Cepheleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cepheleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2020 Salı

KUZEY IRAK’IN TOPLUMSAL SİYASAL YAPISI VE KÜRT BÖLGESEL YÖNETİMİ’NİN TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ., BÖLÜM 1

KUZEY IRAK’IN TOPLUMSAL SİYASAL YAPISI VE KÜRT BÖLGESEL YÖNETİMİ’NİN TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ., BÖLÜM 1 




ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ 
Rapor No: 43, Nisan 2011 
ISBN: 978-605-5330-30-9
Ankara - TÜRKİYE ORSAM © 2011 


Bu raporun içeriğinin telif hakları ORSAM’a ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak 
makul alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, yeniden yayımlanamaz. Bu raporda yer alan 
değerlendirmeler yazarına aittir; ORSAM’ın kurumsal görüşünü yansıtmamaktadır. 

STRATEJİK BİLGİ YÖNETİMİ, ÖZGÜR DÜŞÜNCE ÜRETİMİ ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ 

Tarihçe 


Türkiye’de eksikliği hissedilmeye başlayan Ortadoğu araştırmaları konusunda kamuoyunun ve dış politika çevrelerinin ihtiyaçlarına yanıt verebilmek amacıyla, 1 Ocak 2009 tarihinde Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) kurulmuştur. Kısa sürede yapılanan kurum, çalışmalarını Ortadoğu özelinde yoğunlaştırmıştır. 

Ortadoğu’ya Bakış 

Ortadoğu’nun iç içe geçmiş birçok sorunu barındırdığı bir gerçektir. Ancak, ne Ortadoğu ne de halkları, olumsuzluklarla özdeşleştirilmiş bir imaja mahkum edilmemelidir. Ortadoğu ülkeleri, halklarından aldıkları güçle ve iç dinamiklerini seferber ederek barışçıl bir kalkınma seferberliği başlatacak potansiyele sahiptir. Bölge halklarının bir arada yaşama iradesine, devletlerin egemenlik halklarına, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine saygı, gerek ülkeler arasında gerek 
ulusal ölçekte kalıcı barışın ve huzurun temin edilmesinin ön şartıdır. Ortadoğu’daki sorunların kavranmasında adil ve gerçekçi çözümler üzerinde durulması, uzlaşmacı inisiyatifleri cesaretlendirecektir Sözkonusu çerçevede, Türkiye, yakın çevresinde bölgesel istikrar ve refahın kök salması için yapıcı 
katkılarını sürdürmelidir. Cepheleşen eksenlere dâhil olmadan, taraflar arasında diyalogun tesisini kolaylaştırmaya devam etmesi, tutarlı ve uzlaştırıcı politikalarıyla sağladığı uluslararası desteği en etkili biçimde değerlendirebilmesi bölge devletlerinin ve halklarının ortak menfaatidir. 

Bir Düşünce Kuruluşu Olarak ORSAM’ın Çalışmaları 

ORSAM, Ortadoğu algalımasına uygun olarak, uluslararası politika konularının daha sağlıklı kavranması ve uygun pozisyonların alınabilmesi amacıyla, kamuoyunu ve karar alma mekanizmalarına aydınlatıcı bilgiler sunar. Farklı hareket seçenekleri içeren fikirler üretir. Etkin çözüm önerileri oluşturabilmek için farklı disiplinlerden gelen, alanında yetkin araştırmacıların ve entelektüel lerin nitelikli çalışmalarını teşvik eder. ORSAM; bölgesel gelişmeleri ve trendleri 
titizlikle irdeleyerek ilgililere ulaştırabilen güçlü bir yayım kapasitesine sahiptir. ORSAM, web sitesiyle, aylık Ortadoğu Analiz ve altı aylık Ortadoğu Etütleri dergileriyle, analizleriyle, raporlarıyla ve kitaplarıyla, ulusal ve uluslararası ölçekte Ortadoğu literatürünün gelişimini desteklemektedir. Bölge ülkelerinden devlet adamlarının, bürokratların, akademisyenlerin, stratejistlerin, gazeteciler in, işadamlarının ve STK temsilcilerinin Türkiye’de konuk edilmesini 
kolaylaştırarak bilgi ve düşüncelerin gerek Türkiye gerek dünya kamuoyuyla paylaşılmasını sağlamaktadır. 
www.orsam.org.tr 


İçindekiler 


Takdim................................................................. 3 

Özet..................................................................... 5 

Giriş .................................................................... 7 

1. Kuzey Irak’ta Toplumsal Yapı .............................. 7 

1.1. Kürtler .......................................................... 8 
1.2. Türkmenler.................................................... 9 
1.3. Ezidiler ......................................................... 9 
1.4. Hıristiyanlar ................................................... 9 

2. Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Siyasal Yapısı ............. 10 

2.1. Kürt Bölgesel Yönetimi’de Siyasal Partiler ......... 11 

2.1.1. Kürdistan Demokratik Partisi......................... 11 

2.1.2. Kürdistan Yurtseverler Birliği.......................... 11 

2.1.3. Gorran (Değişim) Hareketi ............................ 12 

2.1.4. Kürdistan İslami Birliği .................................. 13 

2.1.5. Kürdistan İslami Cemaati................................. 13 

2.2. Siyasi Yapının Kısa Analizi.................................... 13 

3. Türkiye ile İlişkiler ................................................ 14 

Sonuç ve Öneriler ..................................................... 15 

- Türkiye’ye Yönelik Öneriler........................................ 16 
- Kürt Bölgesel Hükümeti’ne (KBH) Öneriler .................................................... 16 
- Her İki Tarafa Yönelik Öneriler 


TAKDİM 

Türkiye ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişkiler son 2 yıl içinde önemli bir aşama kaydetmiştir. 2000li yılların 
ortalarında ciddi bir gerginlik döneminden geçen ilişkilerde bugünlerde bir bahar havası yaşanmaktadır. 
Son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Erbil’i de kapsayan Irak gezisi sırasında gündeme gelen 
Türkiye ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişkiler Türkiye’nin en stratejik meselelerinden birisini oluşturmaktadır. 

