ANAP GARNİTÜR OLACAKTI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ANAP GARNİTÜR OLACAKTI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2014 Perşembe

TURGUT ÖZALLI YILLAR .. 2




TURGUT ÖZALLI YILLAR .. 2


ANAP GARNİTÜR OLACAKTI SEÇİMDEN BİRİNCİ ÇIKTI



Darbe sonrası ilk seçimlere üçüncü bir partinin girmesi için Evren’i ikna eden Özal o günleri şöyle anlatmıştı: “Askerler benim, yüzde 10 bile oy alamayacağımı düşünüyordu o sırada....” Evren’le görüşme sonrası kurulan ANAP, askeri müdahaleden sonra 6 Kasım 1983’te yapılan ilk genel seçimde oyların çoğunu alarak iktidara geldi. Halkçı Parti ikinci ve MDP de üçüncü parti olarak Meclis’e girebildi.



ANAP GARNİTÜR OLACAKTI SEÇİMDEN BİRİNCİ ÇIKTI
SÜREYYA ORAL / ÖZALLI YILLAR - 2
Turgut Özal, darbe hükümeti istifa edip parti kurmaya karar verdiğinde, darbeyi yapan Kenan Evren ve Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin yaklaşımını öğrenmek için istifa ettiğinde yapmadığı veda ziyaretini gerçekleştirmeyi planladı.
Özal, Ankara’ya geldiğinde Evren’i ziyarete Mustafa Taşar’ın Murat 124 marka arabasıyla gitti. Sohbette, Evren, Ulusu’nun bir parti kuracağını belirterek, Özal’dan bu partide yer almasını istedi. Sağda ve solda sadece birer partiye izin vereceklerini anlattı. Özal ise Evren’e iki partili sistemin kaosa yol açabileceğini, liberal bir partinin de olmasının daha mantıklı olacağını, bir koalisyon kurulması durumunda bu partinin anahtar rol oynayabileceğini dile getirdi. Ve bu nedenle kuracakları partiye izin verilmesini istedi. Özal, bu görüşmeye ilişkin düşüncelerini yıllar sonra şöyle açıklayacaktı:

ASKERLER İNANMIYORDU

“Askerler benim, yüzde 10 bile oy alamayacağımı düşünüyor o sırada. Buna göre, benim kuracağım minyatür parti, Türkiye’deki demokrasinin ispatı olacak. İki parti kurdurmuşlar sağda ve solda... Biri MDP, diğeri de Halkçı Parti. Benimki de yemeğin üstündeki bir nevi garnitür olacak. Evren Paşa da zaten böyle anlattı bana; ‘Biz iki parti düşünüyoruz. İktidar partisi sağda olacak. Solda da muhalefet olacak’ dedi. Ben de kendisine, ‘Bizim parti de, bu demokrasi oyununun ciddi oynandığının ispatı olabilir’ cevabını verdim.”
Ulusu ise Özal’ın parti kurma kararından bir süre sonra parti kurmaktan vazgeçti ve kurulacak partinin başına emekli Orgeneral Turgut Sunalp getirildi.

DEMİREL NE DEDİ?

Diğer taraftan Süleyman Demirel de Özal’a, “Sen parti kurma, biz kuruyoruz” diye haber gönderdi. Demirel, Özal’dan, kuracağı Büyük Türkiye Partisi içinde yer almasını istiyordu. Demirel ile Özal arasındaki iletişimi de Ekrem Ceyhun sağladı.
Demirel, Özal’ın yanında görmek isteği isimlerden Mehmet Dülger, Avni Akyol ile Hasan Celal Güzel’e de izin vermedi. Bu isimler başkanlığını emekli orgeneral Ali Fethi Esener’in yaptığı Büyük Türkiye Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Ancak BTP, AP’nin devamı niteliğinde görüldü, konseyin buna müsahaması yoktu. BTP’nin siyasi yaşama katılmasına konsey bu nedenle izin vermedi.
Özal, parti kurma çalışmalarına başladığında önce Kurucular Kurulu’nda yer alacak isimler üzerinde durdu. Ama isim bulmakta zorlanıyordu. Teklif götürülen kişiler çekincelerini belirtiyorlardı. Çalışmaları İstanbul’da Sadıklar apartmanında, Ankara’da da Aşağı Ayrancı’da sürdürdü. Tavsiyelerle gelen birkaç ismi kurucular arasına aldı. Leyla Yeniay Köseoğlu’nun önerdiği Mesut Yılmaz, Mehmet Yazar’ın önerdiği Abdullah Tenekeci, Şarık Tara’nın önerdiği Vural Arıkan kurucular arasında yer aldı. Kurucular listesinde, Halil Şıvgın, Veysel Atasoy, Cemil Çiçek, Mustafa Taşar, Adnan Kahveci, Mehmet Altınsoy da vardı.

