Amerikan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerikan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2018 Cumartesi

“DIŞ GÜÇLER” BİR KLİŞE Mİ? Amerikan Sert gücünün parasal bileşenin hikayesi



“DIŞ GÜÇLER” BİR KLİŞE Mİ? Amerikan Sert gücünün parasal bileşenin hikayesi


14.09.2018














Finansal araçları diplomasinin zorlayıcı gücü olarak kullanmak, Amerikan dış politikasının sık kullandığı bir yöntemdir. Bazen korumacı ama çoğu zaman yıkıcı olabilen bu araçları Paul Viotti, 2014 yılında kaleme aldığı kitabında “Amerikan Sert Gücünün Parasal bileşeni” olarak tarif etmişti.

Uluslararası ekonomi politik alandaki akademik çalışmaları ile bilinen Johnathan Krishner ise 1996 yılında kaleme aldığı “Kur ve Zorlayıcılık” adlı eserinde ABD’nin özellikle “kur manipülasyonu” aracını, 1911-1968 yılları arasında “finansal zorlayıcı güç” enstrümanı olarak kullandığı 14 farklı operasyon düzenlediğini yazdı.

Bu operasyonların “korumacı” vasfına sahip ve en dikkat çekeni, Japonya’nın Mançurya’yı işgal ettiği ve Çin’e karşı açık bir kur savaşı güttüğü 1931-1941 yılları arasında gerçekleşmişti. İşgalin başladığı 1935’te Washington, Çin’in görevdeki milliyetçi hükümete destek olmak için ABD doları ve İngiliz sterlinine çapalanmış Çin parasını koruma altına aldı. Sonraki altı yıl boyunca Amerika Çin’den 572 milyon ons gümüş satın aldı. Böylelikle Japonya’nın Çin’in ekonomik olarak çöküşüne neden olabilecek açık kur saldırısını engellemek istiyordu. Bu amacına da ulaştı. Ancak Amerikan’ın Çin’den yaptığı bu yoğun satın alma, gümüşün değerini kabul edilebilir sınırların altına çekince, ABD bu korumacı kur manipülasyonunu 1941’de durdurma kararı aldı.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Selva TOR
Araştırmacı

http://www.stratejistdergisi.com/entries/d%C4%B1%C5%9F-politika/-di%C5%9F-g%C3%BC%C3%A7ler-bi-r-kli-%C5%9Fe-mi---amerikan-sert-g%C3%BCc%C3%BCn%C3%BCn-parasal-bile%C5%9Fenin-hikayesi


***
  

20 Ocak 2017 Cuma

Neden otoriter rejimler Amerikan yönetiminin isteğidir?




Neden otoriter rejimler Amerikan yönetiminin isteğidir?,,



Bülent Esinoğlu

20 Ocak 2017


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün yemin ederek göreve başlayacak, yeni Başkan Donald Trump'ın, Dışişleri Bakanı adayı Rex Tillerson ve Savunma Bakanı adayı James Mattis ile görüştü.

Çavuşoğlu’nun Trump’ın yemin törenine de, katılacağı ifade edildi. Gazeteler.

Amerikan derin devletinin, yeni Başkan Trump ile girdiği mücadeleyi doğru değerlendirmek zorundayız. Biz entelektüellerden çok, Türk devletinin durumu doğru değerlendirmesi gerekir.

Amerikan derin devleti ile Trump arasındaki kayıkçı kavgasını esas alarak düşünmek, dünya sorunlarına Amerika’dan bakmak anlamına gelir. Emperyalizmin kurumsal yapısını, kurumsal davranışını bilmemek anlamına gelir.

Trump’ın korumacı söylemlerine bakarak, Amerikan devletinin diğer ulus devletlerin iç işlerine karışmayacağını sanmak, devlet aklının yapacağı iş değildir.
Amerika ile ilişkilerde uzmanlaşmış, belki de tek Millet Türk Milletidir.

Küçük Amerika* diyerek bu günlere geldik. Amerikancılığın ne demek olduğunu iliklerimizde yaşayarak öğrendik. Müdahalelerle, süreçlerin kuralsızlaştırılarak, özelleştirildiğine şahit olduk. Ulus devletimizin nasıl da, uçurumun kenarına getirildiğini yaşayarak öğrendik.

Bir zamanlar Amerika ile içli dışlı olanların, Amerikancılığı normal hayatın gidişi sananların, Trump’ın söylemlerini ülkemiz bakımından iyi söylemler gibi anlamaları olasıdır.
Amerika, Türk devletinin iç işlerine karışmak ve Türk Devletini yönetmek için, giriştiği her operasyonda, böyle ortamları değerlendirmiştir.

Amerika’nın neden otoriter rejimlerle daha rahat çalıştığını anlamak, ekmek su kadar zorunludur.

Başkanlık sistemini Amerikan emperyalizminin baştan beri tercih etmesinin sebebi budur.

Amerikan devleti tarafından, diktatörlerin kullanılması şu sebeplerden ötürü tercih sebebidir.

Meclis gibi ikna edilmesi zor olan kurumların devre dışı kalması ve maliyetinin düşürülmesi bakımından tercih edildiği kesindir.

Amerika’nın en uzun ve iyi ilişki kurduğu devletlere bakarsanız hepsinin de otoriter rejimlerle yönetildiğini görürsünüz. Suudi Arabistan, Körfez Ülkeleri gibi… Yönetemediği veya müdahalede zorlandığı devletleri de haydut devlet sınıfına koyar.

Ülkemize başkanlık sistemini öteden beri isteyen Amerikan derin devletidir.

Çavuşoğlu, Trump’ın bakanlarına, bizim iç işlerimize karışıp karışmayacaklarını soracaksa, alacağı her cevap emperyalist bir yalan niteliğinde olacaktır.

 
Gerek Açılım sürecinde, gerekse, ülkenin bölünmesi için federasyonlaşma taleplerinde, Amerikan sözcülerinin, hep başkanlık sistemi önerdiğini görürüz.

Amerikancı FETO teşkilatının yayın organlarında hep Başkanlı önerilerine şahit olmuştuk. Her ne kadar şimdilerde RTE’ye karşı olsalar da, ortak oldukları dönemlerde FETO hep başkanlığı savunmuştur. Çünkü Büyük Biraderin asıl talebi budur.

Şimdilerde Amerikan emperyalizmi RTE ile arası iyi değildir. Bunu biliyoruz.

Trump’ı Amerikan emperyalizminin başına gelmiş bir peygamber sanmak ve 15 Temmuz’u unutmak, Amerikan derin devletinin stratejisine en uygun davranıştır. Sonu daha büyük felakettir.

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com
ulusalkanal.com.tr




http://www.ulusalkanal.com.tr/neden-otoriter-rejimler-amerikan-yonetiminin-istegidir-makale,6037.html


***