Kurulduğu tarihten bu yana Irakla ilgili çeşitli konularda saha çalışmasına dayalı raporlar hazırlayan ORSAM uzun bir süredir Kuzey Irak’ta da benzer bir çalışma yürütmektedir. Son 2 yıl içinde bölgeye çok sayıda araştırma amaçlı gezi düzenlenmiştir. Ayrıca, 2009 yılında yapılan Kürt Bölgesel Parlamento seçimine ORSAM uzman ve danışmanları seçim gözlemcisi olarak katılmışlardır. Bu çalışmalar sırasında elde edilen röportajlar ve görüşmeler çeşitli vesilelerle ORSAM’ın web sitesinde yayınlanmışlardı. Fakat konuyu belli bir bütünlük çerçevesinde ele alan bir çalışma yayınlanmamıştı. Bu nedenle bu rapor, son 
dönemde yapılan çalışmaların en azından bir kısmının sonuçlarını kamuoyuyla paylaşma olanağı sunmaktadır. 

ORSAM danışman ve uzmanları tarafından hazırlanan bu rapor bölgeye ilişkin temel toplumsal ve siyasal dinamikleri değerlendirmektedir. Raporun ilk kısmında bölgenin yapısı aktarıldıktan sonra ikinci kısmında Türkiye ile ilişkiler ele alınmıştır. Zaten raporun yazılmasının temel amacı Türkiye ile Iraklı 
Kürtler arasında son dönemde gelişen ilişkilerin daha da geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Raporun sonunda ise somut öneriler yer almaktadır. 

Hazırlanması uzun bir süre alan ve konunun başka boyutlarını da ele alan başka raporlar tarafından takip edilecek bu rapora ilişkin saha çalışmasının yapılmasında Kuzey Irak’taki çeşitli kişi ve kurumlardan gördüğümüz yardım önemli bir rol oynamıştır. Bu nedenle bu raporda emeği geçen herkese teşekkür 
etmek istiyoruz. 

Saygılarımızla, 
Hasan Kanbolat
ORSAM Başkanı 
Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Serhat ERKMEN 
ORSAM Ortadoğu Danışmanı 
Oytun ORHAN 
ORSAM Ortadoğu Uzmanı 


KUZEY IRAK’IN TOPLUMSAL SİYASAL YAPISI VE KÜRT BÖLGESEL YÖNETİMİ’NİN TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ 