KONSEYDEN 7 İSME VETO

Kurucu bulmakta zorlanan Özal, bu yüzden gönüllü gelen kimseye kapıyı kapatmadı. Nihayet 37 üyeli bir Kurucular Kurulu oluşturabildi. Özal, listeninin hazırlanmasını Hüsnü Doğan’dan istedi. Özal, ilk sıraya kendisini, ondan sonra Mehmet Keçeciler’i ve üçüncü olarak da kendi adını (Hüsnü Doğan) yazmasını istedi. Ancak Konsey, Keçeciler’in kurucu olmasına daha baştan karşı çıktı.
Kurucular listesinden ilk fire verilmişti. Konseyin incelemesinden sonra 7 kişinin kurucu üyeliği daha veto edildi. Bu isimler Hüsnü Doğan, Cemil Çiçek, Adnan Kahveci, Şadi Pehlivanoğlu, Muzaffer Atılgan, Cavit Kavak ve Erol Aksoy‘du. Veto yemeyen isimlerden Kurucular Kurulu, kendi içinde Başkanlık Divanı’nı belirledi.

SEÇİMDE ANAP SÜRPRİZİ

Başkanlık Divanı’nda yer alan Adnan Kahveci’nin veto edilmesi üzerine buraya kimsenin aday olmaması ve Teşkilat Başkanı’nı Özal’ın belirlemesi görüşü ağırlık kazandı. Ancak Veysel Atasoy’un sürpriz biçimde adaylığını açıklaması ve görevin verilmesi diğer arkadaşlarının tepkisini çekti.
Askeri müdahaleden sonra 6 Kasım 1983’te yapılan ilk genel seçimde büyük bir sürpriz yaşandı. Konseyin, “demokrasinin ispatı” gördüğü ANAP birinci, Halkçı Parti ikinci ve MDP de üçüncü parti olarak Meclis’e girebildi. Sonuçlardan sonra Özal ve çevresinde bir endişe de başladı:
“Acaba Kenan Evren, Özal’a hükümeti kurma görevi verecek mi, yoksa vermeyecek mi?”
Bu bekleyiş bir aya yakın sürdü.
Meclis Başkanlık Divanı’nın seçilmesinden sonra 7 Aralık 1983’te Çankaya Köşkü’ne çıkan Turgut Özal’a, Cumhurbaşkanı Evren tarafından yeni kabineyi kurma görevi verildi. Bu görüşmenin en ilginç yanı ise Özal’ın Evren’i öpmesi oldu. Evren yıllar sonra o günü anlatırken, ani gelişen Özal’ın öpme girişimi sırasında bir tepki veremediğini anlatacaktı.
Bu görüşmede kimlerin bakan olacağı konusu da gündeme geldi. Özal veto edilen Adnan Kahveci ile Hüsnü Doğan’ı dışarıdan bakan yapmak istediğini belirtip onay isterken Kenan Evren, Hüsnü Doğan’a olumlu yaklaştı. Evren, Vahit Halefoğlu’nun da Dışişleri Bakanı yapılmasını önerdi.
Bu görüşmeden sonra Özal hazırladığı kabine listesini Hüsnü Doğan’a verdi. Liste, Hüsnü Doğan’ın eşi tarafından evde daktilo edildi. Özal, kabine listesini, yanına Hüsnü Doğan ile Sudi Türel’i de alarak Köşk’e götürdü. Kabinenin onaylanmasından sonra, resmi açıklama yapılırken, basın mensupları Evren’e “Kurucu listesinde veto ettiğiniz Hüsnü Doğan’ın bakanlığını neden onayladınız?” şeklinde soru sordu. Evren bu soruya, “O zaman Devlet Planlama boşalmasın diye veto ettik” karşılığını verdi.

Turgut Özal, genellikle eşi Semra Özal’ı yanına alarak makam arabasını kendisi kullanırdı.
11’LER OLAYI 

Türkiye, bir yandan demokrasiye geçiş sancıları yaşarken, diğer yandan PKK terörü ile de tanışıyordu. O güne kadar ulusal güvenlik açısından pek fazla dikkate alınmayan terör örgütü PKK, ilk önemli saldırılarını 15 Ağustos 1984’de Eruh ve Şemdinli de düzenledi. Bu saldırıya hükümetin koyduğu tavrı yeterli bulmayan, aralarında Maliye Bakanı Vural Arıkan ile Barlas Doğu’nun da olduğu bazı milletvekilleri bir bildiri yayınlamaya hazırlanıyordu. 11’ler olayı olarak bilinen bu harekete Turgut Özal grup toplantısında tepki gösterdi ve bildirinin yayınlanması önledi. Türkiye, Özal’lı yıllarda, ayrılıkçı terör ile de tanışıyordu.

Turgut Özal, yazları eşi Semra Özal ile çıktığı tatillerde gazetecilere poz verirdi.
Ölümünde ihmaller var
Halil ŞIVGIN (ANAP kurucularından, Başkanlık Divanı üyesi ve Özal döneminde Sağlık Bakanığı yaptı.) 

