelkurmay Başkanlığı’na uğrayıp işlerini halledip gidecekleri bir ülke olmaktan çıktı” diye konuştu...
2003 – 2007 yılları arasında, Türk – Amerikan ilişkilerine, Irak Savaşı, 1 Mart tezkeresi, PKK, Hamas ziyareti, Ermeni tasarısı gibi sorunlar damgasını vurdu. Peki geleceğe bakacak olursak...?

Kınıklıoğlu, “Umut verici olan şu: Biz zaten dibe vurduk...” diye konuştu. Çankırı Milletvekili, şimdi, PKK konusunda yapılan işbirliğini ve Başkan Bush’un PKK’yı ortak düşman ilan etmesini hatırlatarak, ilişkilerde yaşanan değişikliklere dikkati çekti. ‘Stratejik ortaklık’ ifadesine fazla ağırlık vermemek gerektiğini söyleyen Kınıklıoğlu, Türkiye’yle Amerika’nın işbirliği alanlarını ve anlaşamadığı konuları açıkça tanımlaması gerektiğini savundu. Kınıklıoğlu’na göre, Ankara’yla Washington, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, İran, Rusya ve enerji gibi konularda işbirliğini sürdürecek, Suriye’ye açılmak gibi bir konuda da muhtemelen aynı fikirde olmayacak.

Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Milletvekili emekli Büyükelçi Gündüz Aktan, Amerika’nın Irak’tan hangi şartlar altında çekileceği, PKK konusunda Amerika’nın tutumu veya Ermeni tasarılarıyla ilgili gelişmelerin ilişkilerde sorun yaratabileceğini hatırlattı. Öte yandan, Aktan, Rusya ve İran gibi konularda Türkiye’yle Amerika’nın işbirliği yapabileceğini söyledi.

Aktan ancak Türk - Amerikan ilişkilerini değerlendirirken iç gelişmelere de dikkat etmek gerektiğini söyledi. Aktan, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin herhangi bir kriz anında dini yaklaşımlarını, dış politikalarına yansıtma tehlikesi bulunduğunu ileri sürdü.

AKP Çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu, dış politikalarında herhangi bir dini yaklaşım olmadığını savundu.

Peki ya 2009 yılının Ocak ayında görevi devralacak yeni başkan konusunda ne söylenebilir? Türkiye’den gelen konukların bazı önerileri vardı. Gündüz Aktan, yeni Amerikan yönetiminin Irak’tan çekilme ve Kerkük konularında duyarlı olması; ve bölgesel gelişmelerde Türkiye’ye danışması gerektiğini söyledi. Eski Dışişleri Bakanı Emre Gönensay, yeni Yönetimin Türkiye’yle diyalogu arttırması, Türkiye’nin iç gelişmeleri konusunda öğüt vermekten kaçınması gerektiğini belirtti. Suat Kınıklıoğlu da yeni Başkan’ın bir an önce Türkiye’ye gelmesi ve bölgede Kürtlerle Türkler arasında dengelerin değişmesine neden olabilecek adımlardan kaçınması gerektiğini kaydetti.

***

Iraktaki Amerikan İşgal otoritesi,,

Iraktaki Amerikan İşgal otoritesi,,


'Türk Emperyalizmi', AB ve ABD

Radikal - Gündüz Aktan - 
16.07.2003
2003-07-16 
Gündüz Aktan - Radikal
Son Güncelleme: 04 Temmuz 2007


Irak'taki Amerikan işgal otoritesi (AİO) Türkmenlerin haklarını dikkate almıyor. Kerkük Valisi öyle seçildi. Şimdi geçici yönetim konseyinin seçiminde de aynı tutum sürüyor. 25 kişilik konseyde yalnızca bir Türkmen var, o da aslında Türkmenleri temsil etmediği için orada.
AİO, Türkiye'nin Türkmen haklarıyla uğraşmasından huzursuz. Türkmenleri savunmamızı, onları AİO'ya karşı tahrik hatta isyana teşvik etmek şeklinde yorumluyor. Bazı etkili Amerikan yazarları, Türkiye'nin Türkmen nüfusunu çok fazla göstererek, Kuzey Irak'ta tarihi emellerine varmak istediğini, hatta buradaki petrolde gözü olduğunu daha önce yazmışlardı. Onlara göre Türkiye aynı nedenlerle Irak Kürtlerinin haklarına karşı çıkıyor ve Türkmenleri bu amaçla kullanıyor. Sadece Süleymaniye'de değil, bir askeri konvoyumuzun Türkmenlere silah götürürken 'yakalanması' olayında da, bu Amerikan yaklaşımının izlerini görüyoruz.