Özet 

- Aşiretler Kuzey Irak’ta toplumsal yapının önemli bir bileşenidir. Ancak, bölgedeki siyasal, ekonomik ve toplumsal düzeni aşiretçilik merkezinde açıklamak büyük ölçüde olguların yanlış değerlendirilmesi ve abartılması dır. 
- Kuzey Irak denilince Türkiye’de akla bölgede sadece Kürtlerin yaşadığı gelmektedir. 
Oysa Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY) sınırları içinde Kürtler büyük bir çoğunluğu oluşturmalarına rağmen Türkmen, Ezidi, Asuri-Keldaniler gibi irili ufaklı çok sayıda etnik grup yaşamaktadır. 
- Kuzey Irak’ta 1991’den bu yana yeni bir devletsi yapı ortaya çıkmıştır. Bölgede iki büyük parti arasındaki siyasi mücadele ve nihayetinde çıkan iç savaşın 1998’de sona ermesi daha sonra da 2002’den itibaren KDP ve KYB arasındaki işbirliğinin etkisiyle siyasi yapıda önemli bir değişim süreci başlamıştır. Fakat Kuzey Irak’taki siyasi yapının bugünkü halini alması asıl olarak Irak’ın işgalinden sonra bölgenin yaşadığı dönüşümde aranmalıdır. 
- KDP ile KYB arasındaki ittifak devam ettiği sürece bir başka parti ya da ittifakın Kuzey Irak’ta seçim kazanması olası görünmemektedir. KDP ve KYB’nin yapmış olduğu stratejik ittifak bölgede işgal sonrası yaşanan siyasi istikrarın en önemli unsurlarından birisi olmuştur. KDP-KYB ittifakı Bağdat ile ilişkiler konusunda bir avantaj yaratırken bölge içi siyasette de büyük kutuplaşmaların ortaya çıkmasını engellemiştir. 
- 1990’lar boyunca Türkiye’nin aklına Kuzey Irak denildiğinde kabaca iki şey gelmiştir: PKK terör örgütüyle mücadele ve Irak’ın parçalanması sonucunda kurulacak olan bir Kürt devletinin Türkiye’nin parçalanmasına neden olması olasılığı. Bu iki boyut nedeniyle Türkiye’nin politikası güvenlik perspektifinden yürütülmüştür. 
- “Demokratik Açılım” projesi Iraklı Kürtler arasında Türkiye’nin Kürt Sorunu’nu çözme konusunda attığı çok önemli bir adım olarak algılanmaktadır. Iraklı Kürtlerin bu projenin içeriği ve uygulanması konusunda daha güçlü beklentiler içinde olduğu görülmektedir. 
- Türkiye’nin Erbil’de başkonsolosluk açmasının hem sembolik hem de pratik bir önemi vardır. Bu açılardan bakıldığında Türkiye’nin bölgeye olan yaklaşımının değiştiğini ve ilişkiye verdiği önemi göstermektedir. Birçok ülkenin konsolosluk açtığı bir dönemde bölgeyle en güçlü ticari ilişkiye sahip ülke olan Türkiye’nin bir konsolosluk açması siyasi nedenlerle gecikmiş olsa önemli bir adımdır. 
- Türkiye’nin bölgeye yönelik ekonomik açılımı devam etmelidir. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin bölgeye yönelik ilgisinin artırılması için çaba gösterilmelidir. Bölgeye daha çok yatırım yapılmalıdır. Böylece Türkiye’nin bölgedeki ekonomik etkinliği daha kalıcı olacaktır. 
- Türkiye’nin Iraklı Kürtlerle ekonomik ilişkilerini geliştirilmesi, güvenlik meselesindeki hassasiyetlerinin ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Türkiye’nin Kerkük’ün statüsü, PKK terör örgütüyle mücadelede işbirliği ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması konusundaki güvenlik kaygıları ortadan kalkmış değildir. Fakat bu güvenlik kaygıları, ilişkilerin geliştirilmesine yönelik girişimleri engellememelidir. 
- Bölgeye yönelik bir toplumsal ve kültürel politika geliştirilmelidir. İlişkilerin sadece ekonomi ve güvenlik alanlarıyla sınırlanması ilişkilerdeki kalıcılığı etkilemektedir. 
- Türkiye’nin güvenlik algılamaları Kürt Bölgesel Hükümeti (KBH) tarafından ciddiye alınmalıdır. KBH güvenlik güçlerinin Kandil Dağı’ndaki PKK terör örgütüne operasyon yapmasını beklemek ne kadar gerçek dışıysa, terörle mücadelede işbirliği yapılmadan kalıcı sonuçlara ulaşmayı beklemek de aynı ölçüde gerçek dışıdır. Bu nedenle KBH’nin Türkiye ile ciddi adımları içeren bir ortak güvenlik perspektifi oluşturma çabası geliştirmesi gereklidir. 
- KBH’nin Türkmenler konusundaki tutumunu değiştirmesi ikili ilişkilerde yararlı olacaktır. Türkmenler ile Kürtler arasındaki mevcut psikolojik bariyerlerin kırılması Türkiye’de bu konuyla ilgili endişeler duyan kesimleri rahatlatacaktır. 
-Bölge aydınlar arasındaki işbirliği mutlaka artırılmalıdır. Ortak sempozyum, panel, araştırma projeleri desteklenmeli, bilim adamları ortak çalışmaya özendirilmeli; ekonomik, siyasi ve kültürel alanlardaki ilişkileri geliştirmek üzere üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, gazetecilerin ve entelektüellerin katılacağı ortak çalıştaylar düzenlenmelidir. 

Giriş 

Bu çalışma Türkiye ile Iraklı Kürtler arasında son dönemde gelişen ilişkileri konu almaktadır. Türkiye’de Kuzey Irak’a yönelik farklı algılar mevcuttur. Örneğin, bölgenin tamamen aşiretlerden oluştuğu, siyasi partilerin liderlerinin aşiret reisi olduğu gibi klişeler toplumun pek çok kesiminde ağır basmaktadır. Ayrıca, bölgenin toplumsal ve siyasal yapısı hakkında da yeterli değerlendirmenin olmadığı görülmektedir. 

Oysa Türkiye için her açıdan hayati öneme sahip olan Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY), daha iyi tanınmalı ve anlaşılmalıdır. Bu nedenle, Kuzey Irak’ın sosyal ve siyasal yapısının ele alındığı çalışmayı tamamlayabilmek için son 2 yılda pek çok kez bölge ziyaret edilmiştir. Pek çok aydın, gazeteci, siyasetçi ve akademisyenle görüşülerek toplumsal ve siyasal dinamikler daha iyi anlaşılmaya çalışılmıştır. 

Saha araştırmalarında pek çok bulgu elde edilmiştir. Fakat bu raporu yazanların temel mantığı Türkiye ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine duyulan ihtiyaç olduğundan Kuzey Irak’ın her boyutuna ayrıntısıyla değinilmemiş tir. Fakat çalışmalarda elde edilen bulgular bundan sonraki başka raporlarda farklı konu başlıkları altında incelenecektir. Elinizdeki rapor, KBY’yi biraz daha iyi tanımak, toplumsal ve siyasal dinamiklere ilişkin güncel bazı veriler sunmak ve Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunmak üzere yazılmıştır. 