“İstanbul’da Turgut Özal ile Semra Özal bizi Sadıklar apartmanında kabul ettiler görüştük. Biz üç arkadaş gitmiştik. ‘Bizim Ankara da ve diğer illerde de arkadaşlarımız var eğer parti kuracaksanız sizinle birlikte hareket etmeyi ve yanınızda yer almayı istiyoruz’ dedik. Turgut Bey bize parti kurmayı düşünmediğini, ancak kesin kararını daha vermediğini söyledi. Bunun üzerine ben, ‘Hiç düşünmeyin hemen kurun, tek başınıza iktidar olursunuz’ dedim







Bir hafta on gün sonra Ankara’ya geldiğinde beni aradı. Yanına gittiğimde Mehmet Keçeciler ve Hüsnü Doğan da vardı. Üçüncü görüşmemiz ise İstanbul’da oldu. O görüşmede diğer kurucuları da tanıdım. Özal’ın parti kurmasını destekleyenlerin başında Mehmet Keçeciler, sonra Hüsnü Doğan, ondan sonra da ben geliyordum. Mehmet Keçeciler’i Evren daha partinin kuruluş aşamasında veto etti. Keçeciler bu olaya üzüldü ve huzursuz oldu. Ben Turgut Bey’e Mehmet Altınsoy, Cemil Çiçek, Veysel Atasoy ve Mustafa Taşar’ı da önerdim. Onlar da kurucu oldular.
Adnan Kahveci, Vural Arıkan, Mehmet Altınsoy partinin başkanlık divanında yer aldı. Ancak Kahveci’nin veto edilmesi üzerine, bizler Özal kimi isterse onu başkanlık divanına alsın derken Veysel Atasoy aday oldu ve teşkilat başkanlığına seçildi. Ben milletvekilliği adaylığı için 183 tane isim önerdim. Çoğu da aday oldu.

‘Başkanlığı erteledik’

Parti iktidara geldikten sonra Mehmet Keçeciler, teşkilat başkanı oldu. O andan itibaren de Keçeciler, parti içinde hedef tahtası yapıldı. ‘Partiyi ve teşkilatları kendisine göre dizayn ediyor’ diye. Veysel Atasoy; Mustafa Taşar ve Mesut Yılmaz’ın desteğiyle Keçecileri hedef tahtası yaptı ve parti içinde bir mücadele başlattı. Ben seçimlerde dar bölge sistemi önerdim. Başkanlık sisteminin erken olduğu ve daha sonra ele alınması gerektiği görüşü hakim oldu partide. 1987 seçimlerinden sonra sivil Anayasa yapacak gücümüz vardı, ama bunu gerçekleştirerek başkanlık sistemini oturtamadık.
Eğitim ve sağlık alanında hazırladığımız reformları ise hayata geçiremedik. Sağlıkta hazırladığım reform paketi taslağını Başbakan Akbulut’a verdim. O kongreden sonra ele alalım dedi. Mesut Yılmaz da Başbakanlığı sırasında erken seçim kararı alınca bizim hazırladığımız teklif ortada kaldı. AKP 20 yıl sonra bizim hazırladığımız sağlık reformu paketini üzerinde rötuş yaparak uygulamaya koydu.

‘Onu düşürmek istiyorlardı’
Özal’a 1988 de parti kongresi sırasında yapılan suikastın dosyası açılır ve derinleştirilirse, ölüme giden süreç çok daha iyi görülür. Ölümünde ihmaller var. Bir acil eylem planı yok. En yakın hastaneye götürmek yerine en uzak hastaneye götürmeye kalkıyorlar. Ben Sağlık Bakanı’yken, Çankaya Köşkü’ne iki ambulans tahsis etmiştim. Bunlar il sağlık müdürlüğü enhvanterindeydi ama Çankaya Köşkü’nde kullanılıyordu. Daha sonra koalisyon hükümeti sırasında bu ambulanslar Köşk’ten alındı. Köşk, 1964 model ambulans olarak kullanılan bir araca kaldı.
Turgut Özal’ın son Türk Cumhuriyetleri gezisinde beraberdik. Uzun uzun görüştük. Dönüşte tekrar siyasete girmeyi düşünüyordu. 19 Mayıs’ta tören sonrasında halkın arasına karışmanın daha uygun olacağını düşünüyordu. 29 Ekimi çok geç bir tarih olarak görüyordu. O Köşk’te daha fazla kalmak istemiyordu, çünkü kendisini çok zorluyorlardı. Demirel ve diğerleri üzerine çok geliyordu, hatta Demirel 1991 seçimlerinden sonra ‘ilk işimiz Özal’ı düşürmek’ diye konuşmuştu. Koalisyonun amacı Özal’ı düşürmekti.”