Aynı şekilde AB, Irak'ın işgaliyle birlikte Türk askerinin Kuzey Irak'a girmesi olasılığını gürültülü biçimde protesto etti ve 'Yoksa üye yapmam' şantajını tekrarladı.
25 Haziran günü Avrupa Konseyi'nin aldığı bir kararda Türkiye'nin Kıbrıs'ın kuzeyini 'kolonize' etmemesi isteniyor ve bu karara esas olan raporda da Türkiye sürekli (?) göçmen göndererek Kuzey Kıbrıs'ın nüfus yapısını değiştirmekle suçlanıyor.
Buradan ABD ve AB'nin şu sonucu çıkardığı söylenebilir: Türkiye sınırları dışındaki Türklerin haklarını bahane ederek Kuzey Kıbrıs ve Kuzey Irak'ta emperyal hedefler güdüyor. Bunda TSK nâzım rol oynuyor. TSK'yı hizaya getirerek Türkiye'yi bu maceradan vazgeçirebiliriz. O zaman hem Kıbrıs sorunu çözümlenebilir, hem Türk askeri Irak'tan çektirilebilir hem de Kürt hakları geliştirilebilir.


Geçen gün İstanbul'u ziyaret eden Papandreu'nun da, ordunun oynadığı rolün Türk siyaseti açısından yarattığı 'büyük probleme' işaret ettikten sonra, Kıbrıs'ta bu kadar çok sayıda Türk askerinin bulunamayacağını söylemesi rastlantı değil.
Kuzey Irak ve Kıbrıs sorunları birbirinden çok farklı olmakla birlikte, bu ABD ve AB tutumuna göre politikamızda özellikle bazı söylem değişiklikleri yapmak gerekebilir.

Irak'ın bağımsız devlet olmasını sağlayan 1932 Bildirisi'nde Türkmenlerle Kürtler aynı hukuki statüdeydi. 1971 yılında Kürtlere kurucu halk statüsü tanıyan Baas rejimi, Türkmenleri azınlık statüsüne indirdi. Türkmenler özellikle Saddam rejimi sırasında ezildiler. Kürtler de zaman zaman Türkmenlere saldırıp öldürdüler. Kerkük'teki nüfus yapısı Türkmenler aleyhine böyle değişti.

Yeni Irak rejiminde, merkezi otoritenin hiçbir etnik ve dini grubu ezememesi için gerekli önlemler alınacağından, artık Türkmenlerin de güvende olacağı söylenebilir. Ancak önemli bir bölümü Kürtlerle iç içe yaşıyan Türkmenlere karşı Barzani ve Talabani'nin tutumu şu ana kadar umut vermiyor.

Şimdi Amerika, tezkere olayından dolayı Türkiye'yi cezalandırmak için Türkmen haklarını göz ardı ederse, ileride dal budak salabilecek büyük bir sorunun tohumlarını ekmiş olur. Oysa Türkmen haklarını vermek sanıldığından kolay. Bir nüfus sayımı yapılır ve sonucuna göre etnik ve dini grupların ağırlıklarının yeni Irak rejimine yansıması sağlanır. Türkmenler bir yerde yığılmadıklarından Irak'ın toprak bütünlüğüne de tehdit oluşturmazlar. PKK sorununun halliyle birlikte, nüfus sayımı sözünün de verilmesi, Türk askerinin çekilmesi için yeterli olur.



Kıbrıs'ta çözümü Türk askerinin adadaki mevcudiyetini koruma endişesi engellemiyor. Kıbrıs'ın tümünü temsilen GKRY ile AB üyelik müzakerelerinin başlaması, moda deyimle, Kıbrıs' ta paradigma değişikliği yarattı. Böylece çözüm, Annan paketinin niteliğinin ötesinde, Türkiye'nin AB üyeliğine bağlandı. Türkiye, 'en ziyade müsaadeye mazhar ülke' ilkesine göre Kıbrıs'a Yunanistan ve İngiltere kadar yakın olmak hakkını terk edemez.

AB'de bize karşı 'ikiyüzlüler' olduğu sırrını veren Verheugen, aynı mülakatta üyeliğimize inanmadığını söylüyor, sonra da bunu inkâr ediyor.
Kime güveneceğiz de, Annan paketini kabul edip askeri çekeceğiz?

***