Bu raporun hazırlanmasında yazarların yanı sıra bölgede saha çalışması yapılması sürecinde birçok kişinin emeği geçmiştir. Bu kişiler arasında Kürt Bölgesel Yönetimi Milli Eğitim Bakanı Sayın Sefin Dizayi’ye, TRT Türk Irak Sorumlusu Çetiner Çetin’e, gazeteciler Rebvar Kerim, Asos Hardi, Azad Çalak, Cemal Hüseyin, Reva Hacı ve Şalav Fatah’a, Dohuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Bayar Sadettin Mustafa’ya, Araştırmacılar Selen Tonkuş Kerim ve Agit Hurşit Zaher’e teşekkür etmek istiyoruz. Raporun birçok eksikliği olduğunu biliyoruz ancak, bu kadar geniş bir konuyu tek bir çalışmaya sığdırmak yerine farklı konu başlıklarında ele alacağımız için bunu bir ilk olarak kabul edilmesi yararlı olacaktır. 

1. Kuzey Irak’ta Toplumsal Yapı Dünyanın her yerinde olduğu gibi Kuzey Irak’ta da toplum hızlı bir farklılaşma yaşamaktadır. 
20. Yüzyılda yaşadığı ekonomik ve siyasal dönüşüme paralel olarak ciddi ölçüde şehirleşmenin yaşandığı bölgede nüfus hızlı bir biçimde artmaktadır. Bu nüfus artışının bir kısmı bölgenin özellikle 1991’den sonra Saddam Hüseyin rejiminin baskısından kurtulmasıyla halkın güvenliğinin sağlanması ve zamanla istikrarlı bir yapıya kavuşmasının sonucudur. 1990’lı yıllarda bölgedeki iki büyük 
parti arasındaki çatışmaların sürdüğü dönemde dahi önceki on yıllarla karşılaştırıldığında (özellikle 1960 ve 70li yıllar) şehirleşme devam etmiştir. Ancak bölgenin siyasal ve ekonomik istikrarı asıl olarak 2003’ten sonra sağlanmıştır. ABD’nin Irak’ı işgali sırasında ve sonrasında Irak muhalefetinin içinde oynadığı rol ve ABD’nin Irak operasyonunda üstlendiği önemli görevlerle Iraklı Kürtler yeni Irak’ın siyasal yaşamında güç kazandıkça ekonomik gelirleri artmış bu da hayat standardının yükselmesine neden olmuştur. Buna ek olarak 
Irak’ın geri kalanındaki bölgelerde işgal sonrası yaşanan istikrarsızlıklardan kendisini uzak tutması bölgedeki doğal nüfus artışına ek olarak Irak’ın diğer vilayetlerinden de göç almasına neden olmuştur. Bu göçün içinde Sünni ve Şii Araplar arasındaki yoğun çatışmalardan ve kitlesel ölümler nedeniyle Bağdat ve civarından kaçan çok sayıda Arap bulunduğu gibi,1 Musul ve Bağdat’ta kendilerine yönelik saldırılardan kaçan Iraklı Hristiyanların da yer aldığı bilinmektedir.2 Bilindiği üzere tüm Irak’ta olduğu gibi Kuzey Irak’ta uzun 
süreden beri nüfus sayımı yapılamamaktadır. Fakat resmi rakamlara göre KBY sınırlarında yaşayan toplam nüfus 4,7 milyon kişidir. 

Bu sayının dağılımı şöyledir: Erbil 1.713.461, 
Süleymaniye 1.800.769, 
Dohuk 1.176.709.3 

Kuzey Irak denilince Türkiye’de akla bölgede sadece Kürtlerin yaşadığı gelmektedir. Oysa KBY sınırları içinde Kürtler büyük bir çoğunluğu 
oluşturmalarına rağmen Türkmen, Ezidi, Asuri-Keldaniler gibi irili ufaklı çok sayıda etnik grup yaşamaktadır. Bu nedenle bölgeye ilişkin bilgilerin artırılması için Kürtler dahil tüm gruplar hakkında özet bir bilgi sunulacaktır. 

1.1. Kürtler 

KBY içinde yukarıda aktarılan nüfusun büyük bir kısmının Kürt olduğu açıktır. Ancak Irak’taki tek Kürt nüfusu KBY ile sınırlı değildir. 

Yukarıda belirtilen nedenlerle ele alınmayacak olan Musul, Kerkük, Diyala gibi vilayetlerin dışında Kut ve Bağdat vilayetlerinde de Kürtler yaşamaktadır. Kürtçe’de 4 lehçe bulunmaktadır. Kuzey Irak’ta bu lehçelerden Aşağı Kırmançisi’nin alt bölümleri olan Behdinani ve Sorani daha çok kullanılmaktadır. İki lehçe arasında farklılıklar vardır. Bu fark, aslında mesafe uzadıkça artmaktadır. Fakat, iki ağızdan birini bilen birisinin diğerini tamamen anlamaması diye bir olgu yoktur. Bu konudaki farklılıkların aşılması için son dönemde KBH tarafından yürütülen faaliyetlerin olduğu ve tek bir yazı ve eğitim diline geçmek konusunda çalışmaların yapıldığı görülmektedir.4 

Kürtlerin toplumsal yapısı denilince akla gelen en önemli özelliklerden birisi aşiretler ve aşiretçiliktir. Bu konu öylesine yaygın bir hale gelmiştir ki; bütün Kürtlerin aşiretçi ya da aşiret üyesi olduğu, toplumun aşiret önderleri tarafından yönetildiği, bütün siyasetçilerin de birer aşiret reisi olduğu algısı yaygındır. Hatta bu algı, zaman zaman resmi açıklamalara da yansımaktadır. 

Kürtlerin arasındaki aşiretçilik olgusunun hala yaşadığını söylemek yanlış olmayacak-tır. Bugün hala bölgede çok sayıda önde gelen aşiret bulunmaktadır. Bölgenin en bilinen aşiretleri, Doski, Barvari, Barzani, Sindi, Rikani, Zebari, Goran, Herki, Surçi, Caf, Hamavand, Dizayi, Barzani, Hoşnav’dır. Burada adı zikredilmeyen irili ufaklı onlarca aşiret bulunduğu da unutulmamalıdır. Ancak, çalışma boyunca görüşmüş olduğumuz aşiret reislerinin çoğu daha çok toplumsal meselelerde rol oynadığını dile getirmişlerdir.5 

Daha çok KDP’nin güç tabanını oluşturan Duhok bölgesinde aşiretçiliğin diğer bölgeler göre daha güçlü olması nedeniyle aşiretler ile KDP arasındaki ilişkiler daha güçlü görünmektedir. KDP’nin lideri ve KBY Başkanı olan Mesut Barzani aynı zamanda bir aşiretin lideri olmasına rağmen özellikle son 20 yılda siyasi konumunu modernleştirilmiş bir milliyetçi liderliğe dönüştürmektedir. 

KBY sınırları içinde diğer bir etkin toplumsal olgu dindir. Bölgede yaşayan Kürtlerin büyük bir çoğunluğu Sünni Müslüman’dır. Ancak Kürtler arasında çoğu KBY sınırları dışında yaşamak üzere Şii Müslümanlar da bulunmaktadır. Ayrıca Ezidilik, Kakailik ve Şebeklik gibi aralarında farklı dini kimlikler de barındıran topluluklar içinde Kürt olanlar da bulunmaktadır. İleride ele alınacağı için bu konu burada fazla irdelenmeyecektir. Fakat hemen belirtilmelidir ki; bu tartışmalı durumun nedenini aynı dini gruptan gelen insanların etnik kökenlerini ya da kimliklerini birbirinden farklı tanımlamaları olduğu söylenebilir. Yukarıda sayılan dini kimliklerden her birisi için bu kimliğe sahip olan bazı kişiler kendilerini Kürt olarak görmekte, bazıları ise ayrı bir etnik grup olduklarını varsaymaktadır. 

Sünni Müslüman Kürtlerin gündelik yaşamında ise din önemli bir yer tutmakta dır. Fakat din radikalleşmiş bir ideoloji değil, geleneksel değerlerin yapıtaşıdır. Bununla beraber 1990lı yıllardan başlamak üzere bölgede bazı aşırı dinci hareketlerin faaliyetlerini önlemek için siyasi güçler tedbir geliştirmeye başlamıştır. 

Bu tedbirin bugün çok daha etkin olduğu söylenebilir. Bölgede İslami partiler bulunmaktadır. 
Fakat bunlar arasında radikal eğilimler geçmişle karşılaştırıldığında önemli ölçüde zayıflamıştır. Siyasi partilere ilişkin bölümde aktarılacağı gibi bölgedeki İslami partiler yolsuzluk, gelir adaletsizliği, otoriter yapı gibi meseleler üzerinden siyaset yapmaktadır. 

Bölgede Nakşibendilik, Kadirilik ve Kesnezanilik gibi etkin bazı tarikatlar olmasına rağmen bunların gerek toplumsal gerekse siyasi alandaki rolleri zayıftır. 

1.2. Türkmenler 

KBY sınırları içinde Kürtlerden sonra ikinci büyük grubu Türkmenler oluşturmakta dır. Türkmenler KBY’nin 3 vilayetinde de yaşamasına 
rağmen büyük bir çoğunluğu Erbil vilayetindedir. Hatta birkaç yıl öncesine kadar Erbil şehrinin merkezi sayılan Kale bölgesinin büyük bir kısmında Türkmenlerin oturduğu bilinmektedir. Erbil’deki Türkmenlerin sayısı hakkında bir yorum yapabilmek güçtür. 
Ancak, Erbil’de girilen neredeyse 3-4 dükkanın birisinde Erbilli bir Türkmen’e rastlamak mümkündür. Şehrin ileri gelenleri arasında pek çok Türkmen ailesinin bulunmaktadır. Bunlar arasında ekonomik güce sahip olanlar da mevcuttur. 

1990lı yıllarda Türkmenlerin en güçlü siyasi örgütlenmesi olan Irak Türkmen Cephesi’nin merkezinin yer aldığı Erbil’de bugün çok sayıda küçük Türkmen partisi bulunmaktadır. ITC’nin işgalden sonraki ilk kurultayında partinin merkezini Kerkük’e taşıması sonucu ITC’nin bölgedeki siyasi etkinliği azalmıştır. Buna ek olarak, 1990lı yıllarda da bulunan ancak Irak’ın işgalinden sonra artan Kürtler ile Türkmenler arasındaki rekabet Türkmenlerin bölgede siyasi varlık göstermesini engellemektedir. 

KBY’de demokratikleşmenin artırılmaya çalışıldığı bir dönemde Türkmen siyasi örgütlerin bu şekilde sorun yaşaması bölgedeki demokratikleşme süreci açısından bir çelişkidir. Türkmenler ile Kürtlerin ekonomik alan dışında siyasi alandaki ilişkilerinin geliştirilmesi ise hem bölgedeki iç dinamiklere hem de Türkiye’nin KBY ile olan ilişkilerine olumlu bir katkı yapacaktır. 

1.3. Ezidiler 

Ezidilik tek tanrılı dinlerden önceki dönemlere dayanan bölgedeki en eski dinlerden birisidir. Ezidiler, başta Irak olmak üzere, Ermenistan, Rusya, Gürcistan, Suriye, Avrupa, ABD ve Türkiye (çok az miktarda)’de yaşamaktadır. Tüm Irak’taki Ezidi nüfusunun yaklaşık 650.000  700.000 civarında olduğu düşünülmektedir. 

KBY’de ise 150.000 civarında Ezidi yaşadığı ileri sürülmektedir.6 Ezidiler, bölgenin en eski halklarından birisidir. Ancak, Ezidilerin kimliği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. 
Bunlar arasında en kalabalık grup, Ezidilerin Kürt olduğunu savunan ve mevcut KBY ile iyi ilişkileri bulunan gruptur. İkinci büyük grup Ezidilerin ayrı bir etnik kökenden geldiğini, başka bir milletin parçası olmadığını savunan gruptur. Bunların kendisine ait bir siyasi kitlesi ve partisi vardır. Üçüncü grup ise Ezidilerin Arap kökenli olduğunu savunan ve Musul Araplarıyla işbirliği halindeki göreli olarak küçük gruptur. Ezidiler, etnik kökenleri konusunda kendi içlerinde ayrılığa düşseler de dinleri konusunda böyle bir ayrılığa sahip değillerdir. 

Kapalı bir yapıya sahip olan Ezidilerin dini uygulamaları o dönemden bu yana büyük ölçüde değişmeden devam etmiştir. Özellikle Kürt olduğunu iddia eden Ezidiler, Kürtlerin eski dininin Ezidilik olduğunu, zaman içinde Kürtlerin büyük bir kısmının Müslümanlaştığını, bir kısmının ise din değiştirmediğini ve bunların kendileri olduğunu savunurlar. Bunlar, kendilerini Ezidilik dinine inanan Kürtler 
olarak tanımlarlar. 

Ezidiliğin dini merkezi Bahadra, kutsal yerleri de Laleş’tir. Ezidilerin kararlarını ve halkın sosyal yaşamdaki kurallarını belirleyen dini önderlik aslında bir ruhani meclis tarafından yönetilmektedir. Ezidiler arasında da bazı aşiretler vardır, fakat bu aşiretler büyük ölçüde dini liderliğe bağlıdır. Ezidilerin KBY sınırları içinde kalan kısmının temsilcileri ile yapılan görüşmelerde KBY’de rahat oldukları ancak 
Ezidi nüfusunun büyük bir çoğunluğunu oluşturan kısmın Musul civarında yaşadığını onların ciddi sorunları olduğunu dile getirmektedir. 

1.4. Hıristiyanlar 

Irak’ta Hıristiyanlar ülkenin geneline yayılmış bir nüfusa sahiptir. İşgalden önce sayıları 1,5 milyonun üstünde olduğu tahmin edilen Hıristiyanların başta Musul, Bağdat, Kerkük, Dohuk ve Erbil’de yaşadıkları bilinmektedir. Fakat işgal sonrası şiddet olayları nedeniyle bugün Irak’taki Hıristiyan nüfusunun 600.000’e 
düştüğü tahmin edilmektedir. Özellikle son 3 yıldır Hıristiyanlara yönelik artan saldırılar nedeniyle çok sayıda kişinin yurtdışına kaçtığı, yurtdışına gidecek parası olmayanların ise Kuzey Irak’a gittiği görülmektedir. 

Irak’taki Hıristiyanlar birbirine geçmiş üç halktan oluşmaktadır. Bunların hepsine birlikte Aşuriler (Assyrians) denilir. Bu üç topluluktan Süryani ve Keldaniler günümüz itibarıyla Kuzey Irak’ta yaşamaktadır. Çoğu, KBH’nin kontrol ettiği alanlardadır. Buna karşılık Aturilerin çoğu Musul’da ve Bağdat’ta yaşamaktadır. Musul, Kerkük ve Bağdat’tan çok sayıda Keldani Kuzey Irak’a göçmektedir. 
İstatistiklere göre son beş yılda Irak’ın diğer bölgelerinden (orta ve güney Irak’tan) Kuzey Irak’a onbinlerce aile göç etmiştir. Hıristiyanların çoğunluğu, temelde tarım ile uğraşmaktadır. Bunun dışındaki kesim ise kamu veya özel sektörde ücretli olarak çalışmaktadır. 

Genellikle zengin oldukları söylenememekle birlikte son göçmenlerin göç koşulları kötü olduğundan fakir sayısının arttığı söylenebilir. 
Bölgede öteden beri yaşayan Hıristiyanların siyasi partileri de bulunmaktadır. Bunlar arasında güçlüleri Aşuri Demokratik Partisi, Aşuri Ulusal Partisi, Aturi-Keldani-Süryani Meclisi, Keldani Demokratik Partisi’dir. 

Pek çok Hıristiyan parti ve lider için KBY, Irak’ın geri kalanında karşılaşmış oldukları saldırılar nedeniyle “güvenli bir liman” olarak görülmektedir. Bulundukları mekanlarda sürekli saldırıya maruz kalan Hıristiyan topluluğu 
için bu nedenle her geçen gün daha önemli hale gelen Kuzey Irak’a çok ciddi bir göç başlamıştır. 

2. Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) Siyasal Yapısı 

Kuzey Irak’ta 1991’den bu yana yeni bir devletsi yapı ortaya çıkmıştır. Uluslararası literatürde zaman zaman quasistate7 olarak da geçen bu yapı 1991’de 36. Paralelin kuzeyinde “Güvenli Bölge” oluşturulmasından itibaren oluşmaya başlamıştır. Bölgede 1992 yılında yapılan seçimlerden sonra kurulan parlamento iç siyasi karışıklıklar, iki büyük parti arasındaki siyasi mücadele ve nihayetinde çıkan iç savaş nedeniyle işlemez hale gelmiştir. 

Ancak, önce çatışmanın 1998’de sona ermesi daha sonra da 2002’den itibaren KDP ve KYB arasındaki işbirliğinin etkisiyle siyasi yapıda önemli bir değişim süreci başlamıştır. Fakat Kuzey Irak’taki siyasi yapının bugünkü halini alması asıl olarak Irak’ın işgalinden sonra bölgenin yaşadığı dönüşümde aranmalıdır. 

Yeni Irak’ın federal bir devlete dönüşmesi, Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi’nin 1970 yılından beri belirsiz olan durumunu netliğe kavuşturmuştur. 2005 yılında yapılan bir referandumla kabul edilen yeni Irak anayasasıyla Irak’ın federal bir ülke olduğunun ilan edilmesinden sonra bu ülkedeki tek federal bölge Kürt Bölgesel Yönetimi’dir. Henüz kendi anayasasını kabul edememiş olsa bile 
temel hak ve yükümlülükleri Irak Anayasası tarafından belirlenen bölgenin siyasal yapısı ve sınırları konusundaki tartışmalar hala devam etmektedir. KBY, kendisini parlamenter bir sistem olarak tanımlamaktadır.8 4 yılda bir seçilen bir parlamentoya sahiptir. Ayrıca halk tarafından seçilen bir başkan bulunmaktadır. 
Iraklı Kürtler kendi bölgeleri için birkaç kez anayasa yazma girişiminde bulunduktan sonra nihai halini 2009 yılının yaz aylarında alan bir metin oluşturmuşlardır. Ancak, bu metnin henüz tam olarak kabul edilme süreci tamamlanmamıştır. Bu nedenle hala bölgenin siyasal yapısı hakkında net bir şey söylemek değildir. Fakat bu haliyle KBY, yasama ve yürütme arasındaki ilişkiler ve başkanın konumu ve yetkileri açısından yarı başkanlık sistemine daha çok benzemektedir. 

Bölgenin sınırları da ayrı bir tartışma konusudur. Mevcut haliyle KBY büyük ölçüde Duhok, Süleymaniye ve Erbil vilayetlerini kapsamaktadır. Irak’ın işgali sırasında yaşanan olaylar ve operasyonlar sonrasında Kürt güçlerin savaş öncesi sınırların dışına çıkarak bazı bölgeleri kontrol ettiği görülmüştür. Bu durum, Musul’un batısındaki Sincar ilçesinden Diyala’nın doğusundaki Hanekin ilçesine 
kadar uzanan bir hat üzerinde Musul, Duhok, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Selahattin ve Di-yala vilayetlerini kapsayan bir “tartışmalı bölgeler” durumu yaratmıştır. Bu bölgelerdeki temel sorun, il, ilçe, nahiye ve diğer ölçekteki yerleşim birimlerinin idari sınırları ve hangi vilayete ait olduklarıyla ilgili bir sorun gibi görünmektedir. Fakat bunun ötesinde bu sorun, merkezi hükümet ile bölgesel hükümet arasındaki yetki sorununu; farklı etnik ve mezhepsel grupların bir arada yaşama sorununu; anılan bölgedeki yer altı ve yerüstü zenginliklerini 
paylaşma sorununu ve partilerin siyasal rüştlerini ispatlama sorununu içinde barındıran son derece çetrefil bir meseledir. Konuyla ilgili BM özel bir grup kurmasına ve bu sorunu çözmek için çeşitli öneriler geliştirmesine rağmen sorunun çözülmesinde şu ana kadar önemli bir gelişme sağlanamamıştır.9 

ABD de dahil olmak üzere birçok devletin endişeyle izlediği bölgede gelecekte bir sorun çıkması ihtimalinin yüksek olduğu ve ülkeyi karmaşaya sürükleyebileceği ileri sürülmektedir.10 Bu nedenle, “tartışmalı bölgeler” sorunu Kuzey Irakta ki mevcut istikrara en önemli tehditlerden birisi olarak varlığını korumaktadır. 

Kuzey Irak’ta siyasetin ana aktörleri dünyanın her yerinde olduğu gibi siyasal partilerdir. Fakat özellikle muhalefet partileri bu durumun KBY için daha farklı olduğunu, partilerin sadece bir örgütlenme aracı olmadığını, devlet ve hükümet gibi hareket ettiğini ileri sürmektedir. Bu eleştiriyi kısmen bölgenin en güçlü 2 partisi olan KDP ve KYB’nin de kabul ettiği, bu nedenle hem partilerini hem de KBY’deki siyasal sistemi reforme etme çabası içinde olduklarını görülmektedir. 

2.1. Kürt Bölgesel Yönetiminde Siyasal Partiler 

Kuzey Irak’ta esas itibarıyla 5 büyük siyasi partiden söz etmek mümkündür. Bu partiler Kürdistan Demokratik Partisi (KDP), Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Gorran Hareketi (Değişim Hareketi), Kürdistan İslami Birliği (KİB) ve Kürdistan İslami Cemaati (KİC)’dir. 

2.1.1. Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) 

16 Ağustos 1946’da İran’da kurulan İran Kürdistan Demokratik Partisi’ne paralel olarak Molla Mustafa Barzani’nin kurulmasına ön ayak olduğu Irak Kürdistan Demokratik Partisi bölgenin en köklü partisidir. İlk başkanı Molla Mustafa Barzani’dir. Molla Mustafa Barzani’nin ölümünden sonra KDP’yi bir süre oğulları İdris ve Mesut Barzani ortak yönetmiştir. İdris Barzani’nin 1987 yılında ölümünden beri partiyi bugün aynı zamanda KBY Başkanı görevini de yürüten Mesut Barzani yönetmektedir. KDP, milliyetçi ve muhafazakâr bir parti olarak tanımlanabilir. Ancak sahip olduğu değerleri ve dinamizmini şehirlere taşıya bildiği için modern bir karaktere de sahiptir. KDP, KBY içinde Duhok ve Erbil’de 
ayrıca, KBY dışında Musul vilayetinde güçlüdür. 

Buna karşılık, Süleymaniye ve Erbil’de daha az destekçisi olduğu söylenebilir. Hem 2009 KBY Bölgesel Parlamento seçiminde hem de 2010 Irak genel seçiminde önemli bir performans gösteren KDP’nin Kuzey Irak’taki partiler arasında en güçlü parti olduğu görülmektedir. 
1999 yılından itibaren bir Kongre yapmayan KDP 2010 yılı sonlarında uzun bir 
aradan sonra Kongresi’ni toplamıştır. Uzun hazırlıklardan sonra gerçekleşen Kongre’ye Irak’taki önde gelen siyasi figürlerin pek çoğu katılmıştır. 
Bu Kongre’de yeniden partinin genel başkanı seçilen Mesut Barzani’nin yanı sıra 
genel başkan yardımcılığına seçilen Neçirvan Barzani’nin partinin en önemli liderleri olduğu söylenebilir. Ayrıca, Mesrur Barzani, Fazıl Mirani ve Hoşyar Zebari gibi isimler KDP’nin en önemli liderleri arasında sayılabilir. 

2.1.2. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) 

1975 yılında KDP’den koparak oluşan KYB, uzun yıllar boyunca bölgedeki en önemli iki siyasi partiden birisi olmuştur. 

Partinin lideri aynı zamanda Irak Cumhurbaşkanlığını da yürüten Celal Talabani’dir. Süleymaniye merkezli bir parti olan KYB, 1996 yılında KDP ile 
yürüttüğü savaşta Erbil’i kaybedinceye kadar bu şehirde de son derece etkiliydi. Seçim sonuçları hala Erbil’de KYB’nin pek çok destekçisi bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, son seçimde KYB’nin Erbil’de milletvekili çıkarmadaki başarısızlığı desteğinin az olmasına değil, seçim stratejisindeki hatalara bağlanmalıdır.11 Şehirli ve göreli olarak sosyal demokrat sayılabilecek bir parti olan KYB uzun bir süre boyunca Kuzey Irak’taki siyasi hareketlere düşünsel öncülük etmiş, halen yeni siyasi akımların en önemli doğuş yeri olan 
ve entelektüel zenginliği ile bölgenin düşünsel lokomotifi durumundaki Süleymaniye şehrindeki en büyük parti olmuştur. Fakat 2006 yılında partinin iki numaralı ismi Noşirvan Mustafa’nın KYB’den ayrılması ve 2007 yılından itibaren parti içi muhalefetin değişim istemesiyle birlikte KYB örgütsel sorunlar yaşamaya başlamıştır. Partinin politbürosundan bazı isimler de dahil olmak üzere önde gelen KYB’lilerin partide reform istemeleri aksi takdirde ayrılacaklarını belirtmeleri partide bir bunalım yaratsa da Talabani’nin devreye girmesiyle 
parti içinde sükûnet kısmen sağlanabilmiştir. Fakat 2009 yılında yapılan seçinde Gorran Hareketi’nin KYB’yi Süleymaniye’de yenmesi parti içi sorunları yeniden gündeme taşımıştır. Bunun üzerine 2010 yılında bir Kongre gerçekleştiren KYB’de göreli bir reform dönemi yaşanmıştır. Bugün KYB’nin Celal Talabani dışındaki en önemli isimleri, son Kongre’de en çok oyu alan Talabani’nin 
eşi Hero Ahmet, KBH’nin halihazırdaki başbakanı Barham Salih, parti teşkilatının önemli isimleri olan Kosrat Resul ve Molla Bahtiyar gibi figürlerdir. 

2010 yılındaki genel seçimle kısmi bir toparlanma yaşayan KYB’nin önümüzdeki dönemde nasıl bir geleceğe sahip olacağını belirleyen faktörlerden birisi de 10 Eylül 2011 tarihinde KBY’de yapılması kararlaştırılan Vilayet Meclisi seçimi olacaktır. 2003 sonrasındaki seçimlere aynı ittifak içinde giren KDP ve KYB’nin önümüzdeki seçimlere tek başlarına mı yoksa ittifakla mı gireceği hem bölge siyasetini hem de bu partilerin geleceğini yakından etkileyecektir. 

2. Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,,

***